Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Osmanlı Devletten İmparatorluğa 15-17.yy arası

No description
by

Ahmet Gundogan

on 16 May 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Osmanlı Devletten İmparatorluğa 15-17.yy arası

DEVLETTEN İMPARATORLUĞA
(15 - 17 YY. ARASI)

Thank you!
II.BEYAZIT DÖNEMİ
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN
Şüphesiz II. Mehmet’in ünü, 29 Mayıs 1453’te Bizans’ın fethedilmesine dayanır.

II. Mehmet (Fatih)Anadolu Beylerinin gücünü kırması Devşirme kökenli olmayan Türk Beylerinin ellerinden topraklarını alarak bu toprakları doğrudan Tımar sistemi yoluyla kendisine bağlaması

II. Mehmet’in (Fatih) hizmetinde bulunan, kendine tamamen sadık ve hayatları konusunda tüm karar kendine ait olan devşirmelerin etkinliğini arttırması yani onlara daha fazla yetki ve sorumluluk yüklemesi önemlidir.

II. MEHMET
YÖNETİMDE SİYASİ HAMLELERİ
İstanbul’un fethiyle Osmanlılar için ticaret daha önemli hale geldi. Deniz gücü ve uluslararası ticaret Osmanlı’nın hem güvenliği hem de ekonomisi için hayati önem kazandı. Osmanlı Donanmasına daha çok önem vermeye başladı.
Sultanın gündelik işleri ve hatta ordunun yönetimi konularını devşirmelere ve sadrazama bırakmasıyla, Osmanlı İmparatorluğu daha otokratik ve daha bürokratik bir yönetim sistemine geçmiş, Yani,
Sultan yetki ve sorumluluklarını devlet görevlileriyle daha fazla paylaşmıştır.
Bu durum büyümenin, geniş sınırlara ulaşmanın sonucudur.
Ayrıca

Türk kökenli beylerin Sultanın otoritesini sorgulamalarından kurtulmuştur.
DEVŞİRMELERİN YETKİ VE SORUMLULUKLARININ ARTMASI
Osmanlılar Bizans’ı ele geçirdikleri ve Roma’nın görevini devraldıklarını düşünmeleri nedeniyle kendilerini bir imparatorluk misyonuna sahip olarak da gördüler.
Osmanlı’da Millet Sistemi
Sultan Mehmed, Ortodoks Kilisesi’ne bir kişinin korunma vergisini vermesi ve Osmanlı’ya bağlılıktan uzaklaşmaması karşılığında cemaati üzerinde tam yetki tanıdı.

Ermeni Kilisesi de yeni başkente taşınarak aynı şekilde dinî ve kültürel özerklik kazandı.

Kısa süre içinde, devlet ile dinî cemaatler arasında, 18. yüzyılda millet sistemine, yani gerçekte özerk dinî toplumlara dönüşecek olan bir ilişki kuruldu.
Osmanlı toplumunda, dinî bağlılık kişisel bir mesele değil, toplumları ilgilendiren bir meseleydi. İnsanlar konuştukları dile veya ait oldukları etnik gruba göre değil, doğdukları Kilise’ye göre tasnif ediliyorlardı. Her topluluğun dinsel ve toplumsal yaşamı geleneklerine göre ayarlanıyordu ve bireyler o toplumun yasalarına uymak durumundaydı.
OSMANLI MİLLET SİSTEMİNDE TOPLUM DİNİ CEMAATLERE AYRILIRDI
Cemaat=millet
Osmanlı Devleti, bireye toplumsal statü kazandıran grupları/ cemaatleri yani cemaat liderlerini muhatap kabul etmiştir.
Özerk Cemaatler toplumu oluşturmuştur.

4 temel cemaat vardır.
Müslüman milleti( Türkler, Araplar, Çerkezler, Boşnaklar)
Rum milleti (Rumlar, Sırplar, Bulgarlar)(Katolik-ortadox kiliseleri)
Ermeni milleti (Katolik-ortadox kiliseleri)
Yahudi milleti (sinagoglar-Hahambaşı)

ÖZETLE MİLLET SİSTEMİ
II. Bayezid (saltanatı 1481-1512),

Kardeşi Cem Sultan’la (1459- 1495) taht için mücadele etmek zorunda kaldı.


Cem yenildi ve onu ellerinde tutmalarına karşılık her yıl 45.000 duka altını ödenen Rodos Şövalyeleri’ne sığındı.


Cem daha sonra, onu gözaltında tutmak için Bayezid’e şantaj yapan Papa’nın bir tutsağı olarak öleceği Napoli’ye götürüldü.


II. Bayezıd :

Tarihçiler Cem’in tahtta hak iddiası ve Batılı güçlerin bunu kendi güdümünde koz olarak kullanmasıyla dikkati dağıtılmamış olsaydı, Bayezid’in neler yapabileceğini tartışmıştır.


Yani, Bayezid’i kardeşi Cem uğraştırmasaydı ve iç sorun dış sorun haline dönüşmeseydi. II. Bayezid döneminin Avrupa seferlerinin devamı bakımından daha verimli geçebileceğini düşünmektedirler.
I.(Yavuz)Selim Dönemi:
Avrupa’da savaşmanın dışında, Osmanlılar Mısır ile Suriye’de hüküm süren Memlûklar ve İran’da hüküm süren Şii Safevîler gibi rakiplerin tehdidine maruz kalıyordu.

Sık sık Anadolu sınırlarında Türkmen topluluklarla işbirliği yapan bu devletler Anadolu sınırlarını tehdit etmekteydi. Safevîler’le olan rekabet, Osmanlılar’ın Sünnî ve ortodoks İslam’ı ile Safevîler’in Şiî ve heterodoks İslâm’ı arasında bir ideolojik rekabete de dönüşmekteydi.

Yavuz Sultan Selim Doğu’da ki Safevi tehlikesine karşı babasının bir tedbir alamayacağını düşünerek yeniçerilerin desteği ile tahtı ele geçirdi.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu sınırlarını 1514’de Safevileri yenerek güvence altına aldı.


1517 ve 1518 yıllarında Suriye ve Mısır topraklarının katılması ile Mekke, Medine ve Kudüs kentleri Osmanlı’ya bağlandı.
Doğu ticaretinin denetimi Osmanlı'ya geçti.

Halifelik Osmanlı’ya geçti Osmanlı’da Müslüman nüfus gayr-ı müslim nüfusu geçti.

Devlet daha sünni bir İslam kimliği kazanırken Osmanlı Devleti İslam dünyasının en güçlü devleti durumuna dönüştü.
I.Selim (Yavuz) Dönemi :
Osmanlılar için ticaret önemli olmuştu, ama İstanbul’un fethiyle, deniz gücü ve uluslararası ticaret Osmanlı’nın hem güvenliği hem de ekonomisi için hayati önem kazandı.
Venedik ve Cenevizlilerden ticari gelirlerine ortak olmak ve onların üstünlüğüne son vermek için Ege adalarının bazılarını aldı.

Kırım’ı ele geçirerek Kırım Tatarları’nı kendine bağladı ve Karadeniz’i bir Osmanlı gölüne dönüştürdü.

Güney İtalya’da Otronto kentini ele geçirdi. Ancak, Otronto’nun Osmanlı toprakları ile kara bağlantısı olmadığı için kenti uzun vadeli elde tutmak mümkün olmadı.
Bosna ve Eflak Osmanlı'ya bağlandı. Hemen hemen tüm Sırbistan Osmanlı'ya bağlandı

FATİH DÖNEMİ DİĞER SİYASİ İLERLEMELER
Yavuz Selim Doğu Seferlerinin Sonuçları
Fatih Dönemi İlerlemeleri
Sultan Süleyman (saltanatı 1520-1566) belki de Osmanlı sultanlarının en ünlüsüdür. Türkler tarafından ‘Kanunî’, Batılılarca da ‘Muhteşem Süleyman’ olarak tanınır. Kanuni ünvanı onun eski kanunları gözden geçirerek eyaletlerin ihtiyaçlarına özgü detaylı kanunlar yapmasından gelir.
Sultan Süleyman Dönemi
1521’de Belgrad’ı aldı. (Orta Avrupa Fetihleri için önemli)

1522'de Rodos adasını aldı. Kuzey Afrika Osmanlı'ya bağlandı.
(Akdeniz ticareti ve ticaretin güvenliği için önemlidir)

1526’da Macaristan’ı Osmanlıya kattı.

1529’da Avusturya’nın merkezi Viyana’yı kuşattı ancak şehir alınamadı. (ulaşılan en batı sınır)
Sultan Süleyman dönemi ilerlemeleri
Baharat yolunun denetimi Osmanlılara geçmesi ile Akdeniz ticareti böylece Osmanlılar lehine daha fazla canlanacağı düşünülüyordu ancak beklenildiği gibi Akdeniz ticareti ve gümrük gelirleri çok fazla artmadı. Çünkü Avrupalılar’ı İpek ve Baharat yollarına ve bu yolların uzantısı olan Akdeniz ticaretine bağlılıktan coğrafi keşifler yoluyla kurtulmuştu.

Güney Afrika’yı dolaşarak Hindistan’a ulaşan alternatif deniz ticaret yolunu kullanmaları Akdeniz ticaret ağının ve hacminin düşmesine neden oldu.
Avrupalılar malların daha ucuza, bol miktar ve çeşitle okyanustan taşınmaya başladı.
COĞRAFİ KEŞİFLERİN OSMANLI'YA ETKİSİ
Akdeniz ticaretini bir diğer deyişle İpek ve baharat yollarını tekrar canlandırmak için Fransızlara kapitilasyonları (vergisiz ticaret imkanı) tanıdı. Fransız tüccarlara tanınan bu ayrıcalıklar kısa vadede Akdeniz ticaretini canlandırdıysa da uzun vadede Osmanlı imparatorluğunun zararına dönüşecekti.
Fransa ile ilişkiler
Amerika kıtasının keşfi ile bu kıtadaki altın, gümüş gibi değerli madenlerin Avrupa’ya taşınması zenginliğin kaynağını toprak olmaktan kurtardı. Zenginliğin kaynağı artık değerli madenler olmaya başladı (Merkantilizm)

Deniz aşırı ticaretle birlikte sömürgecilik önem kazanmaya başladı.
Giderek Avrupa’da ticaret ve ticari hayat gelişti. Burjuvazi adı verilen yeni bir tüccar sınıf ortaya çıktı. Feodalite güç kaybetti. Merkezi krallıklar güçlendi.
Coğrafi Keşiflerin diğer sonuçları:
Kutsal Roma-Germen imparatorluğunda gerçekleşen reform hareketleri sürecinde Protestanları desteklemesi Roma-Germen imparatoru Karl’ın güç kaybetmesi içindir.

Protestanlığın kurucusu Türkler’e karşı hoşgörü beslemeyen Martin Luther (1483- 1546), köylülerin vergiler daha hafif olduğu için Osmanlılar’a meylettiğini kabul ediyordu. Süleyman’ın Protestanlığı destekleme kararını siyasi olarak değerlendiriyordu.

Ayrıca Safevîler’e (İran’a) karşı da üstünlük Kanuni döneminde de devam etti.savaşıp 1534’te Bağdat’ı fethetmiştir.
Sultan Süleyman Dönemi diğer gelişmeler
Yakınlaştırarak Haritayı inceleyiniz.
Coğrafi Keşiflerin etkisiyle Avrupa'da sanat ve edebiyattan zevk alan Mesen sınıfının ortaya çıkması ve bunların sanatkarları koruması

Coğrafi Keşiflerle dünyanın tanınması ve yuvarlak olduğunun kanıtlanması
Kiliseye duyulan güvenin azalması
Skolastik düşüncenin öneminin azalması

Yetenekli bilim adamı ve sanatkarların yetişmesi
(İtalya sürekli doğu dünyası ile etkileşim içindedir. Antik dünyaya ve islam medeniyetine ilişkin önemli eserler latinceye çevrilmiştir.)
İnsanın ve onun düşüncelerinin yaratıcı ve kıymete değer olduğunun kabul görmesi (Hümanizma hareketi)
RÖNESANS (Bilim ve Sanatta yenilenme)
Coğrafi keşifler ve Rönesans Reform hareketlerine temel teşkil etmiştir.
Coğrafi keşifler haritasını inceleyiniz
Reform hareketleri Roma Katolik kilisesinin ve Papalığın dini duyguları sömürme düzenine yönelik uygulamalarına Luther'in karşı çıkışı ile başlamıştır.
Luther ;

Cennetten toprak satma ,
Affedilme kağıdı satın alma,
Ölen yakınını cehennemden para ile çıkarma

gibi uygulamaların dinde yeri olmadığını söyleyerek halkı bilinçlendirmiştir.
Reform Hareketleri
Reform hareketleri sonucunda;

Luther'in başlattığı Protestanlık yeni bir mezhep olarak ortaya çıkmıştır.

İtibar kaybeden katolik kilisesi yeni akılcıdüzenlemelerle (Re-form) kaybettiği dini ve siyasi gücünü yeniden kazanmayı hedeflemiştir.

Eğitim dini etkiden kurtulmuş laikleşmiş Avrupa giderek Aydınlanma çağına geçmiştir.
15 ve 17. yy arası Avrupa'da siyasi, sosyal ve ekonomik bu gelişmeler yaşanırken Osmanlı toprağa dayalı ekonomiye bağımlı kalmaya devam etmiş ve zihniyet olarak toprak genişletme siyasetinde ısrarcı davranmıştır. Ayrıca bilimsel ve teknik gelişmelerin orduya aktarılmasını fetih siyasetinde ısrarcı olduğu için yeterli görmüştür. Fetihlerin yavaşlaması ile vergi oranlarını arttırmış bu da halkta hoşnutsuzluk ve huzursuzluklarla birlikte 17. yy da isyanların başlamasına neden olmuştur.
Full transcript