Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Batı müziği tarihi çağdaş dönemin genel özellikleri

No description
by

Doğa Uyar

on 24 March 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Batı müziği tarihi çağdaş dönemin genel özellikleri

Yaşayan çağdaş müzik bestecilerinden Pierre Boulez (1925), çağdaş müziği şöyle anlamlandırır: “Çağdaş müzik, senfonik müziği, oda müziğini, operayı, Barok müziği kapsayan çeşitli ‘dönemler’den farklı bir ‘dönem’ midir? Tüm dönemler böyle bölünmüş, böyle uzmanlaşmıştır ve burada gerçekten bir genel kültür olup olmadığını sormak mümkündür. Çağdaş müzik, yeni çalgısal teknikleri, yeni notasyonları ve yeni seslendirme durumlarına uygun olabilecek yeteneği kapsayan bir yaklaşımı içerir”.Boulez, aynı açıklamasının devamında özetle, çağdaş müziğin gelişmeleri kaçırmayacağını ve onun da kendine ait bir kültürü olduğunu vurgular.
Çağdaş müzik içinde birden fazla akım ve tekniği uygulayan bir besteci olan Boulez’nin yaklaşımında, ‘yeni’ ve ‘gelişme’ kelimesi önemli bir özellik taşır. Yâni, çağdaş müzik sürekli yeniye açık olarak gelişen yeni bir müziktir ki, yaşayan besteci İlhan Mimaroğlu (1926) da, çağdaş müziği o güne kadar alışıla gelenin dışındaki yenilik ve hızlı gelişim olarak değerlendirir. Mimaroğlu’nun ‘yıkılan bir düzen’ olarak betimlediği durum, aslında düzenden kaosa, doğrusaldan (linear) doğrusal olmayana (non-linear) bir geçişi de temsil eder. Çünkü, Ortaçağ’dan 20. yüzyıla kadar, aşamalı bir doğrusal gelişim içinde gelen Avrupa sanat müziği’nin, besteleme teknikleri açısından doğrusal olmayan bir gelişme gösterdiği görülür. Çağdaş müziğin ilk bestecilerinden Anton Webern (1883-1945) ise, eskide kalan müzikle karşılaştırıldığında yeni olanın anlaşılacağını belirterekçağdaş müziği betimler.
Çağdaş Müzik ‘te Romantizm yada Barok dönemde olduğu gibi belli bir stil ya da kalıp yoktur. Besteciler belli bir tekniğe bağlı kalmak yerine, birini denedikten sonra bir başkasına geçmekte bir sakınca görmemişlerdir. Bu dönemdeki müzik, Alman - Avusturya romantizmine ve onun temsil ettiği herşeye bir başkaldırıyı simgeler. Debussy, Ravel, Schönberg, Mahler, Stravinski, Carl Orff, Bela Bartok, Eric Satie, Prokofiev, Şostakoviç ve Gershwin gibi besteciler müziğin kurallarını tekrar değiştirerek, farklı tekniklerle başarılı örnekler oluşturmuşlardır. Her bir üretilen parça, müzikal filmler gibidir. Daha da önemlisi, 20. yüzyıl, besteci ve yorumcuların birbirinden etkilendikleri ve herhangi bir akıma bağlı kaldıkları bir dönem değil, aksine birbirinden tamamen bağımsız, gerçekçi ve ait olduğu kültürün kökenlerine inen sanatçıların çağı olmuştur. Başkaldırış eser adlarında da kendini göstermektedir. Buna örnek olarak Erik Satie’nin “Like a nightingale that has a toothache” ve Trois Morceaux’ un “Three pieces in the form of a pear” gösterilebilir. Bunlar son yüzyılın romantik başlıklı senfonik şiirlerine bir reaksiyon olarak görülmektedir.
Aynı zamanda birçok besteci geçmişteki bestecilerin yarattıkları müziğe göz atmaya karar vermişlerdir. Bazı besteciler, geçmişteki, barok, klasik ve rönesans müziğini model olarak modern müziğe uyarlamışlardır.
Yeni müzik terimi bu müzik türünün felsefesini ve 19. Yüzyıl romantizmine karşıt olan arayışları daha iyi tanımlayacaktır.
Bu dönemde sadece orkastral müzikte değil, sahne müziklerinde de cesur yenilikler yapılmıştır. 1.Dünya Savaşı sonrası bazı bestecilerin eserlerinde caz esintileri de görülür. Örn: Stravinsky “Ragtime(1918), Copland’ın “Two Blues(1926).
Bilimdeki gelişmelere paralel olarak radyo, konser salonlarına gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir. Randall Thompson’un, Süleyman ve Belkıs operası radyo istasyonları tarafından telif ödenerek yayınlanmıştır. 1929’dan itibaren sesli çekilmeye başlayan sinema filmleri bestecilere yeni imkanlar yaratmıştır. Fonograf’ın icadı ile dünyanın en izole bölgelerinde bile insanlara müziği istedikleri repertuarla dinleme imkanı yaratılmıştır. Son olarak televizyon kitle iletişimini en üst düzeye çıkarmıştır.
En belirgin özellikleri ve olayları:

-1. ve 2. Dünya Savaşları
-Teknolojik ilerlemeler
-Bilim ve iletişim alanındaki ilerlemeler
-Çok sık değişen akımlara rastlanır.
-Atonalite (ton dışı sesler) kullanımı

Dönemin Bestecilerinden Bazıları:

-Claude Debussy -Maurice Ravel
-Igor Stravinsky -Arnold Schönberg

İzlenimci (Empresyonist)Müzik(1892)
İzlenimcilik: 19. Yüzyılda Parisli sanatçılardan oluşan bir grubun ortaya çıkardığı sanat akımı. Özellikle resim sanatını etkilemekle beraber, edebiyat ve müzik alanında da yenilik ve değişimlere önayak oldu.
1870 ve 80’lerde, Fransa’daki gelenekçi sanat çevrelerinin tepkisini çeken bağımsız sergilerle başlayan akım, giderek sanatçıları etkisi altına aldı. Akımın ismi ilk kez, Claude Monet’nin 1872 tarihliİzlenim, Gündoğumu (Impression, soleil levant) adlı tablosuna tepki gösteren eleştirmen Louis Leroy tarafından kullanılmıştı.
Sanatta dış etkilerin içe yansımasını- içte izler bırakmasını veya bu izlere dayanarak sanat eseri meydana getirilmesini savunan bir sanat akımıdır. Bu akıma, mensup olan sanatçılar, tabiatı gerçekte olduğu gibi, bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ancak ondan edinilen izlenimler ölçüsünde ve niteliğinde anlatmayı amaçlamışlardır.İzlenimcilere göre sanatçı doğrudan doğruya gerçeği değil, gördüklerinin kendisinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri esas almalı, gerçekçiliği ve nesnelliği ikinci plana atarak, kişisel yorumu ön plana çıkarmalıdır.

O zamana kadar alışılmış olan ve aşama aşama gelişen uluslararası sanat müziği’nin ani değişimi, doğal olarak tepkiyle karşılanmış, ancak zamanla alışılarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
Yeni bir yüzyılın başlaması ile müzik de yeni bir döneme adımını atmıştır. 20. yüzyıl, müzikte her türlü sınırın bilinçli olarak zorlanmasıdır: Teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm geleneksel kurallar eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başlamıştır.
Bu dönemi adlandırmada genel kabul görmüş bir terim yoktur. Çağdaş Müzik veya 20. Yüzyıl müziği gibi adlandırmalar yapılabilirse de özellikle ikinci yüzyılın ortalarında yaşamış olan Rachmaninov, Sibelius ve R. Strauss’ u da kapsadığından uygun olmayabilir.
Yeni müzik terimi bu müzik türünün felsefesini ve 19. yüzyıl romantizmine karşıt olan arayışları daha iyi tanımlayacaktır.
Yeni müzik Alman Avusturya romantizmine ve onun temsil ettiği her şeye bir başkaldırıyı simgeler. Değişik besteciler değişik tekniklerle başarılı örnekler oluşturmuşlardır. Bu müzik türünde Empresyonizm,Romantizm yada Barok dönem de olduğu gibi belli bir stil ya da kalıp yoktur. Besteciler belli bir tekniğe bağlı kalmak yerine birini denedikten sonra bir başkasına geçmekte bir sakınca görmemişlerdir.

Batı Müziği Tarihi Çağdaş Dönemin Genel Özellikleri
Çağdaş müziğin, tarihsel olarak 19. yüzyılın sonunda, Claude Debussy’inin Bir Pan’ın Öğleden Sonrasına Prelüd (Prélude à l'après-midi d'un faune) adlı eseriyle başladığı düşünülmektedir.Çağdaş müzik, 19. yüzyılın, yani Romantik dönemin sonundan günümüze kadar gelişen bir uluslararası sanat müziği dönemi ve bu dönem içinde gelişen akım ve tekniklerdir.
Anlatımcı(Ekspresyonist) Müzik(1908)
İzlenimciliğin tersine dış dünyadaki nesnelerin anlatılması yerine, bireyin iç dünyasını, yâni öznel olanı yansıtmayı amaçlayan ve Almanya’da edebiyat ve resimde ortaya çıkıp tanımlanması zor bir akıma dönüşen anlatımcılığın diğer adıyla dışavurumculuğun müzikteki yansımasıdır.
Atonal Müzik
Atonal kelime anlamı olarak sesi- notası olmayan anlamındadır. Ton ve makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan beste. Atonal müzik yirminci yüzyilin başlarinda ortaya cıkmış her hangi bir tona bağlı olmadan yazılan müzik türüdür. Tonalitenin ortadan kalkışıyla da Modern Müzik dönemi başlamıştı.

DÖNEM SANATÇILARI
JOHN CAGE 1912-1992
BELA BARTOK 1881-1945
IGOR STRAVINSKY 1882-1971
ARNOLD SCHOENBERG 1874-1951
AARON COPLAND 1900-1990
EDGARD VARESE 1883-1965
GUSTAV MAHLER 1860-1911

KAYNAKÇA
-http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/seyit_yore_cagdas_muzik_bestecilik_ana_akimlari.pdf
-http://www.caglarmuzikkursu.com/muzik_kursu_muzik_tarihi.html
-http://www.ayguzelsanatlar.com.tr/bestekarlar/cagdas.html
-http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/seyit_yore_cagdas_muzik_bestecilik_ana_akimlari.pdf
-http://eodev.com/gorev/49603https://kemansitesi.wordpress.com/2011/07/20/modern-donem-muzigi-2/
-http://muziklihayatlar.blogspot.com/2010/06/klasik-bati-muziginde-donemler.html
Full transcript