Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

BEDEN DİLİ

No description
by

Azat Çakan

on 30 December 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of BEDEN DİLİ

BEDEN DİLİ
design by Dóri Sirály for Prezi
BEDEN DİLİ İLE İLETİŞİM
Jest ve Mimikler
Baltaş ve Baltaş (1994), jestler ve mimikleri diğer kişilere sinyaller gönderen hareketler olarak tanımlamışlardır, jestten söz edilebilmesi için yapılan hareketin bir başkası tarafından görülmesi ve yaşanılan duygu ve düşünce ile ilgili bir bilginin karşıdaki kişiye iletilmesi gerekmektedir ki her bir jest, düşünce duygu ürünü olduğu için doğal olarak bu özellikleri barındırır, yüz kaslarının anlatım amaçlı kullanımı mimikleri; el, kol, ayak, bacak ve bedenin kullanımı da jestleri oluşturur; Jest ve mimikler “esas” ve “ikincil” olarak ikiye ayrılmaktadır.
İkincil Jestler:
İkincil jestlerin pek çoğu esas olarak sosyal değildir. Çünkü bunlar bedenin rahatı, temizliği ve kaşınma gibi kendiliğinden olan ihtiyaçlar ile ilgili hareketlerdir. Vücut bakımı ve rahatlığı ovarak, silerek, kaşıyarak yapılır, yeme, içme, rahat olarak bir beden duruşu sağlamak için kolların birleştirilmesi, bacak bacak üzerine atma, dik veya yan oturma gibi. Bütün bunları insan kendisi için yapmaktadır. Fakat bunların nasıl yapıldığı ve hangi duygusal durumda olunduğu önemlidir. Bu jestleri yaparken yalnız olunmayan durumlarda o kişi ile birlikte olanlar bu kişisel hareketlerden o kişi ile ilgili bilgi sahibi olurlar ve nasıl bir ruh hâli taşıdığını anlayabilirler.
İletişim Türleri Nelerdir?
Sözsüz İletişim
Sözlü İletişim
Y<azılı İletişim
Simgesel İletişim
Sanatsal İletişim
Medyatik İletişim
İletişim Nedir ?
İletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir. Organizmaların çeşitli yöntemlerle bilgi alışverişi yapmalarına olanak tanıyan bir süreçtir.
“İnsanlar konuşarak anlaşmayı geliştirmeden önce beden diliyle anlaşırlardı. Beden dili insanların ilk anlaşma aracı ve ilk dili olmuştur."
Bedenlerinin dili aracılığıyla insanlar duygularını, düşüncelerini, isteklerini, ihtiyaçlarını ve ruhsal zenginliklerini başka insanlarla paylaşmışlardır.
Bedensel tepkiler kendiliğindendir, kullanılan kelimeler gibi değişken değildir. İç dünyayı doğrudan yansıtma özelliğine sahiptir. Bu yüzden kontrolü de güçtür. Her insan çevresine duruşu ya da hareketleri ile tepki ya da refleksleri ile etki eder. Esas itibarı ile insan, birincil olarak beden dili ile iletişime geçer. Daha sonra da bu dili sözel dilini desteklemek amacıyla kullanır. Bu dil onun ifadelerini vurgulamada, somutlaştırmada yardımcıdır” (Çalışkan ve Karadağ 2010).
İnsanlar Arası İlişkilerde Beden Dili
Pease (2002)‟ e göre, her ne kadar hayvanlar, kuşlar balıklar ve primatların bölgelerini belirleme ve korumalarıyla ilgili ilgili binlerce kitap ve makale yazıldıysa da insanların da kendi bölgeleri olduğu ancak son yıllarda keşfedildiğini belirtmektedir, bunu öğrenip ne anlama geldiğini anlayan kişi başkalarının ve kendinin davranışları ile ilgili inanılmaz bir anlayış ve aynı zamanda yüz yüze gelindiğindeki tepkileri de tahmin edebilir, Amerikalı antropolog Edward T. Hall insanların mekânsal ihtiyaçları konusunda öncülerden biridir ve 1960‟ların başında proksemik (yakınlık anlamına gelen „proximity‟ den) sözcüğünü belirlemiştir.
Kişilerarası mesafe ve Selamlaşma
Baltaş ve Baltaş (1994) mesafenin bütün ilişkilerde önemli bir duygusal belirleyici olduğunu, insanların kendilerini yakın hissettikleri kişilere yaklaştıklarını hatta bu kişilere temas ettiklerini ifade etmişler ancak hoşlanılmayan kişiler ile olan ilişkiler söz konusu olduğunda bu kişilerden uzaklaşmaya ve hatta “amma da burnumun dibine giriyor” gibi açıklamalarla hoşnutsuzluk dile gelebildiğini belirtmişlerdir.
İnsanlar birbirleri ile ilişkilerini esas olarak dört bölgede düzenlerler: Mahrem alan, kişisel alan, sosyal alan ve genel alan.
Türkiye'de güvenlik alanları ve mesafeler ( Baltaş ve Baltaş 1994)
Resimlerin birincisinde, şehirde yetişmiş iki kişinin; ikincisinde, kasabada yetişmiş iki kişinin; üçüncüsünde ise, kırsal kesimde yetişmiş iki kişinin selamlaşma tarzlarına dair örnekler görülmektedir. Bu kişilerin mahrem bölgelerinin, selamlaşma sırasında karşı tarafla aralarında korumak istedikleri mesafe kadar olduğu söylenebilir.
Çalışkan ve Karadağ (2010), Esas jest ve mimikleri, düşünce ve duygularımızı destekleyen, onları somutlaştıran hareketler olarak tanımlarlar, örneğin, sohbet sırasında göz kırpma, baş sağlama, kolları açma gibi işaret ve hareketler iletmek istenen ve programlanan bir mesajı içeren jestlerdir ve öte yandan kendiliğinden gelen ve hiç beklenmeyen bir anda ortaya çıkan esneme ve hapşırma gibi durumlarda bile jest söz konusudur.
Esas Jestler:
Bu jestler yüz, baş, el, kol, ayak, bacak ve bedenin bir konuya açıklık kazandırmak için yaptığı hareketlerdir. Esas jestler, anlatım jestleri, sosyal jestleri ve mimik jestleridir (Baltaş ve Baltaş 1994).
Anlatım Jestleri:
Bu jestler insanın diğer hayvanlarla ortak olan biyolojik kökenli jestleridir. Anlatım jestleri özellikle yüz ifadelerinde ortaya çıkar ve insanın varlığını korumaya dönük eylemlerinden kaynaklanır. Örneğin ani ve atak hareketler karşısında gözlerimizin kapanması belirsizlik ve tehditlerle dolu bir dünyadan gelebilecek bir saldırıya gözlerini koruma amacına dönüktür. Öte yandan gülme insanın hoşnut olduğunu, iç dengesinin yaşamı sürdürmeye uygun bir uyum içerisinde bulunduğunu ortaya koyan ve karşısında bulunanları bu mutluluğa ortak olmaya davet eden bir jest ve mimiktir veya hüzünlü bir tavır sorunları açıklamaya veya paylaşmayı içeren bir mimiktir. Yapılan kültürler arası çalışmalar bu temel jestlerinin bütün kültürlerde ortak olduğunu göstermiştir. (Baltaş ve Baltaş 1994).
Sosyal Jestler ve Mimikler:
Durum gereği, olduğumuzdan çok daha mutlu veya hissettiğimizden çok daha üzüntülü yüz ifademiz bir sosyal mimiktir. Diğer insanları memnun edecek jestlerin taklit edilmesi bir anlamda insanın sosyal rolünü oynamasıdır. Bir toplantıda gerçek iç dünyamızdan çok farklı bir duygu hâlini yansıtmamız buna örnektir. Canını sıkan bir konuyu yemekte konuşmayıp ve yemek saatlerini iyi görünme çabasıyla geçirmeye çalışmak veya kişinin bir topluluk önünde yaptığı bir konuşmada ses tonunu, el ve kollarını anlatımını daha etkin kılmak için kullanması sosyal jest ve mimikler olarak değerlendirilir (Baltaş ve Baltaş 1994).
Yüz İfadeleri, Gözler ve Bakışlar
Çeşitli kültürlerde yapılan çok sayıda araştırmadan elde edilen sonuçların, 6 temel duygu ifadesini aktaran ortak yüz anlatımları olduğunu gösterdiğini belirtmiştir: Bunlar mutluluk, korku, öfke, hayret, üzüntü ve tiksintidir
Tomul (2005)‟ a göre sözsüz iletişimde yüz ifadeleri, gözler, beden dili, bedensel temas, zaman dili ve ses dili önemlidir, yüz ifadeleri, kişisel duyguların iletiminde kelimelerden sonra gelen ilk iletişim kanalıdır ve yüz ifadeleri, bilinçli olarak veya istenmeden kolayca izlenebilir, bilinçli yüz ifadeleri genellikle korku, kızgınlık, mutluluk veya hayret gibi duyguların şiddetli olarak hissedilmesi ile ortaya çıkar, istenmeden oluşan yüz ifadeleri kısa süreli olur ve hemen başka ifadelerle örtülür.
Moore (2000) için gözler, sözsüz iletişimde kullanılabilecek en etkin kanaldır. Göz teması ile iletişim başlatılabilir, sürdürülebilir veya bitirilebilir. Göz teması, davranışların değiştirilmesi için de kullanılabilir. Eğer göz teması kurulmazsa bireyler sıkılır ve iletişim kopar. Bu nedenle göz temasının bütün bir iletişim boyunca sürmesi gerekir.

İzgören (1999), gözlerle ilgili en çok ipucu verecek noktanın gözbebekleri olduğunu belirtir ve insanlar bir şeyden hoşlanıyorlarsa gözbebekleri büyür, göz temasının süresi de iletişim açısından önemlidir, statüyü belirler ve ülkeden ülkeye değişir, örneğin Araplar pek göz göze gelmeyi sevmezler, Japonlarda göz teması saygısızlıktır, Amerikalılarda ve Avrupa’nın büyük bir bölümünde göz teması daha fazladır, Türkiye için önerilen, görüşme süresinin %75‟i kadar bir süre göz teması kurmaktır ve kişiden kişiye de farklılık göstermektedir şeklinde ifade etmektedir.

Yüzün bakılan bölgesi karşıdaki insanın o kişi ile olan iletişimi üzerinde belirleyici bir rol oynar.Yüzün bakılan bölgelerine göre bakış türleri üçe ayrılır;
Resmiyet Bakışı
İletişim Bakışı
Görüşülen kişinin gözleri ile dudakları arasında kalan bölgeye bakılıyorsa (burun bölgesi) bu iletişime açık, duygusal rahatlatıcı olan bakış türüdür (İzgören 1999). Bakış karşıdaki kişinin göz seviyesinin altına düşerse sosyal bir ortam oluşur. (Pease 2002 )
Flört Bakışı
Dudaklar ve göğüs arasında kalan üçgen bölgeye yapılan bakıştır. Duygusal ilgiyi ve daha ilerisini gösterir. Genellikle bakışın odaklandığı bölge dudaklar, çene ve özellikle de boyundur. İçgüdüsel olarak yapılan bir bakış türüdür (İzgören 1999). Kadın ve erkekler bu bakışı birbirleri ile ilgilendiklerini göstermek amacıyla kullanırlar.
Karşıdaki kişinin gözlerle alın arasındaki bölgesine bakılıyorsa o kişi ile mesafeli olunması gerektiği fazla samimi olunmaması gerektiği anlamı çıkar.
Baş Hareketleri
Baltaş ve Baltaş (1994) ‟a göre yatay eksen üzerinde yukarıya kalkık bir baş, duruma karşı çıkıştan, üstünlüğe kadar çeşitli duyguları yansıtabilir ki ”Burnu havada” olmak bu baş duruşunun, toplumsal bir anlatımıdır.
“Yatay eksen üzerinden aşağıya bakan, merkeze dönük baş hareketleri ise uysal, çekingen, kabullenici bir duygu durumunun anlatımıdır. Böyle bir ifade “başı önünde” efendi insan tanımının tipik bir görüntüsüdür” (Baltaş ve Baltaş 1994).
Pease (2002) „e göre üç temel baş pozisyonu vardır; birincisinde baş yukarda olup duydukları konusunda tarafsız bir tavra sahip birisinin pozisyonudur, baş genellikle hareketsiz olup ara sıra ufak eğilme hareketleri yapabilir, ayrıca bu konumda iken eli yanağa götürme değerlendirme hareketleri sık sık kullanılır.
Pease (2002)‟e göre kafa bir yana doğru eğildiğinde, bu kişinin ilgilenmeye başladığı anlamına gelir, örneğin bir satış sunuşu veya bir konuşma yapılırken dinleyicilerin bu hareketi yapıp yapmadıkları kontrol edilerek ilgilenip ilgilenmedikleri anlaşılabilir, başlar yana eğik ve eli çeneye götürme değerlendirme hareketi ile öne eğildikleri görülürse o kişilere ulaşılabiliyor demektir, kadınların ise bu baş hareketini bir erkekle ilgilendiklerini göstermek için kullandıklarını ifade etmiştir.
Baş aşağıya eğikken tavrın olumsuz hatta yargılayıcı olduğunu gösterir. Eleştirel değerlendirme hareket gruplarında genellikle baş aşağıya eğiktir. (Pease 2002)
Pease (2002), her iki elin başın arkasında olduğu hareketin ise, muhasebeci, avukat, satış müdürü, banka müdürü ve benzeri mesleklerden olan veya kendilerine güvenli veya bir konuda kendilerini baskın ya da üstün hisseden kişilere özgü bir hareket olduğunu ve “Tüm cevaplar bende” ya da “Her şey kontrolüm altında” gibi anlamlara gelmekte olduğunu ifade etmiştir.
Eller, Kollar ve Parmaklar
Eller, Kollar ve Parmaklar
Eller insanın kendini ifadesinde en duyarlı ve etkili organlardır. İnsanın el becerisinin gelişmesi, beynin biyolojik gelişimine paraleldir. Elin önemi sadece son derece duyarlı hareket ve hissetme becerisine sahip olmasından değil, aynı zamanda el ve beyin arasındaki karşılıklı bağlantıların zenginliğinden kaynaklanmaktadır (Baltaş ve Baltaş 1994).
Takipçi
Sinirli
Huzursuz
Takip ediyor
Rahat
Karşısındakine güveniyor
Ürkek
Çekingen
Huzursuz Oturuş
Rahat
İlgili
Beklediğini buluyor
Hafife Alan
Kendine Aşırı Güvenen
Karşısındakini Ciddiye Almayan

Çekingen
İçe Kapanık
Destek Bekleyen

Düşünceli
Huzursuz
Vereceği Cevaptan Emin Olmayan

Düşünceli
İlgili
Rahat
Takipçi

Aşırı İlgili
Etkilemeye Çalışan
Hakim Olmak İsteyen

Sıkılmış
İlgisi Dağılıyor
Umursamayan

Bunlar da Yalan, Samimiyetsizlik ve Şüphe Hareketleri
Hemşirelikte İletişimin Yöntemi ve Teknikleri


İletişimin anlamlı olabilmesi için hemşirenin iyi bir gözlemci, iyi bir dinleyici olabilmesi ve dokunma olayından yararlanması gerekmektedir. Bu nedenle bu bölümde iletişim düzeylerinden, görme, işitme, hissetme (dokunma) kanallarından söz edeceğiz.
İletişim üç düzeyde gerçekleşir. Birinci düzeyde hemşirenin gördüğü, işittiği, dokunduğu; ikinci düzeyde ne gözlediği, ne işittiği, ne hissettiği; üçüncü düzeyde de ne algıladığı yer alır.

Görme Kanalı, Gözlemek ve Bunun Önemi
.
Gözler en iyi mesaj alan ve en iyi mesaj ileten kanallardır. Hemşirelikte görmenin, gözlem yapmanın başka bir yeri vardır. Bakımın amacına ulaşabilmesi için gözlem şarttır. Gözlem dikkat gerektirmekte de olup her olay ya da durumu tam, kusursuz gözlemek zordur. İletişimde ne gördüğümüzden çok ne gözlemlediğimiz önemlidir. Birçok iletişim araştırmacısı hastaların ne söylediğinden çok ne yaptığı yani sözelden çok sözel olmayan davranışları üzerinde dururlar. Çünkü genelde objektif belirti ve işe yarar ipuçlarının bu yollarla iletildiğine inanmaktadırlar. Vücut hareketlerini gözlemek önemlidir. Birçok durumda hastalar, hemşirelerle vücut hareketleri yolu ile iletişim kurarlar, vücut hareketleri bireyden bireye değişir ve bunda ailenin, kültürün etkileri vardır

İşitme Kanalı, Dinlemek ve Bunun Önemi
İşitmede, ses volümü, tonu, ritmi, sürati, değişimi önemlidir. Dinlemek önemli olup sözel ve ses tonu, sürati gibi yönlere özel dikkat gerektirmektedir. Jack Woodford'a göre "iltifat anlamına gelen, dikkatli dinlenilmekten hoşlanmayan çok az insan vardır". İyi bir konuşmacı olmak istiyorsak önce iyi bir dinleyici olmalıyız.
Hasta-hemşire ilişkileri bir iletişim zinciri içinde geliştiğine göre iletişimde dinlemenin rolü de önemlidir. Dinleme bireyden bireye değişir.

Hissetme Kanalı, Dokunma ve Bunun Önemi
Dokunmanın iletişimde önemli bir yeri vardır. Hemşireler hastalarına bakım verirken, işlevlerini yerine getirirken, üç çeşit dokunmadan yararlanırlar. Bunlar:

İşlemsel dokunma
Psikolojik dokunma
Terapötik dokunma

İşlemsel dokunma en genel ve ilkel dokunma biçimidir. Hasta ile fiziksel teması gerektirmektedir ve sağlık sistemi içerisinde oldukça yer alır. İşlemsel dokunma olmadan hemşirelik gerçekleşemez. İşlemsel olmayan dokunma ise daha çok psikolojik yaklaşımı, desteği ve empatiyi gerektirir. "Psikolojik dokunma" hastaya "ilgi" "empati" "sempati" "gerilim" "kızgınlık" gibi olumlu ya da olumsuz mesajları iletir. Terapötik dokunma, hemşireliğe 1960 yıllarında NewYork Üniversitesi hemşirelik profesörlerinden Delores Krieger tarafından bir kavram olarak girmiştir. Terapötik dokunma tüm canlıların elle ovularak dengede tutulabilecek bir enerji alanı ile çevrildikleri tahminine dayanır. Ciltten 3-5 cm yüksekte bulunan bu enerji alanını dengeleme ve yumuşatma çabasına terapötik dokunma adı verilir. Özel bir eğitimi gerektirmekte olup kendine özgü teknikleri vardır

Bizi Dinlediğiniz İçin Teşekkür Ederiz.


Gülşah Akbaş
Beyza Kankurdan
Hava Nur Kamanlı
Bahri Keçebaş
Rabia Hatun Yiğit
Hazırlayanlar
Son olarak Nevin Hoca'mıza Teşekkür Ederiz
Full transcript