Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

TELEVİZYON STÜDYOSU

No description
by

ABDULLAH MERT

on 14 February 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of TELEVİZYON STÜDYOSU

Televizyon kuruluşlarının yapım ve yayın faaliyetlerini yürüttükleri binalar, pek çok yönden diğer işyerlerinden farklıdır. Televizyon binaları bir yayıncı kuruluşun ihtiyaç duyabileceği mekân yapısı ve teknik özellikler dikkate alınarak özel olarak tasarlanır.
Çin Merkez Televizyonu
CCTV
Televizyon binasında yer alan en önemli birimlerden biri de stüdyodur. “Stüdyo” kelimesi, yaygın olarak televizyon program çekimlerinin yapıldığı mekân anlamında kullanılmaktadır. Ancak başka birçok anlamı içerir.
ABDULLAH MERT
Örneğin Radyo programlarının üretildiği mekânlara “radyo stüdyosu”, ses sanatçılarının ve müzisyenlerin albüm kayıtlarının gerçekleştirildiği mekânlara “kayıt stüdyosu” adı verilir. Sinema filmlerinin çekildiği ve bu amaçla evlerin, sokakların, hatta Titanik filmi gibi benzeri büyük yapımlarda olduğu gibi gemilerin yerleştirildiği mekânlar ise “film stüdyosu” veya “plato” olarak isimlendirilir.
Tüm bu mekânların ortak özelliklerini düşündüğümüzde stüdyoları:

“Dış ortamdan gelebilecek her türlü tesire kapatılmış, özel ses ve ışık sistemlerine sahip yapay ortamlar”

olarak tanımlayabiliriz.
Stüdyoların ilk öne çıkan özelliği, devasa boyutlardaki büyüklükleridir. Çoğu programın çekimi, büyük bir ortam gerektirir. Sunucular, program konukları, seyircilerin yanı sıra kamera arkasında bulunan teknik ekibin içinde bulunacağı bir mekânın geniş olması ilk şarttır.
Ancak bazı TV yapımların çekimine, bir evin salonu kadar genişliğe sahip stüdyo bile yeterli olabilir. Bir müzik kanalı sunucusunun sadece şarkı aralarında görünüp sıradaki şarkıyı anons ettiği stüdyonun büyük olmasına gerek yoktur. Yani stüdyoların büyüklüğü, 50 metrekareden 1000 metrekareyi aşan boyutlara kadar değişebilir. Televizyon kuruluşlarında değişik türde programların çekimi için farklı büyüklüklerde, birden fazla stüdyo bulunur.
Stüdyoların bir başka önemli mekân özelliği, yükseklikleridir. Büyük boyutlardaki dekorlar, ancak yeterli yüksekliğe sahip bir mekânda kullanılabilir. Tavana sabitlenmiş stüdyo ışıkları da sunucu ve oyunculara belli bir uzaklıkta bulunmalıdır.
Televizyon stüdyoları ses sistemleri bakımından da özel yapılardır. Tıpkı güneş ışığının stüdyoya girmesi engellendiği gibi dış mekânlardaki seslerin de stüdyoya ulaşmasına izin verilmez. Bu amaçla stüdyoların duvarları ses yalıtımını sağlayacak malzemelerle kaplanır.
Genel olarak stüdyoyu yapısal bakımdan dekor ve cihazlar olarak ikiye ayırabiliriz. Dekor, televizyon kuruluşunda üretilecek programlara göre yetkili kişilerce yapılan istişareler ile belirlenir. Yerel çapta yayın yapan kurumlarda 1 ya da 2 farklı dekor olabilirken, ulusal televizyon kanallarında aynı alanda 4-5 farklı program için dekor ayarlanabilmektedir.
Stüdyo planı bu bakımdan hayati önem taşımaktadır. Teknik açıdan dekor, kameraların, mikrofonların, ışıkların ve oyuncuların konum ve hareketlerini kolaylaştırmalı ve stüdyonun genel trafiğine uygun olmalıdır. Dekorun tümüyle başarılı olması, stüdyonun imkânlarına, programın akışına ve amacına uygun olmasına bağlıdır.
Dekorların yapımında kolay kurulup kaldırılabilmeleri için hafif malzemeler tercih edilir. Büyük televizyon kuruluşlarında ahşap ve metal dekorların imalatının yapıldığı atölyeler ile dekorların saklandığı depolar, stüdyoların yakınında bulundurulur. Çoğu televizyon stüdyosunda aynı gün içinde birden fazla programın çekimi yapıldığı için dekorların hafif olması ve depoların stüdyonun yakınında bulunması önemlidir.
Stüdyolarda dekor malzemesi olarak stüdyonun çekim yapılan kısmını boydan boya saran perdeler, metal, ahşap veya plastik benzeri malzemeden yapılan dekorlar kullanılır. Televizyon stüdyolarının dekore edilmesinde bir dekor duvarı ve önüne yerleştirilmiş oturma grupları en çok tercih edilen tasarımdır.
Ancak bir yemek programı için bir ev mutfağı stüdyoya inşa edilebilir. Veya bir çocuk programı için stüdyo içerisine çocuk parkı kurulabilir. Ayrıca, evlerde ve işyerlerinde kullanılan kupalar, saatler, çiçek saksıları gibi küçük aksesuar malzemeleri stüdyolarda masaüstlerini zenginleştirmekte kullanılabilir.
Sabit dekor malzemelerinin yansıra, projeksiyon cihazları ve büyük monitörler kullanarak stüdyoda sabit veya hareketli görüntüler oynatılabilir.
Chromakey yöntemiyle, kişilerin arkasındaki fonun silinmesi ve fona yeni bir görüntü eklenmesi de stüdyo programının havasını değiştirebilir. Bu yöntemde, genelde yeşil veya mavi renkte bir fonun önünde çekim yapılır, kurgu masasında bu tek rengin yer aldığı fon görüntüden silinerek yerine istenen herhangi bir görüntü yerleştirilebilir.
Chromakey yönteminin daha ileri bir şekli olan “sanal (virtual) stüdyolar”ın kullanımı da yaygınlaşmaktadır. Sanal stüdyolarda boş bir stüdyoda çekimi yapılan sunucu ve konuklar, grafik-animasyon programlarında oluşturulmuş 3 boyutlu stüdyolara yerleştirilir. Sanal stüdyolar hem dekor üretimi-kurulumu gerektirmediği, hem de programı renklendirdiği için giderek yaygınlaşan bir uygulama haline gelmektedir.
Stüdyoda kullanılan cihazlar çeşitlilik göstermekle birlikte bir genelleme yapmak daha mantıklı olacaktır.
1-Kameralar
4-Diğer
3-Ses Aparatları
2-Işık Kaynakları
Fuji TV Japonya
TRT Ankara
FOX TV İstanbul
Flash TV İstanbul
Stüdyoda olması gereken en önemli özelliklerden biri de havalandırma tesisatıdır. Her yerden izole bir ortamın oksijen ihtiyacı havalandırma kanallarıyla sağlanır. Ayrıca stüdyodaki ışıkların tamamı açıldığında içeride durulamayacak derecelerde ısı ortaya çıkar. Bu ısının dışarı atılması için havalandırma kanallarına ihtiyaç vardır.
Kameralar, hem görüntü hem sesi kaydeden cihazlardır. Görüntü ve sesi elektrik sinyallerine çeviren dönüştürücülerdir. Görüntü yani ışık objektiften içeri girer ve CCD üzerine düşer. CCD ise bu ışınları elektrik işaretlerine dönüştürür.
Kamera Latincede oda anlamına gelir. Çalışma prensibini Camera Obscura’dan alır. M.Ö. 470’de icat edilen bu alet 19. Yüzyıla kadar ressamlar tarafından kullanılmıştır.
1826 yılına gelindiğinde kamera dediğimiz cihazın ortaya çıkmasına neden olacak bir gelişme meydana gelmiştir. Joseph NicephoreNiepce Camera Obscura ile elde ettiği görüntüyü sabitleyecek bir maddeyi bulmuştur.
Bitumen adı verilen asfalta benzer madde güneşe maruz bırakıldığında kuruduğunu fark eden Niepce, sekiz saatlik pozlama ile dünyanın ilk fotoğrafını ortaya çıkarmıştır. Bu buluş görüntü felsefesiyle ilgili yazıları bulunan Vilem Flusser’in iddia ettiği gibi belki de insanlık tarihinde yazınını bulunmasından sonraki en büyük ikinci değişimdir. Bu tarihten sonra meydana gelen gelişmeler günümüz modern kameraların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Kameranın üzerine konulduğu hareketli ya da sabit tüm sistemlere grip ya da destek sistemleri adı verilir. Bunlardan bazıları şöyle:
Tripod
Slider
Steadicam
Gimbal
Jimmy Jib-Crane
Jib Arm
Drone
Kamera, çekilen görüntülerin titrememesi ve kameranın rahat kontrol edilebilmesi amacıyla genellikle sehpa (Tripod) ile birlikte kullanılır. Kamerayla farklı hareketler yapabilmeye izin veren tripod, stüdyonun vazgeçilmez öğelerinden biridir.
Programdaki amaca göre kamera hareket edecekse tripod dolly dediğimiz tekerlekli bir sistem üzerine yerleştirilir. Dolly kameranın üzerine konup itilebilen küçük tekerlekli araçlara verilen genel isimdir. Dolly düz bir zeminde kullanılabileceği gibi raylar üzerinde de kullanılabilir.
Dolly olarak kullanılan bir başka cihaz da pedestal’dır. Stüdyo kameralarının iri gövdeli ve ağır olması kameraların hareket kabiliyetini sınırlar. Bunu engellemenin en kolay yolu içinde özel motorlar bulunan ve kameramana rahat bir hareket ettirme imkânı sunan pedestallar kullanmaktır. Eğer kamera stüdyoda sabit kalacaksa tripod spider denilen aparata konulur.
Slider, kısa mesafeli kaydırma hareketi yapmaya olanak sağlayan, iki boru ve kayan bir kafadan oluşan cihazdır.
1970’lerde Amerikalı Garrett Brown tarafından üretilen Steadicam, kameramanın üzerine giydiği metal bir ceket ve ona bağlı yaylı metal kol sistemiyle çalışır. Bu yaylar kameramanın hareket ettiğinde titremeyi önler.
Jiroscobik sabitleme sistemi de denilen gimbal, kameranın üç aksta sabitlenmesi ilkesine dayanıyor. Bir anlamda steadicam’in yaptığı işi elektronik olarak, metal yeleksiz ve daha kontrollü yapabilen araçtır.
Jimmy Jib-Crane (Vinç): Kameranın, kamerayla beraber kameramanın ve hatta bazen de kamera asistanının da üzerine çıkabildiği yükselebilen sistemlere verilen isimdir.
Üzerinde kameramanın olmadığı uzaktan kumandalı ve motorlu vinç sistemlerine Jib Arm (Vinç Kolu) adı verilir. Arabaların üstüne monte edilebilen türlerine Russian Arm denir.
Fly Cam-Cable Cam-Sky Cam-Drone: Kısaca uçan kameralardır.
Tekrar kameraya dönecek olursak, kamera gelişen teknolojiyle farklı formlarda, özelliklerde ve yapılarda üretilmeye devam edilmektedir. Ancak genel itibariyle kamera beş bölümden oluşur.
1. Objektif-Mercek
2. Vizör-Bakaç-Viewfinder
3. İşlemci-Görüntü Üreten Parça (Film-CCD-CMOS)
4. Kayıt Ortamı (Magazin-Kart)
5. Batarya-Güç
1-Objektif: Film ya da sensor üzerine görüntü oluşturmak için kullanılan mercek ya da mercekler topluluğudur. Bir başka deyişle ışığın kameraya ilk girdiği bölümdür. Üzerinde farklı ayarları yapmaya yarayan bilezikler, düğmeler bulunur. Bir kameraman için hayati önem taşıyan netlik, zoom, diyafram, makro bilezikleri burada bulunmaktadır.
2- Vizör: Ne çektiğimizi görmek için kullanılan bölümdür. Vizörde görüntü eskiden siyah beyazdı. Ancak artık günümüzde üreticiler kameralara renkli vizörler hatta lcd ekranlar eklemektedirler.
3- İşlemci-Görüntü Üreten Parça: Kamera gövdesinde bulunan işlemci objektiften yansıyan ışıkları elektrik sinyaline çevirerek görüntüyü bu bölümde üretir.
4- Kayıt Ortamı: Üretilen görüntüleri kaydeden bölümdür.
5- Batarya-Güç: Kameraya enerji sağlayan bölümdür.
Stüdyolarda programdaki ihtiyaca göre kamera sayısı belirlenir. Yerel kanallarda bazen tek kamera bile iş görürken ulusal kanallarda kamera sayısı 20’lere kadar çıkabilir.
Haber programlarında kamera önüne takılan prompter spiker için çok önemlidir. İngilizce suflör anlamına gelen prompter spikerin akıcı bir sunum yapmasına olanak sağlayan bir sistemdir. Aynı sistem miting alanlarında siyasiler tarafından da kullanılmaktadır.
Hem sunucular hem de kameramanlar yayında hangi görüntünün olduğunu anlamak için referans monitörlerine ihtiyaç duyarlar. Stüdyoda ihtiyaca göre birkaç tane geri dönüş monitörü bulunur.
Işık yunanca “Photo” kelimesinden gelir. Doğrusal dalgalar halinde yayılan elektromanyetik dalgalara verilen isme ışık denir. Görüntünün oluşmasında en önemli unsur ışıktır. İki tür ışık kaynağı vardır. Bunlar doğal ve yapay ışık kaynaklarıdır.
Televizyon, sinema sektörü için dünyanın tek doğal ışık kaynağı güneştir. Şimdi aklınıza “Ay ve yıldızlar neden doğal ışık kaynağı değil?” şeklinde bir soru gelebilir. Yıldızlar kameralar için yeterli bir ışık şiddetine sahip olamadıklarından (en azından şimdilik) doğal ışık kaynağı olarak sayılmazlar. Ay ise ışık kaynağı değil yansıtıcıdır sadece… Güneşten başka tüm ışıklar yapay ışık kaynaklarıdır. Stüdyoda da daha önce belirtildiği gibi yapay ışık kaynakları kullanılır.
Stüdyoda kullanılan ışıklar çeşitlilik göstermektedir. Hem ampuller hem de ampullerin takıldığı metal aksanlar farklıdır. Yeni bir televizyon kanalı stüdyosunda kullanacağı ışık kaynaklarını takmadan önce bir karar vermek zorundadır.
Piyasada bulunan birçok seçenekten hangisini tercih etmeli? Işık kaynakları sıcak mı soğuk mu olacak? Enerji bakımından bir tasarrufa gidecek yoksa fiyat bakımından mı? Çünkü piyasada az enerji ya da elektrik harcayan lambalar genelde pahalı olan lambalardır. Özellikle yeni teknolojinin ürünleri olan LED ampullerin diğer ışık kaynaklarına göre avantajları çoktur. Gün geçtikçe ucuzlamalarına rağmen hala diğer lambalara göre pahalılardır. Işık ekipmanı denince akla gelebilecek birkaç malzeme şunlardır:
Tungsten Lambalar: Klasik evde, işyerinde günlük hayatta kullandığımız ampullerdir. En fazla 200 watt gücünde 2800 K derecede ışık verir.
Led (Light Emitting Diode): Yüzlerce küçük lambanın bir araya gelmesiyle oluşan ışık türüdür. En önemli özellikleri, uzun çalışma ömrü olması, ısınmaması, az enerji harcamalarıdır. Her türlü rengi elde edebileceğimiz anahtar, dolgu, fon ve saç ışığı şeklinde kullanılabilir.
Floresan Lambalar: Klasik evde kullanılan floresan lambalardır. Bunlar çekim için kullanıldığında görüntüde yeşil ya da magentaya kayan ışıklar görülebilir. Bu yüzden floresan lambalar sinema ve televizyon için yeniden yapılandırılmaları gerekir. Özellikle 2000’li yıllardan sonra soft ışık (Kinoflo) verdiğinden sık kullanılmıştır.
HMI (Hydrargyrum Medium-arc İodide): Tungsten Halojen Lambanın gelişmiş versiyonu diyebiliriz. Piyasada ark olarak bilinen bu lambalar hem daha az enerji tüketir hem de 4-5 kat daha fazla ışık verir. Gün ışığına en yakın ışık miktarını (1200-24.000 watt) üretebilirler.
Buraya kadar saydığımız ürünler bir stüdyoda kullanabileceğiniz ampul çeşitleriydi. Bunlara ek olarak stüdyoda ışığı yönlendirmek ve şiddetini ayarlamak için difüzyonlar, reflektörler, filtreler, ışığı kontrol etmek için soft boxlar (Yumuşak Işık Kutusu), kapaklar (Barndoors) ve daha birçok aparat kullanılmaktadır.
Örneğin 3200K derecesindeki tungsten lambanın rengini 5500K’ya çekmek için 80A koduna sahip bir mavi filtreye ihtiyacınız vardır. Tersi durumda 5500K’yı 3200K’ya çevirmek isterseniz 85B kodlu turuncu bir filtre kullanmanız gerekir.
Stüdyodaki ışık kaynakları tavanda teleskop adı verilen düzeneklere sabitlenerek metal bir aksama takılır. Bu işlemi gerçekleştirmek için tavanda kedi yolları yapılır. Patika genişliğinde yollar olan kedi yollarının kenarlarına teleskoplar asılır. Işıkçı bu kedi yollarını kullanarak teleskopların yerlerini ya da arızalanan ışık kaynaklarını yenileriyle değiştirebilir. Işığı tavana asmanın dışında ışık ayakları da kullanılır. Yine bu ayaklar ışığın 2-2,5 metre yüksekliğe kadar yükselmesine olanak tanır.
Stüdyodaki ışıklar genelde kontrol odasındaki dimmer’a bağlıdır. Işıkçı istediği lambayı istediği gibi yönlendirebilir, seviyesini ayarlayabilir, açıp kapayabilir. Ayrıca kontrol odasından stüdyodaki teleskopları da kontrol edebilir.
Işıkçı ışık kontrol odasındaki müdahalelerinde yetersiz kaldığı durumlarda ışık sopası kullanır. Işık sopasıyla ışığın açma kapama düğmesine basmak, ışığı sağa sola çevirmek, ışık şiddetini arttırmak, ışığın zoom in veya zoom out yapmasını sağlamak, ışığın önündeki kapakları (kepenk) açıp kapatmak mümkündür.
Stüdyoda çekilen bir programın görüntüleri kamera ile rejiye aktarılırken, sesler mikrofonlarla aktarılır. Amaca göre birçok mikrofon çeşidi bulunmaktadır. Bunlara bakmadan önce sesin ne olduğuna kısaca değinelim.
Ses titreşimdir. Atmosferde canlıların işitme organları tarafından algılanabilen periyodik basınç değişimleridir. Saniyedeki titreşim sayısı bir sesin en belirgin özelliğidir. Saniyede 30 defa titreşen bir şey bas (tok), 18000 defa titreşen bir şey de tiz bir ses çıkarır. Saniyede titreşim sayısı hertz ile ölçülür ve sesin frekansı şeklinde anılır. İnsan kulağı 20-20000 Hertz arası seslere duyarlıdır. Sesin ikinci temel niteliği şiddettir ve desibel olarak ifade edilir.
Kamera nasıl görüntüleri elektrik sinyallerine çeviriyorsa, mikrofon da aynı işi ses dalgaları için yapar. Amaca ve kullanıma göre birçok mikrofon çeşidi bulunmaktadır. Yakaya takılan telsiz mikrofonlar, masaüstü mikrofonlar, el mikrofonları veya ayaklı mikrofonlar gibi. Ayrıca seyircilerin veya bir koronun sesini almak için tavandan sarkıtılan veya yüksek bir ayaklık üzerine sabitlenmiş boom mikrofonlar stüdyoların ses malzemeleri arasındadır.
Yaka Mikrofonu (Lavalier) : Telli veya telsiz çeşitleri bulunan yaka mikrofonları, konuşan kişinin ellerini kullanabilmesine ve rahat hareket edebilmesine olanak tanır. Yaka mikrofonunun ucu konuşmacının ağzına dönük olmalıdır. Ucuna sünger takılmalı ve herhangi bir kumaşa temas etmemelidir. Mikrofonun ucu gömlek düğmesine, ceket kenarı vs. çarparsa gürültü dediğimiz sesler ortaya çıkar.
Röportaj Mikrofonu (El mikrofonu): Stüdyoda kullanımları sınırlıdır. Daha çok dış çekimler için ideal mikrofon türüdür. Ortam seslerini almaz sadece röportaj yapan ile yapılan kişilerin seslerini kameraya ya da ses kayıt cihazına gönderir.
Boom Mikrofon: Yine bu tür mikrofonlar film çekimleri için uygundur. Stüdyoda özel durumlar dışında kullanılmazlar. Uzaktan ve bölgesel ses almak için en uygun mikrofon türü olan boom mikrofonlar pahalı ve hassastırlar. Birçok aparata sahip boom mikrofonunu kullanan kişiler Boom operatörü olarak anılırlar ve operatör bu mikrofonu kullanırken dikkatli ve hassas davranmalıdır.
Peki, stüdyodaki mikrofonlar nasıl kullanılır, kontrolleri nasıl yapılır? Bu iş için reji veya ses odasında bulunan mikserler kullanılır. Ses operatörü stüdyoda her bir kişi için bağladığı mikrofonu (kablolu veya kablosuz) bir şekilde miksere girer. Mikrofonlardan aldığı sinyalleri mikserde bulunan potlarla belirli bir seviyeye getirerek düzenler ve ana kumandaya gönderir. Gerektiğinde program sırasında kullanılmayan mikrofonları kapatarak yayına farklı seslerin gitmesini önler.
Örneğin; ses operatörü, program sunucusu ve konuğunun sohbet ettiği sırada orkestranın önünde duran mikrofonların sesini tamamen kapatarak gereksiz seslerin yayına gitmesini engeller. Ses operatörü seslerin izleyiciye pürüzsüz, net ve doğru ulaşmasından sorumludur. Çok konuklu programlarda veya orkestra ile koronun bulunduğu, müzik icrası yapılan programlarda ses operatörü daha özenli çalışmalıdır. Canlı performans veya enstrümanlı müzik kayıtlarını tonmaister niteliği olan bir ses operatörünün yapması tercih edilir.
Stüdyoda bulunan ses aparatlarına geri dönüşüm monitörünü eklemek yerinde olacaktır. Çünkü canlı telefon bağlantılarında telefondaki sesi sunucu ya da spikere verme işlemi bu ses monitörleriyle yapılır. Monitör sadece bu işlem için değil müzik programlarında da can kurtarıcı bir özelliğe sahiptir. Çünkü müzisyen müzik aletinden çıkan sesi, ya da solist ağzından çıkan sözleri kendi monitörlerinde duymak isteyecektir. Bu yüzden kendilerine ait potların ses çıkışları önlerindeki monitörlere gönderilir.
Bir televizyon stüdyosunda bulunması gereken diğer cihaz, araç ve gereçlere baktığımızda bu grupta; intercom, On Air ışığı, saat, kablolar ve konnektörleri sayabiliriz.
İntercom Sistemi
On Air Işığı
Dijital Saat
Kablolar
Konnektörler
Kablolar sınıfına cihazların elektrik ihtiyacını karşılayan power (güç) kablolarından görüntü aktaran kablolara kadar birçok kablo çeşidi girmektedir.
Stüdyodaki cihazlar genelde şehir elektriğinden beslendiği için power kabloları ile çalıştırılırlar. Ancak özel durumlar için; örneğin dev ışık kaynakları kullanılacağı zaman sanayi tipi elektrik kaynağına ihtiyaç duyulur. Bunun için ya stüdyo sistemi baştan aşağı yenilenir ya da jeneratör kullanılarak sorun geçici olarak çözülmüş olur.
Kablo kadar ucundaki konnektör de önemlidir. Konnektörler fiziksel özelliklerine göre dişi ve erkek olarak üretilirler. Bu tip iki konnektör birbirini tamamlayacak biçimde bir araya gelerek sinyal iletiminin gerçekleşmesini sağlarlar. Genellikle cihazlar üzerinde dişi, kablolar üzerinde erkek konnektör bulunur.
Stüdyoda kullanılan görüntü ve ses kabloları çeşitlilik göstermektedir. Bir ses kablosu temel olarak iletkenler, izolasyon malzemeleri ve güçlendirici malzemelerden oluşur. Aslında kabloları sınıflandırmak yerine konnektör çeşitlerine bakmak daha yerinde olacaktır.
Çoğu televizyon stüdyosunun girişinde üzerinde “On Air” yazan kırmızı bir ışık vardır. Bu içeride bir çekimin olduğunun habercisidir. Bu ışık yanıkken stüdyoya girilmez. Mecbur kalınan durumlarda maksimum dikkat göstererek sessizce girilmelidir. Yönetmen ya da resim seçici çekime başlamadan önce “On Air” lambasını yakar.
Stüdyonun vazgeçilmez öğelerinden biri de her yerde bulunan dijital saatlerdir. Televizyon kanalları için özel uygulanan bu sistem sayesinde, haber merkezinde, stüdyoda, rejide ve ana kumanda da hatta binanın birçok odasında aynı saat aynı zamanı gösterir. Çünkü yayıncılıkta zaman çok önemlidir. Dakikaların hatta saniyelerin önemi büyüktür.
Çalışanların program sırasında haberleşmelerini sağlayan sisteme intercom adı verilir. Programın yönetmeni, dâhili haberleşme aracı olan “intercom” aracılığıyla stüdyoda çalışan kameramanlar, sesçiler, VTR operatörleri, ışıkçılar ve program sunucularıyla haberleşir. Örneğin yönetmen, bir kameramana kimi çekmesi gerektiğini veya sunucuya programın bitişine ne kadar süre kaldığını intercom vasıtasıyla bildirir. Yönetmen hem kendi bulunduğu resim rejisindeki hem de diğer rejilerdeki personeli de yönetir.
TEŞEKKÜRLER :)
Full transcript