Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

1960-1980

İthal İkameci Sanayileşme Dönemi
by

Sude Rençber

on 7 November 2012

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of 1960-1980

1960-1980 İIthal İIkameci Sanayileşsme Modeli Bu dönemde, ülkenin kalkınması için özel sektörün bütün yatırımları tek başına yürütemeyeceği ve bu nedenle devletin ekonomik alanda daha etkin bir rol oynaması gerektiği düşüncesi kabul görmekteydi. 1963
Birinci Bes Yıllık Kalkınma Planı (1963-1967) 1960-1980 yılları arasında uygulanan planlı ekonomik kalkınma modeli 1950'li yıllarda DP hükümeti döneminde uygulanan plansız ve programsız liberal ekonomik politikalara karşı bir tepki olarak ortaya konmuştur. 1950'li yıllarda uygulanan ekonomik politika daha çok plansız ve programsız bir gelismeye dayalı oldugu icin 1950'li yılların ikinci yarısında büyük bir kargasaya ve bası bozukluga neden olmustu. Tüm bu gelişmelerin yanı sıra özellikle sanayi ithalatının giderek hızlanması, ülkede ekonomik kalkınmanın planlı ve programlı bir şekilde yapılmasını gerekli kılmıştır. Yine 1950'li yıllarda planlama olmadıgı için tarımsal kesimden sanayiye bir kaynak aktarımı olmamıs ve köy ekonomilerinin pazar ekonomileri ile yeterli bir bütünlesmesi saglanamamıstı. Ancak
devlet bunu özel sektörü engellemeyecek şekilde belirli alanlarda yatırım yaparak gerçekleştirmeliydi . Devletin bütün bunları gerçekletirmesini saglayacak planlı bir ekonomik politika olan Birinci Bes Yıllık Kalkınma Planı'na göre: . Bu çerçevede, 1950'li yıllarda yurt dısından ithal edilen tüketim malları, 1960'lı ve 1970'li yıllarda desteklenmeye çalısılan özel sektör sayesinde yerli sanayiciler tarafından üretilmeye çalısılacak ve bu yolla asırı ithalattan kaynaklanan döviz darbogazı asılmaya calısılacaktır. Bu nedenle 1960-1970 yılları arasında uygulanan ekonomik politikalara "kolay" ithal ikameci,
1970-1980 yılları arasındaki ekonomi politikalarına da "ileri" ithal ikameci politikaları adı verilir. ilk zamanlarda kücük ölçekli olarak devam eden yatırım mallarının ithalatı 70'li yıllarda büyük ölçekli olmus ve iç piyasanın büyümesine paralel olarak ileri üretim teknikleri gerektiren türden gelismis teknolojilerin transferleri önemli döviz kaybına neden olmaya baslamıstır. Ayrıca devletin çeşitli tarım ürünlerine uyguladığı taban fiyat politikalarıyla kırsal kesimin gelir düzeyi korunmuş ve bu yolla yerli sanayicinin pazar problemi önlenmiştir. 1960-1980 yılları arasında hükümetler çalısan tüm kesimlerin gelirlerini arttırıcı politikalar uygulamıs ve bu yolla isçi, köylü, memur ve çiftçi gibi kesimlerin tüketim potansiyelini arttırarak yerli sanayicinin her türlü malı satabilecegi genis bir iç pazar olusturmaya çalısmıstır. 1960-1980 yılları Türkiye'ye önemli toplumsal ve ekonomik gelismeler de tasımıstır Ancak ülkenin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal kriz bu politikaların uygulanmasını mümkün kılmıyordu. 1980 yılında 24 Ocak kararları çerçevesinde ülke ekonomisinin dısa açılması, döviz darbogazının giderilmesine ve ihracatın tesvik edilmesi gibi bir dizi kararlar alındı. .. özel sektör ucuz kredi, yatırım tesvikleri ve
dıs rekabetten korunma gibi politikalarla desteklenecek, kamu yatırımları da ülkenin ekonomik kalkınma hedeflerine ulastırılması dogrultusunda belirli bir plan ve program dahilinde yapılacaktı. Bu bir anlamda yerli sanayicinin korunmasına
ve iç pazarın genişletilmesine dayalı ithal ikameci sanayileşme politikasının uygulanması anlamına gelmekteydi. Diğer bir ifade ile, 1960-1970 yılları arasında uygulanan ithal ikameci sanayileşme ile daha önce ithal edilen tüketim mallarının yurt içinde imal edilmesi amaçlanmıştır. 1960'lı ve 1970'li yıllarda kamu yatırımları
daha çok hangi alanlarda yapılmıstır? Yapılan yatırımların daha çok özel sektörün ara malları gereksinimini gidermeye yönelik alanlarda yogunlastıgını görüyoruz. demir-çelik
çimento kağıt alüminyum kimya petrol rafineleri madencilik ayrıca bu dönemde
sanayinin gelişmesi için
ulaşım
limanlar
iletişim ve enerji
gibi önemli alt yapı yatırımlar, devlet tarafından yürütülmüştür. Diğer taraftan, tüketim mallarının iç piyasada yerli sanayici tarafından üretilebilmesi için gerekli olan teknoloji ve bazı hammaddelerin yurtdışından ithal edilmesi gerekmektedir. İç piyasanın korunması için gerekli olan teknoloji transferlerini gerçekleştirebilmek için gümrükte kolaylıklar ve ithalatta özel vergi indirimi gibi teşviklerde bulunmaktaydı. İthal İkameci sanayileşme modelinde her ne kadar tüketim mallarının ithalatı kısıtlansa da bu ithalat hacminin kısıtlanması anlamına gelmemelidir. Bu bir taraftan tüketim mallarının ithalatının azalması anlamına gelirken, bir taraftan da teknoloji transfer yolu ile yatırım malları ithalatının artması anlamına gelmektedir. Türkiye'de ileri ithal ikameci politikalarının uygulandığı 70'li yıllarda buzdolabı, televizyon ve çamaşır makinesi gibi dayanıklı tüketim mallarının yanı sıra artık otomabil de üretilebiliyordu. Bu sırada devletin yerli sanayinin gereksinimi olan ara malların üretimini karşılayarak ülkede "ağır sanayi" hamlesini desteklediğini ve buna ek olarak da önemli ölçüde büyüyen ve genişleyen küçük ve orta boy işletmelerden oluşan yan sanayinin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu arada sanayi üretiminin milli gelir içerisindeki payı sürekli olarak artmaya başlamış ve büyük kentlerde yüksek teknoloji uygulayan ağır sanayi kuruluşları birer birer ortaya çıkmıştır. 1960 yılından sonra isçi sınıfı güçlü ve örgütlü bir toplumsal kesim olarak Türkiye'nin dinamiklerini degistirecek hale gelmistir. 1950-1970 yılları arasında gecekondulasma olgusu, yasal olmayan yollardan kamu arazisi üzerine gecekondu insa etme seklinde devam etmistir. Birinci 5 Yıllık Kalkınma Planı'nın ardından Ikinci(1967-1972) ve Üçüncü (1973-1977) Planlar da ortaya konmustur.
1950 yılında toplam nüfusun yalnızca %18'i kentlerde yasarken bu oran 1980 yılında %44'e çıkmıstır. Kırdan kente doğru olan göçün hızlanarak devam etmesi, gecekondulaşma ve sanayideki gelişmelere paralel olarak işçi sınıfının önemli bir toplumsal kesim olarak ortaya çıkması bu gelişmelere örnek olarak verilebilir. bu gecekondular köyden kente göç edenlerin ilk durağı ve barınma merkezi haline gelmiştir Bu dönemde kişi başına düşen gelir yıllık bazda ortalama %3 ile 5 civarında yükselmiş, sanayi üretimi artmış ve devlet önemli sanayi alt yapı yatırımlarında bulunmaya devam etmiştir. ithal İkameci sanayileşmenin tıkanmaya başlamasının nedenleri nelerdir? 1960-1980 yılları arasında devlet daha çok yerli sanayicinin büyümesi ve iç pazarın genislemesi için ithal ikameci sanayilesme politikaları uygulamıs ancak ihracatı artırmak için önemli bir girisimde bulunmamıstı. Yerli sanayicinin kullandıgı teknolojiyi sürekli olarak yurtdısından ithal etmek zorunda olması, ülke açısından önemli bir döviz kaybına neden olmaktaydı. Bu ülkenin döviz gelirlerinin artmamasına neden olmuştur. Giderek büyüyen yerli sanayici iç piyasayı küçük görmeye başlamış ve artık dış pazarlara açılmak istemiştir. Bunun için de dış ticaret ile ilgili yeni düzenlemeler gerekmekte ve ülke ekonomisinin dışa açılması zorunluluk haline gelmektedir. Bütün bunlara ek olarak, meclisin tüm bu sorunları çözemez hale gelmesi ülkeyi bir krizin esigine getirmistir. Ülkenin ekonomik darbogaza girmesine baglı olarak ülke içinde toplumsal ve siyasal huzursuzluklar ortaya çıkmaya baslamıs, artan grev ve lokartlardan dolayı çalısma barısı bozulmus, iç pazarın sınırlılıgına ulasmasından dolayı sanayideki üretim, verimlilik ve karlılık düsmeye baslamıstır. Her yıl artan oranlarda dıs ödemeler dengesinin açık vermesi, duraklamaya baslayan ihracatın ve yurt dısından gönderilen isçi dövzlerinin bu açıgı kapatmada giderek yetersiz kalması, önemli bir döviz sıkıntısını beraberinde getirdi. Döviz sıkıntısı, artık yerli sanayicinin yurtdısından teknoloji transfer edememesi anlamına geliyordu. Bu da üretimde düsüs demekti. Sendikalar 1961 anayasasının saglamıs oldugu demokratik haklarından dolayı isverene karsı oldukca güçlü bir sekilde örgütlenmisti. Karların düsüsü, sendikaların yüksek ücret taleplerinin karsılanmasında önemli sorunlar doguruyordu. 1971 askeri müdahalesi demokratik ve siyasal hakların sınırlandırılması yolu ile yükselen toplumsal muhalefei frenlemeye çalışmış ancak bunda başarılı olamamıştı. 1970'li yılların basında ortaya çıkan petrol krizi ve 1974'te Kıbrıs askeri müdahalesi ve ardından Türkiye'ye uygulanan ambargo ülkede hesapta olmayan önemli bir döviz kaybına neden olmustur. Özellikle 1970'li yılların sonuna doğru, özel sektör yatırımlarının yanı sıra kamu yatırımlarını da neredeyse durma noktasına getirmişti. Bu bir anlamda ithal ikameci sanayileşme modelinin terk edilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. . İşte 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi ülke içerisindeki siyasal ve toplumsal krizi durdurmanın yanı sıra 24 Ocak kararlarının uygulanmasına uygun bir ortam oluşturmak için yapıldı.
Full transcript