Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Medya ve Etik Sunumu

No description
by

Anıl Kuzey

on 6 June 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Medya ve Etik Sunumu

T.C.
Ankara Üniversitesi
İletişim Fakültesi
Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü
İLE 402 Medya ve Etik Dersi
Anıl KUZEY

Güzin RUÇ
Ankara
MMXIII
Sonuç
Kaynakça
http://www.posta.com.tr/3Sayfa/HaberDetay/Ankara_da_tinerci_soku.htm?ArticleID=120852
http://www.haberturk.com/dunya/haber/718214-bu-da-ingilterenin-n-c-davasi
http://haber.sol.org.tr/kadinin-gunlugu/nc-davasinda-utanc-karari-mahkeme-rizasi-var-diyerek-saniklara-alt-sinirdan-ceza
http://www.islam-tr.net/resimler/7312-sokak-cocuklari.html
http://www.internethaber.com/cinsel-siddet-ve-tecavuz-kurbani-cocuklar-520173h.htm
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/04/130410_cocuk_savas_taciz.shtml
http://www.haberler.gen.al/konu/tinerci/
http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/03/15/iskenceye.ugrayan.cocuk.gelin.tedavi.altinda/653292.0/
http://www.izafet.com/turkiye-nin-sorunlari/673726-iskenceye-ugrayan-cocuk-polise-sigindi.html
http://www.haberdata.com/gundem/cocuk-gelinin-berdel-cigligi-h8509.html
http://gundem.milliyet.com.tr/cocuk-gelin-intihar-etti/gundem/gundemdetay/24.02.2013/1672697/default.htm
Medya profesyonelleri, çocuk haklarını koruma girişimlerini takip ederek ve çocuklara yönelik taahhütlerini yerine getirmeyenleri eleştirerek, çocuk haklarını gündemde tutmakla sorumludur. Ancak ticari baskılar, medyanın bu sorumluluktan kaçınmasına neden olabilir. Etik standartlar ticari kaygılar için kurban edildiğinde rahatsız edici bir menfaat dengesi egemen olmaktadır.
Haberde Çocuk Temsili
. Madde 12: Çocuğun kendisini ilgilendiren her türlü konuda görüşlerini ifade etme hakkı
. Madde 13: Ulusal güvenlik veya kamu düzeni . halk sağlığı veya kamu ahlakının korunması için gerektiğinde sınırlandırılabilen çocuğun ifade özgürlüğü hakkı
. Madde 16: Özel yaşam, aile yaşamı veya haberleşmeye, onur ve itibara müdahale veya saldırıya karşı koruma
. Madde 17: Medyanın öneminin tanınması ve çocuğa toplumsal ve kültürel olarak faydalı materyal dağıtılmasının teşvik edilmesi; “çocuğun iyi haline zarar verebilecek bilgi ve materyalden çocuğun korunması için uygun rehber ilkelerin geliştirilmesi
. Gelişmekte olan ülkelerde yaşayan aileler; yoksulluk içinde yaşayan çocuklar; savaş ve afet mağdurları bireyselliğini ve insanlığını kaybetmektedir. Genellikle, kendi adlarına hareket edemeyen, düşünemeyen veya konuşamayan çaresiz kurbanlar olarak sergilenirler.

. Çocuklarla ilgili konular medyada ele alınırken çoğuna sansasyonel konulara odaklanılır, çocukların karşı karşıya kaldığı, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde özetlenen geniş bir yelpazedeki meseleler göz ardı edilir.

. Çocuklarla ilgili medyada çıkan haberler genellikle bir kereye mahsus olmak üzere ele alınır; haber sonradan analiz edilerek takip edilmez veya çok az takip edilir.

. Çocukların hayatının gizliliğine her zaman saygı gösterilmez.

. Çocuklar haberlerde yer aldığı zaman, genellikle stereotipler olarak sergilenir; örneğin, Afrika’daki “açlıktan ölen çocuklar", veya “sorumsuz gençler".
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi
Çocukların yeni medya da dâhil olmak üzere, medyaya erişim hakkı
Çocukların medya eğitimine ve okuryazarlığına erişim hakkı
Çocukların medyaya katılma hakkı
Çocukların medyadan ve ekrandaki şiddetten korunma hakkı
Medyanın çocuk haklarını koruma ve tanıtmadaki rolü
Oslo Çağrısı
Medya haberciliği yoluyla çocuğun imajını iyileştirmenin yolları
Çocukların aktif bir şekilde medyaya katılmalarının teşvik edilmesi
Çocukların medyadaki zararlı etkilerden korunması
Çocuk Hakları Komitesi, üzerinde düşünülmesi gereken üç temel alan belirlemiştir :
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’na göre, medyanın çocukları sunma şekli bir dizi mitin ölümsüzleştirilmesine neden olmaktadır:
MADDE 41- (Değişik: 3/10/2001-4709/17 md.) Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.
(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.


MADDE 61- Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.

Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.

Yaşlılar, Devletçe korunur. Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.

Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.

Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.


MADDE 62- Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır.

MADDE 66- Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. (Mülga cümle: 3/10/2001-4709/23 md.)
Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.
Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.
Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.
T.C. Anayasası
RTÜK Kanunu
1) Çocuklara, güçsüzlere ve özürlülere karşı istismar içeremez ve şiddeti teşvik edemez
2) Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılmadan yayınlanamaz.
(3) İsteğe bağlı yayın hizmeti sağlayıcıları, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimini olumsuz etkileyebilecek nitelikteki yayın hizmetlerinin, bunların bu tür hizmetleri normal şartlar altında duymayacakları ve görmeyecekleri şekilde sunulmasını sağlamakla yükümlüdür.
11 Mayıs 2012 - 14:44
Olay, Altındağ Karapürçek semtinde dün öğle saatlerinde gerçekleşti. Tinerci E.Y. ile C.E., Beşikkaya İlköğretim Okulu bahçesine geldi.

Tinerciler 8. sınıf öğrencilerinden birkaç tanesini zor kullanarak boş bir alana götürdü. Daha sonra tinerci çocuklardan biri tekrar okula geri dönerek yine birkaç çocuğu bıçak zoruyla aynı alana getirdi. Toplam 9 öğrenciyi alana getiren tinerci çocuklar, burada bıçak tehdidi ve zor kullanarak, çocukların ceplerindeki paraları aldı.

ÇAKMAK GAZI ALMAYA GÖNDERİNCE...

Tinerciler, öğrencileri saat 16.00 sıralarına kadar bu alanda tuttu. Bu sırada çakmak gazı çeken tinerci, bir öğrenciyi çakmak gazı alması için bakkala gönderdi. Bakkala giden öğrenci durumu hemen okul müdürüne bildirdi.

Polis ekipleri, tinerci çocukları kıskıvrak yakaladı ve öğrencileri onların ellerinden kurtardı. Öğrencilerin aileleri olayın duyulmasının ardından Karapürçek Karakolu'na akın etti. Darp edildikleri iddiasıyla 6 çocuk polis tarafından hastaneye gönderildi.

Murat Ege isimli bir veli, tinercilerin yaşlarının küçük olmasından dolayı serbest kalabileceklerini ve başka öğrencilere zarar verebileceklerini belirterek duruma tepki gösterdi.
Ankara'da tinerci şoku
Ankara'da 2 tinerci çocuk, okul bahçesinde oynayan 9 ilköğretim öğrencisini kaçırıp 4 saat alıkoydu. Tinerciler, bıçak tehdidiyle öğrencilerin paralarını da gasp etti
Ulusal Haberler
N.Ç. davasında mahkeme sanıklara 5 ile 9 yıl arasında değişen hapis cezaları verdi. Mahkeme heyeti "rızası var" diyerek cezaları en alt sınırdan verdi.

Mardin'de 10 yıldır devam eden ve "utanç davası" olarak bilinen N.Ç. davası, Yargıtay'ın bozma kararından sonra yeniden görüldü. Bugünkü duruşmada 25 sanığa 5 ile 9 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. Cezaların N.Ç.'nin "rızası" olduğu gerekçesiyle alt sınırdan verildiği belirtildi.

Mardin'de N.Ç. adlı kızın 2002 yılında 13 yaşındayken 24 kişinin tecavüzüne uğraması nedeniyle açılan ve 10 yılda yerel mahkemenin verdiği kararı, Yargıtay kısmi olarak bozdu. Bu nedenle Mardin 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülen davaya devam edildi. 5'i tutuklu 25 sanıktan hiç birinin bulunmadığı duruşmada, N.Ç.'nin avukatlarından Erdal Kuzu, Şeyma Ürper Gökçe ile sanık avukatları katıldı. Duruşma, N.Ç'nin yaşının küçük olması nedeniyle gizli oturumla yapıldı.

"Rızası var" diyerek cezalar alt sınırdan!
Duruşmada, N.Ç.'ye tecavüz etmek ve pazarlamak suçlarından yargılanan tutuklu ve tutuksuz toplam 25 sanığa 5 ile 9 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. Cezaların N.Ç'nin rızası olduğu gerekçesiyle alt sınırdan verildiği belirtildi.

"Rızası var demek kabul edilemez"
Duruşmanın ardından açıklama yapan N.Ç'nin avukatlarından İHD Mardin Şube Başkanı Erdal Kuzu, 10 yıldır devam eden yargılamanın nihayet bittiğini söyledi. Kuzu, "Hala küçük yaştaki çocukta rızanın var olduğunu kabul ederek bunun üzerinden bir hüküm verilmesi üzücü. Mahkeme cezaları artırma yoluna gitti ama küçük bir çocuğa yapılan bu muamelede küçük çocuğun rızasını var olduğunu kabul etmesi bize göre kabul edilmez bir durumdur" dedi.

Kuzu, "15 yaşından küçük bir çocukta rıza olur mu? Türkiye toplumu yakından takip ediyordu bu davayı. Bu anlamda yine vicdanlar biraz yaralandı. Çünkü tarihin hiçbir evresinde sanığın hiçbir noktasında küçük bir çocukta rızanın olduğu kabul edilemez. Bu anlamda mahkeme kararı eleştiriye açık. Bizler de temyiz haklarımızı tekrar kullanacağız" diye konuştu.

"Yargıtay tekrar bozabilir"
N.Ç'nin avukatlarından Şeyma Ürper Gökçe, "Verilecek olan bu karar Türkiye'de 18 yaş altındaki bütün çocukların korunması için emsal teşkil edilecekti. Ancak burada verilen karar ne bizi, ne de kamuoyu vicdanını tatmin edecek bir karar değildir. Karara yapılabilecek bir itirazda Yargıtay'da bozuma gidilmesi ihtimali de var" dedi.
N.Ç. davasında utanç kararı: Mahkeme 'rızası var' diyerek sanıklara alt sınırdan ceza verdi!
Sakarya Söğütlü'de birlikte yaşadığı kişinin ve yakınlarının işkencesine maruz kaldığı öne sürülen 16 yaşındaki kız çocuğu tedavi altına alındı.

Söğütlü'de birlikte yaşadığı B.K. (16) ve yakınlarının şiddet ve işkencesine maruz kaldığını öne süren S.B'nin yakınlarının şikayeti üzerine cumhuriyet savcılığı soruşturma başlattı.

Vücudunda yanık izleri ve morluklar bulunan S.B, Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde tedavi altına alındı.

Olayın ardından S.B'nin birlikte yaşadığı küçük yaştaki B.K, annesi H.K. ve babası S.K. gözaltına alındı. İşlemlerin ardından adliyeye sevk edilen B.K, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı, annesi H.K. ve babası S.K. tutuklandı.

S.B'nin, ifadesinde, 9 ay önce B.K, babası, annesi ve kardeşleriyle Söğütlü'de yaşamaya başladığını, 6 ay boyunca çok mutlu olduğunu ve bir süre sonra kayınvalidesinin iş yapmadığı gerekçesiyle kendisini kayınpederine şikayet ettiğini söylediği öğrenildi.

Kayınpederi ve kayınvalidesinin kızgın demirle vücudunu dağladıklarını, üzerinde sigara söndürdüklerini ve aç bıraktıklarını öne süren S.B'nin, evde kimse olmadığı bir gece kayınpederinin tecavüzüne uğradığını, durumu eşine anlattığını ama inandıramadığını, kayınpederinin tehdit etmesi nedeniyle durumu ailesine anlatamadığını, birkaç gün önce de kayınpederinin kendisini Söğütlü'de bir yere bıraktığını, tanımadığı kişilerin yardımıyla hastaneye kaldırıldığını ve başka bir şey hatırlamadığını söylediği bildirildi.
İşkenceye uğrayan çocuk gelin tedavi altında
Anne E.B'nin ise kızını B.K. ile nişanladıklarını, 18 yaşını doldurmasını beklemeden 9 ay önce kaçtığını, son ana kadar durumunun iyi olduğunu bildiğini ve olayın farklı bir boyuta gelmesine şaşırdığını söylediği kaydedildi.

Sosyal gelişim uzmanları S.B. ile görüştü

Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Kerem Toprak, sosyal gelişim uzmanlarının Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde
tedavi gören S.B. ile görüştüğünü söyledi.

Uzmanların yaptığı incelemede S.B'nin şiddet gördüğünün anlaşıldığını ifade eden Toprak, "Tedavisinin biraz uzun süreceği belirtildi. Annesi kızımızın başında duruyor. İşkence yaptıkları iddiasıyla kayınvalidesi ve kayınpederi tutuklanmış" dedi.

Toprak, S.B. ile ilgili olarak Çocuk Koruma Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre hareket edeceklerini bildirdi.

Tedavisinin ardından sosyal gelişim uzmanlarının S.B. ile görüşeceği, durumun değerlendirilmesinin ardından S.B'nin koruma altına alınacağı veya ailesine teslim edileceği belirtildi.
Adana'nın Ceyhan ilçesinde Gaziosmanpaşa Polis Merkezi'ne önceki gece ağlayarak gelen 5-6 yaşlarındaki erkek çocuğu sadece isminin "Ali" olduğunu söyleyebildi. Korktuğu anlaşılan çocuğa oturduğu yeri, anne ve babasının ismini soran polis memuru çocuğun yanıt verememesi üzerine hakkında kayıp başvurusu olup olmadığını araştırdı. Polislerin, "Seni dövdüler mi?" sorusuna "Evet" yanıtını verince, üzerindeki giysisi çıkartılan küçük çocuğun vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar, sırtında sigara izleri ile kesikler olduğu görüldü. "Seni kim dövdü ?" sorusuna", "Ağabeyim" yanıtı veren çocuk, polisler tarafından hastaneye götürüldü. Aç olduğunu söylemesi üzerine polisler çocuğa meyve suyu ve yiyecek aldı. Ailesi aranan çocuk, Sevgi Evleri'ne yerleştirilecek...
'YA 600 BİN TL YA DA KIZI VERİN'
Y.'nin hayatını değiştiren olaylar zinciri, ağabeyi Mehmet Y.'nin (20) geçen ocak ayında, Kağızman'daki dayısının nişanlı kızı Damla Y.'yi (18) kaçırıp İstanbul'a getirmesiyle başladı. Damla Y. aynı köyden tanımadığı-sevmediği Abdullah adlı biriyle zorla nişanlandırılmış ve nişanlısı askerden döner dönmez evlendirilecekti. Evlenmek istemediği için daha önce kendisini isteten İstanbul'daki halasının oğlu fırın işçisi Mehmet'i arayıp, "Beni kurtar" dedi. Kağızman'a giden Mehmet Y., kızı kaçırıp İstanbul'daki ailesinin evine getirdi. Nişanlı kızlarının kaçırıldığını ailesi ve Abdullah'ın aileleri, her yerde Mehmet ile Damla'yı aramaya başladı. Uzlaşı sağlamak amacıyla Mehmet'in babası inşaat işçisi İdris Y. (47) Kağızman'ın yolunu tuttu. Ancak gider gitmez iki aile tarafından alıkonuldu ve bir ay boyunca rehin hayatı yaşadı. Aileler olayı unutmak için 600 bin TL ve Kalaşnikof ya da Damla'nın yerine İdris Y.'nin en küçük kızı Y.'yi istedi. Baba çaresiz bu isteği kabul etti.
Gazetelerde her zaman "çocuk gelin" trajedileri haberleştirilir. Ancak her şey olup bittikten sonra. Halbuki medyanın bu trajedileri önleme gücü de var. Okuyacağınız haber, hükümet ve ilgili bakanlıkların dikkatini çekmek ve bir "çocuk gelin" dramı daha yaşanmaması için yapıldı. Adı Y.Y., henüz 15 yaşında. 6 çocuklu ailenin en küçük çocuğu. Kendisinden büyük bir ablası, 4 ağabeyi var. Ailesi 15 yıl önce Kars'ın Kağızman ilçesinin Akdam köyünden göç etmiş. Beykoz Çavuşbaşı Nene Hatun İlköğretim Okulu 8 sınıf öğrencisi Y.Y. karşımızda okul önlüğüyle oturuyor ve başından geçenleri sanki kendi hikâyesi değilmiş gibi anlatıyor. Halbuki Y. ocak ayında ağabeyinin kaçırdığı kıza karşılık, kızın hiç tanışmadığı nişanlısıyla evlenmeyi, 'babası öldürülür' korkusuyla kabul etmiş bir "çocuk gelin" adayı.
ÇOCUK GELİNİN BERDEL ÇIĞLIĞI...
15 yaşındaki Y.Y.'nin ağabeyi Kars'taki dayısının kızı Damla Y.'yi kaçırıp İstanbul'a getirdi. Damla'nın babası karşılığında Y.Y.'i bir tanıdığına istedi. Zorla "çocuk gelin" yapılmak istenen Y.Y. yetkililerden yardım eli bekliyor
EVE 3 KEZ POLİS GELDİ AMA...
Her şeyden habersiz okuluna giden Y. ise evde babasının amcalarıyla yaptığı aile toplantısında, evlendirileceğini öğrenince hemen 155'i aradı. Eve gelen Beykoz Çocuk Şube polisleri, babanın ve amcalarının ikna etmesiyle geri döndü. Şikâyete bağlı suç olması ve suçun henüz gerçekleşmemesi nedeniyle polisler eli boş geri dönmek zorunda kaldı. O anı şöyle anlatıyor küçük kız: "Polisi ben aradım. Ama şikâyetçi olmadım, çünkü önemli olan babamın hayatıydı. Babamın okula gönderilmediğim için hapse atılmasını istemiyorum. Geçen hafta evimize 3 kez polis geldi. Okulu bitirmeme izin verecekleri için evlenmeyi kabul ettim. Okuma hakkımı kaybetmek istemiyorum." Öte yandan mahallelilerin ve okulundaki öğretmenlerin aktarımına göre, küçük kıza bunlar söylenirken bir yandan da imam nikâhı da kıyılmış durumda. Hayali öğretmenlik olan, her yıl teşekkürle sınıfını geçen Y.Y. evlenmeyi kabul ettiği Abdullah'ın soyadını bilmiyor ve "Babamı, ağabeyimi ve gelinimizi öldürmesin diye istenilenleri kabul ettim" diyor.
SABAH
Çocuk gelin intihar etti
‘Çocuk gelin’ dramına son örnek İzmir’de yaşandı. Şanlıurfalı Esranur Ağıç (16) ile amcasının oğlu Gökhan Ağıç için bir ay önce düğün yapıldı.
Kadir ÖZEN DHA

Esranur önceki akşam aynı apartmanda oturduğu kayınpederinin dairesine gitti. Sohbet ederken, kayınpederinin cep telefonu çaldı.
İddiaya göre, Esranur, Şanlıurfa’dayken sevdiği gencin, ağabeyiyle arasında çıkan tartışmada bıçaklandığını duydu. Şoke olan Esranur binanın 9’uncu kattaki evine koşarak çıktı. Ardından salonun penceresinden kendini boşluğa bıraktı. Esranur, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Yakınları acı haber üzerine sinir krizi geçirdi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Uluslararası Haberler
Bu da İngiltere'nin N. Ç. davası
11 yaşındaki kıza zorla oral seks yaptıranlar, "kız istekli görünüyor" diyen hakim tarafından hafif cezaya çarptırıldı
Türkiye’deki N.Ç. davasının bir benzeri de İngiltere’de yaşandı.

Mahkeme, 11 yaşındaki kıza zorla oral seks yaptıran 21 yaşındaki iki sapığı, küçük kız video görüntülerinde “istekli” göründüğü için 3 yıl 4 ay hâpis cezasına çarptırdı.

"İSTEKLİ GÖRÜNÜYORDU"
Davaya bakan Hakim David Farrell’in, “yaşına rağmen oral seks yapmaya istekli görünüyordu” sözleri ülkede büyük tartışma yarattı.

13 yaşındayken N.Ç’ye tecavüz eden 26 kişi, N.Ç. “kendi rızası” dahilinde fuhuş yaptığı gerekçesiyle hafif cezalara çarptırılmıştı.

GAZETE HABERTÜRK 22 Şubat 2012 Çarşamba, 09:45:18Güncelleme: 10:01:36
Çatışma ve savaş bölgelerinde cinsel şiddet ve tecavüz kurbanlarının büyük çoğunluğunu çocuklar oluşturuyor.
Uluslararası çocuklara yardım kuruluşu Save the Children’ın, aralarında Kolombiya, Liberya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi ülkelerden toplanan veriler ve ifadeler temel alınarak hazırladığı raporda, bu bölgelerde istismara en açık ve savunmasız grubun çocuklar olduğuna işaret ediyor.
Cinsel şiddet ve tecavüz kurbanı çocuklar
Yardım örgütü ayrıca, cinsel şiddeti durdurmak ve bu şiddete maruz kalan çocuklara yardımcı olmak için yürütülen programların yeterince mali destek almadığını vurguladı.
G8 toplantısının öncelikli konusu
Konu bu hafta G8 ülkelerine üye dışişleri bakanlarının toplantısında ele alınacak.
G8 oluşumunun dönem başkanlığını yapacak olan İngiltere daha önce, çatışma bölgelerindeki çocuklara yönelik cinsel şiddet konusuna öncelik verileceğini açıklamıştı.
'Tarifsiz suçlar'
'Çocuklara karşı tarifsiz suçlar' başlığını taşıyan raporda, son on yılda bu ülkelerde, çatışma sırasında ve sonrasında çocukların cinsel şiddet ve tecavüz kurbanlarının çoğunluğunu oluşturduğu sonucuna varılıyor.
Liberya'da yapılan bir araştırmaya göre, 2011-2002 döneminde cinsel şiddet kurbanı olanların çoğu 17 yaşının altındaydı ve bu çocukların neredeyse hepsine tecavüz edildi.
İç savaş yaşayan Sierra Leone'de Uluslararası Kurtarma Komitesi'nin ulaştığı cinsel şiddet vakalarının yüzde 70'inde 18 yaşının altındaki kızlar hedef alındı. Bu kızların beşte biriyse 11 yaşından küçüktü.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde 2008'de BM tarafından kayıtlara geçirilen cinsel şiddet vakalarının üçte ikisinde çocuklar hedef alındı.
Save the Children, erkek ve kız çocuklarının ordular ve silahlı örgütler tarafından kaçırılıp taciz edildiğini
ve iki yaşındaki çocukların bile şiddet olaylarının ortasında kalabildiğini belirtiyor.
Kuruluş ayrıca, çok sayıda çocuğun bu saldırıların psikolojik yaralarını ömür boyu taşıyacağını
vurguluyor.
Nasıl durdurulur?
Washington'daki politikacılar, bazılarının tanımıyla "ulusal kriz" noktasına gelen bu sorunu yavaş yavaş idrak etmeye başladı.
Temmuz ayında Kongre'de düzenlenen bir oturumda konunun uzmanları, taciz sonucu çocuk ölümlerinin nasıl önlenebileceğini anlattılar. Ülke çapında ortak bir çözüm üretilebilmesi için ulusal komisyon kuruldu.
Birçokları, işinin ehli sağlık görevlilerinin yeni anne baba olan çiftleri evlerinde ziyaret etmesinin ve onları aile hayatının zorluklarına hazırlamasının yeni ulusal stratejinin anahtarı olduğunu düşünüyor.
ABD'de her beş saatte bir çocuk, taciz ya da ihmal sonucu can veriyor.
Hükümetin açıkladığı son rakamlar, 2009 yılında tahmini olarak 1770 çocuğun kötü muamele sonucu öldüğünü ortaya koydu.
Yakınlarda Kongre'ye sunulan bir raporda ölen çocuk sayısının 2500'e yakın olduğu belirtilmişti.
Bütün bu veriler ABD'nin sanayileşmiş ülkeler arasında çocuk tacizi olaylarında başı çektiğini ortaya koyuyor. Sanayileşmiş ülkelerde her hafta 15 yaşından küçük 66 çocuk fiziksel taciz veya ihmal sonucu ölüyor. Sadece ABD'de ölen çocuk sayısıysa 27.

Nüfus yoğunluğu dikkate alınınca bile, UNICEF'in 2011 rakamlarına göre, kötü muamele sonucu meydana gelen çocuk ölümlerinde ABD, Meksika'yla aynı düzeyde.
Emma Thompson
Çocuklara yönelik taciz olaylarının en yoğun olduğu Texas eyaletinde Dallas Çocuk Hastanesi, her geçen gün artan sayıda tacize uğramış ve şiddet görmüş çocuk vakasıyla başetmeye çalışıyor.
Emma Thompson da bu çocuklardan biriydi. 2009 Yılında 4 yaşında dövülerek öldürülmüştü. Emma'nın kaburgalarının kırık olduğu, dudağının yırtıldığı, vücudunun birçok yerinde morarmalar olduğu ve kafatasında çatlaklar görüldüğü belirtilmişti.
Emma'nın annesi ve annesinin erkek arkadaşı, taciz suçlamasıyla hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Emma'nın babası, aslında kızının, çevresindeki herkesin ihmali sonucu öldüğünü düşünüyor.
Emma Thompson gibi daha yüzlerce çocuk, devletin çocukları koruma sistemindeki açıklar yüzünden yaşamını yitirdi.
Kimiler suçu, aşırı iş yükü altında bunalan denetçilere atıyor; yönetimdeki yetersizlikleri suçluyor. Kimileri de federal yönetimin aile bütünlüğünü koruma girişimlerinin sorunlara yol açtığına inanıyor.
Ancak ABD'de taciz ve ihmal sonucu ölen çocuk sayısının en yüksek olduğu Texas eyaletinde, çocukların güvenliğinden sorumlu yetkililer, bu tür olayların karmaşık ve değerlendirmesi güç vakalar olduğuna, özellikle çocukların yakınlarının, gerçekte olan bitenleri gizlemesi yüzünden olayların daha da çetrefilli hale geldiğine işaret ediyorlar.
Şiddet döngüsü
Çocuk tacizi olayları, mağdurların ailelerinin yaşamında çok büyük yaralar açıyor ama yaşananların korkunç etkileri, yakınların ve arkadaşların ötesine de uzanıyor.
Natalia Antelava
BBC
Çin’in Zheijiang bölgesinde, biri öğrencisini kulaklarından havaya kaldırırken görülen iki öğretmen, fotoğraflarının internette yayımlanması üzerine gözaltına alındı.
Öğrencisinin kulaklarını çeken Çinli öğretmen polise verdiği ifadesinde ‘eğlence olsun’ diye yaptığını söyledi.
Eğitim Bakanlığı yetkilileri ve polis olayın soruşturulduğunu belirtti.
Çin’de son dönemde çocuklara yönelik artan şiddete dair birçok haber çıkmıştı.
Hafta içinde internette yayınlanan bir videoda, Çinli bir öğretmen beş yaşındaki bir kız çocuğuna tokat atarken görülmüştü.
Yerel medya, Çin’in kuzeyindeki Şaanşi bölgesinde görevli kadın öğretmenin de gözaltına alındığını duyurdu.
Çocuğu yüzünde morluklar ve şişkinliklerle eve gelen baba, durumu polise bildirdi.
Öğretmenin çocuğa yönelik şiddeti sınıfa yerleştirilen güvenlik kameralarıyla tespit edildi.
Kulak çeken Çinli öğretmen gözaltında
"Çocuklarımıza dokunma Hollanda"

İki gündür Son Haber'i okuyan, Atv'yi izleyenler adeta şokta. Gördüklerine, duyduklarına, okuduklarına inanamayan yüzlerce insan haber merkezimizi arayarak "Hollanda'da neler oluyor"diyor.
ATV Ana Haber'in "Çocuklarımıza dokunma Hollanda" başlığı ile üç gündür ekranlara taşımaya devam ettiği gerçekler dün de devam etti. Üç çocuk annesi Selcan hanım ile bir diğer anne Nur Yörükseven'in anlattıkları insanın kanını donduracak nitelitke...

Eşinden boşandığını ve üç çocuk annesi olduğunu söyleyen gözü yaşlı anne, " 6 yıl önce Gençlik Dairesi’nden geldiler ve evimin yetersiz olduğunu, bu durumun çocuklarımın eğitimini etkileyeceğini söyleyerek, kızım Zeynep'i ve oğlum Furkan'ı elimden aldılar " dedi.

Çocuklarının elinden alınması ile psikolojik çöküntü yaşayan Selcan hanıma bir darbede karnındaki bebeği hakkında söylenenlerden gelmiş. Üçüncü çocuğuna hamile olan anne karınındaki çocuğunun da doğumdan sonra alınacağının söylenmesi üzerine psikolojisini tamamen bozmuş.
'Burası Türkiye değil, siz çocuğunuzu ancak Türkiye'de kucağınıza alabilirsiniz burası Hollanda!' demişler ve almışlar.

Sonuç itibarı ile ailelerinden sudan sebeplerle koparılan çocukları geri almak nerdeyse mümkün değil. Alınsa da çok geç kalındığından o çocuklar çoktan öz benliklerinden uzaklaşmış, dillerini unutmuş eskilerin tabiri ile devşirilmiş olmakta.

Bu olayları izlerken, yaşarken ve yazarken insan sanki bir korku filmi gibi geliyor. Film de sahibi görünmeyen bir ses, " Demek asimile olmazsınız öyle mi? Bakın ben sizin çocuklarınızı nasıl elinizden alıp asimile ediyorum, görün" der gibi.

Fakat Film değil yaşannaların hepsi gerçek...

© SONHABER.NL
Selcan hanım her ne kadar itiraz etse de üçüncü çocuğu Elif'e 3 sene sahip olabilmiş. Üçüncü çocuğuna hamiyleyken elinden alınan iki çocuk yetmezmiş gibi Elif 'de 3 yaşına gelince mahkeme kararı ile gözetim altına alınacak. Elinden alınması an meselesi. Anne her kapı çaldğında Elif'ini almaya geldiler sanıyor.

Elinden alınan çocuklarını ayda sadece 1 saat görebilmesine izin verilmiş... Göz yaşalarına boğulan anne Selcan hanım, " Çocuklarım Türkçe bilmiyor. Gençlik dairesinin görevlileri beni iyi ve bakımlı görsün, sorun çıkarmasın diye türbanımı çıkartıp öyle gitmek zorundayım." derken sözleri boğazına düğümleniyor.

Doğum gününde kızına hediye vermesine bile müsade edilmeyen anne " Yine de kızıma bakan koruyucu aileye gittim ama hediyesiz. Kızım beni görünce , anne iyiki geldin en güzel doğum günü hediyem sensin dedi" diyor...

Fakat kızını doğum gününde görmek pahalıya patlamış Selcan hanıma ve kendisine 2 ay kızını görememe yasağı getirilmiş.

Bir diğer anne Nur Yörükseven'in çocuğunun alınma gerekçesi ve yaşadıkları ise akıl almaz bir durum. Kaldığı evin havlandırma sisteminden kaynaklanan bir alerji sonucu çocuğunu doktora götürdüğünü ifade eden anne Nur hanım, " Önce bir böcek sokması falan zannederek doktora götürdüm, çocuğumun vücudunda kızarıklıklar oluşuyordu... Doktor baktı ve bit veye pire olabilir dedi.
By ERICA GOODE
Published: September 19, 2012

Exposure to violence has a profound effect on children, making them more prone to emotional problems like depression and anxiety and increasing the chances that they will either become victims of violence themselves or commit crimes in later life. But a new government report suggests that the number of children in the United States who are exposed to violent crime has dropped precipitously in the last two decades, a decline that one expert termed “breathtaking.”

From 1993 to 2010, the number of children living in households where another member had been a victim of a nonfatal violent crime decreased by 68 percent, to 2.8 million from 8.7 million, according to the report, released on Wednesday by the Bureau of Justice Statistics. The crimes included domestic violence, rape, sexual assault and robbery.

Of the children exposed to the violent victimization of a household member in 2010, 1.6 million were under age 12. The exposure to violent crime was greatest in households headed by an unmarried adult, single-parent households, households with incomes under $15,000 a year and those in urban areas, the report found. Exposure to simple assault was more common than exposure to more serious violent crimes.

The report was based on an analysis of data from the annual National Crime Victimization Survey, which collects information about crimes against people 12 and older, including crimes not reported to the police.

David Finkelhor, the director of the Crimes Against Children Research Center at the University of New Hampshire and an expert on child abuse, said that in his view, the decreasing number of children exposed to violence was “breathtaking” and “big news.”

“It shows something very impressive,” he said, “a decline of two-thirds in a measure of something considered very important to social well-being and sense of safety.”

The decrease corresponds with an overall drop in violent crime over the last two decades. But it also comes in tandem with substantial declines in other indicators of childhood distress, including teenage suicide, bullying, and physical and sexual abuse, a number of studies have shown. Surveys indicate that children report feeling safer at school than they did in the past and are less likely to engage in risky sexual behaviors. Teenage pregnancy is at a historic low.

What is behind the changing numbers is less clear. Policing techniques and incarceration policies undoubtedly play a role in dropping crime rates. But Dr. Finkelhor said large societal changes were also likely contributors, including the growth of prevention programs that increase awareness; the advent of cellphones, which make it easier to summon help; and the use of medications to treat depression and other psychiatric problems.

Janet Lauritsen, a professor of criminology and criminal justice at the University of Missouri-St. Louis, said she thought another factor might be the increasing effectiveness of services available to victims and potential perpetrators of crimes, “everything ranging from violence against women to child abuse.”

There is no question that “children are much better off than they were in the early 1990s,” she added.

The sharpest drop in children’s exposure to violence occurred from 1993 to 2001, the report found, with the decline then continuing at a slower rate.

Callie Rennison, a criminologist and professor of public affairs at the University of Colorado Denver, said the report had some limits because the National Crime Victimization Survey was not specifically designed to measure children’s exposure to violence.

But the decreasing trend is clear, she said, and although more work needs to be done, the decline is “great news for the United States.”

“It’s this really positive loop for children and adults,” Dr. Rennison said. “If we’ve got fewer children being exposed, then they are less likely to expose their own children or to possibly be in households where there are children and exhibit these behaviors.”
Fewer Children Are Found Exposed to Violent Crime
A new portrait of violent children and adolescents is emerging from recent research that has linked their behavior to physical and psychological abnormalities and to the effects of abuse and violence in their families. The research, which suggests ways of predicting whether some children will be repeatedly violent, may lead to strategies for treating these youngsters before they become violent adults.

In addition, the research suggests evidence of a tendency toward racial and sexual discrimination in decisions determining whether juvenile offenders will be sent to correctional institutions rather than psychiatric facilities for treatment.

A study of homicidal behavior among a sample of 55 children aged 3 to 12, to be published in a forthcoming issue of The American Journal of Psychiatry, suggests that such behavior is frequently associated with some or all of the following factors: the child has a very violent father, a history of psychomotor seizures and a history of suicidal behavior; the child's mother may have been hospitalized for psychiatric reasons.

The children studied by Dr. Dorothy Otnow Lewis, professor of psychiatry at the New York University School of Medicine, and her colleagues included a 3-year-old who had held a knife to his mother's throat while she slept, a 6-year-old who taunted her older brother with a knife and threatened to cut off his head and a 10-year-old who had made two attempts to kill his mother.

Of the youngsters in the study, all of whom had been admitted to the psychiatric ward of a New York hospital, 21 were homicidally violent and the rest served as a control group. The homicidal and nonhomicidal children did not differ significantly in respect to the diagnoses they had received upon hospitalization, the symptomatic behavior they evidenced or the medication they had been given.

However, the factors that distinguished them involved elements of their own medical histories and family environment. Fifty percent of the homicidal youngsters had a history of psychomotor seizures and 57 per cent had attempted to commit suicide, most frequently by jumping from a window or roof.

In their family histories 62 percent of the homicidal children had fathers who had been physically violent to their mothers; 37 percent of the fathers of homicidal children had themselves been homicidal. Forty-three percent of the mothers of homicidal children had a history of psychiatric hospitalization.

The new study follows nearly a decade of published research on violent youngsters in a variety of settings in New York and Connecticut by Dr. Lewis and other investigators, including Dr. Jonathan H. Pincus, professor of neurology at the Yale University School of Medicine.

Among older children - those aged 13 to 19 - extremely violent behavior was associated with evidence of psychiatric symptoms and neurological impairment, according to studies by Dr. Lewis and Dr. Pincus that have appeared in The American Journal of Psychiatry and The Journal of the American Academy of Child Psychiatry. In addition, especially violent adolescents had been victims of, and had witnessed, severe physical abuse.

For example, a 1979 study of 78 juvenile delinquents by Dr. Lewis, Dr. Pincus and their colleagues found that violent offenders had been subjected to an amount of abuse that was extreme, in some cases affecting their central nervous systems. The neurological impairment observed may have been caused by such abuse in some subjects and in others by pre-existing conditions.

''When we began with this work I didn't think there would be any significant neurological findings,'' said Dr. Pincus in an interview. ''But we know now that there are three correlates that characterize the repeatedly violent child: neurological impairment, psychiatric symptoms and the history of having been abused. We're not certain they are the causative factors of violence, but we strongly suspect that this is so.''

Although violent youngsters have increasingly become the objects of societal concern, their medical histories have not often been systematically studied by social scientists. Historically, the psychiatric literature has usually considered violent children in terms of their psychology or in the light of what Dr. Lewis termed, in an interview, the ''West Side Story theory.'' ''That is, that they are depraved because they are deprived,'' she said.

Some sociologists have theorized that children in lower socioeconomic strata got into trouble because they did not have access to the material things enjoyed by their middle-class counterparts. Critics of these theories have countered that they were based on prejudiced assumptions, since arguably many poor people are not led by their circumstances to commit criminal, antisocial or violent acts.

The new research focuses on the medical and environmental factors present in the case histories of unusually violent children. Some of the findings suggest that the institutional treatment of violent children displays cultural biases.
http://www.focushaber.com/cocuga-siddet
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2011/10/111017_us_child_abuse.shtml
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/10/121025_china_children.shtml
http://www.nytimes.com/1982/09/27/style/the-violent-child-some-patterns-emerge.html
http://www.nytimes.com/2012/09/20/us/number-of-children-exposed-to-violent-crime-drops.html?_r=0
http://www.sonhaber.nl/gundem/cocuklarimiza-dokunma-hollanda-h20309.html
20 Ocak 2013 Pazar, 19:40:14
Antalya’nın Elmalı İlçesi’nde Kuran kursu öğretmeni Rahimenur Sağlam’ın döverek ağır yaraladığı iddia edilen oğlu 5 yaşındaki Mehmet Ağar, hastanede yaşam savaşı veriyor.

Minik çocuğun dedesi Mehmet Ağar, oğlundan 4 ay önce boşanan eski gelini Rahimenur Sağlam'ı suçlayarak, Torunumun diğer dedesi de Elmalı Müftüsü. Böyle bir ailede bu çocuk nasıl bu hale geldi Torunumu yanıma almak için tüm hukuk yollarına başvuracağım dedi.

Elazığ'da imam olarak görev yapan Osman Ağar, 4 ay önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle eşi Rahimenur Sağlam'dan boşandı. Hakim, yaşı küçük olduğu için çiftin oğulları 5 yaşındaki Mehmet Ağar'ın velayetini anne Rahimenur'a verdi. Elmalı Müftüsü olan babası Veli Sağlam'ın yanına yerleşen Rahimenur Sağlam, burada Kuran kursu öğretmenliği yapmaya başladı.
Boşandıktan sonra sürekli çocuğunu dövdüğü iddia edilen Rahimenur Sağlam, iddiaya göre önceki gün oğlu Mehmet'i bu kez feci şekilde döverek hastanelik etti. İlk olarak Elmalı Devlet Hastanesi'ne götürülen minik Mehmet, buradan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Hayati tehlikesi olduğu belirtilen ve beynindeki ödemin giderilmesi için yaşam destek ünitesinde tutulan Mehmet'in Elazığ'da İlahiyat Fakültesi'nde okuyan ve aynı zamanda bir camide imamlık yapan babası Osman Ağar, olayı duyar duymaz Antalya'ya gelmek üzere yola çıktı.

Hastanede torununun tedavisiyle ilgilenen dede Mehmet Ağar, minik Mehmet'in 4.5 yaşına kadar yanında kaldığını, anne ile babası ayrılınca mahkeme kararıyla anneye teslim edildiğini söyledi. Torununun feci şekilde dayak yediğini öğrenince Gazipaşa'dan Antalya'ya geldiğini söyleyen Mehmet Ağar, Oğlum torunuma benim ismimi vermişti. Belki de bu yüzden çocuğu dövdüler. Ancak ne olursa olsun din eğitimi veren iki kişinin kendi yanlarındaki çocuğu bu hale getirmesi affedilir gibi değil. Torunum şu an yaşam destek ünitesine bağlı. Vücudunda ezikler ve morluklar mevcut. Kafasında da ödem olduğunu söylediler. Torunumu yanıma almak için tüm hukuk yollarına başvuracağım diye konuştu.

DURUMU CİDDİYETİNİ KORUYOR

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahi Servisi Sorumlusu Operatör Doktor Niyazi Nefi Kara, minik Mehmet'in hastaneye sevk olduğu andan itibaren durumunun çok ciddi olduğunu söyledi. Çekilen ilk tomografisinde kafasının büyük bölümünde ödem oluştuğu ve beslenme eksikliği görüldüğünü söyleyen Kara, Şu an beyinde bir damar tıkanıklığı var. Solunum cihazına bağlı olarak ileri derecede hayati tehlikesi söz konusu. Şu an düzelmesi için tıbbi desteğimiz sürüyor. Reanimasyon ünitesinde hayati tehlikesi devam ediyor. Geldiğinden beri sağlık durumunda çok az bir ilerleme oldu. Darp olup olmadığını bilmiyorum. Yüz ve omuz kısımlarında çizikler ve morluklar var. Yaraların hepsinin aynı zamanda olduğunu düşünmüyorum. Vücudunda eski kesi izleri de mevcut. Yaraların birkaç saatlik değil, en az birkaç günlük olduğunu düşünüyorum diye konuştu.

Öte yandan oğlunu dövdüğü iddia edilen anne Rahimenur Sağlam'ın da olay sonrası sinir krizi geçirdiği ve Elmalı Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındığı öğrenildi.
5 yaşındaki çocuk annesi tarafından hastanelik edildi
İSTANBUL - Ataşehir’de, 16 yaşındaki Müslüm Yöre isimli çocuğun bir grup tinerci tarafından yakıldığı iddia edildi.

Olay, Küçükbakkalköy Sümer Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre; eli ve yüzünde yanıklar bulunan Müslüm Yöre isimli çocuk, evlerine gitme için koşmaya başladı. Kendisini tinercilerin yaktığını Koşarken bayılan Yöre yere düştü. Çocuğun düştüğünü gören mahalle sakinleri, hemen sağlık ekipleri ile Yöre’nin ailesine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Müslüm Yöre’yi Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Yöre, yanık ünitesinde tedaviye alındı.

Olayın görgü tanığı bir mahalle sakini, “Sokakta eli ve yüzü yanmış haldeki çocuğu gördüm. Evlerine doğru koşuyordu. Bu sırada bayılıp yere düştü. Biz de yakınlarına haber verdik.” dedi. Torununun yandığını söyleyen Yöre’nin anneanne ve dedesi ise hastaneye gitti.

Bu arada, Müslüm Yöre'nin ailesinin polisleri ve sağlık ekiplerini arayarak, "Oğlumu tinerciler yaktı." dediği öne sürüldü.

Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.



(CİHAN)
ANTALYA - Ailesinde sevgi görmeyen çocuklar bağımlı madde ve alkolle erken tanışıyor. Uzmanlar, anne ve babaların çocuklarına karşı sevgi göstermesini bunu yürekten yaparak hissettirmesi gerektiğini belirtiyor.

Yeşilay Cemiyeti Manavgat Şube Başkanı Fatih Kaplan, yaptığı açıklamada, Yeşilay'ın konunun uzmanlarına yaptırdığı araştırmaya göre anne ve babasından gereken sevgi ve ilgiyi göremeyen çocukların gelişme çağında zararlı madde ve alkol kullanmaya daha erken başladığını söyledi. Anne ve baba sevgisinin hava, su ve yemek gibi temel ihtiyaç olduğunu anlatan Kaplan, anne ve babadan sevgi görmeyen çocukların ya aşırı saldırgan ya da içine kapanık zararlı madde ve alkol kullanımına meyilli olduklarını kaydetti.

Ülkede sigara kullanma yaşının 11, alkol kullanma yaşının 12'ye düştüğünü hatırlatan Kaplan, "Yarın geç olmadan çocuklar aile içinde anne ve babadan sevgiyi doya doya yaşamalı. Sevgi yürekten olmalı ki, çocuklar sevgiyi hayatlarını karartacak yalancı sevgilerde aramasın. Sevgi fakirliliğinin telafisi yok. " diye konuştu.

Psikolog Arif Özutku, küçük yaşta ailesinden sevgi gören çocukların kendilerini ifade etmede özgüvenlerinin tam olduğunu söyledi. Çocuğun karakter oluşumunda anne ve baba sevgisinin dengeli verilmesi gerektiğinin altını çizen Özutku, ebeveynin çocuklarının ileri de tinerci, alkolik, kaldırım ve köprü altlarında yatmaması, madde bağımlısı ve zararlı madde düşkünü olmaması sevgi vermede cimrilik yapmamaları gerektiğini kaydetti.
(CİHAN)
Tinercilerin 16 yaşındaki çocuğu yaktığı iddiası
"Ailesinden sevgi görmeyen çocuklar alkolle daha erken yaşta tanışıyor"
Ayşenur UZUN

Alper YILMAZ
Ahmet Semih ÇALIŞKAN

Umay KİTAPÇIGİL
Full transcript