Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

TARİHİ ÇEVRE KORUMA KAVRAMI İLE İLGİLİ YAKLAŞIMLAR

No description
by

hande kahraman

on 15 January 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of TARİHİ ÇEVRE KORUMA KAVRAMI İLE İLGİLİ YAKLAŞIMLAR

TARİHİ ÇEVRE KORUMA KAVRAMI
design by Dóri Sirály for Prezi
GİRİŞ
Tarihi çevrenin türü ve niteliği, onu oluşturan bileşenlerin niteliğine göre değişim gösterir. Tarihi kent çevrelerindeki yapılaşmaların birbirleriyle olan oran ve boyutları, dokunun bütününe uygun olmakla birlikte, ayrıntılara inildiğinde de zengin çeşitlilik gösteren bir mimarlık gözlenir . Tarihi çevre dokusu doğal koşulların yanında, yaşamsal ihtiyaçlar, gelenekler, örfler ve çağın imkanları çerçevesinde şekillenmiştir. Tarihsel kent merkezlerinin planlanmasında, yapıların taşıdıkları özgün değerlerin, niteliklerin keşfedilmesi ve anlaşılması için sürdürülmesinin sağlanması gereklidir.
Tarihi Çevrenin Tahribatı
Endüstrinin, teknolojinin ani değişimi sosyal yapının da tüm birimlerine yansıyarak köklü değişimlere neden olmuştur. Kent dokuları bu yeni dengeye göre yeniden planlanmaya başlanmış ve bu planlar uygulanmıştır. Bunun sonucunda o güne kadar var olmuş tarihsel doku yeni işlevlerin kendine yaşayacak alan yaratmak zorunda olması nedeniyle kaçınılmaz bir biçimde tahrip olmuştur. Tarihi çevrelerin tahrip nedenlerinden bazıları şu şekilde sıralanabilir:
• Sosyal yaşam koşullarındaki değişimler,
• Çağdaş konfor koşullarını sağlama isteği doğrultusunda yapılan bilinçsiz müdahale ve ekler,
• Yanlış restorasyonlar,
• Kişilerce konuya verilen önemin azlığı, halkta tarihsel çevre bilincinin olmaması, koruma eğitiminin yetersizliği,
• Ekonomik zorunluluklar: koruma maliyetini finanse edecek parasal güçten yoksun olunması, alınacak önlemlerin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi isteği sonucu araştırma ve belgelemeye dayanmayan uygulamalar.
Aktif Koruma Proje Uygulamaları
Karşıt (Kontrast)/Zıt Yaklaşım
Karşıt yaklaşım; ölçü, oran, renk, biçim, doku gibi tasarım öğeleri arasında bilinçli olarak sağlanan karşıtlık olarak tanımlanmaktadır. Tarihi kent dokusunda yeni yapı tasarımı için zıt yaklaşımın seçilmesindeki amaç; çağdaş malzeme, teknoloji ve mimari anlayışın kullanılmasıyla tarihi dokuyu daha belirgin hale getirmeyi sağlamak ve böylelikle bir uyum yaratmaktır (Velioğlu 1992).
HAZIRLAYAN: HANDE ETUŞ KAHRAMAN
SEMİNER DERSİ 2013-2014 YILI FİNAL ÖDEVİ
Tarihi Çevre Kavramı
Tarihi çevre, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu dikkate alınarak şu şekilde tanımlanabilir:
Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntılarının; önemli tarihi olayların yaşandığı yerlerin ve yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının oluşturduğu çevredir.

Tarihi Çevre Ögeleri

2863 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nda tarihi çevreler ‘sit’ kavramıyla adlandırılmaktadır.
Yasada arkeolojik sit alanı; eski bir medeniyetin kalıntılarının bulunduğu kent içindeki alanlar veya kırsal alanlardaki antik yerleşmeler;
kentsel sit alanı; mimari, yöresel, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan kültürel ve tabii çevre elemanlarının birlikte bulundukları alanlar;
tarihi sitler önemli tarihi olayların meydana geldiği, doğal sit ise, tabiat özellikleri ve güzellikleri ile korunması gereken alanlar olarak tanımlanır.


Ayrıca, bu değerlerin yatayda ve dikeydeki birlikteliği sonucunda oluşmuş; kentsel arkeolojik sit, kültürel peyzaj alanları, kırsal sit, birden fazla sit özelliğini bünyesinde toplayan karmaşık sit alanları da mevcuttur.
Kaynak: http://www.restoraturk.com/sit-alanlari.html Ziyaret Tarihi:12.12.2013
Kaynak:Arabacıoğlu P., Aydemir I., 2007,Megaron YTÜ Mimarlık Fakültesi E-Dergisi Cilt 2, Sayı 4
Tarihi Çevrenin Korunmasında Uygulanan Stratejiler
Korumacılığı, sürdürülebilir yaşam için gerekli olan doğal ve tarihsel çevreleri, doğal dengeler göz önünde bulundurularak, zararlı ve tehdit eden etkilere karşı muhafaza etmek ve bunları engellemek için alınan önlemler olarak tanımlayabiliriz. Doğal ve kültürel varlıklarımızın korunması, bakımı ve gelecek nesillere aktarılması tüm dünya ülkelerinde ve ülkemizde önemle ele alınması gereken değerlerdendir. Bu bağlamda altı temel strateji gündeme gelmektedir:





 Saklamak anlamında korumak (depoculuk-bekçilik);
 Sergilemek üzere korumak (müzecilik);
 Değiştirmeden (onararak) kullanmak (onarımcılık);
 Değiştirerek (sağlıklaştırarak, ekleyerek) kullanmak (yapıcılık);
 Yenileyerek (yeniden yaparak) kullanmak (yıkıp-yapmacılık),
 Belgelemek ötesinde yok oluş sürecine müdahale etmemek (seyircilik).

Koruma ahlakı açısından "yapıcılık", "yıkıp-yapmacılık" ve "seyircilik" kullanılması istenmeyen stratejilerdir. Ancak, "koruma/kullanma dengesi" tartışmalarında ister istemez ön plana çıkan stratejiler de bunlar olmaktadır.

Kaynak: Sarı, M.,2007, Emniyet Teşkilatının Eğitim Sürecinde Tarihsel Çevre İle İlgili Yeni Yaklaşımlar, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü

Koruma uygulamalarını aktif ve pasif olarak iki grupta değerlendirmek mümkündür.
Pasif koruma, mal veya mülk sahipliliği ile koruma sorumluluğunun diğer kişi veya kuruluşlarda bırakıldığı, daha çok tescil etme, mal veya mülk üzerindeki hakları kısıtlama, planlama, yasaklama, denetleme ve cezalandırma türü müdahaleleri kapsayan uygulamalardır.
Aktif koruma, sahiplilik ve sorumluluğunun paylaşıldığı ya da tamamen üstlenildiği, daha çok yönlendirme, destekleme, satın alma, takas etme, istimlak etme, planlama ve projelendirme ile proje uygulama türü müdahaleleri içeren uygulamalardır.

Tarihi Çevrede Koruma Uygulamalarının Sınıflandırılması
Kaynak:http://ekutup.dpt.gov.tr/cevre/eylemplani , Ziyaret Edilen Tarih: 09.12.2013
Pasif Koruma Uygulamaları
Ülkemizde daha çok pasif koruma uygulamaları gündemdedir. Koruma kuralları ortaya konur, diğerlerinin uygulamaları yönlendirilir, izlenir, denetlenir. Bu bağlamda Kültür, Orman ve Çevre Bakanlıklarının ayrı ayrı tescil, plan hazırlama, plan inceleme ya da onama ve plan uygulamalarını denetim görev ve yetkileri vardır.

Tescil
Kültür Bakanlığı'nın Koruma Kurulları kanalıyla yaptığı "Doğal Sit" ve "Tabiat Varlığı" tescilleri, Orman Bakanlığı'nın ilan ettiği "Milli Park", "Tabiat Parkı" "Tabiat Anıtı" ve "Tabiatı Koruma Alanları" ile çakışabilmekte; bütün bunlar ise Çevre Bakanlığı'nın "Özel Çevre Koruma Bölgeleri" ve "Çevre Düzenleme Alanları" ile yer yer veya tamamen örtüşebilmektedir. Bütün bunların üstüne Kültür Bakanlığı’nca belirlenen “Arkeolojik Sit”, “Tarihi Sit”, veya “Kentsel Sit” tescillerinin de gelebileceği dikkate alınırsa bir olgunun değişik özellikleri nedeniyle farklı kurumlarca ayrı ayrı tescil ediliyor olmasının yarattığı “koruma yetki kargaşası” kolayca kavranabilir. Örneğin, Ürgüp-Göreme-Avanos üçgeni bir “Milli Park” olarak belirlenmiş olmasına rağmen aynı zamanda, 1.ci ve 2.ci derece “Doğal Sitler”, “Tarihi Sitler”, “Arkeolojik Sitler”, “Ören yerleri” ve “Kentsel Sitler” ile kaplanmış ve “UNESCO Dünya Mirası Listesi”ne alınmış ancak bir bütün olarak yine de sahipsiz kalmış ilginç bir olgudur.
Plan Hazırlama
Kültür Bakanlığı "Koruma İmar Planları", Orman Bakanlığı "Milli Park Uzun Vadeli Gelişme Planları" ve Çevre Bakanlığı ise "Özel Çevre Koruma İmar Planları" ile "Çevre Düzeni Planları" üretmektedir. Bunlara ek olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın İmar Yasası’nda açıkça belirtilmemiş olmakla beraber gündeme getirdiği ve uyguladığı tartışmalı “Çevre Düzeni İmar Planları” ya da “İl İmar Planları”, planlama kargaşasını körüklemektedir.
Özellikle, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca hazırlanan planlar ve “Projelendirme” ve “Ruhsatlandırma” hizmetlerinin de, temelde “koruma” değil “imar” amaçlı etkinlikler olduğunu vurgulamak gerekir. Kültür Bakanlığı, İller Bankası ve Belediyeler tarafından hazırlanan “Koruma Amaçlı İmar Planları”, “koruma” hedefine en çok yaklaşan planlama çalışmaları olarak gözükmektedir .
Plan Onama
Plan onama aşaması da ilgili bakanlıkların farklı yaklaşımları ve örtüşen yetkileri ile bir kargaşa sergilemektedir. Örneğin, ÇED ülkemiz mevzuatı ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca korunması gereken alanlar ile korunması gerekli diğer alanlarda uygulanmak durumundadır. Ancak, diğer yönetmeliklerde olduğu gibi ÇED de, planlama aşamasında sadece dikkate alınıp, bir uygulama koşulu olarak plan hükümlerine mi işlenecek; yoksa, plan hükümlerinin biçimlendirilmesi aşamasında bir planlama verisi yada planın bir bütün olarak değerlendirilmesi bağlamında bir mihenk taşı olarak mı ele alınacak, belli değildir.
Plan Uygulama ve Yaptırım
Planlarda belirtilmiş, ya da plan değişikliği olarak gündeme gelmiş projelerin uygulanması aşamasındaki çevre koruma amaçlı yaptırımlar bağlamında ise belediyeler, valilikler ve Çevre Bakanlığı öne çıkmaktadır. Ayrıca valiliklerin yetki alanlarında her tür proje uygulama ve denetim hizmetinin Çevre Bakanlığı ile işbirliği halinde ve ÇED ışığında ele alınması zorunludur.
Denetim
Plan uygulamalarının izlenmesi ve denetlenmesi gerekir. Ancak, bütün imar planları için geçerli olduğu gibi, “Koruma Amaçlı İmar Planları”, “Özel Çevre Koruma İmar Planları” ve“ Çevre Düzeni İmar Planları” için de etkili bir denetim mekanizması kurulamamıştır. Sonuç olarak, bütün yük yargıya kalmış gözükmektedir .
Kaynak: http://ekutup.dpt.gov.tr/cevre/eylemplani , Ziyaret Edilen Tarih: 09.12.2013
Destekleme
Koruma konularında mülk sahiplerine üç tür destek sağlanması söz konusudur:
1) Parasal (kredi ve vergi kolaylıkları),
2) Teknik (röleve, restorasyon ve restitüsyon projelerinin elde edilmesi süreçlerinde kolaylıklar)
3) İdari/bürokratik (başvuru kolaylıkları, güleryüzlü ve yönlendirici bürokrasi, basit ve netbürokratik yanıtlar) kolaylıklar.
Ancak, korumadan doğrudan sorumlu kuruluşların sözkonusu destekleri yeterince sağlayabildikleri söylenemez. Kaynaklar kısıtlı, teknik donanım (personel ve olanakları) yetersiz, bürokratik süreçler ise karmaşık ve yavaştır. Kuşkusuz bu sorunlar yerel ve merkezi idarelerin genel yapısından kaynaklanmaktadır.
Sorumluluk Paylaşma
Korumadan doğrudan sorumlu kuruluşlar ile korunacak mülk sahipleri arasındaki en anlamlı ilişki sorumluluk paylaşımı olmaktadır. Bu, iki taraf arasında karşılıklı iyi niyet, açıklık ve dürüstlüğe dayanan bir iletişimi varsayar. Mülk sahibine yardımcı olmak üzere yol göstermek, örgütlemek, kaynak aramak, parasal katkı yapmak, proje yapımını üstlenmek, inşaat kontrol ve işletme süreçlerinde de devrede olmak gibi sorumluluk paylaşımları, özel ve kamu sektörleri arasında pek sık rastlanan durumlar değildir. Kültür Bakanlığı’nın koruma kooperatiflerini destekleme yoluyla aktif koruma sorumluluğu aldığı Kuşadası Projesi örneği tektir.
Sorumluluk Alma ve Proje Kültürü
Sorumluluğu tamamen üstlenmek yani, sahiplilik meselesinin çözümü (istimlak, takas, satın almak), daha sonra planlama ve projelendirme, son olarak da projeye kaynak bulmak, proje uygulamasını yönetmek ve projenin bakım ve işletme sorunlarını çözmek gibi birbiriyle içiçe geçmiş bir dizi işi üstlenmek, koruma ile doğrudan ilgili kuruluşların son zamanlardaki temel eğilimidir.
Kaynak:http://ekutup.dpt.gov.tr/cevre/eylempla/ucep.html
Tarihi Çevrelerde Koruma Kapsamına Giren Yapıların Özellikleri
Mimari boyut:
Yapı, bazı özellikleriyle hem estetik değer, hem sanat değeri taşımakta olup aynı zamanda bir kültür belgesidir. Yapıya, mimari ve sanat tarihindeki konumunu kazandırdığı bir boyuttur.


Kentsel boyut:
Yapı, konumlandığı alan ve çevresiyle bir bütündür. Yapılar hacimleriyle tarihi dokuya katılırlar. Yapılar, tek tek veya gruplanarak ve bu gruplanmaların arasında oluşan boşluklarla bir fiziksel varlık meydan getirirler.


Tarihi Kent Dokusunda Tasarım Yöntemleri
Uyum (Armoni)/Benzer Yaklaşım
Tarihi kent dokusunda eski ile yeni arasında bir uyumun sağlanması amacıyla, kimi zaman eskisi ile benzerlik gösteren biçimler, elemanlar, oranlar, malzemeler vb. kullanılarak, kimi zaman ise eskisinin aynısı kullanılarak (taklit edilerek) yeni tasarımlar yapılmaktadır.
Bu yöntemin uygulanmasında iki yol izlenmektedir:
• Tarihsel biçimlerin taklidi
• Tarihsel biçimlerin yorumu

New Mexico’nun başkenti Santa Fe şehrinde yapılmış olan beş yıldızlı otelin, yaklaşık olarak 12. yüzyılda yapılmış olan kerpiç, Kızılderili yerleşmesinin bir taklidi olduğu söylenebilir.
Tarihsel biçimlerin yorumu yaklaşımına bir örnek olarak Indianapolis’te bulunan The Art Institute of Indianapolis spor merkezi gösterilebilir. Yapıların Mısır Piramitlerinden etkilenilerek tasarlandığı ve çağdaş malzemeler kullanılarak yapıldığı söylenebilir.
Berlin Paris Meydanı’nda 1900’lü yıllarda yapılmış olan Künste Akademisi, karşıt yaklaşıma örnek olarak gösterilebilir. Tarihi yapılarla çevrili bir meydanda, yıkılmış olan eski akademinin yerine yapılan Künste Akademisi, cam, çelik gibi çağdaş malzemeleri kullanarak zıtlık yaratırken, mevcut tarihi dokudaki yüksekliği geçmemesi, şeffaflığı sayesinde diğer yapıları ezmemesi ve kullanılan oranlarla çevredeki yapılara gönderme yapmasıyla tarihi dokuda uyumu yakalamaktadır.
Rastlantısal Yaklaşım
Tarihi kent dokusu ile bağlantı kurmak amacıyla uyum ve karşıt yaklaşımların bir arada kullanıldığı ya da her iki yaklaşımın da kullanılmadan, ürünlerin rastlantısal olarak ortaya çıktığı ve elde edilen sonucun tasarımda belirsizliğe neden olduğu bir yaklaşımdır. Hiçbir akımla ya da çevresel değerle ilgisi olmayan bu yaklaşımda tarihi doku da göz önüne alınmamaktadır.

Rastlantısal yaklaşıma ülkemizden bir örnek
SUNUM BİTMİŞTİR.
DİNLEDİĞİNİZ İÇİN
TEŞEKKÜRLER....
Full transcript