Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

RÖNESANS DÖNEMI SANATÇILARI VE ESERLERI

No description
by

Derya Çelik

on 25 January 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of RÖNESANS DÖNEMI SANATÇILARI VE ESERLERI

RÖNESANS DÖNEMI SANATÇILARI VE ESERLERI
Sandro Botticelli (1445-1510)
Botticelli, Rönesans resim sanatının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Kendisini deliliğin sınırına sürükleyen kaygısı, sanatına yön vermiş, uçucu ve coşkulu figürler çizmiştir. Ayrıca hastalık derecesine varan zerafet duygusu eserlerine, kendine özgü şiirimsi bir hava verirken Yapıtlarında hareket ve duruşun inceliği, ince uzun bedenli, uzun boyunlu ve yüzünde ciddi bir ifade taşıyan kadınların zarifliği zengin bir doku olurmaktadır.
Michelangelo Buonarroti
(1475-1564)
Italyan Rönesans Dönemi ressamı, heykeltraş, mimar ve şairidir. Resimlerinden çok heykeltraşlığı ile ünlenmiştir.
Anıt mezarları, mimarideki tasarımları ve yaptığı tüm eserler Michelangelo'yu diğer Rönesans sanatçılarından ayırmıştır. Resimde, heykelde ve mimari deki mükemmeliyetçiliği ondan sonra gelen sanatçılar için hep örnek olmuş ve olmaya devam edecektir.

Leonardo da Vinci (1452-1519)
Rönesans dönemi; mimarı, mühendisi, mucidi, matematikçisi, anatomisti, müzisyeni, heykeltıraşı ve ressamıdır. Leonardo da Vinci'nin en tanınmış eserleri; ''Mona Lisa'' ve ''Son Yemek‘' tir. Rönesans sanatını doruğuna ulaştırmış, yalnız sanatsal çalışmalarıyla değil, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından biridir

Sanat ve Tasarım - Bani Ilişkisi
Son Akşam Yemegi
(1495-14987
Leonardo Da Vinci'nin “Mona Lisa”dan sonraki en ünlü eseri olan “Son Yemek'' ya da ''Son Akşam Yemeği”, 15. yüzyılda, Duke Lodovico Sforza'nın isteği üzerine Milano yakınlarındaki Santa Maria Dele Grazie'nin duvarına yapılan fresktir. “Altın Oran”ın başarıyla kullanıldığı bu freskte; Hz. Isa, "son akşam yemeği"nde havarilerine, içlerinden birinin ona ihanet edeciğini açıklamıştır ve bu açıklama sonrası havariler arasındaki korku ve şaşkınlık yansıtılmıştır.
Son Akşam Yemegi
Mona Lisa (1503-1507)
Mona Lisa
Leonardo, bu portrede özellikle ağız ve göz köşelerini bir loşluğa daldırarak belirsiz bırakmıştır. Bu nedenle, “Mona Lisa”nın nasıl bir ruh haliyle bize baktığından tam olarak emin olunamamaktadır. Yüzündeki ifade, her defasında elimizden kaçıyormuş gibidir. Tablo dikkatle gözlemlendiğinde, iki yarısının birbirine simetrik olmadığı fark edilir. Bu durum, en belirgin biçimde arka plandaki düşsel doğa görünümünde göze çarpmaktadır. Soldaki ufuk çizgisi, sağa göre daha alçakta gibidir. Bu yüzden, tablonun sol tarafına odaklanıldığında kadın daha uzun boylu ve dik görünmektedir. Yüz de odaklanılan yere göre değişmektedir. Çünkü yüzün her iki tarafı, birbirine eşit değildir. Leonardo, imgelerin bu ilk yaratıcılarının düş ve korkularından bazılarının gerçekleşebileceğini göstermiştir.

Bahar Alegorisi (1482)
Sandro Botticelli’nin Bahar Alagorisi isimli bu tablosu alışılageldik Hristiyan dini temalı dönem resimlerine göre mitolojik figürler içermesi açısından farklılık gösterir. Eserin içinde birbirine göre farklı duruşlar sergileyen ve birbirlerini doğrudan tamamlayan birkaç ayrı figür bulunmaktadır. Figürler doğrudan temas ve iletişim halinde olmamasına rağmen sergiledikleri hareketler ve temsil ettikleri açısından değerlendirildiklerinde bir bütünlük oluşturmaktadır..
Bahar Alegorisi
Venüs'ün Doguşu (1482)
Venüs'ün Doguşu
Venüs’ün doğuşu öyküsü, tanrısal güzellik bildirisini yeryüzüne getiren gizemin sembolüdür. Botticelli , bu mitoloji öyküsünü resminde değerince betimlemeye çalışmaktadır. Tabloda; Venüs’ün gül yağmuru ortasında rüzgar tanrıları tarafından kıyıya uçurulan bir deniz kabuğu üzerinde denizden çıkışını anlatılmaktadır. Venüs karaya ayak basmak üzereyken, Hora’lar ya da Nympha’lardan biri erguvan kırmızısı pelerinle onu karşılamaktadır.
Adem’in Yaratılışı
Michelangelo’nun en önemli eserlerinden biri olan Adem’in Yaratılışı, yaratılış efsanesindeki büyük ayrılmayı ve birbirine yalnızca parmak ucu kadar yakın ama bir o kadar ayrı düşmüş olan Tanrı ve Adem’in hikayesini konu almaktadır. Hıristiyanlıkta Tanrı’nın Adem’e hayat üflemesinin betimlendiği sahnede, birbirine değen işaret parmakları, Tanrı’nın Adem’i kendi suretinden yarattığına gönderme yapmaktadır. Freskte Tanrı, kıvrımlanan bir elbiseye bürünmüş yaşlı ve sakallı bir adam olarak resmedilirken, sol tarafta yer alan Adem çıplak olarak resmedilmiştir. Tanrı'nın sağ kolu, parmağından yaşam kıvılcımını vermek üzere Adem'in parmağına doğru uzanmış; benzer şekilde, Adem'in sol kolu Tanrı'nın duruşu gibi ileriye doğru uzanmaktadır. Ancak Adem'in parmağıyla Tanrı'nın parmağı birbirine değmemektedir
Michelangelo’nun sanatta yarattığı mucizelerden birisi, tüm sahneyi kutsal elin davranışına odaklanması ve bu davranışın rahatlığı ve gücünde. "gücü her şeye yetme’’ düşüncesini gösteriyor.
Adem'in Yaratılışı
Pieta 1498
Fransız Piskopos Jean Bilheres, Pietà’yı, San Pietro'daki mezarı için sipariş etmiştir.
Pietà, kucağında ölü Isa Mesih’i tutan Meryem Ana heykelidir.
Heykel, Isa'nın çarmıhtan indirildiği anı canlandırır.  Hristiyan inancına uygun olarak, Tanrı'nın oğlunun cansız bedeni artık annesinin kollarında yatmaktadır. Meryem, Isa'nın bedenini sağ eliyle güçlü bir biçimde kavrarken, sol eliyle de naaşı izleyiciye sunmakta ve herkesi Isa'ya saygıya davet etmektedir. Meryem bunu yaparken gözlerini yere indirmiş, böylelikle müminlerin yüzlerine doğrudan bakmak istemediğini göstermiştir.
Pieta
Michelangelo heykel grubunun en zorlu problemini, yani dik oturan Madonna figürüyle kucağında boylu boyunca yatan Isa'yı kapalı grup halinde işleme görevini çok ustaca çözmüştür. Isa'nın bedeni, hemen hemen tamamıyla Meryem'in dış hatlarının içinde kalacak şekilde yatmaktadır. Michelangelo böylece yalnız son derece şık bir kompozisyon oluşturmakla kalmamış, anneyle oğul arasındaki yakın bağı da vurgulamıştır.
Meryem'in elleri hem naaşa sıkı sıkıya kenetlenmiş, hem de onu bir bakıma özgür bırakmış, daha doğrusu ölüyü izleyiciye göstermek isteiştir.
Isa'nın neredeyse tümüyle çıplak, güzel hatlı bedeni Meryem'in ağır kıvrımlarla dökümlenen elbisesinin üzerine uzanmıştır.
Meryem'in atıl vücudu toprakla bütünleşmiş izlenimi verirken, Mesih sadece sağ ayağının ucuyla yere değmektedir

Pieta
Davud Heykeli (1501-1504)
Davud Heykeli, Michelangelo’nun Pieta ile birlikte en iyi heykellerinden biridir. Rönesans heykel sanatının bir başyapıtı kabul edilmektedir. Eser, Hz. Davut’un Golyat’a saldırmaya karar verdiği anı simgelemektedir. 5,17 metre yüksekliğindeki mermer heykel Floransa’nın bir sembolü niteliğindedir.
Figürün omzunun üzerinde dikkat çeken sapanın yanısıra figürde neredeyse mükemmel"‘insan oranı" betimlenmiştir. Michelangelo’nun Davut heykeli erkek insan form bilgisi esas alınarak disegno sanatsal disiplini ile temellendirilmiştir. Bu disipline göre heykel en iyi sanat şekli olarak ortaya konmuştur, çünkü ilahi yaratılışı taklit etmektedir. Michelangelo bu disipline olan bağlılığını şu davranış şekliyle ortaya koymuştur: Sanki Davut onun çalıştığı mermer bloğun zaten içindedir ve onu dışarıya çıkarmak ister. (Aynı insan ruhunun bedenin derinliklerinde bulunduğuna olan genel inanç gibi).
Esasında gerçek insan oranları gözetildiğinde herkelin oranları oldukça farklıdır. Baş ve üst-vücut, alt-vücut oranlarına göre daha büyüktür. Kimileri bunu maniyerist stile dayandırsa da, en kabul görmüş açıklama heykelin bir kilise cephesine veya yüksek bir kaidenin üzerine oturtulma amacıyla hazırlanmış olması ve bu şekilde bir açıdan bakıldığında oranların doğru görülecek olmasıdır.
Davud Heykeli
El Greco (1541-1614)
Ispanyol Rönesansı dönemi ressamı, heykeltıraş ve mimarıdır.
El Greco, adını alan, ünlü Giritli ressam Domenikos Theotokopoulos'un, Maniyerizmin geniş çapa etkisinde kalarak, kendine özgü bir üslubu vardır. Yukarı doğru uzayan figürler gizemli bir ışık eşliğinde, adeta bi alevmişçesine göğe doğru yükselirler. Yapıtlarında ileriki yıllarda gelecek olan sanatı anımsatan bir dinamizm vardır.
Kont Orgaz'ın Gömülmesi (1586-1588)
Aziz Mauritius un Şehit Edilmesi nin başarısızlığının arkasından gelmekle birlikte, bu tuvalde de tam bir teslimiyet resmedilmemiştir. Resimde,Toledo'daki havaya çok uyan bir bileşimle, yeryüzü ve gökyüzü dünyalarının iç içe geçişi ifade edilmektedir. Ressam son derece kısıtlı bir malzemeyle, kıpır kıpır ve renkli bir tanrısal evrenin alttaki cemaatle birleştiği mistik bir görüntü oluşturmakta ancak, siyah-beyaz bir çizgiye indirgenen topluluktaki adamların farklı yüzleri, bu çizgiyi kıramamaktadır
"Kont Orgaz’ın Gömülmesi” bir Toledo efsanesini dile getirmektedir. Iki aziz, cesedi mezara koyarken, en üstte ve resmin ekseninde Isa oturmaktadır. O'nun biraz aşağısında Meryem ve Vaftizci Yahya Orgaz’ın ruhu için dua etmektedirler. Figürlerin yukarı doğru uzamışçasına betimlendiği görülüyor ve ışıksı bir beyazlık resme egemen durumdadır. Her iki husus da El Greco’ya özgü özelliklerdir. Cenazenin arkasındaki kalabalık zamanın Ispanyol aristokrasisinden oluşmaktadır. Ön plandaki iki azizin ölünün üzerine eğilmiş olmaları, Meryem ve Vaftizci Yahya’nın öne eğik durumlarıyla denge kurulmaktadır.
Kont Orgaz'ın Gömülmesi
Raffaello Santi (1483-1520)
Rönesans Döneminin Da Vinci ve Michelangelo ile beraber en meşhur ressamıdır. Ilk resim derslerini kendisi gibi ressam olan babasından ve ressam Perugino‘dan aldı. Daha sonra Floransa'ya gidip Leonardo ve Michelangelo'nun çalışmalarını yakından izleme fırsatı buldu. Ardından, Foligno Madonnasi, Aziz Sixtus Madonnasi ve iskemleli Meryem gibi eşsiz eserler bırakmıştır.
Atina Okulu (1509-1510)
Vatikan’daki ünlü fresco “The School of Athens” (Atina Okulu), antik çağ filozoflarının hepsini aynı çatı altında yüce bir yapıda resmeder. Batı sanatında ilk kez çok farklı görüşlere sahip filozoflar hepsi bir arada, büyük bir uyum içinde, hayali bir zaman ve hayali bir mekanda tasvir edilmişlerdir.
Her ne kadar Atina Okulu dense de, Atina dışından düşünürler de bu tabloda yer alır.
Sanatçı; böylesine muhteşem bir mimari yapı içerisinde neredeyse dini bir deneyim derecesinde kutsal bir atmosferde resmedilen, hayatın anlamını bulup anlatmak için çalışan bu insanların nasıl kutsallık derecesinde önemli figürler olduğunu ortaya koymaktadır
Atina Okulu
Resimde genel olarak mutluluk ve huzur hakimdir. Pek çok figürün bir arada kullanıldığı kalabalık olması gereken bir ortam, büyük bir sadelik içinde huzur veren bir atmosfere dönüştürülmüştür. Genel olarak hocalar, öğrencileri, ve izleyenlerin yer aldığı çok iyi bir kompozisyon olduğu düşünülebilir. Bir kaç izole figürün haricinde figürler genel olarak iletişim halindedir. Bu izole figürlerden biri Michelangelo şeklinde resmedilmiş olan Diogenes (The Cynic)’dir. Resimde odak noktasında yer alan, en önemli iki figür Plato ve Aristotle’dır. Her iki figür de çok kendine güvenli ve gösterişli biçimde resmedilmiştir.
Bu resmi yaptığında Raphael 27 yaşındaydı, Urbino şehrinden henüz gelmişti ve Papa’nın mimarı tarafından Papa’ya (Papa II. Julius) tavsiye edilmişti. Julius kütüphanesinin duvarına fresco yapması istenmişti Raphael’den önce, antik gelenekte kütüphane duvarları şairlerin portleri ile süslenirdi. Bu geleneği çok iyi bilen Raphael aynı tarzda bir yaklaşım getirmek istemişti.
Atina Okulu
dinldiğiniz için
TEŞEKÜRLER
Öğretim üyesi: Prof. Dr. Ali BORAN
HAzırlayan: Derya çelik
Full transcript