Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

ROMAN SANATINDA ANLATIM TEKNİKLERİ

No description
by

birsen bayan

on 3 April 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of ROMAN SANATINDA ANLATIM TEKNİKLERİ

“Sanat esasen ifade edicidir (expressive); ancak, biçimlendirici (formative) olmadan ifade edici olamaz”
“Sanat, edebiyat, roman, şiir… tabii ki bir şeyler anlatacaktır. Ancak sanatta veya edebiyatta, anlatılacak şeyden çok, anlatım biçimi önemlidir. Önemlidir; çünkü, biçim anlatılacak şeyi (mesajı, maksadı, felsefeyi) anlatılana (okuyucuya, izleyiciye) ulaştıran bir vasıtadır. Bu nedenle nitelikli bir edebi metnin sağlam bir biçime sahip olması gerekir.”
“Bilgiyi sunmanın yöntemleri, kanalları ve araçları da en az bilginin içeriği kadar önemlidir.”
3. Mektup Tekniği
1. Anlatma – Gösterme Teknikleri
2. Tasvir (Betimleme) Tekniği
3. Mektup Tekniği
4. Özetleme Tekniği
5. Geriye Dönüş Tekniği
6. Montaj Tekniği
7. Otobiyografik Anlatım Tekniği
8. Leitmotiv Tekniği
9. Diyalog Tekniği
10. İç Diyalog Tekniği

1. Anlatma – Gösterme Teknikleri
BİRSEN BAYAN
ROMAN SANATINDA ANLATIM TEKNİKLERİ
Anlatım teknikleri anlatıma çeşitlilik, dinamizm ve derinlik kazandırır. Bir romanda estetik dokuyu meydana getiren, romanı roman yapan anlatım teknikleridir.
Bir olay ya anlatıcı tarafından anlatılır (diegesis), yahut olay, aracısız canlandırılır (mimesis). Birinci anlatım biçimi destan ve roman; ikincisi ise, tiyatro için geçerlidir.
Anlatma yönteminin ağırlıklı olarak kullanıldığı metinlerde, okuyucuyu eserin dünyasına sokmak kolay değildir, çünkü bu yöntemde anlatıcının mutlak egemenliği vardır ve anlatım sorunu, onun tasarrufuyla çözülür
Realistlerin romanı hayata yaklaştırmak istemeleri, anlatıcıyı metnin üstüne çıkaran bu yöntemin yetersizliğini gündeme getirir ve realistler, bu yöntemin kusur ve yetersizliğini ortadan kaldırmak için “gösterme” (showing) yöntemini bir başka adlandırma ile “dramatik yöntem”i (sahneleme yöntemi) devreye sokarlar.
“Öykülemenin, ‘görünmeyen yaşantı’ şeklindeki temelini oluşturan ve roman kişilerinin iç dünyalarını doğrudan vermeyi amaçlayan “iç konuşma” ve “bilinç akışı” ile dolaylı olarak bu kapsamdaki “kısmi geriye dönüş” (“flashback”) tekniklerini kapsayan yöntemdir”.
“Dramatik metot, başarılı bir şekilde kullanıldığı zaman, okuyucunun hikâyedeki şimdiki zamanla, yani roman dünyasındaki zamanla kaynaşmasını ve onun kendisini, sahnede icra edilen bir oyunu seyreden kişinin hissettiği gibi, olayların içinde bulmasını sağlar. Dramatik metot, yorumsuz bir şekilde sahne tekniğini kullanarak bu etkiyi yaratır”
Gösterme yönteminin tipik uygulamaları, bir romanda yer alan diyalog parçalarıdır. Okuyucu, bu parçalarda yer alan olay, duygu ve düşüncelere doğrudan tanık olur.
“Anlatmada okuyucunun yüzü hikâyeye dönüktür, onun sözlerine kulak vermektedir; göstermede ise okuyucunun gözleri hikâyeye çevrilmiş, onu seyretmektedir. Anlatmada herhangi bir duygu yoğunluğu yaratılamaz, çünkü okuyucu olup bitenleri ikinci elden görür; olayları birinci elden gören, değerlendiren, eleştiren, yorumlayan hep anlatıcının kendisidir. Göstermede ise yazar okuyucuyu olaylar ve kişilerle baş başa bırakmış, kendisi aradan çekilmiş izlenimini uyandırır. Bundan ötürü tanrısal bakış açısından yazılan romanlarda genellikle egemen olan yöntem anlatma yöntemidir.”
2. Tasvir Tekniği
Tasvir, romanın kurmaca dünyasında yer alan kişi, zaman, olay, mekân gibi unsurları, sanatın sağladığı imkânlardan yararlanarak görünür kılmaktır. Tasvir etmek, bir şeyi ‘olduğu gibi’ anlatmak, çizmek değildir. Esasen bir şeyi ‘ olduğu gibi’ anlatmak mümkün olamaz. Romancı, tasviri, tasvir edeceği şeyin karakteristik yönlerini dikkate alarak gerçekleştirir ve çizdiği, anlattığı şeyi ‘gerçekmiş gibi’ hissettirir. En azından bunu başarmak zorundadır. Bu durumda ona düşen görev, iyi bir gözlemci olmak, dikkati elden bırakmamak, ayrıntıları yakalama becerisini gösterebilmektir.
“Mektuplu roman, bir veya daha fazla karakter tarafından yazılmış mektuplarla biçimlenmiş bir romandır. Bu tarz, yazara, romanın aksiyonuna bizzat müdahale etmeksizin, karakterlerin duygu ve tepkilerini sunma fırsatı vermektedir. Dahası, mektuplar, olayın (aksiyonun) can alıcı yerinde yazıldıklarından olaya canlılık katmaktadır.”
“Portekiz Mektupları” (Lettres Portugaises-1699) ilk mektup-roman örneği olarak gösteririlir ve sanat şaheserleri arasında yerini alır. “Portekiz Mektupları”nı Montesquieu’nün “İran Mektupları” (Lettres Persanes-1721) takip eder. Samuel Richardson’ın “Pamela” (1740) adlı eseri mektup-roman türünde yazılan eserler arasında en fazla üzerinde durulması gerekenler arasındadır. Çünkü Richardson, diğer mektup yazarlarında farklı olarak mektubu sadece kendi iç dünyasını başkalarıyla paylaşmak, duygu ve düşüncelerini ifade etmek için kullanmamış, romanın öyküsünü anlatmada bir araç olarak da mektuptan yararlanmıştır. Balzac’ın İki Yeni Gelinin Hatıraları (1840) isimli mektup-romanı bu türün en gelişmiş örneklerinden biridir.
Türk edebiyatında bir anlatım tekniği olarak mektubu geniş bir çerçevede ilk kez Ahmet Midhat Efendi Felsefe-i Zenan da(1870) kullanır.Türk edebiyatında “bir anlatım tekniği olarak mektup” Tanzimat dönemi eserlerinde baskı altında kalan ve kendini yeterince ifade edemeyen kadının “sesi” ve “dışa açılan penceresi”dir. Halide Edip’in Handan (1912), Reşat Nuri Güntekin’in Bir Kadın Düşmanı (1927), Fatma Aliye Hanım’ın Levayih-i Hayat, Şükufe Nihal’in Çöl Güneşi (1933), Halide Nusret Zorlutuna’nın Sisli Geceler i (1922), Cengiz Dağcı’nın Anneme Mektuplar ı ve Leyla Erbil’in Aşk Mektupları mektup-roman tekniğiyle yazılmış romanların en bilinenleridir.
4. Özetleme Tekniği
Guy de Mauppassant’ın Pierre ile Jean adlı eserinin önsözünde ifade ettiği “her şeyi anlatmak imkânsız, çünkü hayatımızı dolduran bir sürü anlamsız olayları, bir bir saymak için, her gün en azından bir cilt yazmak gerekir.” sözleri, söz konusu tutumu, yazar cephesinden çok açık bir şekilde vurgulamaktadır. Dolayısıyla roman, figürlerin günlük hayat içerisinde yapıp ettiklerini bir aygıt gibi anbean kayda geçmez. Böylesi bir kaydedicilik işlemi “için hiç olmazsa çok sayıda sahne kullanmak gerekir” ki bu da hem “okuyucunun zaman ve dikkatini israf etmek” hem de “hikâyedeki oranı zedelemek”gibi hem yazar hem de okur için çift yönlü bir çekince barındırır.
En genel haliyle “çok uzun süren bir zamanın kısa olarak anlatılması” özünü taşıyan ‘özetleme’ yöntemi, ‘zaman atlaması’ ve ‘olay genellemesi’ tekniklerini kapsar.
“Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Kavvayı Milliye’nin Ferid Paşa kabinesini düşürmek için yaptığı uzun mücadele ve nihayet başarı; Damat Paşa’nın istifası, bunun arkasından da yeni sadrazam Ali Paşa ile bitip tükenmeyen pazarlıklar…”
TEŞEKKÜRLER...
Full transcript