Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

TUTUM DEĞİŞİMİNE KURAMSAL YAKLAŞIMLAR

No description
by

serair bulat

on 25 March 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of TUTUM DEĞİŞİMİNE KURAMSAL YAKLAŞIMLAR

design by Dóri Sirály for Prezi
TUTUM KAVRAMININ GELİŞMESİ
TUTUM DEĞİŞİMİNE KURAMSAL YAKLAŞIMLAR
1.ÖRNEKLEM SURVEYLERİ VE KAMU OYU ARAŞTIRMALARI
KURT LEWİN VE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞLATTIĞI GRUP DİNAMİĞİ ÇALIŞMALARI DA GRUP ÜYELİĞİ OLARAK BELİRLENEN SOSYAL ETKİNİN TUTUMLARLA İLİŞKİSİ KONUSUNDA AYDINLATICI BİLGİ SAĞLAMIŞTIR.LABARATUVAR ORTAMI İÇİNDE VE GERÇEK HAYATTA DOĞAL VE YAPAY GRUPLARLA YAPILAN ARAŞTIRMALAR ,BİR TARAFTAN GRUP OLAYININ DAHA İYİ ANLAŞLMASINI SAĞLARKEN , DİĞER TARAFTANDA TUTU GELİŞMESİ VE DEĞİŞMESİ KONULARINI KURAMSAL KATKIDA BULUNMUŞTUR.
2.KÜÇÜK GRUP ARAŞTIRMALARI
1930’larin sonlariyla 1940’larda tehlikeli bir doktrin olarak ortaya çikan faşizm, Musevi düşmanliği ve İkinci Dünya Savaşı, sosyal bilimcilerin ve bu arada sosyal psikologlarin bu sorunlara eğilimine yol açti. Diğer yandan da Freudcu psikanalitik görüşler Amerikali psikologlar arasinda yayilmaya başlamiştı.
TUTUMLARIN ERKEN ÇOÇUKLUK EVRESİNDE GELİSEN KİŞİLİĞİN KORUYUCU BİR PARÇASI OLDUĞU BÖYLECEDE TUTUM PSİKOLOJİSİNİN KİŞİLİK PSİKOLOJİSİNİN İÇİNDE ALINABİLECEĞİ GÖRÜŞÜ ORTAYA KONMUŞTUR.

3. PSİKOANALİTİK KAVRAM ARAŞTIRMALARI
TUTUM KAVRAMI İLK DEFA 1918 DE BASILAN THOMAS VE ZNANİECKİ'NİN POLANYA KÖYLTÜSÜ (AMERİKAYA GÖÇ ETMİŞ POLONYA KÖYLÜSÜNÜ İNCELER) ADLI KİTABINDA KULLANILMIŞTIR
SOSYAL PSİKOLOJİDE İLK YOĞUN ÇALIŞMALAR 1920 DE TUTUMLARIN ÖLÇÜLMESİYLE BAŞLADI
1935 TE ALLPORT, TUTUMLARIN, SOSYAL PSİKOLOJNİN EN BELİRGİN VE GEREKLİ KAVRAMI OLDUĞUNU İLERİ SÜRMÜŞTÜR. SOSYAL SORUNLARLA İLGİLİ OLUMLU OLUMSUZ TUTUTMLAR ÖLÇÜLDÜ.

1930-1940LARDA AMERİKA BİLEŞİK DEVLETLERİNDE SOSYAL PSİKOLOJİDEKİ BAZI GELİŞMELER İSE TUTUM KONUSUNDA BAKIŞI TAMAMEN DEĞİŞTİRMİŞTİR .

1936’DA POLİTİK PARTİ TERCİHİ VE SEÇİM KAMU OYU ARAŞTIRMALARI GÜNÜMÜZE KADAR GELİŞEREK DEVAM ETMİŞ VE TÜRKİYE DAHİL BİRÇOK ÜLKEDE UYGULANMIŞTIR.ÖZELLİKLE TEKRARLANAN SURVEYLERAYNI ÖRNEKLEM GRUBUNA AYNI TUTUM SORULARINI SORDUĞU ZAMAN SÖZ KONUSU TUTUMUN ZAMAN İÇİNDE HANGİ ETKİ VE PROPAGANDALARA GÖRE DEĞİŞTİĞİNİ SAPTAMAK MÜMKÜN OLMUŞTUR.BÖYLECE KAMU HABERLEŞME ARAÇLARI VE PROPAGANDA İLE TUTUM DEĞİŞİMİNİN İLİŞKİLERİ İNCELENMEYE BAŞLANMIŞ VE GERÇEK HAYATTA TUTUM DEĞİŞMİ ÇALIŞILABİLMİŞTİR.BU KONUDA YAPILAN ÇEŞİTLİ İNCELEMELER TUTUM DEĞİŞİMİ SÜRECİNİ DAHA İYİ ANLAMAMIZI SAĞLAMIŞTIR.
4.DENEYSEL İLETİŞİM ARAÇLARI
2.DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA BAŞLAYIP DAHA SONRADA ETKİNLİĞİNİ SÜRDÜREN ETKİLEYİCİ İLETİŞİM KONUSUNDAKİ SERİ LABARAYUVAR DENEYLERİDİR.ÖZELLİKLE ETKİLEYİCİ İLETİŞİMLE TUTUM DEĞİŞİMİNDE KAYNAK , İLETİŞİM HEDEF VE ORTAM ETKENLERİNİN ROLÜNÜ SAPTAMIŞLARDIR.
ÖZELLİKLE TUTUM DEĞİŞİMİ ETKİLEYİCİ İLETİŞİM SAĞLIKLA İLGİLİ TUTUMLAR VB. GİBİ KONULARDA OLDUKÇA FAZLA SAYIDA ARAŞTIRMA YAPILMIŞTIR VE TUTUM BİLİŞSEL SOSYAL PSİKOLOJİ İÇİNE GİRMİŞTİR.
TUTUMLARA ÖZELLİKLE TUTUM DEĞİŞİM SORUNUNA EĞİLEN ÇEŞİTLİ ARAŞTIRMALAR DÖRT FARKLI KURUMSAL YAKLAŞIM KULLANMIŞTIS

-ÖĞRENME KURAMI
-SOSYAL YARDIM KURAMI
-TUTARLILIK KURAMI
-İŞLEVSEL KURAMI


Öğrenme Kuram
Genellikle öğrenme kuramlari akademik deneysel psikoloji içinde gelişmiş, tutumdeğişimi konusuna uzak kalmişlardir. Bununla beraber, bundan önce belirtildiği gibi, 1940’lardan itibaren iletişim ve propaganda olayı laboratuvar deneyi yöntemiyleincelenmeye başlamişti. Bu araştirmalarda ilk defa öğrenme kuramlarinin genel bir şekilde tutum değişiminde uygulandiğiniı görüyoruz.
Sosyal Yargiı Kuramı
Bir şeyi sevmek, sevmemek, ondan hoşlanmak,hoşlanmamak, o şey hakkinda bir yargiya sahip olmayi gerektirir. Demek ki akademik psikolojinin ilk çalişmalarindan olan psikofizik deneylerde kullanilan yargi kavrami tutumlara da uygulanabilir.
Tutarlilik Kuramları
1960’lardan itibaren en çok araştirmaya yol açan tutum değişimi kuramlari genelde bilişsel kuramlardir, ama güdüleme ile de bağlantilidirlar. Bunlar bu bölümde inceleyeceğiz. Bundan önceki bölümde tutumlari incelerken de gördüğümüz gibi tutumlar tutarliliğa yönelirler. Bu tutarlilik hem tutum öğeleri arasinda, hem de tutumlar arasinda söz konusudur. Hatta, genellikle insandüşünüşünün ve davranişinin tutarsizliktan kaçıtutarli olmaya yöneldiğini söyleyebiliriz.
a) Heider’in Denge Kuramı
Heider (1946, 1958), denge kuramı özellikle kişilerarasi algi çerçevesinde ve fenomenolojik bir açidan geliştirilmiştir. Kişiler arasi algi olayinıen basite indirgeyen Heider, bir kişinin, bir diğerkişi ve bir tutum objesi ile ilişkilerini incelemiştir. Bu incelemede, durum söz konusu olan kişinin görüş açisindan ele alinmaktadir. Yani kişinin zihninde var olduğu var sayilan durum kurama yansitilmaktadir, bundan dolayi kurama fenomenolojik diyoruz.
b) Rosenberg ve Abelson’un Bilişsel Dengeleme Kuramı
Rosenberg ve Abelson (1960), Heider’in (1946, 1958) denge kuramını biraz daha geliştirerekuygulamışlardır. Bu kuramda ilişkilere ek olarakbirbirleriyle ilişki halinde olan üç öğe olumlu ya da olumsuz olarak da nitelendirilmektedir. Budurumda, Heider’inkinde olduğu gibi kişi, diğer kişi, obje ilişkisini üçlü olarak gösterme gereği ortadan kalkmıştır. Ayrıca öğeler, olumlu, olumsuz ve nötr bağlarla bağlı olabilirler.
c) Festinger’in Bilişsel Çelişki Kuramı
Bilişsel çelişki kuramı da bir tutarlılık kuramıdır; ancak,Festinger tarafından ilk ortaya atıldığından beri (1957) epeyi değişikliklerden geçmiştir. Bu kuramın üstünde çok çalışılmış, tartışılmış ve bu kuram çerçevesinde yüzlerce araştırma gerçekleşmiştir. Bu bakımdan üstünde önemle durulması gerekir. Önem X Çelişen bilgilerin sayısı Çelişki = Önem X Uyuşan bilgilerin sayısı
. Karar Verme Sonucu Meydana Gelen Bilişsel Çelişki
Önceki örneklerde olduğu gibi, tutumlar ya da bilgilerarasında çelişki söz konusu olduğu zaman bilişsel çelişki kuramının denge kuramına oldukça benzer olduğunugörüyoruz. Bilişsel çelişki kuramı da denge kuramları gibi bir “tutarlılık” kuramı olduğundan bu normaldir. Ancak, bilişsel çelişki kuramının esas güçlü olduığu tutarsızlıkdurumları biraz daha başkadır. Bu durumlarda tipik olarak verilmiş bir karar, söylenmiş bir söz, yapılmış bir tercih gibi olmuş bir davranış, ile, bu davranışa ters düşen bir tutum arasındaki tutarsızlık ön plana çıkmaktadır.
2. Davranışa Gerekçe Bulma İhtiyacı
Bütün bu örneklerde en önemli nokta, kişinin tercihini ya da davranışını serbestçe, zorlanmadan yapmış olduğunu düşünmesidir.Eğer kişi zorlanma sonucu bir davranışı yaptığını düşünürse, bu davranışı tutumundan farklı olsadahi, bu farklılık bilişsel çelişki yaratmayacak vedolayısıyla, kişinin tutumunu davranışına uyacakşekilde değişmesine gerek olmayacaktır. Çünkü kişi burada davranışının akıllıca olduğuna kendini inandırma gereği duymayacaktır.
Full transcript