Loading presentation...
Prezi is an interactive zooming presentation

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

SERVET-İ FÜNÛN (EDEBİYAT-I CEDİDE) EDEBİYATINDA ŞİİR

No description
by

Özkan Kurnaz

on 25 December 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of SERVET-İ FÜNÛN (EDEBİYAT-I CEDİDE) EDEBİYATINDA ŞİİR

ÖZKAN KURNAZ 11-B 179
Şiirin konusunu genişletirler. Ferdî duygu ve hayâllerin yanı sıra, aşk ve tabiat başlıca temalar arasındadır. Hayâl-hakikat çatışması şiirde dikkat çekici boyutlardadır.
Servet-i Fünun Şiiri Biçim Özellikleri
NAZIM BİRİMİ
. En küçük nazım birimi dizedir. Tanzimatçılar ise Divan edebiyatı nazım birimi olan beyti kullanmışlardır.
ÖLÇÜ
.Ölçü yine aruz ölçüsüdür. Aruzu Türkçe'ye başarıyla uygulamışlardır.
.Hece ölçüsü yalnızca Tevfik Fikret'in çocuk şiirlerinde kullanılmıştır.
UYAK TÜRÜ
. Uyak anlayışı değişmiş "göz uyağı" yerine "kulak uyağı" anlayışı benimsenmiştir.
DİL ve ÜSLUP

. Dil son derece ağır ve süslüdür. Dile, Arapça Farsça ve Fransızcadan yeni sözcük tamlama ve terkipler aktarmışlar; dile o güne değin hiç duyulmamış ve kendi uydurdukları tamlamalar ekleyerek anlaşılması olanaksız yapay bir şiir dili yaratmışlardır.
NAZIM ŞEKİLLERİ
. Nazım şekillerinde pek çok değişiklik yapılmıştır.
. Divan edebiyatı nazım şekilleri tamamıyla terk edilmiş; Batı edebiyatının "sone" ve "terzarima" biçimleri ile "serbest müstezat" ve "karma" nazım biçimleri kullanılmıştır.
. "Mensur şiir" örneklerine ilk kez bu dönemde rastlanmaktadır.
SERVET-İ FÜNÛN (EDEBİYAT-I CEDİDE) EDEBİYATINDA ŞİİR
Abdülhak Hamit'in şekilde yaptığı yeniliği daha da genişletirler.Fransız şiirinden "sone" ve "terzarima" gibi nazım türlerini alırlar. Müstezad (serbest nazım)ı, yaygın ölçüde kullanırlar. Kalıplaşmış vezinlerin dışına çıkarlar.
Türk şiiri nazım şekilleri bakımında modernleşir. Türkçeyi aruza uygularlar.Tevfik Fikret oldukça başarı sağlar. Aruzun bütün kalıpları müstezat için denenir, büyük ilgi görür.

Romantizmden sembolizme kadar açılan şairler, yeni bir duyuş, hayâl kuruş, yeni bil zevk ve estetik getirmişlerdir. Beğendikleri birçok hayâlleri şiire sokarlar.
Şiir dilinde Arapça, Farsça kelime ve tamlamalar vardır. Sanatkârane bir üslûp peşindedirler.
Servet-i Fünun şiiri, II. Meşrutiyet'in ilanıyla (1908) sosyal meselelere yönelir.
Şiirin yenileşmesinde nazım şekli önemli bir rol oynar; şiir nazım şekli bakımından zenginlik kazanır.
Şiirde ahengi yaratmada aruz vezninden yararlanılır. Konunun yapısına uygun, aruzun değişik kalıpları kullanılır. Ahenk endişesiyle aynı şiirde değişik vezinlere yer verirler.(Cenap Sahabettin)
Kafiye göz için değil, kulak içindir ilkesi benimsenir; kafiye, ahenk unsuru olarak eli alınır.
Şairler, mısra bağımsızlığı anlayışına ve ifadenin bir beyitte bitmesi geleneğine karşı koyarlar. Bütün güzelliğine önem verirler.
"Sanat için sanat" ilkesi benimsenmiştir.
Sembolizmin etkisinde kalınmıştır.
Siyasal ortamın da etkisi ile toplumsal konular ele alınmamıştır.
En çok işlenen konular: günlük yaşam, aşk, doğa görüntüleri, karamsarlık, düş kırıklıkları, ölüm.
Nazım nesre yaklaştırılmıştır.
Konu birliğine bütün güzelliğine önem verilmiştir.
Konu ile vezin arasında ahenk ilgisi aranmıştır.
Şiirde musikiye önem verilmiştir.
Hayata karamsar bakmaları ve derin bir melankoli içinde kıvranmaları şiirlerine yansımıştır.
Yalnızca Tevfik Fikret "toplum için sanat" ilkesine bağlı, sosyal içerikli şiirler yazmıştır.
Servet-i Fünun Şiiri İçerik Özellikleri
Servet-i Fünun hareketinin önderi Tevfik Fikret'tir. Tevfik Fikret, edebiyatımızın batılı kimlik kazanmasında, özellikle şiirin çağdaş bir yapıya kavuşmasında büyük etkisi olan bir şairdir. Divan şiirinde anlamın beyitte tamamlanması geleneğini değiştirmiş; müstezatı, Fransız şiirindeki serbest nazma benzetecek serbest müstezat durumuna getirmiştir. Sonenin kullanımını arttırmıştır. Şiire konuşma dilinin kimi özelliklerini sokmuştur. Ancak yine de Osmanlıcadan koparmamıştır.

www.edebiyol.com/servet_i_funun_siiri.html
www.edebiyatögretmeni.net/serveti_funun_edebiyati.htm
www.turkceciler.com/serveti_funun_siiri.html
www.gurkanca.com/2012/11/tevfik-fikret-yagmur-siir-tahlili-incelemesi-aciklamasi.html

KAYNAKÇA
Dönemin önde gelen öteki şairleri Cenap Şehabettin (1870-1934), Hüseyin Siyret Özsever (1872-1959), Hüseyin Suat Yalçın (1867-1942), Ali Ekrem Bolayır (1867- 1937), Süleyman Nazif (1869-1927), Faik Ali Ozansoy (1876-1950), Celâl Sahir Erozan (1883-1935)'dır.
TEVFİK FİKRET (1867-1915): Şairin, Batılı sanat anlayışını benimsemesindeki en önemli neden lisede edebiyat öğretmeni olan Recaizade Mahmut Ekrem’den etkilenmesidir.

Sanat yaşamı iki ayrı dönem içerisinde incelenebilir. Birinci dönem Servet-i Fünun hareketinin içinde bulunduğu dönemdir. Bu dönemde “sanat sanat içindir” anlayışıyla ürünler vermesine karşın, yine de toplumsal konuların sınırını (dönemin siyasal yapısına rağmen) zorlamıştır.

İkinci dönemde ise (1901’den sonra) toplumsal konulara yönelmiş, “toplum için sanat” anlayışıyla ürünler vermiştir.
Ayrıca şair, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulayan üç büyük sanatçıdan biridir (Diğer şairler Yahya Kemal ve Mehmet Akif’tir)
Eserleri:
Rubab-ı Şikeste, Haluk’un Defteri; Şermin (Çocuklar için hece ölçüsüyle yazdığı şiirler).
Yağmur şiirinin en belirgin özelliği Servet'i Fünun edebiyatının, şiirin konusunu, nasıl genişlettiğini göstermektedir.

Kendinden önceki edebiyat anlayışlarında , mesela Tanzimat, ulvi kavramların manzumesini yazıyor, Klasik Tük Edebiyatında ise idealize edilmiş uhrevi çağrışımları olan Tasavvuf kaynaklı bir dünya anlatılıyordu. Ekrem Bey Talim-i Edebiyat isimli retorik (güzel söz söyleme,tesirli konuşma) kitabında , yeryüzündeki her şeyin şiirin konusu olabileceğini savunmuştur

Servet-i Fünuncular da Ekrem’in öğrencileri olduklarından bu görüş etrafında hemfikir olmuşlardır. Yağmur esas itibariyle bir tabiat olayıdır fakat bu şiirde ise romantik ve şiirsel bir vaka olarak verilmiştir. Şiirin atmosferi Servet-i Fünun edebiyatının genel özelliklerine, hayal-hakikat çatışmasına, karamsar dünya görüşüne uygun olarak yazılmıştır.

Şiirin ilk kelimesi 2 hece, üçüncü kelimesi ise 3 hecedir. 3.ve 4. kelimeler bir sıfat tamlamasıdır. İlk kelimeden itibaren hece sayısısın arttığı görülmektedir. Ve bu da yağmur tanelerinin, cama vuruşunun gittikçe hızlanması ile açıklanmaktadır.
Ağır ağır yağana yağmur gittikçe çoğalmış ve sel haline gelmiştir. Şair bu birikmeyi dizelerinde ağlaşır, yaklaşır,yaklaşır,yaklaşır; kelimeleri ile aliterasyon yaparak vermek istemiştir.

Şair daha sonra bakışını daha uzak noktalara çevirmiştir. Bulutlar birdenbire kararmış ve kötümser bir hava hakim olmuştur.

Bulutlar karardıkça zerrâta (zerreler) bir
Ağır , muhtazır (can çekişen) dalgalanmak gelir

Gündüz birdenbire gece yarısına benzemiş daha önce çıplak gözlerle gördüğü manzara birdenbire kaybolmuştur.

Büü bir soğuk gölge etrâfı hep
, Nümayân (görünen) olur gündüzün nısf-ı şeb. (gece yarısı)

Bu atmosferin içinde ne bir yüz ne bir pencere görünmektedir. Yalnız sokaktan, hayalet gibi başı kapalı acele ile bir çocuk geçer.
Geçer boş sokaktan hayâlet gibi,
Şitâbân (acele) ü pûşîde-ser (başı örtülü) bir sabî (çocuk)
işte bu noktada şair insanı şiire sokmaktadır ve şiirin sadece tasvirden ibaret olmadığını bize göstermektedir.
O dem leyl-i yâdımda (hatıraların gecesi), solgun, tebah, (tükenmiş)
Süü bir kadın bir ridâ-yı siyâh.(siyahörtü)

Leyl-i yâd hatıraların gecesi demektir. Şair çocuğu görerek geçmişini düşünü ve böyle bir manzarada gördüğü siyah pelerinli kadını hatırlar. Şiirin derin yapısını kavrayabilmek için bize lazım olan iki unsuru vermektedir :

1.Gece
2.Kadın

ve bir sonraki beyitte ; Saçaklarda kuşlar hâzindir bu bek!-
Susarlar , uzaktan ulur bir köpek

Uzaktan ulur bir köpek derken ise ölüm unsurunu vermektedir. Bu noktadan sonra şair o leyl-i yadında yani hatıralarının gecesinde duyduğu bir çığlığı ifade eder;
Öter gûş-ı ruhumda boş bir enîn,
Boğuk bir tezâd-ı sükûn u tanîn.
Enin çığlık demektir. Burada sessizlik ve çığlık tezadı yapılmıştır. Son bölümde ise şair yeniden tasvire dönmüştü.

Servet-i Fünun edebiyatı bir karamsarlık ve hakikatten kaçış teması üzerine kurulmuştur. Hakikat , kötü , çirkin, boğucudur. Şairler daima bu hakikatten kaçma çabası içindedirler. Hakikatten kaçan insan ise içi özler.

Bu şiirde hatıraların gecesi imgesi ile, gece dediğinde karanlık ve bir kadın dediğinde ise anne ilham edilmiştir. Şair kendi evreni anlamına gelen evi ile annesi arasında bir bağ kurar. Dış dünya kötü, kasvetlidir. İç dünya ise huzur vericidir.
Full transcript