Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Türkiyedeki Demokratikleşme Hareketleri

No description
by

Tolga Yasar

on 24 April 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Türkiyedeki Demokratikleşme Hareketleri

Cumhuriyet Sonrası Demokratiklesme Hareketleri Sened-i İttifak
Sened-i İttifak, (29 Eylül 1808) Osmanlı Sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa'nın Rumeli ve Anadolu ayanlarını İstanbul'da toplayarak yapmış olduğu anayasal bazı vasıflarını içeren bir antlaşmadır.

Anayasa hukukçuları Türk tarihindeki ilk anayasal belge olarak genellikle Sened-i İttifak’ı kabul ederler ve Türkiye’deki anayasacılık hareketlerini bununla başlatırlar. “Devlet iktidarını sınırlandırmayı maksad edinen bir girişim olarak” bu belgeyi İngiliz Magna Carta’sına benzetenler de vardır.[1] Ancak Shaw ve Berkes gibi birçok önemli tarihçi Türkiye'de anayasal düzenin ve demokrasinin tarihi gelişiminde Sened-i İttifak'ın iddia edildiği kadar mühim bir rol oynamadığını belirtmektedir İkinci Meşrutiyet
İkinci Meşrutiyet, Osmanlı Anayasası'nın, 29 yıl askıda kaldıktan sonra, 24 Temmuz 1908'de yeniden ilân edilmesiyle başlayan ve 5 Kasım 1922'de Osmanlı Devleti'nin tasfiyesiyle sona eren dönemdir. Birinci Meşrutiyet resmen hiç sona ermemiş ve anayasa değişmemiş olduğu için, bazı tarihçiler tarafından, bir tek Meşrutiyet döneminin ikinci faslı olarak da değerlendirilir.

Toplam 14 yıl süren bu dönemde, parlamenter demokrasi, seçim, siyasi parti, askeri darbe ve diktatörlük olgularıyla tanışılmış, iki büyük savaş (Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı) yaşanmış ve 600 yıllık imparatorluğun dağılmasına tanık olunmuştur.

İkinci Meşrutiyetin ilânından sonra derhal seçimlere gidildi. Seçimlerin başlıca 2 partisi İttihat ve Terakki ile liberal görüşlü Ahrar Fırkası'ydı. Seçimleri İttihatçılar kazandı. Seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908'de çalışmalarına başladı 1921 anayasası ve TBMM’nin Açılışı:
Mustafa Kemal Paşa, halkın desteklediği bir meclisin gerekliliğine inanıyordu. 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM, demokratikleşme sürecinde bir dönüm noktası oldu. 1921 Anayasasıyla (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu), meclis yasama , yürütme ve yargı organlarının hepsini kendisinde topladı. Hazırlanma ve şekli yapısı, Kurtuluş Savaşı'nın olağanüstü şartlarını yansıtır ve 23 madde ile bir madde-i münfendeden oluşan 1921 Anayasası, diğer anayasalara oranla kısadır. Hâkimiyetin kayıtsız, şartsız millete ait olduğunu, yönetim usulünün hakkın mukadderatını bizzat ve bifiil idare etmesine dayanır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunun ilk şeklinde, devlet başkanlığı makamı ve TBMM’nin üstünde bir güç yoktur.
29 Ekim 1923 gün ve 364 sayılı Teşkilat kanununun bazı maddelerinin tevzihan tâdiline dair bir kanunla Cumhuriyet ilan edildi ve Cumhurbaşkanlığı makamı kondu.
Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Türkiyedeki Demokratiklsme Hareketleri Cumhuriyet Öncesi Demokratiklesme Hareketleri Tanzimât Fermânı
Tanzimât Fermânı, Gülhane Hatt-ı Şerif-î 3 Kasım 1839'da okunan Tanzimat Fermânı, Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımıdır. Sultan Abdülmecid döneminde Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur. Gülhane Parkı'nda okunması nedeniyle Gülhane Hatt-ı Şerif-î (Padişah Yazısı) veya Tanzimât-ı Hayriye (Hayırlı Düzenlemeler) olarak da anılır. Bu fermânla devlet kendisini yenilemesi gerektiğini söylemiştir. Islâhat Fermânı
Islâhat Fermânı ( Islâhat Hatt-ı Hümâyûn-û,), Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş döneminde devletin yıkılmaktan kurtarılması amacıyla; siyasî kuruluşlar, kişi hakları ve yeni kurumların kurulması konularında yapılması tasarlanan köklü değişiklikler için Sultan Abdülmecid zamanında yayımlanan fermândır. Tanzimât Dönemi'nin önde gelen devlet adamlarından biri olan Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa tarafından büyük Avrupa devletlerinin arzuları doğrultusunda hazırlanarak yürürlüğe konmuştur. Birinci Meşrutiyet
Birinci Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1876 yılında ilan edilen anayasal yönetime denir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik sorunları, 17. yüzyıldan itibaren toprak kaybetmesi ve sürekli bütçe açığı vermesiyle başladı. Avrupa devletleriyle imzalanan serbest ticaret antlaşmalarıyla ülkeye giren mallardan düşük gümrük vergileri alınıyordu. Bu hem devletin gelirlerini azaltmış hem de yerli sanayinin gerilemesine yol açmıştı. Ekonomik sıkıntıların yanı sıra, özellikle 1789 Fransız Devrimi'nin etkisiyle yayılan özgürlükçü düşünceler ve milliyetçilik akımı, Osmanlı İmparatorluğu’nu da sarstı. Balkanlar'da 19. yüzyılda bağımsızlık talebiyle ayaklanmalar çıktı. Balkanlar'da ve Ortadoğu’da çıkar çatışmaları içindeki Avrupa devletleri ile Çarlık Rusya'sı da zaman zaman bu hareketleri desteklediler. Kânûn-i Esâsî
Kânûn-i Esâsî Fransızca Loi constitutionelle çevirisi olarak kullanılan Osmanlıca terkiptir. "Temel Kanun" ya da Anayasa anlamındadır. Osmanlı Devleti'nin ilk ve son anayasası 23 Aralık 1876'da ilan edilmiş, 1878'de II. Abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 Temmuz 1908 ihtilali sonucunda yeniden yürürlüğe girmiş ve kısmen 20 Nisan 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.

1876 Kânûn-i Esâsî'si bağımsız bir İslam ülkesinde yürürlüğe giren Batılı anlamda ilk yazılı anayasadır. (1866'da tevcih edilen Mısır fermanı modern bir anayasa niteliğinde olduğu halde, Mısır bu tarihte teorik olarak bir Osmanlı vilayeti olduğu için, Osmanlı padişahı adına yayınlanmıştır.) 31 Mart Vakası
31 Mart Vakası, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Rumî Takvim'e göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır.

Amasya Genelgesi
Amasya Genelgesi Ulusal egemenliğe dayanan, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini oluşturan ilk kuruluş belgesi olması nedeniyle de Amasya Genelgesi' nin Türk tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır.
llk kez ulusal egemenlikten bahsedilmiştir. Bir ihtilal bildirisi niteliği taşımaktadır. Çünkü İstanbul Hükümeti'ni hiçe saymakta, hükümetin düşman devletlerin esiri olduğunu söylemekte ve milleti yine milletin kendisinin azmi ve kararlılığının kurtaracağını söylemektedir. Maddenin yorumu Kurtuluş Savaşı'nın amacı ve yönetim şeklinin halk tarafından yapılması ve seçilmesidir Mustafa Kemal kendisinin hazırladığı Amasya Tamimi'ni, 9. Ordu Müfettişi sıfatı ile imzalamıştır. Erzurum Kongresi
Erzurum Kongresi, 21 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum'da toplanan kurultaydır. Kongreye çoğunluğu işgal altındaki 5 doğu ili Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van'dan gelen 62 delege katılmış; 2 hafta süren kongrede alınan kararlar Kurtuluş Mücadelesi'nde izlenen çizgide önemli ölçüde belirleyici olmuştur.

Bu kongreyi Atatürk düzenlememiştir. Erzurum kongresi bölgesel bir kongre olmasına rağmen tüm ulusu etkileyecek kararlar alınmıştır

Kongreyi geçici başkan olarak Erzurum delegelerinden Hoca Raif Efendi açmış; yoklamanın ardından yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa kongre başkanlığına getirilmiştir. Sivas Kongresi
Sivas Kongresi, Mustafa Kemal'in Amasya Genelgesi'ni açıkladıktan sonra bir çağrı üzerine I. Dünya Savaşı'ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas'ta bir araya gelmesiyle, 4 Eylül 1919 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal kongredir.

Sivas Kongresi'nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti'nin kuruluşuna temel olmuştur; bu nedenle Sivas Kongresi'nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür.

Sivas Kongresi'nde, Erzurum Kongresi'nde alınan vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığıyla ilgili kararlar aynen kabul edilmiştir. 1924 Anayasası:
1924 Anayasası, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yeni ihtiyaçları karşılayacak daha ayrıntılı bir anayasaya ihtiyaç duyulmasıylaBüyük Millet Meclisi (BMM) bir komisyon oluşturdu. Komisyonun Fransa II. Cumhuriyeti ve Polonya Anayasası'ndan yararlanarak hazırladığı tasarı mecliste görüşüldü; bazı maddeleri değiştirilerek 20 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı kanunla kabul edildi.
24 anayasasına göre yasama ve yürütme TBMM’dedir. Ancak yasama yetkisini bizzat kullanan Meclis, yürütme yetkisini kendi seçtiği "icra vekilleri heyeti" eliyle kullanmakta ve heyeti her zaman denetleme ve düşürme yetkisi vardı.
Bu anayasa sadece klasik ve ferdi haklara yer vermekteydi, sosyal haklar ise yer almamıştır.
1924 Anayasası, yedi defa değişikliğe uğradı. 1961 Anayasası
1961 Anayasası, yasama organının adında bir değişiklik yapmayarak, değişiklikler daha çok meclisin iç yapısı ve yetkileriyle ilgilidir. Bu anayasaya göre TBMM, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere iki meclisli bir parlamentodur. Millet Meclisi, genel oy ile seçilen 450 milletvekilinden; Cumhuriyet Senatosu, genel oyla seçilen 150 üyeden ve cumhurbaşkanı tarafından seçilen 15 üye ile tabii üyelerden meydana gelmektedir. yürütme organı ise Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulu’dur. Bakanlar Kurulu, Millet Meclisinden güvenoyu almak zorundadır. Hükûmetin kuruluş şeması parlâmenter hükûmet sistemine uygundur.Yargı yetkisi ise, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Bu anayasa, klasik ve sosyal hakların uzun bir listesini vermekte ve özgürlükçü ve demokratik yaklaşımları benimsemektedir. İlk kez Sosyal adaletin gerçekleşmesi için sendika kurma, grev, toplu sözleşme hakları kabul edildi. Anayasanın yeniliklerinden bir diğeri de, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel nitelikleri arasına "sosyal devlet" kavramını eklemesidir.


1982 ANAYASASI
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1982 Anayasası olarak da bilinen anayasa, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1982'den bu yana geçerli olan anayasasıdır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında askeri yönetimi emriyle danışma meclisi tarafından hazırlanmış ve 18 Ekim 1982 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Egemenlik, kayıtsız şartsız Türk milletinindir ve bu egemenlik haklarının kullanım yetkileri bu Anayasaya bağlı olmak kaydı ile [4]. kuvvetler ayrılığı ilkesi çerçevesinde kesin çizgilerle olmasa da yatay mânâda bir denklik yaratılarak yasama, yürütme ve yargı arasında paylaştırılmıştır.

Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

Yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM'nindir ve bu yetki devredilemez. [5] Yasama kısmında 1961 sisteminin getirdiği çift kanatlı meclis sistemi terk edilmiş, meclis tek çatı altında birleştirilmiştir.

Yürütme yetkisi ise, aynı zamanda devletin başı olan Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu'na verilmiştir.

Yargı yetkisi ise yine Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.


Full transcript