Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

madde bağğımlılığı

No description
by

Fatma Demirci

on 2 June 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of madde bağğımlılığı

SÖZÜ GEÇENLER;
1. BAĞIMLILIK NEDİR ?
2.BAĞIMLILIK TÜRLERİ NELERDİR?
3.MADDE BAĞIMLILIĞI NEDİR?
4.BAĞIMLILIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR ?
5.BAĞIMLILIĞIN NEDENLERİ
6.MADDE BAĞIMLILIĞININ ARTMASININ NEDENLERİ ?
7.MADDENİN BİREY ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ NELERDİR?
8.NE YAPMALI ?
9.NE YAPMAMALI?
10.ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR ?
11.TEDAVİ AŞAMALARI
12.DÜNYADA BAĞIMLILIK
13.TÜRKİYEDE BAĞIMLILIK
14.TEDAVİ HİZMETİ VEREN KURUMLAR
15.MADDE BAĞIMLILIĞI VE SOSYAL HİZMET
16.VAKA ÖRNEKLERİ VE HABERLER


Genel anlamı ile bağımlılık bir nesneye, kişiye, yada bir varlığa duyulan önlenemez istek; veya bir başka iradenin güdümü altına girme durumu olarak tanımlanabilir.
BAĞIMLILIK NEDİR ?
BAĞIMLILIK ÇEŞİTLERİ
KUMAR BAĞIMLILIĞI
İNTERNET BAĞIMLILIĞI
GIDA BAĞIMLILIĞI
ADRENALİN BAĞIMLILIĞI
CİNSEL BAĞIMLILIK
MADDE BAĞIMLILIĞI
MADDE BAĞIMLILIĞI
Madde bağımlılığı, ilaç niteliğine sahip bir maddenin beyni etkilemesinden kaynaklanan, maddenin keyif verici etkilerini duyumsamak veya yokluğundan kaynaklanan huzursuzluktan sakınmak için, devamlı veya periyodik olarak madde alma arzusu ve bazı davranış bozukluklarıyla karakterize bir beyin hastalığı olarak tanımlanabilir.
Madde bağımlılığı aynı şizofreni, depresyon, epilepsi, Parkinson veya Alzheimer hastalığı gibi beynin işlevsel bozukluğu çerçevesinde ele alınması ve değerlendirilmesi gereken bir beyin hastalığıdır.
BAĞIMLILIK BELİRTİLERİ
Duygulanımında ani değişiklikler olması
Olağanın dışında saldırganlaşması
İştah kaybı
Giderek okula, spora, hobilerine karşı ilgisini kaybetmesi
Sık sık durumla uyumlu olmayan uykulu ve sersem olması
Gittikçe daha çok yalan söylemesi ve bunun gibi başka hareketlerinin olması
Evden para ve başka eşyaların kaybolması
Vücudunda, giysilerinde alışılmışın dışında lekeler, koku veya başka işaretlerin olması
FİZİKSEL belirtiler
- Bitkinlik
- Dalgınlık
- Uyuklama
- Uyku bozukluğu
- Konuşma güçlüğü
- Burun akıntısı
- Terleme
- Titreme
- Dengesizlik
- Gözde kanlanma
- Göz bebeğinde daralma
- Yüzde kızarma-soğukluk
- Kabızlık
- İshal
- Terleme ve Titreme
- Yürüme bozukluğu
- Solunum güçlüğü-ağrılar

TOPLUMSAL RUHSAL belirtiler
- Derslerdeki başarı oranı tamamen ve her derste birden düşmesi,
- Sık sık arkadaş değiştirme,
- Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme,
- Çevreyle ilişkilerden kaçınma,
- Tamamen içine kapanma,
- Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden uzak kalma,
- Zaman zaman aşırı neşe ile öfke/saldırganlık arasında gidip dalgalanmalar,
- Evde odasına kapanma,
- Kendi bakım ve temizliğine dikkat etmez hale gelme,
- Fazla para harcama,
- Okulu ya da iş eğitimini tamamen bırakma,
- Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme,
- Geleceğe dönük hiçbir adım atmak istememe,


Madde bağımlılığının oluşmasında biyolojik, psikolojik, davranışsal ve çevresel faktörler etkilidir.
Dayanıksız ve Güçsüz Bir Kişilik Yapısına Sahip Olma ve Kaygıda Kaçma
İçten Denetimli Olmaktan Çok, Dıştan Denetimli Olmak
Kendini Değersiz Algılama
Duygusal Bakımdan Olgunlaşmamış Olma
Hazza Yönelik Olma
Kötü Alışkanlıklara Sahip Arkadaş Çevresi
Bireyin Yaşadığı Yer

MADDE BAĞIMLIĞININ NEDENLERİ
MADDENİN ETKİLERİ
Uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar. Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır. Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.
Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırır.

Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
Tüm iç organların zarar görmesine ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa neden olur.
Zehirlenmelere ve bu yolla gelen ölümlere sebep olur.
Uyuşturucular, bireyin çevreye uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı giderek aileden ve çevresinden kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.
NE YAPMALI ?
Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu durumda konuşmanın yararı olmaz.
Kendinizi hazır hissetmeden onunla konuşmayın.
Açık, samimi ve inandırıcı olun, öğüt vermeyin.
Genellemeler yapmaktan kaçının.
Korkularınıza dayanarak konuşmayın.
Onu etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak” etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”), böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.
Uzman yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.
NE YAPMAMALI?


Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim çocuğum asla kullanmaz.”

Kendini ve eşini suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.”

Hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”

Öfke: “Benim böyle bir çocuğum olamaz!”

Çocuğu suçlama ve aşağılama: “Senden hiçbir
şey olmaz.”

Uç kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”
ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?


Uyuşturucu maddeler ile ilgili yaşa uygun doğru bilgilenme
Güçlü ve pozitif aile bağları
Anne-Babaların çocuklarıyla ilgili olmaları ve çocuklarının kimlerle arkadaşlık ettiğinden haberdar olmaları
Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması
Okulda başarılı olma
Okul, STK'lar ve kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bağlar
TEDAVİ AŞAMALARI
Madde kullanan ve tedavi olmak isteyen, bu konudaki problemlerine çözüm arayan kişi ve yakınları hastanelere bağlı Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (AMATEM) ile psikiyatri kliniklerine başvurarak tedavi olabilirler. Hasta ve doktor işbirliğiyle yürütülen tedavi, 2-6 hafta arasında hastanede yatarak arındırma ve bir yıl süre ile psiko-sosyal tedavi şeklinde gerçekleşmektedir. En iyi korunma yolu hiç başlamamaktır.
Bağımlılık düzelebilir ancak tam olarak iyileşmenin gerçekleşmesi için ciddi bir çaba ve zaman gerekmektedir.
Kişinin tedavi olmayı istemesi ve kendini hazır hissetmesi en önemli aşamadır.
Bu süreçte doğru iletişim ve bağımlının yaşadıklarını yakınlarıyla paylaşması önemlidir.
Bağımlılık tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklik gösterir.
Maddeyi kişinin tek başına bırakması neredeyse imkânsızdır, muhakkak uzman yardımı alınmalıdır.
DÜNYADA MADDE BAĞIMLILIĞI
MADDE KULLANIMININ ARTMASININ NEDENLERİ
Türkiye'de uyuşturucuyla mücadeleye yönelik önleme çalışmalarının yetersiz olması uyuşturucu madde kullanımının artmasında önemli bir etkendir.
Uyuşturucunun kolay ulaşılabilir olması ve piyasaya sahte, ucuz uyuşturucuların sürülmesi kullanımı arttırmaktadır.
Diğer taraftan aile ve çevre faktörleri önemli rol oynamaktadır.
Kendisini gerçekleştiremeyen, duygu ve düşüncelerini ifade etmekte zorlanan gençler daha kolay bağımlı olabilmektedir.
Tedavi Hizmeti Veren Kurumlar
MADDE BAĞIMLILIĞI VE SOSYAL HİZMET
Şema 1’de ifade edilen tüm sorunlar, ayrı ayrı ancak paralel müdahale planları gerektiren sorunlar olup, kalıcı çözümler üretilemediği takdirde madde bağımlılığının nüksetmesine olanak sağlayıcı bir sürecin başlangıcı olabilir.
BAĞIMLILIĞI ELE ALAN MODELLER
Moral model:madde kullanan birey, hem madde bağımlılığı probleminin ortaya çıkışından hem de onun çözümünden sorumlu tutulmaktadır.
Hastalık modeli: En yaygın olarak kullanılan model olmakla birlikte, bağımlılığa altta yatan bir hastalık koşulunun neden olduğu ve tıbbi müdahale olmaksızın bağımlılığın tedavi edilemeyeceğini savunur.
Ruhsal model: Adsız alkolikler tarafından temsil edilmektedir. Modele göre insanlar kendi koşulları üzerinde kişisel olarak güçsüzdürler ve sonuç olarak iyileşmenin gücüne inanmak zorundadırlar.
Biyopsikososyal model: Önleme ve bağımlılığın nüksetmesini önleme çalışmasına odaklanmaktadır. İnsanlar kişisel olarak problemin gelişiminden suçlu olarak düşünülmemektedir ve değişimi sağlamada basamakları aşmak için yardım görürler.
Aktarılan modellerin bağımlılığa bakışları analiz edildiğinde; sorunu tıbbi, psikolojik ve sosyal boyutuyla bir arada değerlendiren modelin biyopsikososyal model olduğu görülmektedir
Madde bağımlılığı sorununa yönelik olarak biyopsikososyal modelle ile birlikte vurgulanmak istenen diğer bir yaklaşım güçlendirme yaklaşımıdır.
Güçlendirme yaklaşımı; güçsüzlük kavramıyla ilgilidir. Güçsüzlük; genel toplum içinde ayrımcılığa uğrayan grupların ortak durumudur. Bireyler, özellikle ilişkilerinde kendilerini güçsüz ve çaresiz hissederler. Bu çerçevede güçlendirme; bireylerin yaşam koşullarını geliştirmeleri için kişisel güç, kişilerarası güç ya da politik gücü artırma sürecidir
Konunun aile boyutunda; bağımlılığın olumsuz etkilerini en üst düzeyde yaşayan ailelerin desteklenmesi oldukça önemli bir konudur. Onlarla gerçekleştirilecek hem bireysel hem de grup çalışmaları (paylaşım grupları, destek grupları, eğitim grupları) sorunla baş edebilme kapasitelerinin artırılmasına yardımcı
olacaktır çünkü ailenin sorunu kabullenmesi, konu hakkında bilgi sahibi olması ve destek mekanizmasının işlemesi önemli süreçlerdir.
Uygulamada görülmektedir ki; tedavi gören madde bağımlıları tedavi sonrası süreçte izlenmemekte ve bulundukları sosyal ortama doğrudan geri gönderilmektedir.
Sosyal hizmet uzmanı, tedavinin başlangıç sürecinde yapması gerektiği gibi tedavi sonrası süreçte de sosyal incelemelerini ev ziyaretleri, birey ve ailesiyle derinlemesine görüşmeler yoluyla yürütmelidir.
Psikolojik sorunları olan ya da herhangi bir madde bağımlılığı bulunan ebeveynin çocukları daha büyük risk altındadırlar
Ebeveyn-çocuk arasında bağlanma ve ilgi eksikliği (özellikle 'Baba' rolünün ev ortamında eksikliği)
Sınıfta aşırı utangaçlık ya da şiddet içeren davranışlar
Ego zayıflığı
Gelişmiş ülkelerde sigara içme hızı erkek nüfusun üçte biri ile yarısı arasında değişirken, bu oran kadınlarda erkeklerin üçte biridir. Gelişmekte olan ülkelerde erkek nüfusun %40-60’ı, kadınların %2-10’u sigara içmektedir (Aşut, 1993). Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Avrupa bölgesinde yaşayan her üç yetişkinden biri sigara içmektedir. İngiltere’de (1994) nüfusun %27’sinin, Fransa’da (1993) %29.5’inin, Almanya’da (1992) %28.8’inin, İsveç’de (1993) %23’ünün, Yunanistan’da (1994) %37’sinin sigara kullandığı tespit edilmiştir.
Günümüzde Avrupa’da en sık kullanılan madde esrardır. Esrar, Afrika ve Batı Asya’dan Avrupa’ya getirilmektedir. Ayrıca Hollanda’da da ülke içi esrar üretimi bulunmaktadır.Avrupa’da 15 yaş ve üstünde esrar kullanım oranı %3.5’tur. Yaklaşık 22 milyon kişinin esrar kullanıcısı olduğu tahmin edilmektedir.
Türkiyede Bağımlılık
Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Programı (UNDCP)'nın tahminlerine göre 2010 yılı itibariyle dünyada 180 milyon uyuşturucu bağımlısı bulunmaktadır. Avrupa'da uyuşturucunun en az kullanıldığı ülkelerden olmamıza rağmen, uyuşturucu kullanım oranı dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmaktadır.
AMATEM'e 1996 yılı içinde başvuran kişilerin %10'u yurtdışında yaşayan Türklerden oluşmaktadır. Aynı şekilde diğer tedavi kurumlarında da birçok başvuru olduğu, özellikle bu başvuruların yaz aylarında daha da yoğunlaştığı bilinmektedir .(AMATEM, 1996)
Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) tarafından 2005-2010 yıllarını kapsayan madde bağımlılığı istatistikleri şu şekildedir:
2005 yılından 2009 yılının sonuna kadar tedavi amacıyla AMATEM'e başvuran hasta sayısı yaklaşık 4 kat artmıştır.
Madde kullanmaya başlama yaşı 10-63 arasında değişmektedir. Toplamda yatarak tedavi gören hastaların % 10'unu 18 yaş altı gençler oluşturmaktadır.
6 yıllık süre içerisinde hastaların % 48'i alkol, % 28'i uyuşturucu madde, % 16'sı diğer maddeler ve % 8'i tiner gibi uçucu madde kullanımının tedavisi için başvuruda bulunmuşlardır.

İstanbul Valiliğinin 2010 yılında yaptığı bir çalışma ülkemizde uyuşturucu ile tanışma ve başlama yaşının 14'e kadar indiğini göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre sigara kullanmaya başlama yaşı 13,5, alkol kullanmaya başlama yaşı 13, uyuşturucu madde kullanmaya başlama yaşı 14'e kadar düşmüştür.
SETA (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı) tarafından hazırlanan "Türkiye’nin Gençlik Profili, 2012" isimli raporda sunulan bazı istatistikler aşağıda verilmiştir:
-Erkeklerin % 49,6’sı, kadınların % 23,1’i sigara içmektedir.
-Türkiye, kişi başına sigara tüketiminde Avrupa ülkeleri arasında ilk sıralardadır.

- 15-19 yaş aralığındaki gençlerin %24,1’i, 20-24 yaş aralığındaki gençlerin %38,8’i ve 25-29 yaş aralığındaki gençlerin %46,9’u sigara içmektedir.
-Uyuşturucu madde kullanım oranı % 6,6’dır.
- Alkol kullanım oranı % 21,7’dir.

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Kliniği
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi
Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Egebam(EGE ÜNİVERSİTESİ)
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AMATEM)

Bakırköy Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ÇEMATEM
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi
Özel Balıklı Rum Hastanesi
Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (AMATEM)
AMBAUM (AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ)
Denizli Devlet Hastanesi

Diyarbakır Devlet Hastanesi
Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi
Adana Dr.Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi
Bağımlılık Tanı ve Tedavi Merkezleri
Yeşilay
Özel Klinikler

KUMAR BAĞIMLILIĞI
İNTERNET BAĞIMLILIĞI
GIDA BAĞIMLILIĞI
ADRENALİN BAĞIMLILIĞI
CİNSEL BAĞIMLILIK
MADDE BAĞIMLILIĞI
BAĞIMLILIK ÇEŞİTLERİ
MADDE BAĞIMLILIĞI
FATMA DEMİRCİ
MELİKE GÜLKAN
TUBA KIZILBULUT

Ankara’da doğdum. 6 yaşına kadar babamı görmedim, yurtdışında çalışıyordu. Zor yaşıyorduk. Ablamla ikimiz bir yumurtayı ikiye bölüp yiyorduk. Babam gelince İstanbul’a taşındık. 13-14 yaşına kadar her şey normaldi. Sadece fazla hırslıydım, zengin olmak istiyordum. 15 yaşında arkadaş ortamında esrar kullandım. 10 sene sürdü. Sonra extacy... Tabii benim ailem fakirdi, para bulmam gerekiyordu. Önce araba kaçakçılığıyla ilgili evrak taşıma işi yaptım. Sonra kuryeliği şehirler arası kokain taşımaya kadar götürdüm. Kazandığım parayla dükkân, araba, ev aldım. 20 yaşında 1 trilyonluk servetim vardı. Ailem hepsinden habersiz, Eskişehir’de üniversite okuduğumu zannediyordu. Altı-yedi yıl önce bir akşam arkadaşlarla Reina’ya gittik. Orada tanıştığımız kadınlarla Üsküdar’da bir villaya kapandık. Bir bayan arkadaş toz kokain denetti bana. Hoşuma gitti. Ertesi gün nasıl tekrar temin ederim diye kendisini aradım. Deli gibi kokain içiyordum. Amsterdam’a gidip partiliyorduk. Para tükendi. Önce dükkânımı sattım, sonra araba ve evi. Babamın kredi kartını, annemin bileziğini çalmaya başladım. Sonra askerlik...
VAKA ÖRNEKLERİ
Çorumluyum. İlkokul birinci sınıfa kadar köydeydik, sonra Ankara’ya geldik. Buradaki arkadaşlar farklıydı. Onlara uyum sağlamaya çalıştım. Sonra samimi olduk. Sigara içmeye dokuz yaşında başladım. Üç ay sonra alkol geldi. Lise bitince çalışmaya başladım. Kızılay’da işportacılık yapıyordum. Bir-iki abi vardı, görüyordum, çalışırlarken ortadan kaybolup geliyorlar, bir değişik oluyorlardı. “Ne içiyorsunuz?” diye sordum, esrarı gösterdiler. Ben de denedim. Sonra başladım, bir buçuk sene içtim. Esrar tezgâhında extacy de vardı. İlk başlarda cesaret edemedim, sonra alıştım. 2008’de askere gitmeden önce burada bir parkta beş-altı arkadaş içerken narkotik baskın yaptı. Korktum, bir ay sonra askere gittim. Askerde hiç içmedim. Döndüğümde, bir işe girdim. Güzel para kazanınca yine esrara koştum. Sonra yine extacy, yine alkol... Bir gün mahalledeki arkadaşlar eroini denettiler. Bir hafta her gün içip bıraktım, hemen hastalandım. Eroin içmediğim için olduğunu söylediler. İçtim, düzeldim. Ben artık bir bağımlıydım.
12 yaşında bali kullanmaya başladım. Babam alkolikti. Pek başımızda durmadı, annem bize baktı ama nereye kadar? Mutluluğu hep dışarda aradım. Arkadaşlarımı ailemin üstünde tuttum, onlar ne yaptıysa aynını yaptım. Bali çektim, sonra alkol kullandım, esrar, eroin... Uyuşturucu alacak param olmadığı için hırsızlık yapıyordum. 16 yaşında cezaevine girdim. 18 yaşında çıktım.

Sokaklarda yatıyordum. Askere gittim, geldim, sevdiğim kızı kaçırıp evlendim. O bilmiyordu, sonradan öğrendi. İki çocuğumuz oldu. Daha kokularını bilmiyorum. Çünkü hiç ayık gitmedim eve. Kadınların altın kolyelerini çalıyordum. Buraya gelmeden önce gasptan yargılanıyordum, cezaevine girmemek için altın vuruş yapmayı düşündüm. Eroin bulmak için ucunda ölüm bile olsa her şeyi yapmaya hazırdım. Zaten tüm pislikleri yedim. Biz bağımlılar bu illetten kurtulsak Türkiye’de suç oranı yüzde 40 azalır. Kurtulacağım. Ben “İçmiyorum” demeyi öğreniyorum. Çok yalan söylediğimiz için kimsenin gözüne bakamazdık. Şimdi her gün iki buçuk saat birbirimizin gözüne bakıyoruz. Buradan çıkacağım, ilk yapacağım şey, çocuklarımı lunaparka götürmek olacak.
BİZİ DİNLEDİĞİNİZ
İÇİN TEŞEKKÜRLER
Full transcript