Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

YOKSULLUK

No description
by

BAHADIR KARADENİZ

on 12 May 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of YOKSULLUK

YOKSULLUK TÜRLERİ
a-)Mutlak yoksulluk:
hanehalkı veya bireyin yaşamını sürdürebilecek
asgari refah düzeyini yakalayamaması durumudur. Daha çok az
çok azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görülür.
Mutlak yoksulluğun ölçülmesinde, yaşamlarını sürdürebilmeleri
için bireylerin gerekli olan asgari tüketim ihtiyaçlarının belirlenmesi
gerekir.(Recep Dumanlı, “Yoksulluk Kavramı, Ölçülmesi ve Gelir Dağılımı İlişkileri”, Yeni Türkiye, 1995/6.)

Yoksulluk Sınırı
Yoksulluğu ölçmede ve sınıflandırmada kullanılan bir diğer yöntem Dünya
Bankası’nın geliştirdiği yoksulluk sınırı (poverty line) dır. Klasik tanımıyla yoksulluk sınırı,
yoksul olarak sınıflandırılan bir kişinin altındaki hayat standardı seviyesidir.Bu yönteme
göre, normal bir insanın yaşamda kalabilmesi için gereken gıda tüketimi günlük minimum
2400 kilokalori (kcal) olarak belirlenmiştir. Bu gösterge eş zamanlı karşılaştırmalar için
kullanıldığında mutlak yoksulluk kavramını nesnel biçimde yansıtsa da, zaman içindeki
karşılaştırmalar için aynı çözümleme gücünü sunmamaktadır.(Ahmet İnsel 2001)
Yoksulluğun Nedenleri
• Olumsuz ekonomik konjonktür,
• Çözülen geleneksel yapılar ve sosyal güvencesizlik,
• Uluslararası finans sermayesinin etkisi ve ekonomik krizler,
• Gelir dağılımın uçurumlaşması,
• Demografik yapıdaki değişim ve artan göç hareketleri,
• Enformel sektörün gelişimi ve sendikasızlaştırma politikaları,
• Adaletsiz vergi sistemi,
• Yüksek faiz ve rant ekonomisi,
• Doğal afetler,
• Çalışamayacak durumda olan özürlü sayısının fazla olması,
• Bireyler arasındaki yetenek farklılıkları,
• Miras yoluyla elde edilen gelirler,
• Piyasada tekelleşmenin olması,
• Devlet teşvikleri,
• Enflasyon ve işsizlik.(20 Uzun, a.g.m., s. 157-158.)
Yoksulluk - Sosyal Dışlanma İlişkisi
Sosyal dışlanma (social exclusion), belirli kesimlerin toplumsal bütünün ve sermaye birikim sürecinin dışında kalması ve ekonomik büyümeye yaptığı katkıdan daha az yararlanması üzerine odaklanmaktadır. Bu anlamda refah toplumu kavramının eleştirisine dayanan bir kavramdır. Sosyal dışlanmaya uğramış birey ve gruplar, eşitsizliğe uğramış, her türlü riske karşı korumasız, savunmasız ve zayıf kişilerdir.
Kadın Yoksulluğu
Yoksulluk ve kadınlar konusunda istatistiklere ulaşmak zor olsa da; bir kısım demografik grubun topluma katılım, kaynak ve fırsatlara erişim anlamında ve temel unsurlar bakımından daha yüksek yoksulluk riski altında oldukları açıktır. Düşük ücretle çalışan bakıcılar, yalnız ebeveynler gibi örneklerde çoğunluğu kadınlar teşkil etmektedir.Gıda, konut, istihdam, eğitim ve sağlık hizmetleri, sosyal güvenlik gibi başlıca gereksinimlere erişimde kadınlar, toplumun diğer kesimlerine kıyasla daha olumsuz koşullara sahiptir.1980 yılında sanayileşmiş ülkelerde kadın nüfusunun %53'ü çalışırken, 1990 yılında bu oran %60 düzeyine yükselmiştir.
Dolayısıyla ayrımcılığın AB düzeyinde önemli bir sorun olduğu düşünülebilir. Ayrıca hanehalkı tipi bakımından 65 yaş üstü iki yetişkinden oluşan çocuksuz aileler içinyoksulluk önemli bir risktir. Ancak asıl önemli sorun, aile reisi kadın olan tek ebeveynli ve çocuklu ailelerde kendini göstermektedir. Bu ailelerde yoksulluk riski oranı AB’de ortalama %35 gibi yüksek bir düzeydedir. Yeni üye ülkelerde bu oran %24’e kadar düşmektedir. Özellikle İngiltere ve Hollanda’da çocuklu tek ebeveynli ailelerin yarısı yoksuldur.Çocuk bakımı konusundaki imkansızlıklar ve finansal olarak çocuk bakımını karşılamanın zorluğu kadınların istihdam ve eğitime iştirakinde en önemli engeli oluşturmaktadır. Kadınların emek piyasasına girerken karşılaştığı bu engellere ilaveten sosyal refaha düzeyi ve düşük ücretler de yaşanan yoksulluk üzerinde etkili olmaktadır. Asgari ücretin altında kalan ücretlerin çoğunluğu ise kadınlara ait ücretlerdir.(Sapancalı agm s70-72)
En genel anlamıyla insanların temel gereksinimlerini karşılama olanağına sahip bulunmaması, kişilerin yaşayabilecekleri minimum yaşam standartlarına sahip olamamasışeklinde tanımlanabilecek yoksulluk olgusu, işsizlik, yoksunluk,ayrımcılık,sosyal dışlanma gibi olgularla da hem iç içe hem de etkileşim içindedir.
(Öztürk, Çetin, 2009)
Ancak, bu tanım zamanla değişmiş ve kimi zaman yaşanılan yere, tüketime göre değişmiş kimi zaman da toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini temel alan farklı yoksulluk tanımları yapılmıştır. Böylece yoksulluk farklı dönemlerde farklı tanımları yapılan bir kavram olmuştur.
(C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 14, Sayı 1, 2013)
Yoksulluk insanlık tarihi kadar eski bir tarihi sürece sahip olmasına rağmen özellikle küreselleşme ile birlikte son dönemde önemi giderek artan bir kavram haline gelmiştir. Bu kavram farklı şekillerde tanımlanmaya çalışılsa da kesin bir tanımı bulunmamaktadır. Bilinen temel tanımı, kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli gelire sahip olmamaktır.

b-)
Göreli Yoksulluk:
Adam Smith’in tanımına göre, temel ihtiyaçlarını mutlak olarak karşılayabilen ancak kişisel kaynakların yetersizliği yüzünden toplumun genel refah düzeyinin altında kalan ve topluma sosyal açıdan katkıları engellenmiş olanlar göreli yoksullardır. Göreli yoksullar, birinci dereceden yoksul olmaktan ziyade daha çok ikinci derecede dar gelire sahip, asgari yaşam seviyelerini yakalamış olsalar da ortalama refah seviyesinin altında olan insanlardır. Temel ihtiyaçlarını kısmen karşılamakla beraber, eğitim, sağlık, sosyal katılım yönünden yetersizlerdir.(Arpacıoğlu ve Yıldırım, 2011)
c-)
İnsani Yoksulluk Gelir yoksulluğu:

Yaşamı sürdürmek ya da asgari yaşam standardını kariılamak için kişi veya hane halkının ihtiyaç duyduğu temel gereksinimlerin karşılanabilmesi bakımından gerekli gelir düzeyinin elde edilememesi durumu olarak tanımlanmakta olup, hesaplamada genellikle asgari bir yaşam düzeyini sağlamak için gerekli gelir “yoksulluk sınırı” olarak ifade edilmektedir (Özsoy, 2004).
• Yüksek faiz ve rant ekonomisi,
• Doğal afetler,
• Çalışamayacak durumda olan özürlü sayısının fazla olması,
• Bireyler arasındaki yetenek farklılıkları,
• Miras yoluyla elde edilen gelirler,
• Piyasada tekelleşmenin olması,
• Devlet teşvikleri,
• Enflasyon ve işsizlik.
(20 Uzun, a.g.m., s. 157-158.)
Bu nedenle dışlanma bir çeşit sosyal hastalık olarak da ele alınmıştır.Sosyal dışlanma ve yoksulluk, sıkça birbiri yerine geçebilen veya aynı anlama gelebilen kavramlar gibi görülmekte ve kullanılmaktadır. Ancak sosyal dışlanmanın yoksulluğu da kapsayandaha geniş bir anlamı olduğunu söylemek mümkündür. Dışlanmışkişiler her zaman yoksul kişiler değildirler. Örneğin; göçmenler, azınlıklar, belirli kadınlar ve çocuklar gibi bazı kişiler yoksul olmamakla birlikte toplumdan dışlanmış olabilmektedirler.
Buna karşın, genel olarak her kıtada kadınlar erkeklerden daha az kazanç elde etmektedirler. Bangladeş'te kadınlar, erkeklerin kazandığının %42'si, Suriye'de %60'ı ve Şili'de %61'i kadar ücret almaktadırlar. Bununla birlikte, Japonya'da kadın işçilerin %37'si düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalırken, erkek işçilerin sadece %6'sı bu tür işlerde istihdam edilmektedir.
Dünya ölçeğinde kadınlar, yönetim düzeyindeki pozisyonların sadece %14'üne
ve yüksek düzeyde yönetici kadroların ancak %6'sına sahip bulunmaktadır.
Yine dünya ölçeğinde 1,5 milyardan fazla yoksulu %70'ini kadınlar oluşturmaktadır.
Aşırı yoksulluk içerisinde yaşayan kadınların karşı karşıya kaldığı koşullar, yoksulluğu
bir kuşaktan diğerine aktaran temel araçlardan
birini meydana getirmektedir.
(http://ekutup.dpt.gov.tr/gelirdag/dansuke/yoksullu.pdf,)
AB’de yoksulluğun cinsiyeti incelendiğinde her alanda olduğu gibi burada da kadınlar için daha olumsuz (Hollanda hariç) bir tablo ortaya çıkmaktadır. Erkeklerin yoksulluk oranı riski %14 iken, bu oran kadınlar arasında %17 düzeyindedir. Özellikle Avusturya ve Finlandiya gibi yoksulluk oranının AB ortalamasının altında olduğu ülkelerde erkek
yoksulluk oranı ile kadın yoksulluk oranı arasındaki açığın daha büyük olması ise dikkat çekicidir.
YOKSULLUK NEDİR ?
TEŞEKKÜRLER...
YOKSULLUK
BAHADIR KARADENİZ
TUĞBA BİLİCAN
Full transcript