Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Uzay Kirliliği Sunum - Space Pollution - Space Debris

Uzay Kirliliği Nedir? Nelere Sebep Olabilir?
by

Oğuz Ertan

on 28 January 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Uzay Kirliliği Sunum - Space Pollution - Space Debris

UZAY KİRLİLİĞİ
Uzay'a açılan kapının kapanışı!
YÖRÜNGEDEKİ
HURDALAR
24 Temmuz 1996'da bir şirkete ait olan
iletişim uydusu ile başka bir şirkete ait olan roketten arda kalma parça çarpıştı. Çarpışma sonucu uyduya bağlı olan 6 metrelik anten koptu ve halen Dünya yörüngesinde başıboş halde dönmekte.
TEHLİKELER
On dört yıldır yörüngede olan Mir’e 1 cm’den
küçük çaplı, on binlerce uzay döküntüsü çarpmıştır. Aynı şey yakın zamanda bitirilen Uluslararası Uzay İstasyonu’nun da başına gelecektir. Bu yüzden istasyonda özel güvenlik önlemleri alındı. Olası büyük bir arıza istasyonun Dünya'ya çakılmasına sebep olabilir.
ÇÖZÜM
Dünya çevresindeki döküntülerin büyükçe olanları sürekli izleniyor. Daha küçük parçaların da izlenebilmesi için çalışmalar sürdürülüyor. Döküntülere ilişkin eldeki verilere ve yapılan gözlemlere dayanarak Rusya, İngiltere, İtalya, Almanya ve Amerika’da bilgisayar modelleri geliştiriliyor. Bugünkü çalışmalar şimdilik uzay kirliliği sorununu anlamaya yönelik. Her geçen gün büyüyen bu sorunun çözümüne yönelik yapılan bir şey yok.
Japon Uzay Ajansı uzay kirliliğine yönelik yayımladığı ve uygulamaya koyduğu kılavuzlar bulunuyor. ABD, Rusya, Fransa ve ESA da benzer kılavuzlar hazırlama ve geliştirme çalışmalarını sürdürüyor.
Yörüngede dolanan ve çapı 1cm den büyük olan cisim sayısı yaklaşık bir milyonu buldu. Bu nesnelerin içinde itiş takımları, modüller,
eskimiş ve artık kullanılmayan uyduların yanında astronot eldivenleri, konserve kutuları, küçük metal parçaları gibi nesnelerde bulunabilmektedir.

Kazalar bununla da sınırlı değil ABD'nin bir iletişim uydusu Rusya'nın ömrü bitmiş bir uydusu ile çarpışmış, tamamen kullanılmaz hale gelmişti. Çin ise uyduları füzelerle vurarak temizleme yöntemini denedi ve binlerce küçük parça yarattı. Ancak işler istedikleri gibi olmadı ve son sürat yayılan parçalar daha fazla uyduya zarar verdi.
Dünyanın önde gelen gazetelerinin, 8 Şubat 2000 tarihli sayılarında, 20 yıl sonra olacak bir felaketin haberi yayımlandı. Ama bu alışılmış bir felaket haberi değildi. Ne bir kasırgadan, ne bir depremden ne de bir taşkından söz ediyordu. Haberde
2000 BF19 adlı 800 m çapında bir asteroidden söz ediliyordu. Açıklamada, asteroidin gelecekte izleyeceği rota nedeniyle Dünya için ciddi bir tehlike taşıyabileceği ve sürekli gözlenmesi gerektiği bildirildi. Bu sırada İtalya’daki Pisa Üniversitesi gökbilimcileri de Avustralya’daki gözlemevlerinden gelen verileri de değerlendirerek asteroidin yörüngesini hesapladılar. Üç gün sonra yaptıkları açıklamayla 2000 BF19’un 2022’de milyonda bir olasılıkla Dünya’ya çarpabileceğini duyurdular.
Bu büyüklükte bir göktaşının, Dünya’ya çarptığında, yeryüzündeki yaşamı tehdit edecek, küresel bir etki yaratmayacağı biliniyor. Çarpma sonucunda küresel iklim değişikliklerine yol açacak ve biyolojik çevrimleri kökten değiştirebilecek bir gök cisminin çapının en az 1 km olması gerekiyor.
İlk hesaplamalardan sonra daha ayrıntılı yörünge hesapları yapan gökbilimciler, asteroidin 2022’de Dünya’nın 9 milyon kilometre (Dünya-Ay arası uzaklığın 20 katından fazla) uzağından geçeceğini buldular. Böylece Dünya bir kez daha derin bir soluk aldı. 2000 BF19, son iki yıl içinde keşfedilen ve Dünya’ya çarpacağı sanılan beşinci asteroid. Bilim adamları Güneş çevresinde Dünya’ya yakın yörüngelerde dolanan ve çapı 1 km’den büyük 1000 dolayında asteroid olduğunu tahmin ediyorlar.
Çarptıkları zaman birer felaket oluşturacak bu göktaşları için önlemler şimdiden alınıyor. Öncelikle bu göktaşlarına ilişkin bir veri tabanı (büyüklükleri, yörüngeleri, hızları, yapıları vb bilgileri içeren) oluşturuyorlar.
1993'te ESA'nın Olympus adlı uydusuna bir göktaşı çarpmıştı. Saatteki hızı 70-80 km olan küçük göktaşlarından biri olmasına rağmen uyduyu kullanılamaz hale getirmişti. Günümüzde Dünya’nın çevresinde çalışır durumda 500’ün üzerinde uydu dolanıyor. Minik göktaşları bile milyonlarca dolarlık bu uydular için ciddi bir tehdit oluşturuyorlar.
Uzay kirliliğinin iki temel nedeni var:
* Fırlatılan roketlerin yörüngede terk ettikleri üst aşamaları
* Ömrü tükenen uydular
Uzay kirliliği son 60 yılda ortaya çıkan bir sorundur. Dünya’nın çevresinde, değişik yörüngelerde dönen ve artık herhangi bir işlevi olmayan, insan yapımı cisimlerin tümü, uzay kirliliği olarak adlandırılır. Bunların arasında ömrünü tüketmiş uyduların yanı sıra roketlerin uzaya bırakılan üst aşamaları ve yörüngede oluşan patlamaların artıkları vardır.
Uzay kirliliğinin şimdilik insanların günlük yaşamlarına doğrudan bir etkisi yoktur. Bu nedenle de genellikle göz ardı edilen ya da unutulan bir sorun olmuştur. Hatta insanların büyük bir bölümü böyle bir sorunun varlığından bile habersizdir.
Denebilir ki uzay kirliliği sorunu, insan yapımı ilk uydu Sputnik I’in, 4 Ekim 1957’de fırlatılmasıyla ortaya çıkmıştır. Sputnik I yörüngede üç ay kalmıştır, ama çalışma süresi daha kısadır; yalnızca üç hafta. Bu yüzden de
uzay çağını açan Sputnik I, gerçekte
uzay kirliliğine güzel ve somut bir örnektir.
Bu hızla gidersek Dünya'da Satürn gibi kuşaklı gezegenler sınıfına girecek. Ama bizim kuşağımız çöpten olacak.
Çözüm konusunda hayali bilim kurgu fikirler de öne sürülüyor. Lazer silahları, çöp güdümlü roketler... Yine de hiçbiri gerçek bir çözüm getirmiyor.
Yıldızları gözlemeyi de, iletişimi de bir kenara bırakın sadece meteorları bile takip etmek bizim için hayati bir önem taşıyorken, uzay kirliliği ya da uzay enkazına daha fazla dikkat etmeliyiz.
1958' de ABD tarafından fırlatılan "Vanguard I" isimli orta yörünge uydusu şu an için uzayda
en fazla kalan uzay çöplüğü ünvanına sahip.
Bu çöp yığınından en fazla zarar görenler aynı zamanda en fazla kirletenler. Ancak aynı oranda çaba sarfetmiyorlar.
Kendi haline bırakılsa bu cisimlerin tamamı bir gün yere düşmez mi? Alçak yörüngede dolananlar için bu sorunun yanıtı “evet”. Yıllar, hatta yüzyıllar sürse de bu cisimler eninde sonunda yere düşerler. Ancak daha yüksekte dolananlar neredeyse sonsuza kadar bulundukları yörüngelerde kalabilir.
21 Ocak 2001’de uzaya fırlatılan bir Delta-2 roketinin kademelerinden biri atmosfere girdikten sonra gezegene geri düştü. Yaklaşık 70 kg’lık bu enkaz, Suudi Arabistan’da bulundu.
En büyük korku uzay istasyonlarından ya da ağırlığı yüz tonları bulan uydulardan birinin Dünya'ya çakılması. Atmosferde yanarak kaybolmayacak olan bu nesneler bir şehre düşerse, düştüğü alanda yüzlerce can alabilir. Buna ise küçücük bir çöp parçası bile sebep olabilir.
Peki, insan ürünü olan bu kirliliği temizleme şansımız yok mu?
Aslında pek yok; çünkü bu kadar geniş bir alanda bu kadar çok ve tehlikeli parçayla başa çıkmak olanaksız gibi. Yalnız, kirliliğin artmaması için birtakım önlemler alınması gerekiyor. En başta, uyduların patlamasını ya da patlatılmasını engellemek gerekiyor. Çünkü kirliliğe neden olan başlıca etken bu. Uydular devre dışı kalmadan önce yakıtlarının tümüyle tüketilmesi patlamamaları için bir çözüm.
Sadece katı parçalar da değil, uzay ortamında sıvılar bile başa bela olabiliyor. Uzayda donup katılaşan sıvılar uzay mekiklerinin camlarına kurşun gibi saplanıyorlar.
Uygarlığımızın uzaya açılmasının önünü kapatmamak için, gezegenimizin kendisi gibi onun çevresini de temiz tutmamız gerekiyor.
Bu on milyonlarca küçük cismin uzayda yavaş yavaş gezindiğini düşünmeyin. Her birinin hızı bir mermininkinden bile çok daha yüksek.
Yörüngede dolanan uzay araçları, özellikle küçük parçalarla sık sık çarpışıyor. Büyüklükleri 1 mm’nin altında olanlar genellikle
fazla zarar vermiyorlar. Ancak, daha büyük olanlar önemli sorunlara yol açabiliyor.
Uzay araçları, küçük parçalara belli ölçüde dayanabilirken, uzay yürüyüşüne çıkan astronotlar için her türlü enkaz parçası büyük risk oluşturuyor.
Uzayın gelecek kuşaklara bırakılması için iyi bir temizlik gerekiyor... Peki uzaya gönderilen onca nesnenin çöpünü kim temizleyecek.
ABD çoktan başlattığı yıldız savaşları projesi ile ömrü tükenen uyduları patlatarak askeri operasyonlar yürütüyor. Binlerce parçaya böldüğü uyduların parçaları bazen yeryüzüne düşüyor. Şimdiye kadar can almadı ama bunun olmayacağının bir garantisi yok
2003 yılında ABD Orion adını verdiği proje ile uydularına ya da uzay istasyonlarına tehdit olmaya başlayan enkazları lazerler yardımıyla vurarak yörüngelerini değiştirecek bir proje başlattığını duyurmuştu. Projenin şu anki durumu hakkında bir bilgi mevcut değil. İstenen başarı sağlanamamış olabilir.
KONYA
NECMETTİN ERBAKAN
ÜNİVERSİTESİ
Bu sunum Necmettin Erbakan Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Çevre Kimyası dersi Prof. Dr. Mustafa Pehlivan için Oğuz Ertan tarafından hazırlanmıştır
Full transcript