Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Laik devlet ve İnsan hakları

Hebelehep
by

Tolga Yasar

on 4 January 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Laik devlet ve İnsan hakları

Laik Devlet ve İnsan Hakları Laik Devlet Nedir? Laik kelimesi Yunanca laos ismi ve laikos sıfatından gelir, Latincesi laicus’tur. Laos: halk, kalabalık, kitle demektir ve zıttı kleros’tur. Laikos: halka ait, ruhban olmayan demektir. Laicus: dinsel olmayan, demektir ve Osmanlıcada bu terim ladini ile karşılanmış fakat bu kabul edilmemiş , Fransızca laik kelimesi Türkçeye girmiştir. Laik devlet nedir? Lâiklik, dinin devlet ve yönetim işlerine karıştırılmaması, devletin de dinin işlerine karışmaması anlamına gelmektedir. Devletin Resmî Bir Dini Olmamalıdır. Neden? Din kurallarının muhatabı gerçek kisilerdir. Sevap ve günah ancak gerçek kisiler tarafından islenebilir. Cennet ve cehennem de ancak gerçek kisiler için sözkonusudur. O halde bir tüzel kisi olan devletin zaten bu anlamda bir dininin olması düşünülemez. Ancak buna rağmen, tarihsel olarak birçok anayasa, devlet-din iliskileri konusunda hüküm getirmektedir. Türkiye Laiklik Tarihçesi Laik Devletin Şartları Laik devlet bütün din mensuplarına esit davranmalıdır. Herkes din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olmalıdır. Devlet organları ve idare makamları bütün islemlerinde kanun önünde esitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Modern devlet lâik devlettir. Medenî yasasısında bir sartı olan lâiklik, kamu hukukunun da bir temel dayanagı ve bir temel direğidir. Devletin lâik olması, kanun önünde ayrı dinlere mensup olanların esitligi meselesi kadar aynı zamanda aynı dine mensup olanlar arasında mezhep esitliğini de gerekli kılar. Lâik devletin, resmen hiçbir dini tanımaması başka dinlere mensup olanlar arasında bir ayırım yapmaması demektir. Dinleri ne olursa olsun, bütün vatandaşlar ana hak ve hürriyetlere eşit olarak sahiptirler. • 1924 Hilafetin kaldırılması.
•1924 Osmanlı devlet yönetiminde en yüksek dini yetkiye sahip olan ve işlevleri arasında siyasal kararları İslam hukukuna uygunluğunu gözetmek olan şeyhülislamlık makamının kaldırılışı.
• 1924'te tevhid-i tedrisat kanununun kabul edilmesiyle medreselerin kapatılması, şer’iye ve evkaf bakanlığının kaldırılarak diyanet işleri başkanlığının ihdası.
• 1928'de harf inkılâbı ve anayasadan "İslam dini" ibaresinin kaldırılarak anayasadaki yemin metinlerinin laikleştirilmesi. Bu nedenle yeminle ilgili maddelere "vallahi" ifadesi yerine "namusum üzerine söz veririm" ibaresi konulmuştur.
• 1930'da imam-hatip okullarının kapatılması.
• 1932'de ezanın ve kametin Türkçeleştirilmesi ve daha sonra tekrar eski haline getirilmesi.
• 1934'te hafız, ağa, şeyh,molla,efendi,paşa, gibi lakap ve unvanlarla beraber bazı kisvelerin yasaklanması.
• 1935'te hafta tatilinin Cuma gününden pazara çevrilmesi,
• 1937'de laiklik kavramının anayasa maddesi haline getirilmesi. Lâikliğin genel esaslarını şöyle sıralayabiliriz:
a) Devlet işleri hiçbir dinin kurallarına göre düzenlenemez
b) Yönetim mekanizmasında alınan kararlar, hiçbir dinin denetiminden geçmez, dine uygun olup olmadığı kontrol edilmez.
c) Devlet, vatandaşlarının dinlerine eşit uzaklıkta durur.
d) Devlet dinlere, onların ibadetlerine, toplantılarına, törenlerine, ayinlerine müdahale etmez. Çünkü bu din ve vicdan özgürlüğünü yok etmek olur. Laik Devletin yapması gerekenleri İnsan Hakları İnsan hakları, tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. İnsan hakları, ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir. Diğer yandan insan hakları terimi bir ideali içerir. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil, olması gerekeni dile getirirler. İnsan hakları, tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olarak doğduğu anlayışına dayanır. İnsan hakları, her bir bireye bağımsız seçim yapma ve yeteneklerini geliştirme özgürlüğü sağlar. Bu özgürlükler başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememe zorunluluğu ile dengelenmektedir. Bir başka deyişle, birçok hakkın yanında bir sorumluluk da bulunmaktadır. İnsan Hakları ve Laiklik Temelini 1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirisi ve 1789 Fransız Devrimi ilkelerinin belirlediği insan hakları kavramı, özellikle küreselleşme olgusuyla karşı karşıya olan dünyamızda giderek daha çok önem kazanmaktadır. İki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya geçiş, insan hakları kavramını her türlü ideolojik duruşun önüne geçirmiştir. Artık insan hakları kavramı hem ulusal hem uluslararası, hem de devletler üstü boyutta hareket alanını genişletmiş ve yeryüzündeki devletlerin yönetim biçimlerinin sınıflandırılmasında önemli bir ölçüt olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Ancak evrensel bir hak olan insan hakları, uygulamada bir dizi sorunla karşı karşıya kalmakta, baskıcı ve despot rejimlerin özgürlükleri kısıtlayıcı uygulamaları karşısında kâğıt üzerinde yer almaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken konu, insan haklarının korunması ve geliştirilmesinin insanın içinde yer aldığı toplumsal düzenden ayrı düşünülemeyeceğidir. Bu bakımdan bir toplumun salt siyasal rejiminin biçimi bile insan haklarının geliştirilmesi ve korunmasında önemli bir rol oynar. Bu açıdan bakıldığında insan haklarının ancak demokratik rejimlerde korunacağı ve geliştirebileceği ortaya çıkar. Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu ise laikliktir. Laiklik ise Türkiye’de bazı çevrelerce ileri sürülmek istendiği gibi çoğulculuğa, inanca ters düşmediği gibi farklı inançların dile getirilmesi için bir güvence oluşturur. Burada yargılanması gereken laiklik ilkesi değil ya da laikliğin demokrasiye ve çoğulculuğa ters düşüyor olmasını ileri sürmek değil, belirli bir inancın ne ölçüde çağın değerlerine yanıt veriyor olmasıdır. Bu bakımdan ancak laik bir rejimde demokrasi, farklılıklara saygı ve çağdaş değerlerin benimsenmesi olanaklıdır. Çünkü laik bir devletin aksine teokratik bir devlette inanç unsuru düşüncenin önüne geçerse, bu durum o toplumu giderek teokratik faşizme götürür. İnanç bir gösteri aracı olarak ele alınmadığı, sadece ve sadece bireysel vicdanlarda yer ettiği ölçüde kutsal ve demokratiktir. Ama toplumsal düzeni şekillendirmede temel unsur olarak ele alınırsa demokrasiye de insan hak ve özgürlüklerine de ters düşer. Bu da bir toplumun çağdaş değerlere yabancılaşmasına, çağın gerisinde kalmasına yol açabilir. Çünkü uygarlık evrenseldir. Evrensel uygarlığın temelinde ise araştırıcı, sorgulayıcı, kuşkucu bir akıl yatar. İnançta kuşkuya, sorgulamalara yer yoktur. Bu bakımdan düşünce açık denizleri, efil efil esen rüzgârları sever. Laiklik aynı zamanda toplumsal barışın, huzurun ve adaletin de güvencesidir.Bütün inançlara eşit uzaklıkta yer alan laik bir düzende inanç özgürlüğü de güvence altındadır. İnanç sistemleri ise, insan hakları açısında bir grupta geçerli kılınmış olan değerlerdir. Bizi dinlediğininiz için teşekkür ederiz. Miray Gökgöz 2727
Bengi Dönmez
Yağmur Aypek
Tolga M. Yaşar 2603
Full transcript