Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Göçebe ve yerleşik toplumlar

No description
by

Ahmet Gundogan

on 25 March 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Göçebe ve yerleşik toplumlar

Boy beyi / kabile reisi / şef/ Hakan/Kağan

monark ama mutlak monarşideki gibi değildir.

“eşitler arasında birinci” olarak nitelenir.

Göçebelerde görülen siyasi yapılanma:

Boylar Birliği / Boylar Konfederasyonudur.

Peki
konfederasyon
ne demektir?

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ

GÖÇEBELİK - YERLEŞİKLİK

Devlet:

Siyasi örgütlenmedir.
Kurumlar bütünüdür.

devletleşme = kurumsallaşma

Devlet yerleşik yaşama ait bir siyasi yapılanmadır.

Göçebe Toplulukların
Siyasi Yapısı

Siyasi yapı:



Soru: Devlet nedir?

Toplumsal yapı:

Göçebe Toplulukların Toplumsal Yapısı

Soru:
Eski Türkler’in özellikleri nelerdir?

Soru: Neden göç ederler?

Göçebe toplum:

Belli bir toprak parçasına yerleşmiş değildir, göç halindedir.



Toplumlar yaşam koşullarına bağlı olarak özellikler kazanırlar.

Örneğin, toplumlar yaşam koşullar gerektiriyorsa savaşçı olurlar.

O zaman;
* Eski Türkler’in yaşam koşulları nasıldı?
* Eski Türkler’in siyasi, ekonomik, toplumsal özellikleri nelerdi?


Göç bir ihtiyaç/zorunluluk haline gelir

Coğrafi koşullar / İklim koşulları
Geçim kaynaklarının azalması
Kabileler arası savaşlar
İstilalar

Ekonomik yapı:

Göçebe Toplulukların Ekonomik Yapısı

Göçebelerin geçim kaynakları:

Hayvancılık
Yağma
Ganimet
Paralı askerlik
Ticaret (ağırlıklı olarak yerleşik dünyaya ait bir ekonomik faaliyet olmakla birlikte göçebe yaşamda da yeri olan bir geçim kaynağı.)

Küçük toplumsal birimler halinde örgütlenmişlerdir:

Kabile / klan / boy

Sınıfsız, eşitlikçi toplum



Soru:Neden göçebe topluluklarda sınıfsal farklılık görülmez?



Sınıf farklılıkları mülkiyet kavramının ortaya çıkışıyla birlikte oluşmuştur:




Dönemin temel üretim araçlarını elinde bulunduran kesim toplumun egemen kesimi olmaktadır.



Tarım toplumlarında (Sanayi Devrimi’ne kadar) toprağın mülkiyeti gücün temel belirleyeni olmuştur.

Bu nedenle yerleşik tarım toplumlarında;



Egemen olmanın yolu toprak sahibi (Aristokrat) olmaktır.

Egemen sınıf bu konumunu devlet kurarak ve devlet yapısına hakim olarak korur.

Bir devletin gücü de sahip olduğu toprakla eşdeğerdir. Dolayısıyla tarım toplumlarında devletler sürekli fetih yaparak toprak genişletmeye çalışırlar.

Göçebelerin dünyasında mülkiyet kavramının yeri yoktur.


Mülk ortaklığı vardır.


Bu nedenle, topluluklar içinde sınıfsal bir ayrım görülmez
.

Başta bir yönetici var, ama “eşitler arasında birinci” durumdadır, kararlar ortak alınıyor.


Kadın erkek ayrımı pek görülmüyor, kadınlar da kararlarda ve savaşlarda etkin.

Kültürel Özellikler:

Yazılı kültür ve edebiyat yok. (Neden ?)
Mimari yok.(Neden ? )
Göçebelerde hangi sanatlar ve zanaatler görülür ?
Göçebe sanatının özellikleri nelerdir ?
Yazılı hukuk yok ama bu toplumsal kurallar olmadığı anlamına gelmiyor (töre).

Halı, kilim, çadırlar,

At önemli. (Neden?)

Yazılı kalıntılar mezarlar.
(Orhun Kitabeleri mezar taşıdır.)

Din: çok-tanrılı dinler

Konfedarsyon tipi örgütlenme hangi toplumlarda sık görülür ? Neden ?
YERLEŞİK TOPLUMLARIN ÖZELLİKLERİ

Şehirler, kasabalar kurulmuştur.
Devletler halinde örgütlenmişlerdir.
geçim kaynakları: tarım, hayvancılık, ticaret.
toplumsal yapı: sınıflı toplum, yöneten ve yönetilen sınıflar ayrımı oluşmuştur.
toplumsal yapı eşitsizleşmiş durumda, kadın – erkek arasında görev dağılımı.
din: tek tanrılı dinlere geçiş yaşanır.
kültürel özellikler: mimari gelişmiş, yazılı edebiyat ve (ticari ve hukuki) tutanaklar mevcut.

Toplumsal Yapı
Toplumsal Yapı
Toplumsal Yapı
Toplumsal Yapı
Toplumsal Yapı
Kültürel Yapı
Hazar Gölü
Aral Gölü
Maveraünnehir
Horasan
Pazırık Kurganı’nda Pazırık Halısı

Göçebe kadınlar ne yapıyor?

ASYA HUN DEVLETİ (MÖ.3.YY.-MS.150)

AVRUPA HUN DEVLETİ (4.YY.-5.YY)

I.GÖKTÜRK DEVLETİ (552-631)

II.GÖKTÜK (KUTLUK) DEVLETİ(681-745)

UYGUR DEVLETİ (745-840)

İLK TÜRK DEVLETLERİ
Konfederasyon:

Birden fazla ülkenin genellikle dış işleri ve savunma alanlarında federasyona göre biraz daha ılımlı bir bağımlılık içinde ortak politika ve yönetim izleyip diğer alanlarda ise bölgesel yönetimlerinde serbest bulundukları devletler topluluğu.

Çeşitli ortaklıklarla birleşme vardır.

Ortak menfaatlerini gerçekleştirmeye yarayacak nisbette bir işbirliği yaparlar;

NEDENLERİ


Çin egemenliğine girmek istemeyen Kuzey Hunları Hazar denizinin kuzeyine oradan da Karadeniz’in kuzeyine göç etmişlerdir.

Hunlar, bu bölgedeki barbar kavimleri (Ostrogot, Vizigot, Frank, Vandal) Avrupa’ya doğru itmişlerdir.

Yani Kuzey Hunlarının göçü kavimler göçünü başlatmıştır.





KAVİMLER GÖÇÜ
SONUÇLARI


Fransa, Almanya,İngiltere, Ispanya gibi Avrupa devletlerinin etnik temelleri atıldı.

Roma İmp. Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı.

İlk çağ sona erdi. Orta çağ başladı.

Avrupa’da feodalite rejimi ortaya çıktı.

Avrupa’da kilise önem kazandı.Skolastik düşünce egemen oldu.

Feodalite (Derebeylik)

Feodalite: Ortaçağ Avrupası’nda, Roma İmparatorluğunun yıkılmasından sonra parçalanan toprakların her bir bölümünün bir soyluya ait olduğunu kabul eden siyasi rejimdir.

Özellikleri neler olabilir: ?

Feodalitenin Özellikleri

1. Feodal sistemde; toprağın asıl sahibi olan
Süzeren
adı verilen derebeyi ile onun koruyuculuğu altında bulunan ve emirleri doğrultusunda hareket eden bir
“vasal”
vardır.

2.
Vasallar süzerene yeminle bağlı
bulunurlar, süzerenden bu bağlığa karşılık toprak alırlardı. Bağış olarak vasal’a verilen bu topraklara
“Fiyef” (Tımar)
denirdi.

3. Kralların elindeki yetkiler çok sayıdaki derebeyi arasında paylaşılmıştır.

4.
Senyör
adı verilen
derebeyi
hem toprağın hemde onu işleyen çiftçinin sahibidir. Ekonomik, siyasal, hukuksal bütün alanlarda asıl gücü elinde tutmaktadır.

5. Senyörler,
toprağa bağlı köylülerin
üretim fazlasına el koyma hakkına sahiptirler.


Feodalite neden bir yönetim biçimi olarak ortaya çıktı ?

Feodalitenin yönetim biçimi olarak özellikleri nelerdir ?
6. Senyörler kendilerinden güçlü olan bir başka senyöre ya da krala bağımlıdır.
Ama kralların elinde senyörlere boyun eğdirecek bir merkezi güç yoktur.

7. Senyörlerin yanında, kilisede tüm Avrupa ülkelerinde örgütlenmiştir.

Kilise, Afaroz (kişileri dinden atma)
Enterdi ilan etme (bir ülkeyi yöneticileriyle beraber cezalandırma.Dini görevlerin durdurulması) gibi silahları kullanarak halkı denetim ve etkisi altına alıyordu.

8. Feodalite döneminde sosyal sınıflar vardır.

Bunlar:

Kral

Soylular (Senyörler):
Bu sınıftakiler Dük, Kont, Baron, vikont, Şövalye olarak sıralanan soylu kişiler. Siyasal ve askeri hakları vardır. Çalışmazlardı.

Rahipler:
Kilise ve papalık teşkilatı. Büyük zenginlikler elde eden rahipler, din ve devlet işleriyle uğraşmışlardır.

Şovalyeler:
Şövalyelik soydan gelmeyen ve soyluluk ifadesi olmayan bir seçkinliktir. Orta Çağ'da şövalyenin temel görevi dövüşmek ve atlı birliklere liderlik etmekti.

Köylüler:
İkiye ayrılır.
1) Serbest köylüler.
2) Serfler, Toprağa bağlı yarı köle halk.


9. Ticaret hayatı tamamen gerilemiştir. Tek üretim aracı topraktır.

10. Bilimsel ve akılcı düşünceyi reddeden dine dayalı düşünce sistemi skolastik düşünce egemendir.

Bilimsel gelişmeler durmuştur.


ENGİZİSYON MAHKEMELERİ VE ÖLÜM CEZALARI


5 yüzyıldan fazla halifeliği ellerinde tutmuşlardır.
Başkent Bağdat’a taşınır.

TALAS SAVAŞI (751):
Abbasiler ve Çin arasındaki savaş sonrasında Orta Asya’ya yayılmıştır.

Bu tarihten itibaren Türkler de İslamiyet’le tanışmaya başlamıştır.

Abbasiler siyasi alandan çok kültür ve medeniyet alanında gelişme göstermiştir. (“İslam Rönesansı” dönemi olarak da adlandırılır.)




Emevi Halifesi Muaviye’nin ölümünden sonra, oğlu Yezid’in halifeliği bazı kesimlerce kabul görmez. Ali’nin oğlu Hüseyin, Kufe’ye çağrılarak halife ilan edilmek istenir. Yezid bunu engellemek için harekete geçer ve Kerbela denen bölgede Hüseyin ve ailesi öldürülür.

KERBELA OLAYI denen bu olay, İslam dünyasının kesin olarak
ŞİİLER ve SÜNNİLER olarak ayrılmasına yol açmıştır.

Şiiler bu olaydan sonra İslam halifesini tanımamışlar ve kendi dini liderleri olan seçtikleri İmamlara Emevi devleti içinde bağlı olmuşlardır.

Emeviler dönemi 90 yıl sürmüştür.



Hz. Osman’ın muhalif bir kesim tarafından öldürülmesiyle İslam birliği bozulmuş, iç savaşla birlikte dini ayrılıklar da ortaya çıkmıştır.



Bu dönemde üstünlük sağlayan muhalif kesim Halife olarak Hz. Ali’yi (peygamberin amcasının oğlu ve damadı) seçmiştir.



Öldürülen halifenin yandaşları kan davası güderek Suriye’de toplanır.

Mekkeliler, peygamberin eşi Ayşe’nin de onayı ile Ali’yi desteklemekten vazgeçer.


Kuran çoğaltılarak ele geçirilen topraklara gönderilmiştir.

(Kuran’ı ezberden okuyan ve yorumlayan “Kurra” denen kişiler, kitleler üzerinde iktidardan bağımsız bir güç oluşturuyordu.Merkezi otoriteye rakip olmuşlardı.)

Kuran'ın çoğaltılması ve çevre illere gönderilmesi neden önemlidir ?

İran ve Horasan bölgesi ele geçirilmiştir.

Akrabalarını iş başına getirerek İslam toplumunda ayrımcılığın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Halkın güvenini kaybetmesi sonucunda, Ebubekir zamanında yazılan orijinal Kuran’ı kaybettiği iddiasıyla suçlanmış ve öldürülmüştür.


Hz. Ömer Dönemi (634-644)

İslam devletinde temel örgütlenmelerin yapıldığı dönemdir.

İlk kez adli örgüt kurulmuş, kadılık kurumu oluşturulmuştur.

Ülke yönetim bakımından illere ayrılmıştır.

İlk kez Divan örgütü oluşturulmuştur.

Hicri takvim uygulanmaya başlamıştır.

Arabistan dışında topraklar ele geçirilmiştir

(Suriye, Filistin, İran, Irak, Mısır).

Hz. Ebubekir Dönemi (632-634)

Hz. Muhammed’in ölümü sonrasında İslam birliği korundu.

Tüm Arap Yarımadası İslamiyet’i kabul etti.

Kuran kitap haline getirildi.

Bizans’la Ecnadin savaşı yapıldı.

Suriye’nin kapıları Müslümanlara açıldı.


İSLAM TARİHİ

Zamanla siyasi hakimiyetleri zayıflamış, Abbasi devletinin içinde yeni devletler ortaya çıkmaya başlamıştır:


Kuzey Afrika’da: İdrisoğulları (Fas), Aglebiler (Cezayir- Tunus)

Mısır’da: Tolunoğulları, İhşidiler, Fatimiler, Eyyubiler, Memluklar

İran ve Horasan’da: Samanoğulları, Büveyhoğulları.


1258’de Moğol devleti Abbasi devletini yıkmıştır.

Halifelik Abbasi soyunda kalmış ama, Mısır’daki Memluk devleti korumasında devam etmiştir.

1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferiyle halifelik Osmanlı devletine geçmiştir.
ABBASİLER GENEL ÖZELLİKLERİ

EMEVİLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Emeviler Dönemi (661-750)

Hz. Ali’nin öldürülmesiyle Halifelik Emevilere geçmiş, kalıtsal hale gelmiştir.

İmparatorluğun başkenti Şam’a taşınmıştır.

Fetihler sürmüştür: Anadolu’ya seferler düzenlenmiş, Kuzey Afrika alınmış, Cebelitarık’tan Vizigotların hüküm sürdüğü İspanya (Endülüs) alınmış, Fransa’yla savaşılmıştır.

Saltanat Devletleri Dönemi
(Emeviler – Abbasiler)

Hz. Ali, halifeliğini kabul etmeyenlere karşı harekete geçer.

HAKEMLER OLAYI:
Savaş sürerken Suriyeliler olayı hakemlere götürmeyi teklif eder. Ali bunu kabul eder. Ali’nin yandaşlarından bir kısmı kabul etmeyip ayrılırlar (HARİCİLER).

İLK SİYASİ BÖLÜNME:
Suriyelilerin yer aldığı EMEVİLER,
Ali’nin ve yandaşlarının yer aldığı ŞİİLER
Her iki grupta da olmayan HARİCİLER:

İç karışıklık dolayısıyla fetih yapılamamıştır.

ALİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİ İLE DÖRT HALİFE DÖNEMİ SONA ERER.

Hz. Ebubekir (632-634)

Hz. Ömer (634-644)

Hz. Osman (644-656)

Hz. Ali (656-661)

DÖRT HALİFE DÖNEMİ


MEKKE-MEDİNE SAVAŞLARI

624- Bedir Savaşı
625- Uhud Savaşı
627- Hendek Savaşı

Medineli Müslümanlar için savunma anlamı taşıyan bu savaşlar sonrasında Mekke saldırı gücünü yitirmiş, savunmaya çekilmiş, Medine’deki İslam devleti ise güç kazanmıştır.

628- Hudeybiye Barış Antlaşması: Mekke ve Medineliler arasında yapılmıştır.
630- Mekke, Müslümanlar tarafından ele geçirilir. İslamiyet’in Arap Yarımadasında yayılmasını önleyen en önemli güç ortadan kalkar.
632- Hz. Muhammed vefat eder.

Mekke Dönemi

Medine Dönemi

HZ. MUHAMMED DÖNEMİ
(Asr-ı Saadet, yani Saadet Çağı)

571- Hz. Muhammed’in doğumu

610- İlk vahiy (Hz. Muhammed İslamiyet’i ikna yoluyla yaymaya
çalışmış, ancak Mekkeli Arapların direnişi çok az sayıda kişinin Müslümanlığı benimsemesine yol açmıştır.

622- Hz. Muhammed’in İslamiyet’i aleni bir şekilde yaymaya başlaması ve putlara tapmanın günah olduğunu ilan etmesi (Mekkeliler Muhammed’e ve ona inananlara karşı düşmanlık duymuşlardır.)

İSLAMİYET’İN DOĞUŞU


ASYA

Güçlü krallık / devlet yoktur. Kabilecilik güçlüdür.
Kuzey Afrika ve Akdeniz’de Bizans hakimiyeti vardır.
Afrika’nın yerli halkları kültür ve uygarlık seviyesi olarak zayıftır.
Dolayısıyla, İslamiyet’i kabul etmeleriyle birlikte Arap kültürünü de benimsemişlerdir.

AFRİKA

Kavimler Göçü yaşanmıştır.
Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştır.
Feodalizm başlamıştır.
Büyük merkezi devletler yoktur.
Hıristiyanlık tüm Avrupa’da yayılmıştır, kilise ve din adamları halk üzerinde mutlak otorite sahibi olmuştur.
AVRUPA

Bu dönemde dünyanın bilinen kıtaları Asya, Avrupa ve Afrika’dır.
(Eski Dünya)

İSLAMİYET’İN DOĞUŞU SIRASINDA DÜNYANIN GENEL DURUMU

Hicret, sadece dini bütünlüğe sahip bir kesimin siyasi bir cemaate dönüşmesini sağlamıştır.

Medine’de küçük bir
İSLAM DEVLETİ
kurulmuştur.

Hz. Muhammed artık sadece dini lider (peygamber) değildir, aynı zamanda
siyasi lider (devlet başkanı)
haline gelmiştir.

Siyasi lider olarak çevresine bir savaş gücü toplaması gereken
Hz. Muhammed, göçebe toplulukların savaşçı (yağma ve talan) yöntemlerini dini bir çerçevede ele almış ve
GAZA / CİHAD
olgusu ortaya çıkmıştır.

Artık İslamiyet CİHAD (Müslüman olmayanlara karşı ve dini yaymak için yapılan kutsal savaş) yoluyla yayılacaktır.

MEDİNE DÖNEMİ

HİCRET
Mekkelilerin baskısı, Müslümanları göçe zorlar.
Medinelilerin çağrısı üzerine Hz. Muhammed ve inananları Medine’ye göç ederler.

MEKKE DÖNEMİ

İslamiyet doğar. Hz. Muhammed peygamber olur (dini lider).

İlk Müslüman topluluk oluşur.

Var olan dini inanç ile İslamiyet çatışır.

Bu dönem Hicret’le sona erer.

İslam Tarihinin Dönemleri

Bölgede siyasi birlik yoktur.
Birçok devlet kurulmuş ve yıkılmıştır.
Bu devletler tüm yarımadaya hakim olamamıştır.
Araplar’da kabilecilik esasına dayalı bir yönetim tarzı benimsenmiştir.
Kabile liderlerine “şeyh” ya da “emir” denir.
Kan davaları ve kabile savaşları sık görülür.
Arap Yarımadasının en önemli bölgesi HİCAZ bölgesidir (Mekke, Medine, Taif).

İSLAMİYET’İN DOĞUŞU ÖNCESİNDE ARAP YARIMADASININ DURUMU


Cahiliye Dönemi:

İslam’a göre Cahiliye dönemi İsa’ya gelen İncil tahrif edildikten sonra, Muhammed’in peygamberliğine kadar geçen süreye denir.


Hz. Muhammed dönemi
Dört Halife dönemi
Saltanat devletleri (Emeviler – Abbasiler)
Modern zamanlarda çıkan yeni akımlar ve durumlar
Abbasiler Dönemi (750-1258)
Çin, Hint gibi büyük devlet ve uygarlıklar vardır.
Türkler güçlü bir siyasi varlık içinde ve yerleşik devlet karakterinde değildir
Ortadoğu’da iki büyük güç hakimdir: Bizans ve Sasaniler.

HZ. Muhammed Dönemi:
Eğitim, bilim ve sanat
Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir Nizamülmülk’ün öncülüğünde ve onun adını taşıyan yeni medreseler kurdular. Nizamiye medreselerinin ilki 1067’de Bağdat'ta açıldı. Daha sonra Isfahan, Rey, Merv(selçukluların başkenti), Belh, Herat, Basra, Musul gibi kentlerde yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese sisteminde programlı ve belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu medreselerde verildi. Medreselerde din konularının yanı sıra matematik, felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde zengin kitaplıklar vardı. Medreselerin dışında da ülkenin çeşitli yerlerinde kurulmuş kitaplıklar bulunuyordu. Melikşah döneminde önce Isfahan'da, sonra Bağdat'ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular Arapça'yı din ve bilim dili, Farsça'yı edebiyat ve devlet dili, Türkçe'yi ise saray ve orduda günlük konuşma dili olarak kullanıyorlardı.

Toprak yönetimi ve ordu

Büyük Selçuklu ülkesinde tarım yapılan topraklar has -ikta -haraci olarak üçe ayrılıyordu. Has toprakların geliri doğrudan sultan ailesine veriliyordu. İkta sahipleri ise, toprakları işleme karşılığında belli sayıda asker besliyor ve savaş zamanlarında orduya katılıyorlardı. Haraci olarak adlandırılan toprakların geliri de doğrudan devlet hazinesine aktarılıyordu. Alp Arslan dönemine kadar beylere bağlı göçebe Türkmenlerden oluşan ordu Nizamülmülk tarafından yeniden yapılandırıldı. Nizamülmülk, aylıklı askerlerden oluşan sürekli bir ordu kurdu. Bu aylıklı askerlere "gulam" deniyordu ve bunlar temel olarak başkentte iktidarı korumakla görevliydi. Savaş sırasında asıl ordu ise ikta sahiplerinin yönetimindeki atlı askerlerden oluşurdu. Ayrıca bağlı devletler de savaş zamanlarında sultanın ordusuna asker gönderiyorlardı. Melikşah döneminde orduda 50 bin kadar atlı asker olduğu bilinmektedir.

Başkentte oturan sultan, devletin mutlak egemeniydi. Bütün atamalar ve toprak dağıtımı sultanın buyruğuyla yapılıyordu. Ayrıca sultan yüksek yargı kurullarına da başkanlık ediyordu. Hükümdarların "danışman"ı konumundaki kişiler yönetimde önemli rol oynuyorlardı.
Alp Arslan döneminde bu göreve getirilen Nizamülmülk, İslam geleneği uyarınca vezir unvanı aldı ve devlet yönetiminde köklü değişiklikler yaptı. Nizamülmülk, devlet yönetimine ilişkin anlayışını Siyasetname adlı kitabında da anlatmıştır.
Büyük Selçuklu Devleti’nde devlet işleri "Divan-ı Âlâ" adı verilen bir kurulda görüşülür ve karara bağlanırdı. Ayrıca maliye, askerlik işleriyle uğraşan başka divanlar da vardı. Meliklerin yönetimindeki eyaletlerde de büyük ölçüde merkezdeki örgütlenme örnek alınmıştı.Devlet islam kültürünü yaygınlaştırmak için görevler üstlenmiştir.

Devlet yapısı Büyük Selçuklu Devleti’nin örgütlenme biçimi, kendisinden önceki İslam devletlerine benziyordu. Hint- İran devlet anlayışını yansıtan bu örgütlenmede, eski Türk devlet geleneğinin de belirgin etkisi vardı.

Eski Türk devlet geleneğinde olduğu gibi, Büyük Selçuklu Devleti’nde de ülke toprakları hanedanın ortak malı sayılıyordu.

Büyük Selçuklu toprakları eyaletlere bölünmüştü. Eyaletlerin yönetimi de Melik olarak adlandırılan hanedanın erkek üyelerine bırakılmıştı. Tuğrul Bey'den önce başkanlarına Oğuz geleneğine göre Yabgu deniyordu. İslam dininin benimsenmesinden sonra, hükümdarlar İslam devletlerindeki geleneğe uyarak "sultan" ünvanı ile anıldılar.


Hanedan üyeleri yönettikleri bölgelerde bağımsız davranmaya başladılar. Daha önce bağımsızlıklarını ilan etmiş olan Selçuklu hanedanın kurduğu devletlerden yalnızca Anadolu Selçuklu Devleti, yüz yılı aşkın bir süre daha ayakta kalabildi.
Ayrıca devletin gerilemesinin sebepleri arasında Haçlı seferleri, Fatimiler ile olan çatışmalar, Hasan Sabbah'ın Batinilik propogandaları ve Oğuz boylarının ayaklanmaları sayılabilir.
Bunun sonucunda ise Abbasi padişahları Selçuklu egemenliğinden kurtulmak için bir takım çalışmalar yürütmüştür. Bunlar Selçuklu Devleti'nin yıkılmasına neden olan etkenler ve nedenlerdir.

Abbasi halifesi 1087'de Bağdat'a gelen Melikşah'a çeşitli hediyeler verdi. Ayrıca Halife, Melikşah'ı doğunun ve batının sultanı ilan ederek ona iki kılıç kuşattı.
Karahanlı hükümdarının Selçuklu topraklarına saldırması üzerine tekrar Maveraünnehir seferine çıkan Melikşah önce Batı Karahanlıların daha sonra ise Doğu Karahanlıların topraklarını Büyük Selçuklu Devletine dahil etti.Böylece devletin topraklarında büyük oranda artış gerçekleşti.
Ayrıca Melikşah hac yollarını ele geçirerek Baharat yolunda hakimiyet kurdu.
Melikşah çok tecrübeli bir devlet adamıydı.İslam Dünyasında Türk kültürünün yerleşmesi için çok üst seviyelerde tartışmalar yapılıp,Türk kültür ve uygarlığının Orta Doğu ve çevresine yayılması ve kök salması başlamıştır.


Türklerin daha öncesinde Abbasi Devlet teşkilatında ve orduda görevler aldıklarını ve halifeye hizmet ettiklerini biliyoruz.

İslam dünyasının dinsel önderi konumundaki Abbasiler, bu dönemde Bağdat'ı elinde tutan Büveyhilerin siyasal baskısı altındaydı.

Selçuklu Devleti Lideri Tuğrul Bey, Halife Kâim'in çağrısı üzerine 15 Aralık 1055'te Bağdat'a girdi ve Büveyhileri halifeliğin merkezinden çıkardı. Bu olayın ardından Büyük Selçukluların İslam dünyasındaki itibarı arttı. Tuğrul Bey halife tarafından verilen Sultan ünvanını kullanmaya başladı.

Selçuklu yöneticileri Yerleşik sünni islam devletinin kurumlarını İslamiyeti kabul etmiş yöneticiler olarak daha çok benimsediler.


Gaznelilerin tarihte oynadıkları en önemli rol, İslam dinini Hindistan'ın içlerine kadar yayabilmeleridir.


Bu yüzden bazı tarihçiler, bugünkü Hindistan-Pakistan ayrılığının temelinin Gazneliler tarafından atıldığını savunurlar.


Batı bölgelerinin neredeyse tamamı, Dandanakan Savaşı sonrasında Selçuklu Devleti'ne kaptırılmıştır (1040)

Bu Savaş Selçukluların kuruluş sürecini tamamlaması Gaznelielrin de yıkılış sürecine girmesi açısından önemlidir.



Türkçe' yi resmi dil olarak kullanmışlardır. Türklerin yoğun olarak yaşadığı topraklarda devlet kurulması sebebiyle diğer Türk-İslam devletlerinden farklı olarak Arapça ve Farsça dilleri Karahanlılar' da etkin olamamıştır.


Türk-İslam sentezinin oluşumunda öncü olmuşlardır.

Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig (Mutluluk Bilgisi),

Kaşgarlı Mahmud'un Divanı Lügatit-Türk (Büyük Türk Sözlüğü) Karahanlılara ait önemli eserlerdir.




Hz. Ömer zamanında İran'ın fethi ile Türkler ile Müslümanlar komşu oldular. İslam orduları Türklerin yaşadıkları Ceyhun Irmağı boylarına dayandılar.


Hz. Osman zamanında Kafkaslarda (652-653) ve Horasan'da Türkler ile Müslümanlar arasında ilk çatışmalar meydana geldi.


Horasan ve Azerbaycan Hz. Osman zamanında fethedildi.


       
 İlk Dönemlde Türk-Arap ilişkileri karşılıklı çatışmalar içeriyordu. İslami cihad ve fetih siyasetinden Türkler hoşnut değildi.

Büyük Selçuklular, var olan kentleri bayındır hale getirirken yeni kentler de kurdular. Ülkenin pek çok yerinde yeni kurumlar ve yapılar inşa ettiler. Bunlar cami, medrese, kervansaray, hastane, köprü, çeşme, imaret, han, hamam, türbe ve kümbet gibi yapılardı. Büyük Selçuklular, ince ve uzun minarelerle cami mimarisine yeni bir anlayış getirdiler. Büyük Selçuklu anıtmezarları olan kümbetler de yaygın mimari yapılardır. Dört köşeli, çok köşeli ya da yuvarlak formdaki Büyük Selçuklu kümbetleri genellikle iki katlı olarak yapılıyordu. Bu kümbetlerin alt kat mezar, üst kat ise mescit olarak kullanılıyordu. Büyük Selçuklu sanatında hat (yazı), minyatür, ahşap ve taş oymacılığı, çinicilik, maden işleme, cilt ve çeşitli süsleme sanatları da gelişmişti.

SELÇUKLULARIN ZAYIFLAMASIYLA ORTAYA ÇIKAN DEVLETLER VE ATABEYLİKLER

Anadolu Selçuklu Devleti

Suriye Selçuklu Devleti

Irak Selçuklu Devleti

Kirman Selçuklu Devleti

Atabeylikler
Zengiler -Musul
Böriler -Şam
İldenizliler -Azerbaycan
Salgurlular – Fars(İran)
Beyteginliler - Erbil


1141 yılında Karahitay ve Selçuklu orduları arasındaki Katvan Savaşı'nda yenilgiye uğrayan Selçuklu Devleti
Horasan'da
hızlı bir dağılma sürecine girdi.
Karahitayların devletin en verimli toprakları olan Maveraünnehir'i işgal etmeleri Selçuklu Devleti'nin ekonomisini ve ordusunu iyice sıkıntıya soktu.
Sultan Sencer,
giderek artan ekonomik buhran nedeniyle ayaklanan göçebe Oğuzlara
1153'te tutsak düştü. İki yıl sonra kaçarak kurtulduysa da ülkede iktidarını yeniden sağlayamadan 1157’de öldü. Büyük Selçuklu Devleti böylece sona erdi.
Anadolu'da ise Anadolu Selçuklu Devleti 1100'lerden itibaren kurulmuş bağımsız olmuş ve güçlenerek ilk beylikleri de kendisine bağlamaya başlamıştır.

Gazne Devleti (961 - 1187 )



Farklı etnik unsurlara sahiptirler.

Fars asıllı Samanîlerin siyasi ve kültürel etkisinden dolayı Gazneli Türkler, zaman içerisinde Farslılaşmışlardır.

Gazneliler, Samanîler gibi Farsçaya ve İran kültürüne adapte olmuşlar ve Farsça edebiyatı desteklemişlerdi.

Gaznelilerin sarayında ünlü Farsça yazarları büyük edebiyat eserleri yazmışlar. Bunların arasında Şâhnâme'nin yazarı Firdevsî ve İslam tarihi bilginlerinden Biruni de vardır.
TALAS


İlk hem Müslüman hem Türk olan devlettir.

Merkez Balasagun olmak üzere, 840 yılında Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından kuruldu.









Özellikle Türk yöneticilerin İslamiyeti tercih etmesinin ve Türkmen halkında islamiyeti benimsemesi yönünde çaba içerisinde olmasının nedenleri nelerdir ?


TALAS SAVAŞI - ÇİNE KARŞI TÜRK ARAP İŞBİRLİĞİ

Talas Savaşının Sonuçları:


1.  Orta Asya'nın Çinlileşmesi önlenip İslâmlaşma süreci başladı.
2.  Türk-Arap yakınlaşması, Türklerin İslamiyete girmelerine ortam hazırladı.
3. Türkler Abbasi Devletinin idari ve askeri kadrosunda görev almaya başladılar. Halifeye hizmeti onu korumayı islamı yüceltme ve hizmet olarak bildiler.

Zamanla İslam Devletinin tüm kurumlarını benimsemeye ve devlet teşkilatlanmasında uygulamaya başladılar. Bu durum yarı göçer Türkmenlerle yerleşik İslam devlet modelini benimseyen yönetici Türklerin çatışma yaşamasında etkili oldu. Neden ?

4. Bu savaş ile birlikte kağıt ve matbaanın kullanımını Araplar öğrenmişlerdir. Bu önemli buluşlar Avrupa'ya Haçlı Seferleri ile geçmiştir. Bu bakımdan da Talas Savaşı'nın Dünya Kültür Tarihi için çok önemli bir yeri vardır.

Melikşah Dönemi (1072-1092)

Selçuk Bey Oğuz Yabgu Devleti’nde subaşı(Ordu komutanı) görevindeydi.

Selçuk Bey giriştiği taht mücadelesini kaybedince 10. yüzyılın ikinci yarısında ailesi ve ordusu ile birlikte İran yönüne göç ettiler.

Bu göçebe topluluk Karahanlılara ve Samanilere savaşlarda asker vererek karşılığında geniş otlaklar elde etti.

Burada müslümanlığı benimsedikten sonra Samaniler Devletinin yönetiminde söz sahibi oldu.

Samaniler Devleti yıkılınca Selçuk Bey, Müslüman halkıyla birlikte Horosan bölgesine yerleşti.

Selçuk Bey'in 1009'da ölümünden sonra daha da güneye indiler.

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157)

TALAS SAVAŞI 751

PASİNLER SAVAŞI 1048

1048'de Erzurum yakınlarındaki Pasinler Ovası'nda birleşik Bizans-Gürcü ordusuyla yaptığı Pasinler Savaşı'nı kazanan Büyük Selçuklular, Doğu Anadolu içlerine akınlar düzenlemeye başladılar.



Toplumsal ve ekonomik yaşam

Büyük Selçuklu Devleti'ndeki Oğuz boyları ve başka bazı topluluklar göçebeydiler. Oğuz boylarının başında bir bey bulunuyordu. Bu göçebe topluluklar geçimlerini hayvancılıkla sağlıyorlardı ve otlak bulmak için de mevsimlere göre yer değiştiriyorlardı. Devlet göçebe topluluklardan otlak vergisi alıyordu. Yerleşik nüfus ise çiftçilik, zanaatçılık ve ticaretle uğraşıyordu. Kentlerdeki tüccar ve esnaf, işkollarına göre loncalar biçiminde örgütlenmişti. Merkezi devlette görevli memurlar ile sürekli ordudaki askerler maaş alıyorlardı. Büyük Selçuklular ticaretin gelişmesini destekliyor ve kervan yollarının güvenliğini sağlıyorlardı. Bu dönemde en önemli uluslararası ticaret, Uzakdoğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan İpek Yolu ve Baharat Yolu aracılığıyla gerçekleşiyordu. Tarımın gelişmesi için sulama kanalları vardı. Yün, pamuk, ipek dokumacılığı çok gelişmişti. Büyük Selçuklu Devleti’nde öğrencilerin, yolcuların ve yoksul halkın doyurulduğu sosyal yardım kurumu olan imarethaneler vardı. Devletin yönetici-memur kadroları, Nizamülmülk’ün kuruluşuna öncülük ettiği Nizamiye medreselerinde yetiştiriliyordu.

Melikşah'tan sonra sırasıyla başa geçen I. Mahmud, Berkyaruk, 2. Melikşah ve Mehmed Tapar dönemlerinde Büyük Selçuklu Devleti gücünü ve eyaletlerdeki merkezi denetimini giderek yitirdi.
1118'de tahta çıkan Sencer’in ülke topraklarını yeniden birleştirme çabası da başarılı olduysa da devlet hiçbir zaman Melikşah dönemindeki sınırlarına ve otoritesine kavuşamadı.

Melikşah’ın Ölümü

En güçlü vezirlerinden Nizamülmülk 1092'de Hasan Sabbah'a bağlı fedailerce öldürülür. Aynı yıl Melikşah da kimliği belirsiz kişilerce öldürülür.

Selçuklu himayesi altındaki günümüz İran sınırları dahilinde Hasan Sabbah'ın yaptığı isyan bu döneme damga vurmuştur. Melikşah'ın da bu fedailer tarafından veya Nizamülk'ü Melikşah'ın öldürttüğünü düşünen Nizamülmülk'e bağlı askerlerin öldürdüğüne dair belirsizlik vardır.

Melikşah'ın ölümünden sonra kardeşi ve dört oğlu arasında taht kavgası başlamıştır. Bölgedeki bu iç savaş hali Birinci Haçlı seferi'nin başarısını artıran bir etken olmuştur.

Hasan Sabbah (1035 - 1124), Büyük Selçuklu Devleti zamanında yaşamış olan, tarihin eski ezoterik ve Batıni örgütünü kuran ve ölene kadar liderliğini yapan İranlıdır.
(Karşı düşüncedekiler onlara Haşhaşiler demişlerdir.)
Moğollar tarafından yıkılmışlardır XIII.Yüzyıl

Gazne Devleti (961 - 1187 )

Daha önceki Türk-İslam devletlerinde olduğu gibi Gaznelilerde de hükümdar adına hutbe okutmak ve para bastırmak, hükümdarlık belirtilerindendir. Bu belirti sayılan adetler Abbasi etkisi ile birlikte Türk devletlerine geçmiştir.

Halifeyi Şii tehditine karşı korumuşlardır.

Ülkede emir veya sultan, devletin tam hâkimidir. Gazneli Mahmut'tan önceki hükümdarlar, emir unvanını kullanırken, Gazneli Mahmut ve sonrasındaki hükümdarlar "sultan" unvanını kullanmışlardır.


DANDANAKAN SAVAŞI
GAZNELİLER
Selçuk Bey'in torunları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey bağımsızlıklarını elde etmeye giriştiler.

Selçukluların teşkilatlı devlet düzenine girmesi bu döneminde oldu. Devletin ilk yöneticisi Tuğrul Bey'di. 1040 Dandanakan savaşı ile hakimiyet sahalarını daha da genişlettiler.

ALPARSLAN DÖNEMİ VE MALAZGİRT SAVAŞI (1071)
Tuğrul Bey 1063 yılında ölünce kardeşi Çağrı Bey'in oğlu Alparslan tahta geçti.

Alparslan Büyük Selçuklu topraklarını daha da genişletti. Bizansa ait olan Anadolu toprakları Selçuklulara geçmeye başladı.

Göçer Türkmen boylarını ve liderlerini daha yerleşik bir yaşama alıştırmak ve Selçuklu yöneticileri ile çatışmalarının önüne geçmek için Anadolu'nun yeni hareket ve yaşam sahası olarak gösterilmesi önemlidir.

Malazgirt savaşının asıl önemi, Anadolu'yu Türk yerleşimine açmış olmasından gelir. Anadolu içlerine akınlarını sürdüren Büyük Selçuklu Devletine bağlı boylar ve onların liderleri yeni topraklar ele geçirdiler ve başlangıçta Selçukluya bağımlı ama bir süre sonra bağımsız olacak yeni devletler kurdular.

Soru:
Selçuklu Yöneticileri ile aynı soydan olan Türkmen boyları Malazgirt öncesi dönemde niçin bir çatışma içinde idi ? Bu çatışma nasıl çözüldü ?

Soru:
Beylikler başlangıçta Selçukluya bağlı iken niçin bir süre sonra bağımsızlıklıklarını ilan etmişlerdir ?

Puta tapıcılık yaygın olmakla birlikte Musevilik ve Hıristiyanlık da vardır.
Köleliğin ve puta tapmanın yaygın olduğu İslam öncesi döneme CAHİLİYE DÖNEMİ denir.
Kan davaları yaygın, kadınların hiçbir hakkı yok,
Kız çocuklar diri diri gömülüyor, çok-eşlilik var…
Arap kültürü zengin:
Nebati yazısı adlı bir yazı kullanıyorlar (4. yüzyılda ortaya çıkan ve 5. yüzyılda ticaret yoluyla yaygınlaşan bir yazı).
Kültür birliği sağlanmıştır:
Usta şairler aynı zamanda yol gösterici, hatip ve bilgin olarak görülürler.

İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEM Cahiliyye Dönemi
DÖRT HALİFE DÖNEMİ SINIRLAR


Hz. Muhammed dönemi sınırlar :
4 Halife dönemi sınırlar :
Emeviler dönemi sınırlar :
Hz. Ali Dönemi iç karışıklıklar
Hz. Ali Dönemi
İç karışıklıklar sonucu Mezhep ayrımı
EMEVİLER Dönemi

Hz. Osman Dönemi (644-656)
Abbasiler Dönemi (750-1258)
TÜRKLER VE İSLAMİYET
Karahanlılar (840-1212)
Karahanlı Kültür Uygarlık
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157)

TÜRKMEN YÖRÜKLER
İzlediğimiz belgeselde Yörüklerin yaşantıları ve geçim kaynakları ile ile ilgili neler dikkatinizi çekti ?
Dikkat çeken özellikleri






FEDERASYON :
Federasyon, coğrafi yapılarına göre oluşmuş birden fazla devletin kendi istekleriyle bir araya gelerek dışarıya karşı tek bir siyasal güç olarak görünmelerini sağlayan eyaletlerden oluşan yapıdır.

Her eyaletin kendi yasama, yürütme ve yargı organı vardır. Konfederasyonun aksine eyaletler merkezin belirlediği Anayasa'ya bağlıdır.

Yerleşik devletlerde görülen bir siyasi teşkilatlanma modelidir.


Hz. MUHAMMED DÖNEMİ
DÖRT HALİFE DÖNEMİ
DÖRT HALİFE DÖNEMİ
DÖRT HALİFE DÖNEMİ
DÖRT HALİFE DÖNEMİ
DÖRT HALİFE DÖNEMİ
Saltanat Devletleri Dönemi
(Emeviler)

4 Halife dönemi sonu Emevi Devleti dönemi başı sınırlar
Emevi Devletinin ulaştığı sınırlar
750 sonrası ENDÜLÜS EMEVİLERİ
Halifeliği saltanata dönüştürmüşlerdir

İslam Devletinin sınırlarını Afrika'da Avrupa'da ve Asya'da genişletmişlerdir. İslam fetihlerini önemsemişlerdir.

Arap milliyetçiliği yapmışlardır. Arap olmayan müslüman olsa bile bizden değildir anlayışı etkili olmuştur. (Mevali politikası)

Arap olan Şiileri de dışlamışlardır. (Kerbela olayı ve sonrası)

Fetih siyasetini güderken İslam medeniyetinin gelişimine önem vermişler farklı medeniyetlerin bilgi ve birikiminden faydalanmışlardır.
Türklerin yaşadığı bölgelerde zorla fetih ve islamiyeti yayma sisyaseti sürdürdükleri için Türk-Arap ilişkileri olumlu gelişmemiştir.

El-Hamra Sarayı
Emevi ve Abbasi ailelerinin iktidar mücadelesinde Emevi hanedanlığını devirmeleri sonucu başa geldiler.

Halifeliğin Saltanata bağlı olması üsulüne devam ettiler.(Veraset anlayışı değişmedi)

Hz. Muhammed soyundan olan ileri gelen müslüman aileler Emevi uygulamalarını ümmetçi anlayışa ters buluyorlardı. Tüm müslümanlara etnik ayrım gözetmeden yaklaşmak istediler. (Hoşgörü politikası)

Bilimsel çalışmalara çok önem verdiler. (Çeviri büroları, kütüphaneler)

Avrupa Orta çağda skolstik düşünceyi benimsediği bir ortamda İslam dünyası bilimsel ve düşünsel alanda ne gibi gelişmeler yaşamaktaydı ?
ARAPLAR’IN İSLAMİYET’E NEDEN KARŞI ÇIKMIŞTIR ?
İSLAM NEDEN BİR DEVRİMDİR ? SONUÇLARI NELERDİR ?

İslamiyet’in kölelere de haklar tanıması

Tek tanrılı bir inanç olması ve putları reddetmesi

İslamiyet’teki zekat anlayışı ve zengin Arapların ekonomik güçlerini korumak istemeleri

Arapların hayat tarzı ve alışkanlıklarının İslamiyet’e uymaması

Gaznelilerin tarihi önemi
SORU: Göçebe toplumların zaman zaman yerleşik toplumlarla ya da devletlerle çekişme ve çatışma içinde olmasının nedenleri neler olabilir ?
Anadolu'da İlk Türk Beylikleri

Osmanlı Beyliğinin Kuruluşuna kadar Anadolu Selçukluları

Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu

ASYA HUN DEVLETİ
AVRUPA HUN DEVLETİ
GÖKTÜRK DEVLETİ
UYGUR DEVLETİ
Feodalite ile ilişkili kavramlar
Süzeren:

Vassal:

Fiyef:

Derebey:

Senyör:

Rahip:

Şovalye ve askerleri:

Köylü:

Serf:

Sur:



Papalık:

Rahip:

Kilise:

Afaroz:

Enterdi:

Engizisyon:

Endüljans:
SELÇUKLU ABBASİ İLİŞKİLERİ
Büyük Selçuklu Devletinin Yıkılışı

KÖSEDAĞ SAVAŞI( MOĞOL İSTİLASI SONRASI UC BEYLİKLER)
1243’te(Kösedağ Savaşı) Anadolu Selçukluları Moğollar tarafından yenilgiye uğratılıp da Moğollar’ın himayesinde zayıf bir konuma gelince, Bir zamanlar Anadolu Selçukluya bağlı beyler merkezin çevresinde batı sınırlarında kendi prensliklerinin yani beyliklerinin bağımsızlığını ilan etmeye başladılar. Bağımsız olan Uc (sınır) beylikleri böylece siyasi varlığın temsilcisi oldular.
Kösedağ sonrası diğer beyler bağımsızlıklarını ilan ederlerken, Osman Bey, XIV. Yüzyıla kadar Selçuklulara olan
sadakatini
sürdürdü. Bu bağlılık kararının siyasi açıdan önemli olduğunu söyleyebiliriz. Zira bu sayede başalangıçta etkin
Gaza anlayışını
sürdürme sürecinde Anadolu Selçuklu Devletinin belirli bir desteğini alabilmiştir.


Kösedağ sonrası Karamanlılar Selçukluların gerçek
vârisi
olarak kendilerini görüyorlardı. Diğer beyler, yani Aydın, Menteşe, Saruhan, Germiyan, Hamit, Teke, Karesi ve Kastamonu gibi beyliklerin liderleri, bunu kabul etmiyor ve kendi aralarında
Selçuklular’ın mirasçılığı kavgasına
tutuşabiliyorlardı.
Osmanlı Beyliği bu kavgadan uzak durdu
. Coğrafi konumunun sunduğu avantaj ile enerjiini başka bir yöne odakladı.
Bizans topraklarında Gaza yapma geleneğini Türkmen boylarla birlikte sürdürdü.


O ara, Osmanlılar çok küçük ve zayıf olduklarından ve
Coğrafi konumlarının sunduğu avantajı
kullanarak
Kutsal Gaza
anlayışı ile
Merkezi gücü zayıf Bizans'ın Güney Marmara sınırları
nda ilerlemeyi tercih etti. Bu ilerleme sürecinde
Bizans valilerin(Tekfur) kendi aralarındaki iç rekabetinden faydalanarak
yani bir tekfura karşı diğer tekfurla işbirliği yaparak tekfur kalelerini ele geçirdi. Bu siyaset Osmanlı beyliğinin büyümesine ve güç kazanmasına yardımcı oldu. Gaza ya katılan boyların sayısının artmasını da destekledi. Çünkü ele geçirilen toprakların bir bölümü
Gazaya katılan boy beylerine dirlik
olarak verilmeye başlanmıştı.
Türkmen boyları bu toprakları yerleşmek

tarım ve hayvancılık
yapmak için kullanmaktaydı. Bu durum Bu Türkmen yerleşmesi ve nüfusunun bu bölgelerde kalıcı olarak artmasına yardımcı olmaktaydı. Bu sayede Osmanlı beyliği büyüme aşamasında Türkmenlerin desteğini alabildi.

Gaza:
İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılan kutsal savaşa verilen isimdir. Katılanlara
gazi

denir. Bu savaşta ele geçirilen mallara
ganimet
denir.
OSMANLI BEYLİĞİNİN HIZLI BÜYÜME NEDENLERİ
http://www.dailymotion.com/video/x1uoj50_osmanli-devleti-kurulus-donemi-video_school
Osmanlı'nın Beyliğinin Kuruluşu
(Linke bakınız)
Full transcript