Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Copy of Eski çağlarda keşfedilen Maddeler

No description
by

Birol Binici

on 17 February 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Copy of Eski çağlarda keşfedilen Maddeler

Eski Çağlarda Keşfedilen Maddeler İnsanoğlu var olduğu günden beri arayış içindedir. Bu arayış, kendini koruma, barınma, beslenme kısacası hayatını devam ettirme ihtiyacından doğmuştur. Eski insanların ateşi keşfetmesi ve kullanmaya başlaması bir dönüm noktası olmuştur. Peki, insanlar ateşi nerelerde ve hangi ihtiyaçlarını gidermek için kullanmış olabilirler? Eski Mısır’da başlangıçta şekil verilmiş toprak eşyalar pişirilmeden güneşte kurutuluyor ve kap olarak kullanılıyordu. Buradaki insanlar ne yapıyor? İlkçağ, ortaçağ insanları kayaları ateşle parçalayarak maden elde etmekte, yine elde ettikleri bu madenleri ateş kullanarak işlemektedirler. Bakır da kullanım alanı çok olan, kullanımı ve elde edilmesi kolay olan metallerden biridir. İlk kullanılan metal altındır. Bunun nedeni hem saf olarak elde edilebilmesi, hem de yumuşak bir metal olduğu için kolay şekil alabilmesidir. ALTIN: M.Ö. 6000
BAKIR: M.Ö. 4200
GÜMÜŞ: M.Ö. 4000
KURŞUN: M.Ö. 3500
KALAY: M.Ö. 1750
DEMİR: M.Ö. 1500
CİVA: M.Ö. 750 İnsanoğlu daha sonra bakır ve kalay karışımından elde edilen ve alaşım olan tuncu geliştirmiştir. Tunç, her iki bileşeninden de sert olduğundan araç ve silah yapımında sıkça kullanılmıştır. İnsanların bir diğer ihtiyacı da hastalıkları iyileştirmek ve bazı durumlar için kullanabilecekleri ilaçlar yapmak olmuştur. Bitkilerle hazırlanan reçetelere Mısır papirüslerinde rastlanmaktadır.
Bu bitkiler ateş düşürücü, sakinleştirici, uyarıcı, ağrı kesici, yaralarda mikrop öldürücü ve tedavi edici gibi nedenlerle kullanılıyordu. Eski insanlar için zamanla temizlik, dış görünüş ve güzellik önem kazandı. Fenikeliler sabunu bulana kadar külü ve kili temizlik aracı olarak kullanıyorlardı. Boyar maddeler, parfüm ve kozmetik malzemeleri kullanılmaya başlandı. Renklerin önemi kavrayan insanlar bunları güzelleşmek ya da güzelleştirmek için kullanmaya başladılar. Bu amaçla bitkisel, hayvansal ve mineral içerikli maddeler kullandılar. Eski kaynaklardan aynı zamanda bir simyacı olan Mısır kraliçesi Kleopatra’nın doğal maddelerle allık, pudra, sürme, ruj gibi maddeleri ürettiğini ve kullandığını biliyoruz. Eski insanlar parfümleri de gül yağı gibi esansları çiçeklerin zeytinyağı ya da Hint yağı yardımıyla özütlenmesi ile elde ediyorlardı. Hastalıkları tedavi eden insanoğlu ölüme de çare bulma uğraşı içine girmiştir. Eski dönem şifacıları ölüme çare bulamamış fakat sınama yanılma yoluyla bazı hastalıkları tedavi etmeyi öğrenmiştir. İnsanoğlu sınama- yanılma yoluyla kimyasal süreçlerden yararlanarak zamanla yeni maddeler, yeni ürünler elde etmiştir. Bu ürünler toplum yaşantısına girdikçe yeni gereksinimleri de oluşturmuştur. Yeni ihtiyaçlarını karşılamak, ölümsüzlük ve zenginlik isteyen insanoğlu, ölümsüzlük iksirini aramış değersiz metalleri altına çevirmenin yollarını araştırmıştır. Simyanın gelişmesinin, simyadan kimyaya geçişin ve modern kimyanın gelişmesinin temelinde yatan da bu ihtiyaçlardır. Maddeleri, maddelerin özelliklerini ve etkileşimlerini incelemenin iki yöntemi vardır; bunlardan biri, gerçek sonuçlara ulaşmak ve bunları yorumlamak adına yapılan pratik deneyleme sanatıdır ki bu modern kimyanın temelini oluşturmuştur. Diğeri de sadece felsefi kurgulamalarla istenilen sonuca ulaşmak için yapılan deneyleme sanatıdır ki bu simyadır. Simya Mısır’da ortaya çıkmıştır. Simya, bilimle sanat arasında bir yerdedir ve genellikle maddeleri altına çevirme denemeleri olarak bilinir. Bize göre altın az bulunan bir soy metal olduğu için değerlidir ama eski insanlara göre altın paslanmadığı için değerliydi. Simyacılara göre altın insan ruhundaki ölümsüz tek parıltıyı simgeliyordu. O çağlarda yaşlılığa karşı önlem almak için ya da ölümsüzlüğe ulaşmak için hazırlanan her ilacın içinde altın vardı. Simyayı genel olarak şöyle tanımlayabiliriz; değersiz madenleri altına çevirme, bütün hastalıkları iyileştirme, hayatı sonsuz biçimde uzatacak ölümsüzlük iksirini bulma çalışmalarına simya(alşimi), bu işle uğraşanlara da simyacı(alşimist) denir. Simya teorik temelleri olmayan sınama ve yanılmaya dayanan çalışmaları içerdiği ve sistematik bilgi birikimi sağlayamadığı için bilim değildir. Ancak simyacıların kimyaya geçişin öncüleri olduğu, pek çok araç ve gereç geliştirdikleri göz ardı edilmemelidir. Simyadan kimya bilimine aktarılan önemli bulgular arasında barut, madenlerin işlenmesi, metaller üzerindeki çalışmalar, mürekkep, kozmetik, boya üretimi, deri boyanması, seramik, cam ve esans üretimi sayılabilir. Bu zorlu yolda en önemli keşif ne olabilir? Peki ateşin keşfi nasıl gerçekleşmiş olabilir? Yiyecekleri ve diğer ihtiyaçları
için kaplara ihtiyaç duydular.

Görsellerin alındığı kaynaklar
http://www.randlefire.us/
http://www.nyc-photo-gallery.com/Poster_Lightning.htm
http://www.rockinghamcc.edu/
http://www.mocheperuimages.com/stock_photography_images/real-and-imagined-worlds/
http://weber.ucsd.edu/
http://resourcesforhistoryteachers.wikispaces.com/
http://selsisearocks.com/ Ölümsüzlükle ilgili fikirleri onları aynı zamanda ölülerini saklamaya yani mumya yapımına yönlendirmiştir.
Full transcript