Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

KAN TRANSFÜZYONU ve KOMPLİKASYONLARI

No description
by

Ayşgül Akcn

on 2 April 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of KAN TRANSFÜZYONU ve KOMPLİKASYONLARI

KAN TRANSFÜZYONU ve KOMPLİKASYONLARI
Tek kaynağı insan olan kanın en önemli görevi dokulara oksijen taşımasıdır. Ayrıca hayati önemi olan maddeleri organlara taşır ve zararlı olan metabolizma artıklarının da dışarı atılmasını sağlar.

Kan Nedir?
İnsan vücudunda 70 ml/kg kan vardır(70 kg ağırlıkta olan birisi için yaklaşık 5 litre). Bu kanın %35-40 kadarı hücresel elemanlardan oluşmuştur. Fonksiyonlarını içinde taşıdığı çeşitli hücreler ve plazma adı verilen sıvı sayesinde yapar.

Görevlerini yerine getirirken akışkan, fakat bir yaralanma anında korunması için pıhtılaşabilir özellikte olması gerekir. Pıhtılaşma işlemi kanın plazma adı verilen sıvı kısmındaki çeşitli proteinler tarafındn sağlanır. Kanın hücresel elemanları kemik iliğinde yapılır.
Eritrositler:
Kana kırmızı rengini veren alyuvarlardır. İçinde taşıdıkları hemoglabün molekülü ile hücrelere oksijen taşır. Eritrositlerin ortalama yaşam süresi 120 gündür.

Lökositler:
Vücuda giren canlı cansız her türlü maddeyi tanımak ve onlarla savaşmak için görev yaparlar. Bir kısmı vücuda giren mikroplarla savaşırken başka bir kısmı yabancı molekülleri ve mikroparı tanıyarak sistemleri uyarır. 48-72 saat ile yaşam boyu canlı kalabilirler.
Trombositler:
Bir yaralanma halinde yaralanan bölgeyi ilk tamir etme ve bu bölgede pıhtı oluşması için bir dizi olayı başlatma görevi olan hücrelerdir. Yaşam süresi 7-9 gündür.

Antikorlar serumdadır ve immunglobülindir. Daima kompleman yapıcıdır. Bu nedenle hemolitiktir ve özel grubu içinde bulunurlar.

Eritrositlerde bulunan ve antijen karakteri gösteren Rh bir aglütinojendir. Eritrositler, Anti-Rhesus serumu ile aglütine olursa Rh Pozitif, olmazsa rh negatif olarak değerlendirilir. Popülasyonun %85 i rhesus faktörü taşır.
1665- hayvandan-hayvana (R.Lower)
1667-hayvandan-insana(J.Baptist Dennins)
1818-insandan-insana(James Blundell)
1881-insandan-insana(W. Halsted)
1900-ABO kan gruplarının bulunması(Landstehier)
1939-Rh faktörünün bulunması(Landstehier ve Wiener)
1940-Cross-Matching bulunması


KAN TRANSFÜZYONLARININ TARİHSEL EVRİMİ
Tam kan veya kana ait trombosit, eritrosit, plazma vs ürünlerin damar yolu ile ihtiyacı olan kişiye verilmesine kan ve kan ürünü transfüzyonu denir.
Kan transfüzyonu özel bir doku transplantasyonu olarak tanımlanabilir. Kan transfüzyonu 20. yüzyılın başında kan grubu antijenlerinin, tipleme yöntemlerinin ve verici-alıcı karşılaştırma testlerinin keşfi ile tıptaki uygulama alanına girmiştir ..

KAN TRANSFÜZYONU

Daha sonra uygun antikoagülanların, kanın fraksinasyonuna olanak sağlayan biyolojik olarak uygun plastik torba sisteminin ve hastalık geçişini önlemek için birçok mikrobiyolojik testin keşfiyle “kan komponenti” tedavisi modern kavramları aşamalı olarak gelişmiştir

TAM KAN
HÜCRESEL BİLEŞENLERİ
PLAZMA BİLEŞENLERİ
Eritrosit
Trombosit
Granülosit
Taze donmuş plazma(tdp)
Albumin
İntravenöz immunglobulin
Kriopresipitat
Pıhtılaşma faktörleri

Kan hacmini sağlamak, Dokulara oksijen taşınmasını sağlamak, Kanama ve koagülasyon bozukluklarını düzeltmek, İmmünolojik eksikliği gidermek….

Transfüzyon neden yapılır?

Hücresel kan komponentleri
Tam kan
Eritrosit içeren kan komponentleri
Trombosit içeren kan komponentleri
Granülosit konsantreleri
Kök hücre naklinde kullanılan kan komponentleri


KAN BİLEŞENLERİ
Eritrosit içeren kan komponentleri
Tam kan / taze tam kan
Eritrosit suspansiyonu
Lökositleri azaltılmış eritrosit suspansiyonu
Yıkanmış eritrosit suspansiyonu
Dondurulmuş eritrosit suspansiyonu
Plazma ve plazmadan elde edilen ürünler
Sıvı plazma / taze plazma/
Donörün tekrar test edildiği plazma
Solvent deterjan ile işlenmiş plazma
Taze dondurulmuş plazma
Kriyopresipitat
Koagülasyon faktörleri
Iv Ig
Albumin vd
Sağlıklı donörlerden elde edilir
Normal kan sayımları ve kan basıncı
Hacim : 450 ml +/- 10%
Kan verme sıklığı : E: 5/yıl, K: 4/yıl
not: 8 haftadan daha sık kan verilmez
18 - 65 yaş arası
Kilo(50 kilo ve üzeri)

Kanın Elde Edilmesi
Genel verici olarak kabul gören’O’grubunun serumundaki Anti-A veAnti-B nin, başka bir gruba verilmesi halinde, alıcının eritrositlerine zarar verebileceği düşünülerek, yıkanmış eritrosit şeklinde kullanılması uygundur.

Genel alıcı olarak kabul edilen ‘AB’grubuna uygulanacak başka bir gruptan transfüzyonda ise vericinin plazmasındaki antikorların, alıcının eritrositlerine zarar verebileceği düşünülmelidir.
SİTAFEREZ

Plazma
Trombosit
Lökosit/alt grupları
Granülosit
Lenfosit
Hematopoetik kök hücre gibi
Eritrosit

24 saatten daha kısa süre beklemiş tam kana taze tam kan denir. Yaklaşık olarak 200 ml eritrosit ve 250 ml plazmadan oluşur. Hematokrit değeri donör hemotokritine bağlı olarak yaklaşık % 36-37 kadardır. Tam kan için major endikasyonlar kardiak cerrahi ve masif hemorajidir.(24 saatte 10 üniteden fazla transfüzyon)

TAM KAN
Taze tam kan transfüzyonu özellikle oksijen taşıma kapasitesi, koagülasyon faktörlerinin ve kan hacminin birlikte azaldığı durumlarda akla gelmelidir. Böyle bir durumda tam kan uygulaması 2 önemli avantaj sağlar.

1.Kolloid osmotik basınç artışı sağlayarak kan basıncını destekler ve diğer kristalloidlerin içermediği koagülasyon faktörlerini içerir.
2.Farklı kan komponentleri içeren ürünlerin birlikte uygulanması sonucu hastanın farklı verici eritrosit ve plazmasına maruz kalması engellenmiş olur

Eritrosit süspansiyonu plazmasının ¾’ü alınmış kandır. 200 ml eritrosit, 60-90 ml kadar plazma içerir. Böylece hem eritrosit metabolizması için yeterli miktarda besleyici ortam, hem de pıhtılaşmayı önleyici antikoagülan madde sağlanmış olur. Hematokriti %55-60a yakındır. Hematokrit değerini %4 kadar yükseltir. (200/70*hastanın kilosu)

ERİTROSİT SÜSPANSİYONU

Yavaş gelişen anemilerde vücutta kompansatuar değişiklikler olur. Kardiyovasküler, serebrovasküler ve pulmoner hastalıklarda kompansatuar mekanizmlar iflas etmiş, yorgunluk, dispne, azalmış efor kapasitesi, geçici iskemik atak, postural hipotansiyon , taşikardi, takipne gibi anemi semptom ve bulguları ortaya çıkmışsa eritrosit transfüzyonu endikasyonu vardır.

Yavaş gelişen anemilerde vücutta kompansatuar değişiklikler olur. Kardiyovasküler, serebrovasküler ve pulmoner hastalıklarda kompansatuar mekanizmlar iflas etmiş, yorgunluk, dispne, azalmış efor kapasitesi, geçici iskemik atak, postural hipotansiyon , taşikardi, takipne gibi anemi semptom ve bulguları ortaya çıkmışsa eritrosit transfüzyonu endikasyonu vardır.

Eritrosit süspansiyonu verilmesinin eşik sınırı farklı klinik durumlarda değişir. Kronik anemili hastalarda ihtiyaç olmayabilirken, akut anemi gelişen hastalarda gerekebilir. Transfüzyon için hastanın klinik özelliklerine karar verilmesi önerilen aralık 6-10 mg/dl’dir. Hb değeri 6 mg/dl altında ise transfüzyon yapılmalıdır. Hb değerinin 10 mg/dl üzerinde olduğu durumlarda ise transfüzyon özel durumlarda gereklidir.(yaşlı, aterosklerozlu hasta)

Tek-random donör trombosit süspansiyonu
Havuz trombosit süspansiyonu
Aferez trombosit süspansiyonu
Aferez trombosit süspansiyonunun avantajları rölatif olarak daha az lökosit içermesi, daha az sayıda donör gerektiğinden transfüzyonla bulaşan bulaşan enfeksiyon olasılığının azalması, havuzlama yapılmadığından bakteri kontaminasyonu riskinin daha düşük olması, yeterli miktarda konsantre ürün elde edilebilmesi, febril non-hemolitik transfüzyon reaksiyonlarının azaltılması veya önlenmesi

TROMBOSİT SÜSPANSİYONU

Birçok hematoloji ve onkoloji hastalarında kemoterapiye bağlı trombosit sayısı düşmektedir. Hayatı tehdit eden kanama olmadıkça profilaktik trombosit infüzyonu endikasyonu yoktur.
Koagülasyon faktörleri eksik değilse küçük cerrahi girişimler 50,000 trombosit sayısıyla gerçekleştirilebilir.
100,000 civarı bir trombosit sayısı SSS veya göz cerrahisi için gereklidir.

Lökositlerin dolaşımdaki yarıömürleri sadece 4- 10 saattir. Lökositler tam kandan ya da aferez işlemiyle toplanarak hazırlanabilir.
Yan etkisi fazla ve alternatifi olduğundan uzun yıllar kullanımı kısıtlı kalmışsa da günümüzde yenidoğan ve hematolojik-onkolojik maligniteli hastaların nötropenik ateş tedavilerinde tekrar önem kazanmıştır.

LÖKOSİT(GRANÜLOSİT) SÜSPANSİYONU
Antikoagülanlı kan alındıktan hemen sonra veya 1-6 C’de bekletildikten en geç 6-8 saat içinde santrifüj edilmelidir. Santrifüj sonrası çöken şekilli elemanların üzerinde kalan bölümüne taze donmuş plazma denir. (ilk 6 saat içinde dondurulursa, en az -18C)
İçeriğinde bütün koagülasyon faktörleri, globulin ve albümin bulunur.

TAZE DONMUŞ PLAZMA
Bir standart TDP 200-250 ml’dir, bir aferez TDP’si ortalama 500 ml’dir.
Standart TDP 200 U veya 70 kglık bir insanda koagülasyon faktör aktivitesinin %7sini içermektedir.
TDP konjenital veya akkiz koagülasyon faktör eksikliklerinde herhangi bir kanama meydana geldiğinde verilmelidir.
Kanama riski protrombin zamanı ve parsiyel tromboplastin zamanının kontrol düzeyinin 1,5- 1,8 katına çıkmasıyla artar.

Geleneksel olarak TDP 10-15 ml/kg dozda uygulanır. Ancak doz klinik durum ve tedaviye yanıta göre ayarlanmalıdır
.

Sıvı fazda saklama:
1-6 derece arasında
Depolama solusyonları (14-15 ml /100ml-kan)

Dondurularak saklama
- 65 ,-200 derecede , 10 yıl
Kriyoprotektan sıvıda saklanır
Kullanılmadan önce yıkanarak kriyoprotektan uzaklaştırılır
Yıkandıktan sonra 24 saatte kullanılmalıdır
Tam kan ve/veya eritrosit suspansiyonlarının saklanması
Yıkanmış eritrosit suspansiyonları 24 saat içinde kullanılmalıdır!!!!

Trombositlerin saklanması:
1-5 gün süreyle
Oda sıcaklığında
Işıktan koruyarak
Hareketli özel cihaz üzerinde saklanabilirler.


Kemik iliği yetersizliği/infiltrasyonuna bağlı yapım eksikliği
Lösemi
MDS
Myelofibroz
Malign tm infiltrasyonu
Myelosupresyon
Aplastik anemi
Trombosit yıkım artışı
Hipersplenizme bağlı trombositopeni
Sepsis
İlaca bağlı trombositopeni
Trombosit fonksiyon bozukluğuna bağlı kanama
Dilüsyonel trombositopeni (ör: Masif kan transfüzyonu ardından)
Kardiyak by-pass cerrahisi
Trombosit transfüzyonu endikasyonları
Kan grubu tayini ve çapraz karşılaştırma yapıldı mı?

Kan ısıtılmalımıdır ?

Transfüzyon hızı ne olmalıdır ?

Kanın içine ilaç konmalımıdır ?

Kanın etiket bilgileri , görünüşü , son kullanma tarihi gözden geçirildi mi ?

Hastadan onay alındı mı ?


Transfüzyon işlemi
Kan transfüzyonu endikasyonu konulan bir hastaya, yanlış transfüzyonu engellemek için, alıcının ve vericinin kanları arasındaki uyum belli bir protokol dahilinde denetlenmelidir. Sırası ile şu kontroller yapılır.

1- Kan grupları ve Rh faktörü saptanarak karşılaştırılır
2-Çapraz Karşılaştırma (cross)


UYUM KONTROLLERİ

Eller yıkanır.
Malzemeler tam olarak hazırlanır.
Doktor istemi ve hastaya ait bilgiler kontrol edilir.
Hastaya yapılacak işlemler hakkında bilgi verilir.

Kan transfüzyonu işlem basamakları:

Eldiven giyilir.
Hastanın yaşam bulguları kontrol edilir. Anormal bilgiler hemen hekime bildirilir.
Kan torbası hücreleri karıştırmak için hafifçe yukarı aşağı getirilir ve askıya asılır. Görünümü kontrol edilir.


Hemoliz durumunda plazma sarı değil kırmızı görünmektedir
Bakteriler ürediğinde de kanın rengi koyulaşmaktadır.


Kan torbasının üzerindeki giriş açılarak kan seti takılır ve setin havası çıkarılır.
Damar yolu var ancak serum gitmiyorsa açık olup olmadığı kontrol edilir.



Damar yolu var ve dekstroz veya glukoz içeren sıvı gidiyorsa işlem sonlandırılır. Damar yolu %0.9 NACl ile yıkanır.
IV damar yolu yok ise intravenöz uygulamada olduğu gibi damara girilir ve kan seti ile bağlantısı yapılır.


Akış hızı ayarlanır ve tranfüzyon başlatılır. İlk 15 dk. Yavaş (dk.da 20-40 damla) olarak verilmelidir. Bu sürede hasta yakından izlenmelidir
Transfüzyon reaksiyonlarının belirtilerini gözlemlemek için hastanın yanında beklenir.
Eğer transfüzyon esnasında herhangi bir komplikasyon gelişirse kan nakli durdurulmalı ve hemen hekime haber verilmelidir.


Kan tranfüzyonunun sonlandırılması: tranfüzyona devam edilmeyecek ise kan setinden serum fizyolojik geçirilir.

Damar yolundan kan veya herhangi bir solüsyon verilmeyecekse setin kıskacı kapatılır ve iğne çıkarılır.


Hastanın yaşamsal bulguları tekrar alınır ve kaydedilir
Tranfüzyon işlemi kaydedilir.
Tranfüzyon torbası ve seti gerekli takip formları doldurularak kan bankasına gönderilir.


Tüm transfüzyonlarının %20 kadarında çeşitli yan etkiler ortaya çıkabilir. Bu reaksiyonların çoğu hafiftir ve hastada uzun süreli etkiler oluşturmaz..

Transfüzyon reaksiyonları transfüzyon sürerken (erken reaksiyonlar) ya da saatler - yıllar arasında ölçülebilecek sürelerde (geç reaksiyonlar) ortaya çıkabilir

Kanın alınmasından başlamak üzere, transfüzyona kadar geçen aşamaların herhangi birinde oluşabilecek bir hata sonucu, kan veya ürünlerinin kullanımında yaşamı tehdit eden komplikasyonlar ortaya çıkabilir. En önemlileri, özellikle yanlış kan transfüzyonuna bağlı ortaya çıkan hemolitik reaksiyonlar olmak üzere, şu şekilde sıralanabilir
TRANSFÜZYON KOMPLİKASYONLARI
1- ERKEN TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI

2- GEÇ TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI


Erken transfüzyon reaksiyonları tüm transfüzyonların %2’sinde ortaya çıkar.
En sık görülenleri genellikle hafiftir ancak sıvı yüklenmesi veya hemolitik reaksiyonlar gibi komplikasyonlar mortalite ve morbidite riski taşırlar.

ERKEN TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI
AKUT HEMOLİTİK TRANSFÜZYON REAKSİYONU:
Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonu en korkulan yan etkidir. Ve sıklıkla kayıt hatalarına bağlı yanlış grupta kan transfüzyonu nedeniyle olur.
Tablo kardiyovasküler kollapstan asemptomatik vakalara kadar çok farklı şekillerde olabilir.
En sık rastlanan ilk belirtisi ateştir.

İMMUN MEKANİZMALAR İLE OLUŞAN HEMOLİTİK TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI
Takipne
Dispne
Siyanoz
Göğüs ve sırt ağrısı
Karın ağrısı
Baş ağrısı
Ajitasyon
Hipotansiyon
Şok olabilir.
Semptomların şiddeti transfüze edilen eritrosit miktarıyla ilişkilidir. En ciddi reaksiyonlar anestezi altındaki hastalarda görülmektedir.

Renal tubul hasarı sonucu oligüri,anüri görülebilir.
Yaygın kanama görülebilir ve intraoperatif diğer belirtilerin baskılanması nedeniyle ilk belirti olabilir.

Hemoliz intravaskülerdir ve hızla ortaya çıkar. Serbest hemoglobin plazmada artar.
Akut hemolitik reaksiyondan şüphelenildiğinde transfüzyon hemen sonlandırılmalıdır. Alıcının kanı santrifüj edilerek serbest hemoglobin düzeyi bakılabilir. Hemoglobinemi mevcutsa akut tubuler nekrozun önlenmesi amacıyla hasta hidrate edilmelidir.

Verici kanındaki lökosit ya da plazma proteinlerine karşı gelişen reaksiyonlardır.(önceki transfüzyon, multipar)
Sıklıkla transfüzyon sonrası ilk 12 saat içerisinde ateş ve döküntü ortaya çıkar.
Daha ciddi vakalarda öksürük ve dispne olabilir. PA akciğer grafisinde geçici pulmoner infiltratlar görülebilir.
Hemoliz olmadığı için hematokrit değerinde düşüş beklenmez.
LÖKOAGLUTİNİN REAKSİYONLARI
En sık görülen transfüzyon reaksiyonudur.(tüm rxların %43- 75’i). Donör lökositleri ve HLA antijenlerine karşı antikorlar buna neden olur. Başlangıç semptomları hemolitik veya septik bir nedene bağlı olmayan ateşte 1C’den fazla yükselme ve baş ağrısıdır. Kandan lökositlerin uzaklaştırılması ile (lökosit filtresi) febril reaksiyon sıklığı azaltılabilir.

Hemolitik olmayan febril transfüzyon reaksiyonu
Ürtiker ile başlayan wheezing ve anafilaksiye kadar gidebilen bir reaksiyondur. Donör plazmasındaki proteinlere karşı oluşan Ig A aracılıklı bir yanıttır.

Allerjik transfüzyon reaksiyonu

Belirtileri ciltte yaygın flushing, ürtiker, larinks ödemi, bronkospazmdır. Ciddi hipotansiyon, kardiovasküler kollaps gelişebilir.
Reaksiyonun bilinmeyen allerjenlere veya Ig A eksikliği olanlarda anti-Ig A antikorlarına bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir.
10 ml’den az transfüzyonlarda bile reaksiyon gelişebilir.
Şüphe anında transfüzyon hemen kesilmelidir. Etkin ve yoğun hemodinami ve solunum desteği gerektirir.

Anafilaktik transfüzyon reaksiyonları
Mortalitesi %30’lara varabilen ciddi bir klinik tablodur.
Bulgular sıklıkla transfüzyon sonrası ilk 4 saatte içinde ortaya çıkar.
Klinik olarak ağır solunum sıkıntısı, hipoksi, akciğer ödemi, PA akciğer grafisinde infiltrasyonlar , bazen ateş ve hipotansiyonla seyreder.
ARDS ve diğer akut akciğer hasarı tablolarından ayrımı güçtür.
Tedavi transfüzyonun kesilmesi ile başlar ve destek tedavisi şeklinde devam eder. Genellikle mekanik ventilasyon gereklidir.
Semptomlar genelde birkaç günde düzelirken bazen 7 güne kadar uzayabilir.

TRANSFÜZYONLA İLGİLİ AKUT AKCİĞER HASARI
Bu reaksiyonlar mekanik, kimyasal ve bakteri kontaminasyonuna bağlıdır.
Masif transfüzyonlar hipotermi, sitrat toksisitesine, hemostaz bozukluklarına, potasyum dengesizliğine, asit-baz dengesizliklerine ve dolaşımın yüklenmesine neden olurlar.
İMMUN MEKANİZMLARA BAĞLI OLMAYAN TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI:
GECİKMİŞ HEMOLİTİK TRANSFÜZYON REAKSİYONU:
Önceden transfüzyon yapılması ya da gebelik nedeniyle duyarlanmış alıcıda subgrup eritrosit antigenlerine karşı antikor gelişebilir. Erken hemoliz gelişmez fakat transfüzyondan 5-10 gün sonra antikor titresinin artmasıyla hemoliz ortaya çıkar.(1/500)
Reaksiyon zayıf olup transfüzyon sonrası hct düşüşü, hbüri, sarılık ve böbrek fonksiyonlarında yetersizlik görülebilir. Genellikle öldürücü değildir. Tedavi gerektirmez.*

2.GEÇ TRANSFÜZYON REAKSİYONLARI

Alıcının bağışıklık sisteminin bozuk olduğu donörle alıcı arasındaki HLA benzerliğinin fazla olduğu, ve fazla miktarda T lenfositi bulunan kan komponentlerinin transfüzyonu sonucu gelişen nadir(1/750000) fakat genellikle öldürücü bir durumdur.
Esas hedef dokular cilt, timus, gis, karaciğer, dalak ve kemik iliğidir.

GRAFT VERSUS HOST DİSEASE(TR-GVHD)
Klinik bulgular transfüzyondan 1-2 hafta (4-30 gün)sonra başlar. Ateş, makülopapüler deri döküntüleri, diare ile seyreden enterokolit, ALP ve bilirubinlerde artma ile seyreden hepatit, ve tüm ilik elemanlarında azalma ile kendini gösteren pansitopeni klinik bulgulardır.
Ölüm genellikle enfeksiyon nedeniyledir.(>%90)

Donörün trombosit antigenlerine bağlı(anti HPA-1) gelişen transfüzyondan yaklaşık bir hafta sonra ortaya çıkan, akut ciddi trombositopeni ve yaygın purpura ile karakterize nadir bir durumdur.
Bazı hastalarda kendiliğinden iyileşme görülse de trombositopeni ağırdır ve kanamalara sebep olabilir.
SSS kanamalarını önlemek için steroid, yüksek doz Ig G,plazmaferez ve kan değişimi önerilmektedir.

POST-TRANSFÜZYON PURPURASI
Masif transfüzyonun değişik tarifleri vardır. Hastaya, en az, hesaplanan kan volümü kadar transfüzyon yapılmış ise veya 24 saatte 5 litreden fazla transfüzyon yapılmış ise veya bir saat içinde en az 4-6 ünite kan verilmiş ise masif transfüzyon olarak kabul edilir.
Masif transfüzyona bağlı olarak organizmada bir takım zararlı yan etkiler ortaya çıkar.
MASİF TRANSFÜZYON
1- Hipotermi: Kanın yeterince ısıtılamadan soğuk olarak kan verilmesine bağlıdır. Hipotermi karaciğer performansını azaltarak sitrat yıkımını azaltır,hipokalsemiyi artırır.
2- Pıhtılaşma bozuklukları: Masif transfüzyon oluşana kadar verilen kanlarda eski olduğu için genellikle trombosit ve pıhtılaşma faktörleri V-VIII kaybolmuş veya azalmıştır.Bu nedenle oluşan dilusyonel trombositopeni ve faktör eksikliklerine bağlı olarak pıhtılaşmada zorluklar ortaya çıkabilir. Dissemine intravasküler koagülasyon(DIC) ve tüketim koagülopatisi ile hemolitik reaksiyonlar da görülebilir.
Masif Transfüzyona Bağlı Yan Etkiler
3- Mikroagregatların beraber verilmesi sonucu, akciğer ve böbrek kapillerlerinde, tıkanmalara bağlı hasarlar ortaya çıkabilir.
4- Sitrat intoksikasyonu: Kanla beraber hastaya aynı zamanda sitrat da verilmektedir. Sitrat alıcının kanında iyonize kalsiyumu bağlayarak etkisiz duruma getirir. Ancak karaciğerde sitratın yıkılması sonucu kan kalsiyum düzeyi yeniden eski haline dönebilir. Masif transfüzyon sırasında kanın veriliş hızı belli bir düzeyin altında ( Tahminen 18-30 ml/kg/saat ) ve hastanın karaciğeri sağlam ise dışardan ilave kalsiyum vermek gerekmeyebilir. Ancak hipokalsemi belirtileri ve kalsiyum düzeyi kontrol edilerek, hipokalsemi saptanırsa ilave kalsiyum verilebilir.
5-Hiperpotasemi: Serum potasyum düzeyi kontrol edilerek oluşabilecek hiperpotasemi erken saptanmalıdır.

6- Asidoz: Ortaya çıkabilecek asidoz; sitratında karaciğerde bikarbonata dönüşeceği göz önünde bulundurularak; kan gazı kontrolleri ile düzeltilmelidir.

7- 2-3 DPG eksikliği: Beş günlükten daha eski kanlar verilirse ortaya çıkar.



Kan ısıtılarak verilmeli.
Mümkün olduğunca taze kan (en çok 5 günlük) verilmelidir.
Onuncu üniteden sonra trombosit sayımı yapılarak (75000/mm3 den az ise) sıcak kan veya trombosit konsantresi verilebilir.
Hemoglobin, hematokrit, kan gazı, elektrolitler, pıhtılaşma durumu her beş ünitede kontrol edilir.
EKG izlenir.
Her dört ünite kandan sonra, bir ünite TDP verilebilir.
Masif transfüzyona bağlı olumsuzlukların önlenmesi veya azaltılması için alınabilecek tedbirler
Malaria
Chagas
Babesiosis
Sy
Toxoplasma
Batı Nil Virüsü
Hepatit ( C,B,A ,D vd )
HIV
HTLV
CMV
E-Barr
HHV
Creutzfeldt-Jakob veya
varyant CJD (teorik)
Parvovirus
Transfüzyonla bulaşan hastalıklar
Transfüzyon sırasında karşılaşılan herhangi bir belirti veya bulgu başlangıçta yaşamı tehdit eden bir reaksiyon olarak değerlendirilmelidir !
Full transcript