Loading presentation...
Prezi is an interactive zooming presentation

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Eğitimde Modernist ve Post-Modernist Anlayışlar

No description
by

Aziz Teke

on 8 April 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Eğitimde Modernist ve Post-Modernist Anlayışlar

Post-modernizm Tyler’ın Modeli ve Eleştirel Değerlendirmesi Beni dinlediğiniz için tesekkürler... Modernizm Post Modern Bir Program İle Kaliteli Eğitim
Dennis Koo Hok-chun Öncelikle yıllardır etkili olan Tyler mantığını tanımlayacak ve eleştirerek değerlendireceğiz. Bu mantık çoğu batı ve doğu ülkelerindeki eğitim programlarının temelini oluşturur. Sonra bu mantığı destekleyen modernizmin kavram ve özellikleri açıklayacağız, böylece güçlü ve zayıf yanlarını tartışmış olacağız. Daha sonra hızla değişen dünyanın ihtiyaçlarını daha iyi karşılayan alternatif bir program görüşü olan Doll’un görüşü sunulacak.

Model dikkat çeken post modernist yapısı ile tartışılacak ve güçlü ve zayıf yanları sunulacak. Programın tanımı Birçok bilgin programa çeşitli tanımlamalar yapmıştır. Bazıları plan olarak, bazıları eğitimsel bir program olarak, bazıları öğrenme yaşantısı olarak, bazıları gerçek bir oluşum olarak gördüler ve tanımlarını bu kavramlara göre yaptılar. Tanner ve Tanner’in (1975) görüşüne göre; program, öğrencilere gelişim ve bireysel yeteneklerini geliştirmede yardımcı olmak için planlanmış eğitici yaşantıdır. Bu deneyim okullarda gerçekleşir ve öğrencilerin bilgi ve yaşantılarının yeniden yapılandırılmasının sonucudur. Grundy (1987) programı kültürel ve sosyal yapılanma ve bir dizi insan deneyimlerinin düzenlenme biçimi olarak görür. Tanımların çeşitliliği de gösteriyor ki program kelimesi karmaşık kavramlar ve ideolojiler içermektedir. Genel olarak verecek olursak program şunları içerir:
Eğitimin amaçları,
öğretim kavramı,
ürüne odaklı öğretme yaklaşımları
ve de ürünün değerlendirilmesi süreci ve programı Program ve öğretimin felsefi temelleri John Dewey (1938) eğitime bir başka açıdan bakardı. O, felsefenin eğitimin genel prensibi olduğunu ve eğitimin ise bir laboratuar deneyi olduğunu belirtir. Felsefe; eğitimin amaçları, öğretim içeriği ve örgütlenmede karar verirken önemli bir rol oynar. Bu yüzden felsefenin program tasarımı
üzerindeki etkisi de yadsınamaz. Dewey eğitimin, çocukları problem çözme becerileri ile donatması gerektiğini vurguluyor. Dewey çocukların yaşantıları üzerine kurulu bir program geliştirmeyi ve çocuklara ilginç ve zor problemlerle mücadele etme fırsatı vermeyi gerekli olarak görüyor. Bu görüşlerin nasıl yorumlandığı burada tartışılan iki farklı anlayışta görülebilir:

Modernist ve Post-Modernist Anlayış Çağdaş programları analiz etmek için modernizm ve post-modernizm kavramlarını net şekilde tanımlamak önemlidir. Bu alanda Doll’un (1993) çalışması ayrıntılı bir tanıtım sunuyor. Bell (1976) ise modernizmin köklerinin Newton ve aydınlanma düşüncesine dayandığını savunuyor. Newton’un bilimsel kozmolojisi yani evrenbilimi “evrenin homojenliğine, sistematik ve mantıksal düzenine inanç” sağlar. Harty Levin (1966) 1890-1940 arası 50 yıllık süreçte modernizmin “batı tarihindeki en kayda değer yıldız dehaları” ortaya çıkardığını söyler. Hargreaves modernizmin mantıksal bilimsel süreçte aydınlanma inanışıyla kurulan ve devam ettirilen sosyal bir durum olduğunu ileri sürer. Hargreaves modernizmin okul eğitimi üzerindeki istenmeyen etkilerini tam olarak belirlemiştir. Düzen olarak modernizm siyaseti ve ekonomisi;
eğitim de dâhil olmak üzere kurumsal yaşam üzerinde önemli ve sistematik etkileri vardır. Günümüzde orta dereceli okulların çoğu tamamen modernist kurumlardır. Orta dereceli okullar gün geçtikçe artan sayıdaki genç insana fırsat ve imkân geliştirmek için çok uğraştı,
ancak ciddi maliyetler harcandı. Dahası;
vizyonun dar olması,
esnek olmayan karar verme süreci,
idaresi güç yapılar,
doğrusal planlama,
değişen müşteri ihtiyaçlarının sorumsuzluğu,
verimlilik için insan duygularının kurban edilmesi
ve toplumun değer verdiği hislerin kaybı giderek daha da belirginleşti

ve modernizmin ileri safhalarında endişe yarattı. Doll (1993) modernizmin tüm toplumu kapsayan entelektüel bir hareket olarak son kullanma tarihinden daha uzun süre ayakta kaldığını,
ancak program çalışmaları üzerindeki etkilerinin hala çok yoğun olduğunu ileri sürüyor. Artık yeni bir entelektüel, siyasi ve toplumsal gelişim sürecindeyiz. Methodlarımızı ve uygulamalarımızı yeniden düzenlemekten çok daha fazlasını yapma zamanı. Modernist düşünceleri sorgulamanın ve
yeni bakış açıları geliştirmenin zamanı geldi. Modernist bir dünya ve modernist bir dünya anlayışından; post modern bir dünya ve post modernist bir dünya anlayışına geçiyoruz. Burada hiç bir sabitlik, durağanlık ve mutlaklık yok. Jencks (1987) post modernizmin geçmişe baktığını; aynı zamanda geçmişin de ötesine geçtiğini belirtiyor. Yeni, eskinin üstüne kurulur ve gelecek geçmişin bir dönüşümüdür. Bu yüzden post modern sanat ve mimari çift prensiplidir:
şimdiki zamanı; geçmişi ve geleceği birbirine katarak gösterir. Post modernizmin eklektik (derleme) bir doğası vardır. Çoğulculuk post modernizmin bir özelliğidir. Eğitim açısından, yaratma ve seçme sanatı buyurma ve itaat etmeden daha önemlidir. Şimdiye kadarki programların çoğu, insanları önceden belirlenen “doğruların” pasif alıcıları olarak eğitti, insanlar bilginin aktif oluşturucuları değillerdi. Post modernizmin bir diğer özelliği de, Jencks’in de belirttiği gibi, çok katmanlı yorum kavramıdır. Post modernizm, geçmiş kalıntılarını bir gelecek görüşü ile programlamak için geçmişe bakar. Doll; Dewey, Piaget ve Bruner’in eğitim görüşlerinin post modern bir pencereden bakılınca daha iyi anlaşıldığını ileri sürüyor. Dewey’in tecrübe ve etkileşim,
Piaget’nin gelişim ve yeniden dengeleme
Bruner’in öğrenme ve düşünce kavramları
post modern bir ortamda daha enine boyuna gelişir. Değişim inatçı bir kavram olduğu için, şimdiden 21. yüzyıl insanının okullardan ne isteyeceğini net bir şekilde söylemek mümkün değildir. Hedefler, amaçlar, içerik, pedagoji, değerlendirme ve programın yönetimi sabit değil, esnektir. Doll, post modernliğin eğitimde uğraş verdiği konulardan birisinin de hem uyum sağlayan hem de esnek olan bir program tasarlamak olduğunu belirtiyor. Yani tanımlanan program denge ve dengesizlik arasında gerek duyulan bir gerginliğe sahiptir, böylece daha anlaşılabilir ve dönüşebilir yeni denge ortaya çıkabilir. TYLER DOLL Tyler’ın kitabı Program ve Öğretimin Temel Prensipleri (1949) dört tane soru yöneltti: Schubert (1986) bu kitabı program düşüncesi ve uygulamasında en etkili kitaplardan birisi olarak görüyor. Genel hedeflerin seçiminde en çok önem verilen konular:
Hedeflerin önceden belirlenmesi,
Bu hedefleri ifade etmek için yaşantıların seçimi ve düzenlenmesi
Bunları takiben hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığını belirlemek için yapılan değerlendirme . Program tasarlama ve geliştirme prosedürleri sistematik ve akılcıdır. Bunun modernist bir görüş olduğu görülüyor. Tyler hedeflerin seçiminin program planlamada yapılması gereken ilk iş olmakla birlikte aynı zamanda bütün sürecin en önemli noktası olduğunu belirtiyor. Bu hedefler çocukların ve toplumun ihtiyaçları ve uzmanların görüşlerine dayalıdır.
Eğitim felsefesi ve psikolojisinin de ürünleridirler. Hedefleri seçerken, önemsiz ve çelişkili olanları atmak için hedeflerin heterojen(ayrışık) karışımında eleme yapmak gereklidir.
Bu eleme eğitim felsefesi ve sosyal felsefe ile okulun bağlı olduğu psikolojik prensiplere dayalıdır. Tyler Modeli mekanik, önceden belirlenmiş, enstrumentalistik (araçsalcı), davranışçı ve tahmin edilebilir bir programa önem veren modernizmin tipik bir örneğidir. Ağırlıklı olarak
performans tabanlı
ve davranışçı odaklıdır. Eğitim Amaçlarının Seçimi ? 1. Okul erişmek için hangi eğitimsel amaçları aramalıdır? ? ? ? 2. Bu hedeflere ulaşırken yararlı öğrenme yaşantıları nasıl seçilebilir? 3. Etkili öğretim için bu eğitimsel
yaşantılar nasıl düzenlenebilir? 4. Öğrenme yaşantılarının etkililiği nasıl değerlendirilebilir? Yüksek derecede yönergeli olması insanlara güven hissi verir ve standartlaşmaya teşvik eder. Eğitim Deneyimlerinin Seçimi Belirlenen hedeflere erişmek için bir eğitim programını planlarken, sunulacak belli öğrenim deneyimlerine karar vermeliyiz. Bu deneyimleri seçerken üç genel prensip vardır:
Öğrencilere pratik yapma imkânı vermek.
Öğrenci memnuniyetini sağlamak.
Çeşitli çıktılara erişmek için öğrencilere yeterli çeşitlilikte öğrenim deneyimi sunmak. Eğitim deneyimlerinin birikimli bir etki oluşturması için, birbirlerini pekiştirecek şekilde düzenlenmesi gerekir. Etkili düzenleme için üç ana kriter vardır:
Devamlılık
ardışıklık
birleşme Öğrenim Deneyimlerinin Değerlendirilmesi Değerlendirme, geliştirilen ve düzenlenen öğrenim deneyimlerinin beklenen sonuçların aslında ne kadar uzağında olduğunu belirleme sürecidir ve değerlendirme süreci planların güçlü ve zayıf yönlerini belirlemeyi de içine alır. Böylece programın ne derece etkili olduğunu ve ne kadar gelişime ihtiyacı olduğunu anlarız. Eğitimin hedefleri öncelikli olarak; öğrencinin davranış yapılarındaki değişiklikler olduğu için, değerlendirme öğrencilerin davranışlarını değerlendirmelidir. Değerlendirme süreci eğitim programının hedefleri ile başlar. Değerlendirme işlemleri genel hedeflerin her biri tarafından ifade edilen davranış hakkında veri sunar. Bir değerlendirmenin sonuçları programın çeşitli güçlü ve zayıf yönlerini göstermek için analiz edilir. Yöntemlerden de anlaşılacağı gibi Tyler Modeli oldukça kuralcıdır ve öğretmen ve öğrenciler üzerinde büyük derecede denetim uygular. Tabi bunun da öğrenci ve öğretmeni pasif hale getiren istenmedik bir etkisi vardır. Model çıktıya, performansa ve davranışçılığa önem verir ve ürünler ölçülebilir, denetlenebilir ve yönetilebilir. Sürecin önemi göz ardı edilir. Tyler’ın Modeli evrensel ve tek tiptir ve bu da onun hem en güçlü hem de en zayıf yanıdır. Tyler’ın Modelinin
Güçlü Yanları Tyler Modeli netlik, basitlik, kullanışlılık, uygulanabilirlik, anlaşılabilirlik ve belli alanlardaki odakları konusunda birçok güçlü tarafı olan modernizmin karakterini taşır. Tyler Modeli program tasarlamada etkili olarak kabul edilir, çünkü bütün temel düşünceler ile birlikte eksiksiz bir paradigma sunar. Yöneltilen soruların geniş çaplı, kalıcı ve popüler bir çekiciliği vardır. Model oldukça yapısal ve sistematiktir. Performans temelli, davranışçı ve çıktı odaklıdır. Standartlar belirlenmiştir ve öğrenme hedefleri ölçülebilirdir. Takip etmesi kolay bir kapalı sistemdir. Model toplumun modernist görüşlerine destek veren bilimsel pozitivist (olgucu) mantığa olumlu yaklaşır – her şey tahmin edilebilir, düzenli, ölçülebilir, tarafsız ve bilimseldir. Rationality rules!
Burada akılcılığın sözü geçer. Tyler, Dewey gibi birçok eğitim bilimcinin de teorilerini uygulamaya geçirmiştir. Onun önerdiği çerçeve anlaşılabilirdir ve bütün temel unsurları içine alır. Aynı zamanda basittir ve
anlaşılması kolaydır. Hlebowitsh (1995) tarafından öne sürüldüğü
gibi sadece teoriler üzerine kurulu değildir. Buna ek olarak, Tyler’ın önerdiği değerlendirme sistemi alanın ilk teorilerinden birisidir. Değerlendirme yöntemleri, programın verimliliğini sorgularken sistematik ve etkilidir ve program planlama uzmanları için önemli bir kılavuz görevi görür. Onun eğitim araştırmaları alanındaki katkıları günümüzde hala takdir edilir. Tyler mantığı olası herhangi bir okul programında uygulanabilir bir teoridir. Psikoloji, felsefe ve öğrenim teorilerine hak ettiği değeri verir. Tyler Modeline Eleştiriler Modernist olan Tyler Modeli mekanistik, gerçeklikten uzak, kapalı, çağdışı, davranışçı ve kuralcı olduğu için eleştiriliyor. William E. Doll (1993) “Program Üzerinde Post Modern Bir Bakış Açısı” kitabında Tyler Mantığı’nı eleştiren bir analiz yapıyor. Doll, Tyler Modeli’ni modernist, lineer ve sebep sonuç çerçeveli olarak görüyor. Kapalı sistemde bilgi dönüşümü olabilir ancak bilgi birikimi dönüşümü olamaz. Descartes mekanizme oldukça bağlıydı ve aradığı kesinliği üretirken mekanizmi matematiğe duyduğu güvenin bir uzantısı olarak görürdü. Mekanistik model Tyler Mantığı’nın özelliğidir. Sınıf pedagojisi varsayımları ve inanışları sorgulamayabilir;
aksine tartışmasız olan şeyler ile başlayabilir ve pekiştirmek, yerleştirmek ya da önceden kurulmuş ve değerlendirilmiş olanı kanıtlamak için lineer bağlarla hareket eder. Doll (1993) Tyler’ın hedeflerin seçimine büyük önem verdiğini belirtiyor. Önceden netice olarak seçilen hedefler belirtilenin ötesine geçiyor ya da sürecin dışında tutuluyor. Tyler hedeflerin seçiminde bir süzgeç görevi gören “Kabul edilebilir bir eğitim felsefesi”nden bahsediyor. Ancak Kliebard’ın da (1995) belirttiği gibi Tyler bu süzgecin kriterlerini özenle hazırlamıyor. İhtiyaçlar üstü kapalı olarak, zorunlulukların kabul edildiği, sınıflandırıldığı ve ölçüldüğü sabit kararlı bir evren farz eder. Sabit kararlı bir evrenin içinde kalan standartlaşmış norm kavramı modernist paradigmanın tam da kalbindedir. Bu, post modernist paradigmanın da, her yönüyle mücadele ettiği ve karşı çıktığı bir kavramdır. Jacob Bronowski (1978) “en büyük zorluğu kendimizi baskıdan kurtarmakta çektiğimiz konusunda, sebep sonuç ilişkisinin zihinlerimizi ele geçirdiğini” belirtip uyarıyor. Ve ekliyor: “Doğada sebep ve sonuçlar öyle kesin bir şekilde art arda gelmez.” Programda yeni bir çağa atlayacaksak eğer, post modern bilimin mesajını kullanmak zorundayız. Denetimi ve motiveden ziyade anlamayı vurgulayan model, öğrencileri pasif bir yapıya sokmaktadır. Ayrıca kolayca ölçülebilirmiş gibi göstererek programı önemsizleştirmektedir, yani daha az istendik davranış ve daha çok düşünme isteği ele almaktadır. Doll’un Post-modern Modelinin Özellikleri Doll’un eğitim felsefesi yansıma kavramını vurgulayan pedagojik öğretisinin bir neticesidir. Doll, programın bilinen şeyin iletilmesi değil, bilinmeyenin keşfedilmesi olduğuna inanıyor. Programın rolü bu kanalları müzakere etmemize yardımcı olmaktır. Bu hedef yolunda program; zengin, yinelemeli, ilişkisel ve özenli olmak zorundadır. Şimdiki yüzyıl ve paradigmalarımızı terk edip başka bir yüzyıl ve paradigmaya geçerken, etkili programı oluşturmada nelerin kullanıldığına dair yeni bir takım kriterler geliştirmemiz gerekir. Doll post modern programın katılımcıların hareketleri ve etkileşimleri ile ortaya çıkan- hem yapıcı hem de lineer (doğrusal) olmayan doğasının altını çiziyor. Doll, kendini örgütleme, belirsizlik, sabitlikten değişkenliğe, karmaşa ortamında anında yeni yöntemin ortaya çıkması ve yaratıcı anlam çıkarma kavramlarını vurgular.

Ve bu doğrusal olmayan kavramları bir takım yeni program kriterleri olarak kabul eder. Kendini Örgütleme Post modernizmde kendini örgütleme ana unsurlardan birisidir. Kendini örgütleme açık uçludur. Gelecek, şu an ve geçmiş ile birlikte gelişir ve gelecek gerçekleşen ve gerçekleşmekte olan etkileşime bağlıdır. Önemli olan şu anki yapı ile yeni seviyenin ortaya çıkışını belirleyen çevre problemleri arasındaki diyalogtur. Bu dönüşümsel çizgilerle tasarlanmış bir program modeli zengin üretim potansiyeline sahiptir. Kendini örgütleme Jean Piaget, Jerome Bruner ve John Dewey’in program teorilerinin de püf noktalarını oluşturan yansıtıcı eylem, etkileşim, alış-veriş kavramlarına bağlıdır. Kendini örgütlemenin işlemesi için tek gereklilik düzensizliktir. Piaget’nin de dediği gibi bu düzensizlik (dengesizlik) yeniden gelişmenin itici gücüdür. Amaçlar, Planlar, Hedefler Doll, Dewey’in "bir program bir bireyin gelişim yeteneğine, planına, onu gerçekleştirmesine ve planladığı gibi değerlendirmesini de yapmasına saygı gösterilmesi gerektiği" görüşünü savunur. Böyle bir program da izleyici değil etkileşimli bir pedagoji ve düşünce üzerine kurulmalıdır. Modernist programda iki tane önemli yanlış yorum vardır. Birincisi: Bireyin en iyi gelişimi; aktif katılımcı ya da bilgiyi keşfeden kişi olarak değil de, pasif bir alıcı veya bir başkasının planlarının kopyacısı olarak gerçekleştirdiğini kabul eder. İkincisi ise kozmolojiyi (evren bilimi) evrenin sabit bir düzen üzerine kurulu olarak kabul etmemizdir. En basitinden bu sabit evren görüşü bile yetersiz görülmüştür. Karmaşıklık doğanın
doğasında vardır. Değerlendirme Doll modernist programda öğretim çerçevemizin kapalı bir kurguya dayalı olduğunu belirtiyor. Değerlendirme çoğunlukla öğrencilerin ulaştığı seviyeye bağlıdır. Modernist bir yapıda değerlendirme temel olarak kazananlar ile kaybedenleri birbirinden ayırmak için kullanılır. Ancak post modern yapıda ideal olarak seçilen bir norm ya da evrensel bir kaynak noktası görevi gören bir ilke yoktur. Değerlendirmede öğretmen merkez bir rol oynar ancak tek değerlendirici olmamalıdır, değerlendirme ortak ve etkileşimli olmalıdır. Kendini tekrarlayan
“yap-eleştir, yap-eleştir”
sürecinin bir geri dönütü olarak kullanılabilir. R R R R Tyler mantığına alternatif olarak Dört “R” Richness (zenginlik), Recursion (tekrarlama),
Relations (bağlantılar) and Rigor (titizlik) Zenginlik programın derinliği, anlam tabakaları ile ilgilidir. Öğrencilerin ve öğretmenlerin dönüşmesi ve dönüştürülmesi için, programın “doğru miktarda” belirsizlik, bozukluk, verimsizlik, kargaşa, dengesizlik, aşırılık ve yaşanmışlık deneyimine sahip olması gerekir. Bruner (1986) “aklın biçimsel herhangi bir teorisi tekrarlama olmadan biçare kalır.” diyor ve tekrarlamanın bilgi kuramı ve pedagoji için önemini belirtiyor. Doll tekrarlamacı yansıtmanın, dönüştürülebilir programın tam kalbinde olduğunu vurguluyor. Bağlantı kavramı post modern program için iki biçimde önemlidir: pedagojik ve kültürel. Pedagojik bağlantıları çalışan birisi programa derinlik kazandıran yapısal bağlantılara odaklanır. Titizlik, bir bakıma, dört kriterin en önemlisidir. Post modern yapıda titizlik, modernist yapıya yabancı olan niteliklerden yaralanır. Örneğin; yorum ve belirsizlik. Destekçi olduğu kadar eleştiren de bir toplum oluşturmak gerekir. Doll’un Modelinin Güçlü Yanları Niteliksel açıdan Doll’un modelinin Tyler’ınken bir çok güçlü yanı olduğunu görebiliriz. Doll’un dönüştürülebilir modeli yeni çağın talepleri karşısında daha güçlüdür. Açık sistem eleştirel düşünmeye ve bütün insanlarla birlikte karar vermeye ve böylece de demokratik bir toplum kurmaya teşvik eder. Doll’un modeli programın konu bilgisini edinmenin aksine daha yüksek yöntem yeteneği geliştirmeyi hedefler. Sınıf atmosferi geleneksel sınıflarınkinden farklıdır. Öğretmen artık otorite değil, bireysel ihtiyaçları ve farkları göz önünde bulunduran kolaylaştırıcı ve entelektüel dönüştürücüdür. Öğrenme çok daha etkileşimli, ilginç, motive edici ve esnektir. Model iletişimi, özgürlüğü ve kendini örgütlemeyi geliştiriyor. Doll’un Modeline Eleştiriler Tyler modeli düzenli, sistematik ve bilimseldir; ancak Doll’un modeli anlaşılması güç ve belirsiz gibi görünür. Doll’un modeli kısmen gerçek dışı, idealist, uygulanamaz ve iddiacıdır. Doll’un savunduğu açık sistem bazı beklenmedik ya da istenmedik sonuçları da beraberinde getirebilir. Tutucu eğitimciler, bu modeli güvenilmez, kararsız ve belirsiz bulabilir. Model, saygı gösterilmesi gereken uzmanlar olarak öğretmenlerin statüsüne ve kültürüne karşı çıkabilir. Dahası Doll’un modeline göre hazırlanan programın başarılı bir şekilde uygulanması için; kendinden emin, becerikli, zorluklara göğüs germeye hazır son derece profesyonel bir kadro gerekir. Ürün türü de değerlendirmek için zordur. Bu yüzden güvenirlik ve tutarlılık açısından iyi bir model olarak kabul edilmez. Karar verme, sosyal refah ve eğitim bakımından merkezi bir kontrolü benimsemediği için; devlete ve bürokrasiye bir tehdit oluşturabilir.
Full transcript