Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

AIDS

No description
by

canan doğan

on 19 December 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of AIDS

İlk defa 1981 yılında AIDS tanısı ve 1983 yılında da etkeni HIV belirlenmiştir.
Virüs ´ ün T lenfositlere,makrofajlara ve bir çok mekanizmalara etkisiyle bağışıklık yanıtta
yetersizlik ortaya çıkar.Bir çok fırsatçı enfeksiyonlar ve neoplazi gelişimiyle ağır seyreden tam olarak tedavi edilemeyen AIDS,aşısı olmayan ve ölümle sonuçlanan kronik bir ENFEKSİYONDUR.
HIV NEDİR?
HIV (Human Immmunodeficiency Virus), Türkçe’de İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü olarak adlandırılan bir virüstür. Adından da anlaşılabileceği gibi bu virüs insan bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve tedavi alınmadığı durumda tamamen de etkisiz hale gelmesine neden olur.
AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome) HIV tarafından oluşturulan, Türkçe'de "Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu" olarak adlandırılan bir hastalıklar bütünüdür.

Kontrolsüz kan nakli ,kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne, cerrahi aletler, dövme aletleri, jilet, gibi tüm kesici ve delici aletler ile bulaşma olabilir. Tüm bulaşmaların %10-15’i bu yolla olmaktadır.

Cinsel yolla bulaşa karşı korunma
En sık bulaşma cinsel temasla olduğu için bu yolla korunma büyük önem taşımaktadır. Cinsel aktiviteden tamamen kaçınarak veya eşine sadık kalıp, tek eşli yaşayarak kesin olarak HIV enfeksiyonunun bulaşması önlenebilmektedir. Cinsel temas sırasında prezervatif (kondom, kılıf, kaput) kullanılmasının
koruyuculuğu, kondomun lateks olması, doğru ve devamlı kullanılması, yırtık ve delik olmaması kaydıyla ispatlanmıştır. Kadınlar için özel olarak üretilmiş kondomlar da doğru ve devamlı kullanımda etkili olmaktadırlar.
HIV/AIDS’in cinsel yolla bulaşmanın engellemeye yönelik önlemler aslında cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlara karşı korunmada da etkili olan yöntemlerdir. HIV/AIDS’ karşı korunmada önerilen lateks kondomlar aynı zamanda frengi, bel soğukluğu, genital siğil, hepatit B gibi hastalıklardan da korunmayı sağlamaktadır. Araştırmalar göstermektedir ki cinsel yolla ulaşan diğer enfeksiyonların önleminin alınması HIV/AIDS’den korunma yönünden de önem teşkil etmektedir. Damar içi madde kullanımı alışkanlığının önlenmesi, tedavi edilmesi, ortak enjektör kullanımı risklerinin anlatılması bu grup hastalarda HIV bulaş riskini azaltmaktadır. Anneden bebeğe geçişte önemli olan HIV prevalansı yüksek olan bölgelerde doğurganlık yaşındaki ve HIV enfeksiyon riski belirlenmiş olan kadınlara tüm bulaş yollarını öğretebilmektir. Eğer kadın HIV pozitif ise doğum kontrol yöntemleri öğretilmeye çalışılmaktadır. Buna rağmen gebe kalan HIV pozitif kadınlara erken dönemde kürtaj yapılması pek çok ülke tarafından kabul edilmektedir. Eğer anne adayı bebeği doğurmakta ısrarlı ise gebeliğin belli ayında anneye, doğumdan sonra da bebeğe tedavi başlanmakta ve hasta yakın takibe alınmaktadır. Anne sütü ile virüsün geçişi gösterildiğinden annenin bebeği emzirmemesi önerilmektedir.
AIDS
AIDS
AIDS` DEN KORUNMA??
AIDS
HIV VÜCUDUMUZU NASIL ETKİLİYOR??
HIV - virüslerin genel bir özelliği olarak- varlığını sürdürebilmek için vücudunuzdaki sağlıklı bir hücreye ihtiyaç duymaktadır.
HIV’in hedef aldığı hücrelerse, normalde insan vücudunun bağışıklık sistemi içinde yer alan ve hastalıklara karşı vücudu koruyan hücrelerdir.
HIV, hedef aldığı bu hücreleri çeşitli aşamalarla istila eder, hücrenin yönetimini ele geçirir, hücre içinde kendi kopyalarını yaratır ve en sonunda da hücrenin ölümüne sebep verir.
Hücrenin ölümünden sonra, oluşturulmuş kopyalar tekrar başka sağlıklı hücrelere yapışır ve bu böyle devam eder.

HIV/AIDS ‘ de henüz tam kür elde edilebilecek tedavinin olmayışı ve aşı çalışmalarında devam ediyor olması nedeni ile hastalığın yayılmasının kontrolünün zor olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca yaşam kalitesini artırıp, yaşam süresini uzatan tedavilerin ve fırsatçı enfeksiyonların önlenmesi ve tedavisinde kullanılan ilaçlarının yan etkilerinin fazla olması, kullanım güçlükleri ve yüksek maliyetli olması erken dönemde HIV/AIDS’e özel bir önemin verilmesini ve hastalıkla ilgili eğitimlerin, bilgilendirmelerin hızla yapılmasını kaçınılmaz kılmaktadır.
SAĞLIK PERSONELİNİN KORUNMASI:
Sağlık personeli hastanın hikâyesi ve fizik muayene ile enfekte hastaları ayırt etme şansına sahip olamadıklarından tüm hastaların kan ve diğer vücut sıvılarını potansiyel enfekte kabul ederek standart önlemlere uyarak çalışmalıdırlar. Hastalara uygulanan tüm girişimsel işlemler sırasında eldiven mutlaka kullanılmalı, işlem bittikten sonra eldiven değiştirmeli ve eldivenler çıkarıldıktan sonra eller hemen sabun ve su ile yıkanmalıdır. Eğer eller veya diğer cilt yüzeyleri hastanın kanı ya da diğer vücut sıvıları ile kontamine olursa derhal su ve sabunla yıkanmalıdır. İğne batmasını engellemek için iğneler kullanıldıktan sonra plastik kılıfları tekrar takılmamalı, iğneler enjektörden çıkartılmamalı, eğilip bükülmemelidir. Yapılan bir işlem sırasında kan ve diğer vücut sıvılarının sıçrama olasılığı söz konusu ise ağız, burun ve gözleri korumak amacı ile maske ve gözlük takılmalı, diğer vücut yüzeylerine bulaşmayı önlemek için koruyucu önlük giyilmelidir.


AIDS tedavisinde HIV virüsünü tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz yoktur, ancak HIV
virüsün çoğalmasını kontrol eden ilaçlar vardır. Bu ilaçların genel adı "Antiretroviral ilaçlar", bu
ilaçlarla yapılan tedavi de antiretroviral tedavidir.
Tedavi ile HIV ile ilgili şikayetler başlayana kadar geçen sürenin uzadığı, CD4 + hücre sayısının
yükseldiği ve özellikle yoğun tedavi ile yaşam süresinin uzadığı tespit edildi. Tedaviye başlamada
yol gösterecek laboratuvar testleri ise CD4 + T hücre sayısı ve kanda ne kadar virüs olduğunu
gösteren HIV RNA PCR testi olan viral yük testidir.
Günümüzde AIDS tedavisi, geçmiş yıllarda olduğundan çok daha etkin bir şekilde
yapılabilmektedir. Tam bir tedavisi henüz bulunamamış olsa da, HIV enfeksiyonu artık sonu
beklemekle geçirilen çaresiz bir hastalık olarak değil, neredeyse kronik bir rahatsızlık gibi kabul
edilmektedir.
Bunu sağlayan unsurların başında, tedavide kullanılan ilaç sayısının artmış olması geliyor. Bu
sayede bir ilaç grubunun işe yaramadığı durumlarda bir başka ilaç grubu kullanılabilmektedir.
Ayrıca ilaçlardaki gelişmeler, daha az yan etkiyle karşı karşıya kalınması için daha az sıklıkta ilaç
alımına da izin veriyor.
Bir başka unsur ise, AIDS tedavisi esnasında yapılan kan testlerinin daha gelişmiş olması ve elde
edilen deneyimler sonucu daha iyi yorumlanabilmesidir. Bunun getirisi olarak, tedavi daha
kontrollü olarak yürütülebilmektedir.
AIDS TEDAVİSİ
HIV tedavisine başlama kararı ve kullanılacak ilaçları seçme işlemi, kan testlerinizin sonuçlarına
ve/veya vücudunuzda görülen belirtilere (semptom) göre saptanır.
Bunun anlamı şudur; HIV testiniz pozitif olsa bile tedaviye başlama kararı hemen verilmeyebilir ve
uygun bir zamana kadar beklenebilir. Eğer bağışıklık sisteminiz henüz ilaç alımını gerektirecek
kadar zarar görmemişse, çoğu zaman tedaviye başlama zamanı ertelenir.
AIDS tedavisi, artan bilgi birikimi ve ilaç sayısı nedeniyle gittikçe daha karmaşık bir hale
gelmektedir. Tedavide kullanılan ilaçların ciddi yan etkileri vardır, uygulanan şemalar komplekstir
ve en önemlisi tedavinin uygunsuz yapılması direnç gelişimine neden olmaktadır. Bütün bu
nedenlerden ötürü hem tedavi öncesinde hem de tedavi sırasında hasta eğitimine önem verilmeli,
hastalar tedavileri konusunda bilgilendirilmelidir.
Antiretroviral tedaviye başlanacak hastalarda tedavi öncesi viral yük ve CD4 + hücre sayısı
çalışılmalıdır.
Hastalıkla ilgili yakınmaları olan hastalar tedavi edilmelidir. Hiçbir şikâyeti olmayan hastalar, CD4
+ hücre sayıları yüksek ise, tedavi başlanmadan, belli aralıklarla bu testi tekrarlayarak takip edilir.
AIDS tedavisi sırasında sizi takip eden doktorunuz tedaviye başlama kararı aldıktan sonra çeşitli
dozlarda ilaç kullanacaksınız. Unutmamanız gereken bir nokta, bu ilaçların sizin hayatınızı
etkileyeceğidir. Kullanacağınız ilaçları düzenli bir şekilde almak ve doz atlamamak yani tedaviye
devamlılık, birincil amaçlarınızdan biri olmalıdır.
AIDS tedavinizin etkinliğini belirleyen en önemli faktör, ilaç kullanımınızdaki istikrardır. Almadığınız
her dozla, virüsün kendisini çoğaltmasına yardımcı olursunuz.
AIDS tedavisinin temel hedefi vücuttaki HIV virüs miktarını düşürmektir. Bu tedavi, sizi yıllar
boyunca hasta olmaktan koruyacaktır. Antiretroviral tedavi, gereklerine uyulduğu sürece çoğu
zaman herhangi bir büyük problem yaratmaksızın uygulanabilir.
TEDAVİ SÜRECİNE BAŞLAMA


Virüsün bulaşması vajinal, anal veya oral
korunmasız cinsel ilişki sırasında bulaşır. Tüm bulaşmaların %80-85’i bu yolla olmaktadır

CİNSEL YOLLA BULAŞMA
İNJEKSİYON VE KAN YOLUYLA BULAŞMA

Tüm bulaşmaların %5-10’u bu yolla olmaktadır. HIV hasta veya taşıyıcı anneden bebeğine gebelik,doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir.

ANNEDEN BEBEĞE BULAŞMA
HIV/AIDS günlük yaşamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı. El sıkışma, deriye dokunma,öpüşme.Yiyecekler,içecekler,çatal, kaşık,bardak,tabak.Tuvalet,duş,musluk yüzmehavuzu,deniz,sauna,hamam.Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması,kedi,köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak HIV’nin bulaşmasına neden olmaz.
HIV/AIDS VİRÜSÜNÜN BULAŞMADIĞI DURUMLAR

HIV, vücuda alındıktan 1-6 hafta içerisinde ilk çoğalma döneminde akut enfeksiyona neden olur. Bu belirtiler; Ateş (%96), Lenf bezlerinde büyüme (lenfadenopati) (%74), Farenjit (%70), Deri döküntüleri (%70), Kas veya eklem ağrısı (%54),İshal (%32),Baş ağrısı (%32),Bulantı ve kusma (%27),Karaciğer ve dalak büyümesi (%14),Pamukçuk (%12). Şüpheli bir temas sonrasında erken teşhis koyabilmek için HIV testi yaptırılması önem arz etmektedir.


Virüsün sağlık çalışanları içinde risk oluşturmaktadır. En sık bulaşma yolu ise iğne ile yaralanmadır.%17.8 si kullanım sırasında, %69.6 sı kullanım sonrasında, %13,2 sı atım sırasında gerçekleşir.

SAĞLIK ÇALIŞANLARIN BULAŞMA
HAZIRLAYANLAR
GÖKHAN GÜÇLÜ
CANAN DOĞAN
VELAT CEMİL TATLI
UFUK EKİNCİ
HIV bağışıklık sistemini zayıflattığından enfekte bir kişide azalmış bağışıklıktan faydalananvirüsler,kanserler ve çeşitli fırsatçı hastalıklara çok duyarlı hale getirir.Bunlara örnek olarak;
Tüberküloz (TB) :
HIV ile ilişkili en sık görülen fırsatçı enfeksiyondur.
Salmonellosis :
Gıda zehirlenmesi olarak da bilinir. Kontamine yiyecek veya içecek yoluyla kapılan bir bakteriyel enfeksiyondur.
Sitomegalovirüs (CMV) :
Tükürük, kan, idrar, meni ve anne sütüyle bulaşan bir herpes virüsüdür.
Kandidiasis:
Pamukçuk olarak da bilinen buenfeksiyon ağız ve boğazı veya etkileyebilir
Toksoplazmosis:
Bu parazit enfeksiyonu sıklıkla kediler veya kontamine su veya et yoluyla bulaşır.
Erime Sendromu, Nörolojik Komplikasyonlar Ve Lenfoma Kanseri.

HIV/AIDS KOMPLİKASYONLARI
HIV/AIDS BULAŞTIKTAN SONRAKİ BELİRTİLER
HIV ' İN EVRELERİ


AKUT PRİMER ENFEKSİYON
KLİNİK LATENT ENFEKSİYON
SEMPTOMATİK HIV ENFEKSİYONU
HIV' DEN AIDS 'E İLERLEME

TEŞEKKÜRLER...
AIDS NEDİR??
Full transcript