Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

İngiliz Kültürel Çalışmaları

No description
by

Özlem Mine Ceylan

on 4 December 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of İngiliz Kültürel Çalışmaları

İngiliz Kültür Çalışmaları
Birmingham Üniversitesi
Çağdaş Kültürel
Araştırmalar Merkezi
1964
Hazırlayan:
Özlem Mine CEYLAN

İngiliz Kültürel Çalışmaları 1960’lı yıllardan itibaren, önce edebiyat alanında başlayan, sonrasında disiplinlerarası bir boyut kazanarak özellikle
kültür
alanında yapılan araştırmaları konu alan çalışmaları ifade etmektedir.
Raymond
Williams
Richard
Hoggart
Edward Palmer
Thompson
İngiliz Kültürel Çalışmaları, genel olarak
toplumdaki eşitsizlikler
,
sınıflar arası mücadele
,
direnişin yeniden yapılanması
ve bu bağlamda oluşturulan ideolojileri konu almaktadır.
Williams, Hoggart ve Thompson, kitle kültürünün en büyük karşıtlarıdır ve
kültürün sıradanlaştırıcılığını reddederek
toplumdan yana olmuşlardır.
Çalışmalarında kültür endüstrileri tarafından üretilen kitle kültürünün şiddetli saldırılarına karşı
işçi sınıfının kültürü
nü öne çıkarmanın yolları aramışlardır.
1960
1980
1960-1980 yılları döneminde Birmingham Okulu Marksçı bir yaklaşım benimsemiştir. Okul bu dönemde
Althuser
(Devletin İdeollojik Aygıtları) ve
Gramsci
’den (Hegemonya) etkilenmiştir.
Bu dönemde özellikle medya kültürü üzerine çalışmalar yapılmıştır.

Kültürel metinler incelenmiş ve iletişim araçlarının popüler kültür formlarının oluşturucusu olduğu belirtilmiştir.

Farklı tipteki seyircilerin, medya kültürüne farklı anlamlar yüklediği savunulmuştur.

Frankfurt Okulu temsilcilerinden özellikle Adorno’nun ifade ettiği gibi
televizyon izleyicisinin pasif olmadığını
, tam tersine her izleyicinin kendi düşünceleri olduğunu ve kendi anlamlarını yarattıklarını savunmuşlardır.
Birmingham Okulu bu anlam yükleme sürecini “yapay, elitist medya kültürü” olarak kavramsallaştırmıştır. Stuart Hall ise burada üreticiler tarafından
kodlanan mesajlarla, alıcılar tarafından gerçekleştirilen çözümleme arasında bir ayrım
yapılması gerektiği üzerinde durmuştur.
Okula göre bireyler,
ana akımın oluşturduğu popüler kültür, modernite gibi kavramlara uyum sağlarken, kendi anlamlarını yaratarak
kişisel bir alt kültür
oluştururlar. Bu şekilde kendilerini ana akım içerisinde öznelleştirmiş olurlar.
Gramsci’nin bu hegomonya kavramından yola çıkan okul, “hegomonik” ya da yöneten toplumsal ve
kültürel güçlerin medya yolu ile otoritelerini güçlendirdiklerini
ortaya koymuşlardır.
Williams ideolojinin tanımlarından bahseder ve sonuç olarak “işçi sınıfı ideolojisi” ya da “burjuva ideolojisi”nin varlığını kabul ederek,
ideoloji
nin,
bulunduğu sınıfa ait düşünce sistemi
olduğunu söyler.
Stuart Hall da medyanın ideoloji oluşturma konusundaki rolünü incelemiş ve onun hem toplumsallaşma süreci içerisinde farklılaşan grupların birbirleri gözünde bir anlam kazanmalarına yardımcı olduğunu, hem de bu farklılaşmalara rağmen toplumsal bir bütünün temsilini sağladığı sonucuna varmıştır.
Williams, Hoggart ve Thompson, kültürü insanları geliştiren ve kalkındıran pozitif güç olarak görmüşlerdir.
Kültürü demokrasinin önemli bir gücü olarak gören düşünürler, aynı zamanda toplumdan yana olan anti-elitistçilerdir.
Raymond
Williams

1921-1988 yılları arasında yaşamış Gallerli akademisyen, romancı ve eleştirmendir.
Cambridge Üniversitesi Trinity Collega’da öğrenim göre Williams, 1946’da Oxford Üniversitesi bünyesinde yetişkinlere yönelik bir eğitim programında öğretmen olarak çalışmaya başlamıştır.
1961’de Cambridge Üniversitesi’ndeki Jesus College’da öğretim üyesi,1974’te de aynı üniversitede tiyatro profesörü olmuştur. Kültür sosyolojisi ve edebiyat eleştirisi üstüne çok sayıdaki kitabının yanı sıra 1974’te Politics and Letters adlı dergiyi çıkarmıştır.
Williams
toplumda her dönemde hakim
ve etkin bir değerler ve anlamlar dizgesi yani
kültür
olduğunu söyler. Fakat bu sistemin temelinin yalnızca soyut bir iktidar yapılanmasından kaynaklanmadığını,
yaşanan toplumsal gerçekliğe uyumlu bir bileşim
ile mümkün olacağını belirtir. Bu yüzden
hegemonyanın sadece yukarıdan empoze edilen fikirler ve manipülasyonlar yoluyla gerçekleşmediğini, ancak yaşanan hayatın tüm deneyimlerinin ve pratiklerinin bir araya gelmesi ve aralarındaki ortak uyum ile gerçekleşebileceğini
savunur.
Williams kültür kavramına üç farklı düzeyde yaklaşılabileceğini söyler.
Entelektüel, spritüel ve estetik gelişimi kapsayan genel bir süreç olarak kültür algısı
Burada kültür oldukça dar bir seçkin grubun ürettiği ve yönlendirdiği bir alandır.

Bu yaklaşıma göre kültür tekildir, seçkincidir, dar bir grubun himayesindedir.
Bir başka düzeyde ise kültür, bir grubun ya da bir dönemin
yaşam biçimi
ni ortaya koyar.
Bir milletin kültürünü anlayabilmek için yalnızca o milletinin ürettiği sanatsal ürünleri değil; o milletin okur-yazarlık düzeyi, sporsal faaliyetleri, bayramları, dini şölenleri gibi daha günlük eylemlerini de kapsayan geniş bir sahayı incelemek gerekmektedir.
Kültür dar ve seçkinci kalıplar içinde tanımlanmamalıdır, zira
kültür günlük faaliyetlerimiz sırasında sürekli bir şekilde yeniden üretilen, bireylerin aktif bir biçimde etkileşim içinde olduğu bir anlamlar, değerler, semboller ve ritüeller bütünüdür.
Bir başka düzeyde kültürün temel işlevi
anlam üretmek
tir.
Bu bağlamda kültür her tür entelektüel ve sanatsal ürün ve eylemi kapsar.
Williams’a göre bu yaklaşım popüler kültür ürünü olarak gördüğümüz diziler, pop müzik gibi popüler kültür metinlerini de birer kültür ürünü olarak görmemizi sağlamaktadır.
Williams popüler kültürü, azınlık kesimi
ile büyük burjuva ve egemen sınıfın ortak kültürel üretim alanı olarak tanımlar.

Williams kitle kültürü ile popüler kültür arasındaki farkların üzerinde durur.
Williams’ın üzerinde durduğu ve savunduğu
popüler kültür
kavramı, toplumsal pratikler içinden yaşamın her alanına işaret ederek,
tüm bir yaşam tarzını
kapsar.
Williams’ın kültür konusundaki iki ifade (
kültürün seçkin değil sıradan oluşu ve toplumsal pratikler içerisinde varolduğu
) kendinden sonraki kültürel çalışmaları biçimlendirmiştir.
Williams,
kültürün sıradan olduğunu ve herkes tarafından paylaşılabileceğini
söyler.

Williams bu anlamda
seçkinci yüksek kültürü reddeder
ve sıradan insanların kültürü ile yüksek kültürü harmanlayan ve bütünleştiren, daha az seçkinci bir kültürden söz eder.
Williams’ın kültür yaklaşımında “
teknolojik belirlenimcilik

önemli bir yer tutar.
Williams, kendinden öncekilerin düştükleri yanılgı olarak kültürü salt değerler bütünü olarak görmez,
icatların da kültürde etkili
olduğunu söyler.

Bu yaklaşıma göre kültür, teknolojik gelişmelerle şekillenmektedir.
Kültüre etki eden önemli
bir teknolojik gelişme:
Televizyon
Televizyonu kültürde tek belirleyici olarak görenlere Williams katılmaz.
Ona göre televizyonun varoluşundan sonra
ustalara, yargıçlara ve rahiplere
sanki hiç var olmamışlar gibi bakmak yanlıştır.
Bu anlamda
tek propagandacı olarak televizyonu görmek de yanlıştır.

Medyayı
davranışlarımıza etki eden toplum dışı bir otorite olarak görmek yerine, onu
toplumun bir parçası olarak görmek
daha doğru olacaktır.
Akış Kuramı
Williams program yapısını “akış” olarak kavramakta ve buna uygun biçimde programların her birinin içeriği üzerinde uzunca durmak yerine,
program organizasyonunun bütün olarak etkisinin ne olabileceğinin araştırılması gerektiğini
düşünmektedir.
Williams’a göre televizyon deneyiminin tümü akış içinde gerçekleşir.
Akışta önemli olan programı seyretmek değil televizyonu seyretmektir.
haberler+drama+reklamlar
Williams’ın kültürel çalışmaları İngiliz Kültür Okulu’na bir yol haritası çizmesinden dolayı önemlidir.
Williams, kültürü “
bir bütün olarak hayat

şeklinde kavramlaştırarak, kültür ve toplum kavramlarının birlikte düşünülmesi ihtiyacını tartışmaya açmıştır.

Bu şekilde yüksek ve alçak kültür ayrımını aşan Williams, İngiliz kültürel araştırmalarının şekillenmesine ve ayırt edilmesine yardım eden “
kültürel popülizm
” kavramının temellerini atmıştır.

Kültürel popülizm; aktif olarak değerlendirilen izleyici kitlelerinin, ana akım medya tarafından sağladığı içerikleri kendi anlamlandırması doğrultusundaki melez algılama sürecini ifade eder.


Burada önem verilen nokta,
izleyicinin kendi öznel çıkarımlarını yapmasıdır
ve çalışmalar bu temele dayandırılır.
Ayrıca Williams’ın oluşturduğu akış kuramı, İngiliz Kültür Araştırmaları’nda medyanın algılanma biçimi üzerinde etkili olmuştur.
Althuser'in devletin
ideolojik aygıtları olarak tanımladığı,
sistemin kendisini içerisinde olumladığı
ve yeniden ürettiği ideolojik yapılardır.
Hükümet, ordu, polis gibi devletin baskı aygıtları; aile, hukuk,
medya
gibi devletin ideolojik aygıtlarında olumlanırlar.
Full transcript