Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Ekolojik Döngülere İnsan Müdahaleleri

No description
by

sevim kaya

on 25 December 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Ekolojik Döngülere İnsan Müdahaleleri

6)Sanayide Su Kullanımının Su Döngüsüne Etkileri
Su Döngüsüne İnsan Etkileri
2)Kentleşme ve Nüfus Artışının Su Döngüsüne Etkileri
4) Aşırı Kullanımın Yeraltı Su Seviyesine Etkisi
Sanayide su kullanımı dünyada tüketilen su miktarının %25'ini oluşturur. Bu oran sanayileşmiş ülkelerde %50 ile %80 arasındadır.
Örneğin, bir ton çelik üretimi için gerekli olan su, 280 tondur. Ancak kullanılan suyun yaklaşık 266 tonu geri kazanma ile yeniden kullanılabilmektedir. Bu aynı zamanda çevre koruma için büyük bir kazançtır.
Sanayide kullanılan suyun kimyasal özelliklerinde ve ısısında bir takım değişiklikler olmaktadır.
Atık sular sıcak ise akarsu, göl veya denize karıştığı yerde ortamın sıcaklığını değiştirerek bitki ve hayvanların ölmesine ve zararlı türlerin üremesine yol açabilmektedir.
7)Baraj ve Kanalların Su Döngüsüne Etkileri
9)Bitki Örtüsü Tahribinin Su Döngüsüne Etkileri
Bitki örtüsü, yağmur sularının toprak içine sızan miktarını artırır ve orada depolanmasını sağlar. Böylece yüzeysel akışa geçen suların hızını ve miktarını azaltarak sel oluşumunu önler, akarsu rejimini düzenler. Sonuçta yağmur sularının büyük bir kısmının yüzeysel akışlarda denize gitmesi engellenmiş olur.
Bitki örtüsünün tahribiyle yağmur suları yeterince emilmediğinden yüzeysel akışa geçer ve bu yüzden yer altı suyu yeterli oranda beslenemez. Bu sular, akarsu ve göllerin seviyelerini yükselterek sel ve taşkınlara neden olur. Bitki örtüsünün tahrip olduğu yerlerde atmosfere terleme ile verilen su oranı da düşer.
8)Sulak Alanları Kurutmanın Su Döngüsüne Etkileri
Bataklıklar insanlık tarihi boyunca gereksiz görülmüş ve kurtarılmaya çalışılmıştır.
Sulak alanlar, biyolojik çeşitliliğin ve ekolojik dengenin korunması devamlılığının sağlanması yönünden büyük öneme sahiptir. Sulak alanlar, yer altı suyunun gelir ve gider bütçesini dengeleyerek taşkınların etkisini azaltarak bölgenin su rejimini düzenler.
Sulak alanlar, bulundukları çevrenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık gibi iklim elemanları üzerinde olumlu etki yapar. Bu alanlar; tortulları, besin maddelerini ve zehirli maddeleri tutarak su kalitesini yükseltir.
Sulak alanlar, tüm dünyanın doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilmektedir.
Ekolojik Döngülere İnsan Müdahaleleri
Küresel Çevre Sorunları

Hızlı nüfus artışı, ileri teknoloji, şehirleşme ve endüstrideki gelişmeler toplumun suya olan ihtiyacını artırmıştır.
Suyun aşırı kullanılması ile su döngüsünde bozulmalar meydana gelmiştir.
1)Tarımda Su Kullanımının Su Döngüsüne Etkileri
Sulamalı tarımın yaygınlaşması ile akarsular, sulak alanlar ve yeraltındaki sulardan yararlanma artmıştır. Bu durum su kaynaklarının potansiyelini zorlamaya başlamıştır.
Konya ovasında göllerin kuruması, obrukların oluşması, tuz gölünün giderek küçülmesi, tarımda aşırı su kullanmanın sonucudur.
Hızlı nüfus artışı ve kentleşmeyle birlikte içme ve kullanma suyu temin etmek için akarsulardan, göllerden, yeraltı sularından giderek daha fazla miktarda su kullanmaya başlanmıştır.
İnsanlar gereksinimlerini karşılayabilek için yer altı sularını aşırı miktarda tüketirler. Bu yüzden özellikle şehirlerde yeraltı su seviyesi düşer.
5)Yer altı Sularına Deniz Suyunun Karışması
Deniz kıyılarında yer alan şehirlerde yer altı suyunun aşırı kullanılmasıyla yer altı suyuna tuzlu su karışır.
İnsanlar akarsulardan çeşitli amaçlarla faydalanabilmek için barajlar yapmışlardır.(içme, kullanma,sulama suyu, enerji sağlama ve taşkınları kontrol etmek için)
Dünya nehirleri üzerinde kurulan barajların sayısı 1950 yılında 5270 iken 1985'te 36.562'ye yükseltmiştir.
Baraj yapılarak yeryüzüne düşen yağışın akarsular aracılığıyla göllere ve denizlere ulaşması kısıtlanmıştır.
Yanlış planlama ile yapılan barajlar nedeniyle akasuyun aşağı kesimi susuz kalmakta ve buralarda yaşayan canlılar yok olmaktadır. Baraj gölü altında kalacak akarsu kısımlarındaki balık ve diğer su canlıları yumurtladıkları ve yaşadıkları yuvalar tahrip olmaktadır.
Barajların yapılmasıyla birlikte daha önce akarsularca denize taşınan organik atık ve silisler barajlarda birikmeye başlar. Böylece deniz ve göle ulaşan tatlı su miktarı ve mineral oranı azalır.
Bilgi Notu
Abd'nin kuzeydoğusunda yer alan göller bölgesindeki gölleri birleştiren Erie Kanalı'nın yapılmasıyla gölün civarındaki şehirlerin okyanuslara bağlantısı sağlanmıştır. Bu kanalın faaliyete geçmesinden sonra büyük göllerde balık türleri yok olmaya başlamış ve kanal yolu gelen yılan balığı çoğalmıştır.
KARBON DÖNGÜSÜNE İNSAN MÜDAHELELERİ
Karbon, belirli oranlarda atmosfer için kirletici sayılmaz
ve son zamanlara kadar da bir hava kirleticisi olarak düşünülmemiştir.
Karbon miktarı kendi içinde bir dengeye sahiptir. İnsanların çeşitli aktiveteleri sonucu (sanayileşme, kentleşme, nüfus artışı vb.) karbon dengesi bozulmuştur.
Atmosferdeki karbonun %90’ı doğal kaynaklardan özellikle de bataklık gazından (metan) geri kalan %10’luk bölümü ise insan tarafından atmosfere bırakılır.
Bilgi Notu
Karbon dioksit (CO2), tam yanma sonucunda örneğin, solunum sırasında ortaya çıkar ve zehirsizdir.
Karbon monoksit (CO), tam yanmanın olmadığı ve yüksek sıcaklıklarda örneğin, fosil yakıt kullanımı sırasında ortaya çıkar ve zehirlidir.
Dünya ölçüsünde düşünüldüğünde insan tarafından doğaya verilen karbon miktarı önemsiz ise de büyük şehirlerin atmosferindeki karbonmonoksidin %95-%98 insan faaliyeti sonucu olması dikkat çekicidir.
Doğal kaynaklardan gelen karbon dioksit (CO2) bütün atmosfere dağılır ve seyrelir. Hâlbuki antropojenik kaynaklardan gelen karbon monoksit (CO) çok dar bir bölgede oluşur. Havayla fazla seyrelmez. Bu yüzden özellikle şehirlerin ve sanayinin olduğu yerlerde karbonmonoksit, normal konsantrasyonun 100 katına kadar çıkabilmektedir.
Şehirleşme ve sanayileşmenin giderek artmakta olduğu düşünülürse atmosferdeki karbon üzerindeki insan etkisinin de giderek artacağı açıktır. Şehirlerde karbonmonoksit seviyeleri dünya ortalamasından 50-100 kat daha büyük olabilir.
Dünya iklimi bazen ısınma bazen soğuma devrelerine girer. İçinde bulunduğumuz dönemde soğuma periyoduna girmiş olması gerekiyordu. Ancak sürdürülen bir dizi araştırma ve gözlemler sonunda dünya ikliminin tehlike yaratacak şekilde bir ısınma eğilimine girdiği belirlenmiştir.
Bilim adamları buz örnekleri üzerinde yaptıkları çalışmalarda atmosferdeki karbonun Sanayi Devrimine kadar binlerce yıl değişmediğini ortaya koymuşlardır. Sanayi Devriminden sonra ise atmosferdeki karbon oranı %25 artmıştır.
Bilgi Notu
Küresel Çevre Sorunları
Dünya kendisini yenileyebilen bir sisteme sahiptir. Bu sistem giderek bozulmaktadır. Bu durumun temel sebebi insanlardır.
Küresel Isınma ve İklim Değişikliği
Küresel ısınma, insanların çeşitli faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ve sera gazları olarak nitelenen gazların atmosferde yoğun şekilde artmasıyla yeryüzünde sıcaklığın yükselmesi sürecidir.
Sera Etkisi
Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınmaktadır. Başta karbondioksit, metan ve su buharı olmak üzere, bu ışınlar atmosferdeki gazlar tarafından tutulmaktadır. Bu sayede de dünya ısınmaktadır. Işınların atmosferdeki bu gazlar tarafından tutulması olayına ise sera etkisi adı verilmektedir.
a)Küresel Isınma Nedir?
Sera etkisi doğal bir süreç olduğundan dünyada yaşamın olması için gereken sıcaklığı sağlamaktadır.Karbondioksit, metan gazı ve su buharı dünya üzerinde doğal bir örtü oluşturur. Atmosferin ısıyı tutma özelliği sayesinde yeryüzündeki suların sıcaklığı dengede kalır. Böylece okyanusların ve nehirlerin donması engellenmiş olur.
Buzulların erimesi.
Okyanusların yükselmesi.
Kıyı kesimlerde toprak kayıplarının artması.
Bazı yerlerde kasırgalar seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artar.
Bazı yerlerde uzun süreli şiddetli kuraklıklar ve çölleşmeler görülür.
Kışın sıcaklıklar artar.
İlk bahar erken gelir.
Sonbahar geç gelir.
Hayvanların göç dönemleri değişir. Mevsim değişikliklerine dayanamayan hayvanlar ve bitkiler azalıyor ya da tamamen yok oluyor.
İnsan sağlığını doğrudan etkiler. Bilimadamları iklim değişikliklerinin kalp solunum yolu bulaşıcı alerjik ve bazı diğer hastalıkları tetikleyebileceği görüşünde.
3)Betonlaşmanın Yeraltı Su Seviyesine Etkisi
Kentleşmeyle beraber geniş bir alana betonlaşması, yeraltına sızan suların miktarını azaltarak yeraltı suyunun beslenmesine engel olmaktadır. Yağışlarda toprak tarafından emilemediği için şehir, sel tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Betonlaşma hızını göstermek için Çin iyi bir örnektir.
Küresel Isınımanın Etkileri
1960'ların sonlarından bu yana Kuzey Yarımküre'de kar örtüsünde %10'luk bir azalma olmuştur. Orta ve daha yukarı enlemlerde göl ve nehirlerin yıllık buzla kaplı kalma sürelerinde yaklaşık iki haftalık bir kısalma gerçekleşmiştir. XX. yüzyıl boyunca dað buzullarında büyük çapta zirveye doğru çekilmeler yaşanmıştır.
Önümüzdeki süreçte de okyanusların ısınmasıyla birlikte dağ buzullarının ve kutuplardaki buz örtüsünün erimeye devam etmesi beklenmekte ve deniz seviyelerinin de 90-100 cm yükseleceği tahmin edilmektedir. XX. yüzyıl boyunca deniz seviyelerinde 10-25 cm bir artış olduğu saptanmıştır.
Mevsimler bazı bölgelerde daha uzun; kış ve gece sıcaklıkları, yaz ve gündüz sıcaklıklarından daha fazla artma eğiliminde olacaktır. Isınan bir dünyada sıcak stresinden dolayı daha çok insan ölecek, tropik bölge hastalıkları serin iklim bölgelerine doğru yayılma gösterecektir.
Sert ve devamlı rüzgârlar, suyun topraktan daha hızlı bir Şekilde buharlaşmasına yol açacak, bu da bazı bölgelerin eskisinden daha da kurak olmasına neden olacaktır. XX. yüzyıl boyunca orta ve daha yukarı enlemlerdeki kıtalar üzerine düşen yağışta %5-10 artış saptanmıştır. Yoğun yağış sıklığında da %2-4'lük artış (24 saatte 50 mm) görülmüştür. Buna karşılık subtropikal alanlardaki karalara düşen yağışta %3'lük azalma olmuştur.
Özellikle Kuzey ve Batı Afrika ve Akdeniz ülkelerinin bazılarında düşük yağışlar görülmüştür. Son 10 yılda Asya ve Afrika gibi bazı kıtalarda kuraklık ve sıcaklık şiddetini artırmıştır.
Asit Yağmuru Nedir?
Endüstriyel faaliyetler, konutlarda ısınma amaçlı olarak kullanılan fosil yakıtlar, motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazları ve termik santrallerdeki faaliyetler sonucunda hava kirlenmekte ve kükürt dioksit, azot oksit, partikül madde ve hidrokarbon çevreye yayılmaktadır. Havada 2-7 gün asılı kalabilen bu kirleticiler, su partikülleri ile tepkimeye girerek asit meydana getirmekte ve yağmurlarla birleşerek yeryüzüne asit yağmurları olarak inmektedir.
Asit Yağmurlarının Etkileri
Asit yağmurları, hayvan ve bitkiler gibi canlı varlıklara zarar vermekle kalmaz taşınmaz kültür varlıklarını da olumsuz yönde etkiler. Örneğin kent içi ya da kent dışındaki tarihî binalar, açık hava müzeleri, binlerce yıllık antik kentlere ait yapılar veya Nemrut Dağı’nda olduğu gibi taş anıtlar asit yağmurlarıyla yıpranmakta ve dağılmaktadır.
Asit yağmurlarının en büyük etkisi ormanlar üzerinde görülmektedir. Asidik yağışlar, ağaçların yapraklarındaki büyüme ve gelişmeyi engellemektedir. Yeryüzüne inen asit yağmurları, suya ve toprağa geçerek bunların yapılarını değiştirmekte böylece toprak ve suyla ilişkide olan canlılar zarar görmektedir.
İnsanlarda solunum yolları hastalıkları, nefes darlığı, akciğer kanseri gibi çeşitli hastalıklara yol açar.
Balıklar sudaki asitlik değişimine çok duyarlı oldukları için böyle sularda yaşayamazlar. Baltık ülkelerindeki göller, İngiltere'deki ağır sanayi bölgelerinden kaynaklanan asit yağmurları ile asitleşmiş ve bu göllerde birçok balık türü yok olmuştur.
Ozon Seyrelmesi
Ozon gazı, atmosferin üst katmanlarında bir tabaka oluşturarak güneşten gelen öldürücü ışınları filtre eder.
Son yıllarda dünyamızdaki en önemli çevre sorunlarının başında ozon kirliliği ile ozon tabakasındaki seyrelmeler ve delinmeler gelmektedir.
Orman Tahribi
Ormanlar, sahip oldukları biyolojik çeşitlilikle yeryüzündeki en değerli ekosistemler arasındadır. Ormanlar, ham madde kaynağı olması dışında tüm canlıların yaşamında önemli yeri olan ekolojik süreçler bakımından da büyük değerlere sahiptir.
Ormanlar, tarihin hiçbir döneminde, son yüzyıl içinde yaşadığı gibi bir yok olma sürecine girmemiştir. Bu yok olma sürecinin en önemli sebebi insan faaliyetleridir. Bunlar arasında sürdürülebilir olmayan odun üretimi, yapılaşma, yangınlar, aşırı otlatma, tarım alanı açma gibi faaliyetler vardır. Bugün üç milyar hektar orman alanı yeryüzünden silinmiştir.
Dünyadaki tüm orman varlığı yaklaşık 9,5 milyar hektardır.
Çevre Sorunlarının Yayılma Süreci
Çevre kirliliği, özellikle 1800'lü yılların başlarında petrol ve petrol türevlerinin yaygın olarak kullanılmaya başlanmasıyla büyük bir ivme kazanmıştır. Petrol ürünleri gerek enerji için yakıt olarak kullanımı gerekse birçok temel malzeme üretimi için ham madde özelliğinde olması ve bu malzemelerin (plastik, katran, ağır yağlar, sentetik kauçuk vb.) büyük bir süratle üretilip çevreye saçılması nedeniyle çevre kirliliğini büyük ölçüde etkilemiştir.
Zararlı bitki ve hayvanların çoğalması; Madagaskar adasına getirilen keçiler, ormanlara zarar vererek ormanların azalmasına neden olmuştur. Orman tahribi sonucu erozyon çok hızlı bir þekilde artmıştır.
Bitki ve hayvan türlerinin tahribi; su samurları balıkçılar tarafından yok edildiklerinde bir süre balık artışı gözlenmiştir. Balıklarda daha sonra azalma tespit edilmiştir. Bu durum araştırıldığında su samurlarının hasta balıkları yiyerek balıklardaki hastalığın yayılmasını engelledikleri ortaya çıkmıştır.
Su kirliliği; Avrupa’da içme suyu sağlayan kuyuların büyük bir bölümü kimyasal yapısının değişmesi nedeniyle kapatılmıştır.
Sera etkisinin yararları nelerdir?
Sera etkisinin zararları nelerdir?
Çevre sorunlarının insanlık üzerindeki etkilerinin tam olarak anlaşılması son yirmi yılda meydana geldi. Daha önceleri su ve hava kirlenmesi olarak görülen ve daha çok sanayi bölgelerinde rastlanan çevre sorunlarının toksik atıklardan ozon tabakasının incelmesine, tabiattaki biyolojik zenginliğin yok olmasına yani bazı canlı türlerinin bir daha var olmamak üzere yok olmasına, iklim değişikliklerine, deniz ve okyanusların kirlenmesine kadar uzandığı görülmüştür. Şimdi bu sorunların temel niteliğine dikkat çekmek istiyoruz. Zira bu sorunların bazıları global iken bir kısmı bölgesel ve diğer bir kısmı ise mahalli sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Full transcript