Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

EKÜMENOPOLİS

No description
by

Sevinc Bilgin

on 24 December 2012

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of EKÜMENOPOLİS

SEVİNÇ EGE BİLGİN
EKİN GÖK Ekümenopolis ünlü Yunan kentbilimci Doxiadis'in oluşturduğu bir kelimedir. 'Polis' şehir demektir. Büyüğü 'Metropolis', daha büyüğü 'Megapolis' dir. Skalanın en tepesinde ise kabus ve korku şehri 'Ekümenopolis' vardır. Herkesin anlayacağı dilden söylersek Ekümenopolis nüfusu 30 milyonlara dayanmış, her tarafı betonlanmış, havası, yeşili, suyu tükenmiş, yaşanması bir ızdırap, bir çile olan, hormonlanmış, hastalanmış, bitkisel yaşama girmiş ölümü bekleyen kanserli kentleri tanımlamak için kullanılmaktadır. EKÜMENOPOLİS METROPOLİS MEGAPOLİS
Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir.
BİR İSTANBUL HİKAYESİ
-1980’lerde dünya ekonomisinde yaşanan neoliberal değişimin İstanbul üzerindeki etkileri





-"Kentsel dönüşüm" projesinin gelişimi ve TOKİ gerçeği





-Gecekondu mahallelerinin sonu ve toplumun ayrışması





-3. Köprünün yapılanması ve İstanbul'da doğuracağı sonuçlar 1980’lerde dünya ekonomisinde yaşanan neoliberal değişim ve buna paralel olarak hız kazanan küreselleşme süreci, bütün dünya kentlerinde köklü bir değişimi beraberinde getirdi. Finans merkezli bu yeni ekonomik yapılanmanın kentsel alanları bir sermaye üretim aracı olarak görmesi sonucu gelişmekte olan ülkelerin kentleri bu süreçten derinlemesine etkilenmekte. Köklü bir planlama geleneğinin zaten olmadığı İstanbul’da, neoliberalizmin insan yerine kentsel rantı ön plana çıkartan yaklaşımı maalesef yöneticilerimiz tarafından şuursuzca uygulandı, herkes bu yağmada kendine bir pay kapma peşine düştü ve sonuçta ortaya insan yaşamını tehdit eden sorunlar yumağıyla debelenen 15 milyonluk bir megakondu çıktı. Kentin inşaasında ve bir sanayi merkezi olmasında alın teri olan emekçi kesimin, tüketici odaklı yeni finans ve hizmet kentinde yerleri yok. Peki nedir bu insanlar için öngörülen?İşte “kentsel dönüşüm” denen olgu da tam burada devreye giriyor. Yeni kanunlarla eskiden tasavvur bile edilemeyecek yetkilerle donatılan TOKİ ve belediyeler, özel yatırımcılarla işbirliği içinde kentsel toprağı bu yeni “vizyona” doğru dönüştürmeye çabalıyorlar. İstanbul’da gelir dağılımındaki uçurum gitgide mekana da yansıyor, mekansal ayrışmadan besleniyor. Bir tarafta varsıllar kendilerini güvenlikli sitelere, rezidanslara, plazalara kapatırken, diğer yandan kentin çeperlerinde insan deposu olarak tasarlanmış TOKİ konutlarında yeni yoksulluk döngüleri insanları çaresizliğe umutsuzluğa sürüklüyor. Peki gelecek kuşaklara bırakılan bu toplumsal mirasın sorumlusu kim? 1980’de ilk metropolitan ölçekli İstanbul planı yapıldı. Plan raporunda kentin coğrafyasının en fazla 5 milyon nüfusu kaldırabileceği yazıyor. O zaman nüfus 3.5 milyon. Bugün İstanbul’un nüfusu 15 milyon. 15 sene sonra 23 milyon olacak. Yani coğrafyasının kaldırabileceğinin neredeyse 5 katı. İstanbul bugün Bolu’dan su çekiyor, öteki taraftan bütün Trakya’nın suyunu çekiyor. Kuzey ormanları gözle görünür bir şekilde tahrip olurken, 3. köprü projesi İstanbul’un kalan orman ve su havzalarını tehdit ediyor. İki yakayı birleştiren köprüler, yarattıkları rant alanları ile kentlileri birbirinden koparıyor. Mücella Yapıcı(Mimarlar Odası Başkanı)“Dünya bankası dediki bize siz 1 ya da 2 kentinizi metopolleştirceksiniz.Kentlerin tarihi 1 yılla 2 yılla 10 yılla ölçülmez.Yaptığınız bir yapı ya da bir operasyon 50 yıl sonrasını öngörebilmenizi gerektirir." -Doğal kaynakların tükenmesi


-Trafiğin artması


-Hızlı nüfus artışı Prof. Hüseyin Kaplan(Şehir bölge planlamacı)
2. köprü ve ikinci köprünün üzerinde 8 milyon yasadışı gelişme sanayi ve iş gücüyle birlikte su havzalarının üstüne yüklenme doğrusu bizi ürküttü.Bir kere 100 bin kişilik bir sanayi koyduysanız onun çevresinde 1 mılyon nüfüsu kabul edeceksiniz.Onları birlikte düşüneceksiniz. İstanbul ekolojik sürdürülebirlik anlamında bütün bölgesindeki suyunu tüketti.Şimdi istanbul düzcenin Bolunun suyunu alıyor. Prof. Doktor Haluk Gerçek(Ulaşım mühendisi)Herşeyden önce ulaşım planlamasıyla arazi kullanım kent planının entegre edilmesi, birlikte çözülmesi gerekir.Kent planlarını biz öyle bir yapmalıyız ki ulaşım taleplerini azaltalım.Esas sorun bence planlamaya bakıştan kaynaklanıyor. Tetsuo Wakui (Japan International Cooperation Agency lideri)
Şehir doğu ve batı yönlerinde gelişmeye devam edecek. Böylece insanlar daha uzun mesafeler gitmek zorunda kalacaklar.Bu da otomobillerle yapılan seyahatin 4 katına çıkması anlamına geliyor.Lütfen hayal edin bu kadar trafiği kaldıracak yol yapmamız mümkün mü?15 sene sonra 4 kat trafiği kaldıracak yol yapabilir miyiz?Bu pek mümkün görünmüyor. İstanbulda 1985 ile 90 yılların arasında nüfusun en çok arttığı iki ilçe var biri Kağıthane diğeri Ümraniyedir.Buralarda devasa nüfus artışı vardır.Baktığınız zaman kağıthane ve ümraniye Fatih sultan mehmet köprüsünün neredeyse iki ayağına en yakın olan ilçelerdir. Doktor Şükrü Aslan(sosyolojist)
Küresel kent söyleminin hakim anlamdaki yansımalarına baktığımız zaman yeni toplumsal ayrışmalara neden olabilecek bir işlev görüyorsa o zaman buna müdahale etmek buna karşı çıkmak gerekiyor. Besim Selçuk Sertok(Orman mühendisi)
3. köprü öldürür.Bu kadar yaşamsal bir anlamı var İstanbul için.Kuzeydeki bir çok arazinin rant değeri şimdiden yükselmiş durumda çünkü herkes kesin gözüyle bakıyor 3. Köprünün inşasına. Mustafa Sönmez(Ekonomist)
Bir köprü olmaktan çıkıyor , nüfusu ve bütün kent dokusunu içine çeken bir odak haline geliyor.
Hem mekansal bir dönüşüm hem de demografik bir dönüşüm Projesidir kentsel dönüşüm.
Bütün kenti iyileştirme güzelleştirme adı altında esas olarak paraya karşılık gelme bir sermaya
birikiminin unsuru haline getirme oradaki nüfusu da bu yeni steril istanbulun dışlarında bir yere
bloklama fikridir esas olarak. Bir küresel kent planlanabilir mi? Belki planlanabilir ama bir küresel
kent ülke bütününden kopartılarak planlanabilir mi?Bence orda zaten problem başlıyor. BELGESEL İÇERİĞİ DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.
Full transcript