Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Costa v ENEL

No description
by

Emre Çağlıyan

on 25 December 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Costa v ENEL

Costa v ENEL
Bunun üzerine
İtalyan avukat
, üye devletlerin ticari amaçlı tekeller kuramayacağı gerekçesiyle davaya konu olan durumun kurucu anlasmalara aykırı olduğunu iddia etmiştir. Davaya konu olan uyuşmazlık öncelikle İtalya ulusal mahkemesinde görüşülmüş ve iki hukuk arasında kalınmıştır. (İtalyanın kendi ulusal hukuku ve AB hukuku ).
Ön karar usulüyle

yerel mahkeme konuyu adalet divanına danışmıştır.
Mercilerin çözümü
Adalet Divanı;
kanunların uygulunmasında öncelik sırasına ilişkin olarak kurucu anlaşma ile sonraki tarihli bir ulusal hukukun çatışması halinde
AB hukuku öncelikle
uygulanır ifadesinin altını çizerek, üye devletlerin egemenliklerini devrettikleri alanlarda AB hukukuna aykırı düzenleme yapamazlar sonucuna ulaşmıştır.
İtalya kendi ulusal kanunu ile yapmış olduğu bir düzenlemeyle elektrik dağıtımı görevini İtalyan elektrik dağıtım şirketi olan E.N.E.L.‘e verir. İtalyan avukatın bahsi geçen İtalyan şirkete ait faturayı ödememesi sebebiyle kendisine dava açılmıştır.

1.
Üye devletler, onlar tarafından kurulmuş bir Topluluğa kesinlikle egemenlik haklarını devretmişlerdir. Topluluk kavramı ile bağdaşmayan tek taraflı tedbirler yoluyla bu süreci daha
sonra geriye çeviremezler.

!
‘Costa – ENEL’ davasında
, Divan, Topluluk
hukuku ile ulusal hukuk arasındaki ilişki
açısından iki önemli tespitte bulunmuştur:

Burada, Bay Costa, İtalya’da elektrik üretimi ve dağıtımının devletleştirilmesine ve eski elektrik şirketlerinin işletme haklarının yeni kamu kuruluşu olan ENEL’e verilmesine karşı bir dava açmıştır.

Buradaki iç hukuk normu idari, kazaai hatta anayasal düzeyde olabilir, divan ilk olarak iç anayasal düzenlemelerin topluluk hukukunu etkisiz kılmak için kullanılamayacağını ve böyle bir eylemin topluluk kamu düzenine aykırı olacağını ifade etmiştir .
KARARA KONU OLAN OLAY
2.
Hiçbir üye devletin,
Topluluk çapında yeknesak ve genel bir tarzda geçerli bir sistem olarak
Topluluk hukukunun statüsünü sorgulayamayacağı, Antlaşmanın bir ilkesidir

Hukuki önemi
İlk defa Cost v ENEL davasında Luxembourg mahkemesi,
topluluk hukukunun üye devletlerin iç hukukuna üstünlüğünü
prensibini ortaya koymuştur. AB hukukunun en önemli prensiplerinden biri olan
supremacy
bu davada ortaya çıkmıştır.
Mahkeme kararın gerekçesi
Andlaşmadan doğan hukuka niteliği ne olursa olsun bir iç hukuk metnin yargısal olarak karşı gelemeyeceği aksi takdirde bizatihi topluluğunun hukuki temelinin yıkılacağı açıkça belirtilmiştir. Bu şu anlama gelmektedir,
topluluk hukukunun iç hukuk karşısında üstünlüğü her bakımdan geçerlidir.
Hatta bu kararı destekleyici bir baksa karar olan,İNTERNATİONALE HANDELSGESELLSCHAFT davasında divan bir anayasal yapının prensiplerinin topluluğun bir işleminin geçerliliğini etkileyemeyeceğine karar vermiştir.
AB’nin Üye-Devlet Egemenliğine Etkisi
Avrupa Topluluğu Mahkemesi’nin Van Gend en Loos kararı ile başlayan Topluluk hukukunun doğrudan etkililiği ve Costa v. Enel kararı ile başlayan Topluluk hukukunun
üstünlüğü tezleri üye devletlerin egemenliklerinin sınırlanmış olduğunu göstermektedir.

Egemenliği kullanan milli organlar doğrudan etkili Topluluk işlemlerini iç hukukunu bir tarafa
bırakarak uygulamak zorundadır. Topluluğun bu yetkileri sınırlı alandadır, diğer bir deyişle
sınırlanmış bir alanda egemenlik yetkileri devredilmiştir.

Topluluğun bir konuda münhasır yetki sahibi olması durumunda, Topluluk organları Antlaşmalarla öngörülen usullere göre bağımsız karar alma yetkisine sahip olmakta ve üye devletler aynı konuda sadece Topluluk işlemlerine uygun düzenlemeler yapabilmekte, Topluluk işlemlerine aykırı işlemler yapamamaktadır.



Diğer bir deyişle Topluluğun
münhasır yetki alanına
giren konularda, üye devletlerin tek başlarına veya diğer üye devletlerle birlikte, Topluluk organlarının iradesine aykırı şekilde
işlem yapma hakları yoktur.


Bu yetki devri gerek iç egemenlik gerekse dış egemenlik bakımından
sınırlama
getirir. Topluluğun münhasır yetki alanında üye devletin iç hukukuna yönelik işlemleri kadar uluslararası andlaşma yapma gibi dış egemenliği ilgilendiren yetkilerinde de sınırlama olur.


Genel olarak Topluluk amaçları kapsamında olduğu halde Topluluğun mevcut
münhasır yetkilerine dahil olmayan
alanlarda, üye devletler Topluluk organlarının yanı sıra tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Bu alan üye devletlerle Topluluk arasında
paylaşılmış yetki alanıdır
. Paylaşılmış yetki alanında üye devletlerin yetkisi esastır, diğer bir deyişle Topluluğun yetkileri ikincildir.


Topluluk ancak ikincillik ilkesinin getirdiği koşullar
gerçekleştiği takdirde ve orantılılık ilkesiyle sınırlı bir biçimde yetkilerini kullanabilir.


Kararın önemi
Yasalar arasında bir çatışma olduğunda, Topluluk hukukuna aykırı olan ulusal yasa geçerli olmaktan çıkar ve Topluluk hukukuyla uyumlu olmadıkça hiçbir yeni ulusal mevzuat konulamaz. Divan, o zamandan beri, bu saptamayı devamlı olarak savunmuş ve hattâ onu bir açıdan daha da geliştirmiştir.
‘Costa’ davasındaki karar
, sadece, Topluluk hukukunun olağan ulusal yasalar üzerinde üstünlüğü sorunuyla ilgiliyken, Divan, üstünlük ilkesini, Topluluk hukuku ile ulusal anayasa hukuku arasındaki ilişki bakımından da teyit etti. Başlangıçta tereddüt ettikten sonra, ulusal mahkemeler ATAD’ın yorumunu ilke olarak kabul ettiler.
Sonuç ve değerlendirme
Bundan çıkan sonuç şudur: Antlaşmalarda öngörülen yetkilere uygun olarak çıkarılmış olan
Topluluk hukuku, üye devletlerin ona aykırı herhangi bir mevzuatı üzerinde önceliğe sahiptir
.
Topluluk hukuku, daha eski olan ulusal hukuktan üstün olmakla kalmaz, aynı zamanda, daha
sonra kabul edilen yasalar üzerinde sınırlayıcı bir etkiye de sahiptir.
Sonuç ve değerlendirme II
En sonunda, ‘Costa ve ENEL’ davasında verdiği kararda, Divan, İtalyan elektrik sektörünün devletleştirilmesini sorgulamadı, fakat
Topluluk hukukunun ulusal hukuk üzerindeki üstünlüğünü
hayli belirgin bir şekilde tesis etti.
Nihayet belirtmek gerekirki bazı istisnai örnekler dışında (1917 devrimini izleyen yıllarda SSCB nin veya faşist İtalyanın ve Nazi Almanyasının durumu böyledir)
bütün devletler uluslar arası hukunun üstünlüğü ve onun bağlayıcı niteliğini tanımaktadır.
Özetle uluslar arası hukukunun iç hukuka üstünlüğü ilkesi, uluslar arası hukukun sadece olağan kanunlara değil aynı zamanda anayasal kanunlara da üstün geldiği anlamına gelmektedir.
Bu ilke hakemlik ve yargı pratiği tarafından teyid edilmiştir. O halde anayasayı değiştirme iktidarı
(talikurucu iktidar)
tarafından kabul edilen anayasal kanunlar uluslar arası hukuk normlarına uygun olmak zorundadır.
ULUSLARASI HUKUK ALANINDA GETİRİLEN ELEŞTİRİLER
Konu
uluslar arası hukukun iç hukuka üstünlüğü prensibinin
doğal uzantısı olup , bununla birlikte kaçınılmaz olarak uluslar arası hukuk normlarının anayasa normlarına üstünlüğü prensibi de kabul edilmelidir. Çünkü anayasal normlar iç hukukun tepesinde bulunsalar bile onun parçasıdırlar.
Bu durumda uluslar arası hukukun iç hukuk karşısındaki üstünlüğü sorunu, eğer düalist anlayış kabul edilirse, ortaya çıkmaz bile, zira bu anlayışta
iç hukuk ve dış hukuk eşit , bağımsız ve ayrı iki sistem oluştururlar
.

Bahsi geçen sorun sadece monist anlayış kabul edilirse ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte monist anlayış taraftarlarıda bu konuda kendi içlerinde ayrılmaktadırlar.
Monist doktrinin bir kısmı iç hukukunun üstünlüğü, bir kısmı ise uluslar arası hukukun üstünlüğünü kabul etmektedirler.

Teşekkür ederim! :)

1. Osman DÜZEL, "Türkiye'nin Avrupa Birliği Üyeliği ve Türk Hukuk Sistemi”, Uzmanlık Tezi. Ulusal Program Dairesi, Ankara, 2004.
2. Kemal Gözler, “Anayasa Normlarının Geçerliği Sorunu”, Ekin Kitabevi, 1999.
3. Sibel İNCEOĞLU, “Türkiye: AB’nin Yetkileri Karşısında Nasıl Bir Egemenlik Anlayışı”, http://www.anayasa.gov.tr/files/pdf/anayasa_yargisi/anyarg22/sibel.pdf
4. Güloren TEKİNALP – Ünal TEKİNALP”, Avrupa Birliği Hukuku, Beta yayınları, İstanbul, 2000.
Kaynakça
Full transcript