Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Nörofizyoloji Öğrenme kuramı

No description
by

Selin Gökdemir

on 9 September 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Nörofizyoloji Öğrenme kuramı

NÖROFİZYOLOJİ

(Beyin Temelli) ÖĞRENME KURAMI

Nörofizyolojik Beyin Temelli Öğrenme Kuramı
NÖROFİZYOLOJİK KURAM DONALD OLDİNG HEBB
Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri
Nörofizyolojik Öğrenme Kuramı
Nörofizyolojik kuram öğrenmenin öncesinde ve sonrasında beyinde bazı değişikliklerin olması gerektiği fikrinden hareketle ortaya atılmıştır.
Bu kurama göre; öğrenme sırasında beyinin belli bölgelerindeki (sağ/sol yarımküreler) beyin hücrelerinde biyokimyasal açıdan değişiklikler olmaktadır.

Beynin Yapısı ve İşleyisi
Beyin birçok işlevi eş zamanlı olarak yerine getirebilen bir organımızdır.

Vücut hareketlerimizin kontrol edilmesi,

Organlarımızın düzenli çalışması yanında
öğrenme, düşünme ve hatırlamadan sorumlu organımızdır.

Sinir sisteminin en önemli kısmını ve merkezini oluşturmaktadır

Kafatası içerisinde üç kat beyin zarı ile örtülü olan beyin, gri ve pembe beyaz renkte ve buruşturulmuş kâğıt görüntüsüne sahiptir. Gri renk nöron (sinir hücreleri) kümesinden kaynaklanmaktadır. Pembe-beyaz rengin kaynağı ise sinir bağlarıdır .
İnsan beyninde ortalama 100 milyar hücre bulunmaktadır. Bunların 10–15 milyarı

Nöron
adı verilen düşünme ve öğrenmeyi sağlayan sinir hücreleri, geri kalanlar ise
Glia
adı verilen beslenme ve temizlik gibi işlevler yürüten yardımcı hücrelerdir
Beyin ihtiyacı olan enerjiyi ise glikozun oksijenle yanmasıyla elde etmektedir. Vücudun % 2’sını oluşturan beyin, tüm vücuttaki oksijenin dörtte birini kullanmaktadır.

NÖROFİZYOLOJİK KURAM -HEBB
HEBB
Hebb, beyindeki fizyolojik değişiklikleri araştırmıştır. Araştırmalar neticesinde iki kavram ileri sürmüştür. Bunlar;
Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri
1 ) Beyin paralel bir işlemcidir.
İnsan beyni birçok işi aynı anda yürütür. Beyinde duygu, düşünce, hayal ve yönelimler aynı anda işlemektedir. Eğitim de, öğrenciler bir orkestranın yönlendirildiği gibi düzenli bir şekilde yönlendirilmelidir
Doğumda yetişkin bir insanın beşte biri kadar büyüklüğe sahip olan beyin; ileriki yaşlarda nöronların büyümesi ve akson, dentrit ve sinapsların sayısının artması ile büyümektedir.
Beyindeki bu gelişim, vücut fonksiyonlarının yapılandırılmasını sağlamaktadır. Yaşadığımız deneyimler beynimizde sinapsların oluşmasını sağlamaktadır.

Yetişkin bir insanda, her bir nöron diğer nöronlarla 15.000 sinaptik bağlantı kurabilmektedir.
Beynimiz sinir hücreleriyle örülmüş bir ağ gibidir. Yeni bilgilerin önceki bilgilerle birleştirilmesi, daha önce edindiğimiz bilgilerin geri çağrılması bu ağ sayesinde gerçekleşmektedir.
Beyindeki bu sinaptik bağlantılar ne kadar sık kullanılırsa o kadar kuvvetlenir. Kullanılmadığı zaman ise ölür ve kaybolurlar.
Beynin gelişimi bu sinaptik bağlantıların oluşturulması (budak salma) ve budanması sürecini kapsamaktadır.
Bu nedenle beyne yönelik zenginleştirilmiş tecrübelerle beynin sürekli olarak uyarılması beynin gelişiminde önemli yer tutmaktadır.
BEYİN
İnsan beyni dışarıdan ve içeriden farklı bölümler ile sınıflandırılarak incelenebilir:

İnsan beyninin iki yarı hücreden oluştuğu ve dört loba sahip olduğu görülür.
Frontal
,
parietal
,
oksipital
ve
temporallop
. Diğer bir sınıflamaya göre ise; arka, orta, ön beyin bölümlerinden oluştuğu görülür.

Öğrenme ile ilgili oluşumlar beynin orta ve alt bölümlerinde yer alır.
Beynin orta bölümünde yer alan
Corpus callosum
, iki yarı küreyi birbirine bağlayan, beynin her iki tarafında oluşan bilgilerin kolayca bir yarı küreden diğerine geçmesini sağlayan aksonlardan oluşan sıkı bir banttır.

Thalamus;
duyu organlarından gelen bilgileri alır ve beynin diğer bölgelerine yollar.

Hypothalamus;
sindirimi, dolaşımı, hormon salgılamasını, cinselliği, beslenmeyi, uykuyu ve duyguları kontrol eder.
Hippocampus;
bilginin işleyen bellekten uzun süreli belleğe transferi sırasında öğrenmenin oluşmasında önemli bir rol oynar. Bu yapı anlamlandırma açısından önemlidir.
Amygdala;
duyu organlarından gelen bilginin işlenmesinden ve beynin duygusal hafızasının kodlanmasından sorumludur. Alt bölümde yer alan cerebellum hareketten, duruştan, koordinasyondan, dengeden, motor hafızadan ve yenilikleri öğrenmeden sorumludur.

Beyin Nasıl Öğrenir?
Beynin öğrenmesinde
limbik sistem
önemlidir. Limbik sistem, çevreden gelen uyarıcıları beynimizde düzenleyip, beden ile çevre arasındaki dengeyi kuran sistemdir. Beynin birçok yapısı limbik sistemde bulunmaktadır.

Limbik sistemdeki yapılarda birisi de
hipokampustur.
Hipokampus hafızanın merkezidir. Hipokampus duyusal bellekten, kısa süreli belleğe gelen bilgileri alır, kodlar, anlamlandırır ve uzun süreli belleğe kalıcı olarak depolanması için gönderir. Gönderilen bilgiler uzun süreli bellekte (kalıcı bellekte) kaydedilir ve gerektiğinde kullanılır.

Sağ ve Sol Beyin Yarımküreleri

Beynimiz sağ ve sol olmak üzere iki yarı küreden oluşmaktadır.

Sağ ve sol beyin yarı küreleri arasında yoğun bir sinir ağıdan oluşan
korpus kallosum
bulunur.

her iki yarımkürenin kullanımını sağlayacak çalışmalar önemlidir

SAĞ-SOL ÇATIMASI
ÖĞRENMENİN BEYİNDE OLUŞUMU

Duyu organlarımıza gelen her şeyi algılayamayız.

Ancak dikkatimizi çekenleri algılarız.

Bu algılamada bireyin beklentileri, geçmiş yaşantıları, ön öğrenmeleri, güdülenmişliği gibi birçok içsel faktör etkilidir..

Öğrenmede,

öncelikle duyu organları bilgiye odaklanmakta (duyusal bellek);

sonra talamus ve hipotalamus bilginin çok önemli olup olmadığına, karar vermekte,

Sonrasında ise talamus yeni bilgiyi amigdalaya ve kortekse gönderir.

Bu bilgi işleme sürecinde algılanan verilerin bir bölümden diğerine gitmesi işin kilit noktalardan biridir.

Bu işlemi nöron ve glia sinir hücrelerinde gerçekleştirmektedir.

Bilgi, nöronlar arasında elektrik atmaları (pulsları) şeklinde dolaşır .

Hebb'in öne sürdüğü bu kuramda, beyindeki devrelerin çalışma şekli bilinmeksizin
Hebb’in kuramı öğrenmeyi hem bilişsel hem de nörofizyolojik bir yaklaşımla
incelemesinden dolayı önem taşımaktadır.
Öğrenmeyi insan beynindeki hücreler arasındaki
sinapstik bağlara göre açıklayan ve öğrenme
sürecini beyin temelli olan yaklaşımdır. Herhangi bir
öğrenmede sinaps bağları arasında kurulan
etkileşim önemlidir.
Hebb'e göre:“Öğrenme eğer canlı bir dokuya sahip olan beyinde gerçekleşiyorsa,
beynin öğrenmeden önceki ve sonraki yapısı arasında farklılık olmalıdır”.
öğrenmenin doğasının anlaşılamayacağı savunulmaktadır.
Hücre topluluğu
Faz Ardışıklığı
Hebb’e göre bireyin karşılaştığı her nesne, beyninde hücre topluluğu olarak adlandırılan birbiriyle bağlantılı bir dizi nörondan meydana gelmiş karmaşık bir sistemi ateşler.
Örneğin başlangıçta birbirinden bağımsız milyarlarca nörondan bir kısmı, bir kalemi gördüğünde ateşlenir. Kalemin bir tarafından diğer tarafına doğru kayan gözle birlikte ateşlenen nöron sayısı artar. Ateşlenen bu nöron paketi sadece o nesne ile ilgilidir. Başlangıçta kalemin bir ucunda ateşlenen nöronlar ile sonundaki nöronlar birbirinden bağımsızdır. Ama kalemin iki ucuna tekabül eden nöronların ateşleme zamanı arasındaki yakınlık nedeniyle nöron paketinin bu iki farklı bölümü birbiriyle irtibatlı hale gelir. Nöron toplulukarı hem iç hem de dış uyarıcılar ile tetiklenebilir. Onun için bir kalemi veya sevdiğiniz birini düşünmek için onun yanınızda olmasına gerek yoktur.
Faz ardışıklı birbiriyle bağlantılı hücre topluluğu serisi olarak ifadelendirilmektedir. Öğrenme bir kez oluştuğunda, Hücre topluluğunda oluştuğu gibi, iç ve dış uyarıcılar ile ateşlenir. Bir faz ardışıklığında yer alan herhangibir hücre topluluğu veya topluluklarının kendi aralarında yaptığı kombinasyonlardan biri ateşlendiğinde, zihinde belirli mantıksal sıra içerisinde düzelenmiş bir düşünce serisi oluşur. Örneğin bir kelimenin olumlu veya olumsuz bir çok duygu ve düşüncenin hatırlanması faz ardışıklığı ile olmaktadır.
2 ) Öğrenme fizyolojik bir olaydır.
Eğitimde de, sıkıntı, stres, baskı, korku vb. durumlar öğrenmeyi olumsuz etkilerken; mutluluk, hoşnutluk vb. duygular da öğrenme üzerinde olumlu etkiye sahiptir.
3 ) Anlam arayışı doğuştandır.

Beyin kendisine ulaşan verilere anlam yüklemeye çalışır. Eğitimde ise, derslerin heyecan verici ve anlamlı olması, öğrencilere geniş seçme olanağı sağlaması gerekir.

4 ) Anlam arayışı örüntüleme (patterning) ile oluşur.
Örüntüleme; bilgilerin anlamlı şekilde sınıflandırılmasıdır. Etkili ve anlamlı öğrenme için örüntüler oluşturmak şarttır. Eğitimde de bireyler şu veya bu biçimde örüntüleme (sınıflama) yapmaktadırlar. Bunu hayal kurma, problem çözme veya eleştirel düşünce şeklinde yapabilirler.

5 ) Örüntülemede duygular önemlidir
.
Öğrenmemizi; ümit, beklentiler, özsaygı düzeyi, sosyal etkinliklere dayalı duygu ve düşüncelerimiz etkileyip düzenlemektedir. Duygular ve biliş birbirinden ayrılamazlar
6 ) Beyin, parçaları ve bütünleri aynı anda algılar.
Beyin loblarından birisi beyne gelen bilgiyi parçalara ayırırken, diğeri de bir bütün veya bütün serisi olarak algılayıp değerlendirmektedir. Eğitimde ise birey, bu parça ve bütünler arasındaki etkileşimden anlam çıkararak öğrenir.

7 ) Öğrenme hem çevresel (peripheral) hem de odaklaşmış dikkati gerektirir.
Beynin doğrudan farkında olduğu, dikkat çeken çevresel uyarıcılar olduğu gibi, bakıp ta göremediği ilgi çekici olmayan uyaranlar da olabilir. Bu durum öğrenme ortamında beynin dikkat çekici uyaranlara cevap verdiğini göstermektedir.

8) Öğrenme bilinçli ve bilinçsiz süreçleri içerir.
İnsanlar birçok bilinçdışı süreci farkında olmadan algılamakta ve öğrenmektedir.

9) En az iki farklı türde belleğimiz vardır.
Bu bellekler; uzamsal bellek sistemi ve ezberleyerek öğrenmede kullanılan sistemler kümesidir. İnsanların bazı durumları tekrara gerek kalmadan hatırlaması uzamsal bellekle alakalı bir durumdur (dün akşam ne yediğinizi hatırlamak gibi). Ancak birbiri ile alakalı olmayan bilgileri depolamak için tekrara gerek vardır.

10 ) Öğrenme gelişimseldir.

11 ) Karmaşık öğrenme zorlama ile zenginleşir, tehdit ile engellenir.

12 ) Her beyin kendine özgü düzenlenmiştir.

Yaşar Soydan Özyar
Evren Başkirişçi
Hatayı Aydın
Necla Deyanç
Devrim Deniz Kaya
Ahmet Yörük
Deniztin Doğan
Işıklı Ali Melikılgar
Selin Gökdemir
Duyusal Yoksunluk ve Zenginleştirilmiş Çevre
Yapılan araştırmalar; uyarıcı yokluğunun nesne ve olayların temsilcisi hücre ağlarının gelişimini ve bireyin normal fonksiyonlarını yürütmesini engellediğini göstermiştir. Uyarların azaltıldığı bir ortamda denekler halisinasyon görmeye başlamış ve hatta basit zihinsel işlemleri yerine getiremez olmuşlardır
Zenginleştirilmiş çevrede ise hücre ağlarının daha fazla oluştuğu ve ardışık safha oluşumuna yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır.

Ancak uyarıcı zenginliğinin çok yüksek oluşu daha iyi zihinsel fonksiyon anlamına gelmemelidir. En iyi fonksiyon orta düzeyde bir uyarıcı şiddeti ile sağlanır.
Uyarılma (arousal) ve Dikkat
Hebb uyarıcı düzeyi ile zihinsel fonksiyon ilişkisini “uyarılma kuramı” ile açıklar. Buna göre, beynin “retiküler aktive edici sistemi” (Retikular Activating System-RAS) uyarılma konusunda önemli fonksiyonu olup; uyuma, uyanıklık, dikkat ve duyussal davranış gibi süreçlerle ilgilidir. Omuriliğin üstünde yer alır
Full transcript