Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Türkiye'de Kısa Filmin Eleştirel Biçim ve İçerik Yapısı

Everything you need to know about neurology. By Leona, Colin, Jack, Darya, and Ana Elena
by

serkan öztürk

on 11 June 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Türkiye'de Kısa Filmin Eleştirel Biçim ve İçerik Yapısı

Çalışmanın Amaçları
1-
Kısa filmin biçim ve içerik özelliklerini ortaya koyacak ölçüde kapsamlı bir kısa film tanımı yapmak,
2-
Araştırmada ele alınan örneklemler üzerinden kısa filmin biçim ve içerik özelliklerini ortaya koymak ve bu sayede kısa filmin eleştirel, muhalif potansiyelini açığa çıkarmaktır.
1.
Kısa film, anaakım sinemada temsil olanağı olmayan her tür konu ve içeriği işleyebilen eleştirel bir söylem alanıdır.
Bu araştırma, "Kısa Film, Konvansiyonel Sinemadan Farklı Olarak Biçim ve İçerik Açısından Eleştirel Bir Söylem midir?” sorusundan hareketle ortaya çıkmıştır.
HİPOTEZLER
1. Çalışma evreni içerisinde incelenen kısa filmlerde hangi temalar ön plana çıkarılmıştır?
2. İncelenen kısa filmler, biçim ve içerik açısından ticari sinema gelenekleriyle ne tür bir ilişki içindedir?
3. İncelenen kısa filmler, eleştirel söylemle nasıl bir ilişki içindedir?

TÜRKİYE’DE KISA FİLMİN ELEŞTİREL BİÇİM VE İÇERİK YAPISI: 2005-2013 HİSAR KISA FİLM FESTİVALİ KURMACA FİLMLERİ
Ortaya konulan hipotezler, çalışma kapsamında incelenecek olan kurmaca kısa filmler üzerinden, Christian Metz’in bir filmin tüm katmanlarını irdeleyecek şekilde göstergebilimsel analiz kapsamında ortaya koyduğu beş değişken ile çözümlenecektir.
YÖNTEM
2.
Kısa film; sosyal eşitsizlik, sosyal adalet, kimlik sorunu ve sosyal gerçekliğe vurgu gibi konuları işleyebileyen alternatif bir medyadır.

Çalışma kapsamında Christian Metz’in göstergebilimsel çözümleme yönteminde kullandığı hareketli görüntü, fonetik ses, grafik malzeme, çevre sesi ve müzik değişkenlerine göre incelenen kurmaca kısa filmlerin kültürel ve özgül kod açımları yapılmıştır.

Ortaya çıkarılan kodların güvenirlik hesaplamaları, araştırma sonuçlarının gerçeğe uygun olması ve güvenirliklerinin sağlanması açısından Klaus Merten’in içerik analizi yönteminde bahsettiği iki farklı kodlayıcıya göre şu formülle yapılmıştır:
C: 2 X C1, 2 / C1 + C2 Formülde yer alan
ifadelerin açılımları aşağıdaki gibidir;
C: Güvenirlik oranı
C1: Birinci kodlayıcının kodladıklarının sayısı
C2: İkinci kodlayıcının kodladıklarının sayısı
C1,2: Kodlayıcıların birbirleriyle uyumlu kodlama
sayısı.


Çalışmanın Evreni
Çalışmanın evrenini, Hisar Kısa Film
Festivali oluşturmaktadır. Çalışma evreni olarak Hisar Kısa Film Festivalinin seçilmesinin en önemli nedeni, festivalin taşıdığı misyondur.
Aralarında Artun Yeres, Ahmet Soner, Mutlu Parkan, Oğuz Onaran, Veysel Atayman ve Engin Ayça gibi kısa film alanında önemli isimlerin olduğu yönetmenler, “Türkiye’de sinema olayının kökten ele alınması” düşüncesi etrafında toplanarak sinemanın bağımsız, devrimci ve eleştirel olması gerektiğini belirtmişler ve Genç Sinemacılar Manifestosunu yayımlayarak Hisar Kısa Film Festivalini başlatmışlardır. Hisar Kısa Film Festivali, aynı zamanda Türkiye’deki ilk festival olma özelliğini taşımaktadır.
Çalışmanın Örneklemi

Ayrıca çalışma, anaakım sinemanın işlemeye cesaret edemediği eleştirel, politik ve toplumcu konuların kısa film alanına girmesinin mümkün olduğunu ortaya koymaya çalışacaktır. Böylece kısa film yönetmenlerinin çekecekleri filmlerde kişisel konuların ötesine geçerek, günümüzde daha fazla ihtiyaç duyulduğu hissedilen eleştirel tavrı sergileyebilecekleri düşünülmektedir. Ayrıca biçim olarak sinemanın klasik kalıplarının dışına çıkarak deneyselliği, yeniliği içinde barındıran kısa filmi, ulusal sinemanın laboratuarı olarak kullanmaya çalışacakları düşünülmektedir.
Bu genel amaç çerçevesinde çalışma şu soru cümleleriyle somutlaştırılabilir:
3.
Kısa film, eleştirel yapısını sadece içeriğiyle değil biçimsel unsurlarıyla da ortaya koyar.
Çalışma kapsamında ele alınan filmlerin çözümlemesinde, Christian Metz'in Göstergebilimsel Çözümleme Yöntemi kullanılmaktadır.
Çalışmanın örneklemini ise 2005-2013 yılları arasında festivale katılan 55 kurmaca kısa film içerisinden sistematik örnekleme ile seçilen 11 kısa film oluşturmaktadır.
Sistematik örnekleme en yalın anlamıyla; araştırmanın evrenini meydana getiren yığını oluşturabilecek örneklerin seçimi sırasında tüm örneklere eşit seçilme şansının verilerek örneklemlerin oluşturulmasıdır.
Yığında yer alan tüm örneklemin, seçilecek olan örneklem sayısına bölünmesiyle “k” sayısı bulunur. Daha sonra 1-k arası rastlantısal şekilde bir sayı seçilir. Seçilen bu sayı, yığına girecek olan birinci örneklemi oluşturur. Bu sayıya sürekli “k” ilave edilerek ikinci, üçüncü ve son olarak n’inci birim belirlenir.
Çalışmada analiz edilecek olan filmlere ilişkin bilgiler şu şekildedir:
Çalışmanın Önemi
Kısa filmin Türkiye’de kendisini kabul ettirmede yaşadığı sorun, kısa filme ilişkin literatürde de kendisini gösterir. Türkçe kaynak sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen kısa film bu yönüyle; politik sinema, eleştirel sinema ve Üçüncü Sinema gibi konularla benzerlik gösterir. Yapılan bu araştırma, bahsi geçen alanları kapsamayı ve bütünleştirmeyi hedeflediği için literatüre katkısının olumlu yönde olacağı ve ileride kısa filmi ilişkin yapılacak olan çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
Çalışmanın kuramsal dayanak noktalarından birisi de aynı zamanda çalışma kapsamında incelenen filmlerin eleştirel yapılarını ortaya koymaya yönelik olarak Louis Gianetti’nin ortaya koyduğu “anahtar karşıtlıklar” kategorisidir. Gianetti, bu kategoride belirttiği karşıtlıklar üzerinden bir filmdeki eleştirel ve ideolojik yapının ortaya çıkarılabileceğini ifade eder.

Bir Filmin Eleştirel ve İdeolojik Konumunu Belirleyen Anahtar Zıtlıklar
Filmlerin biçimsel unsurları incelenirken, filmlerdeki sinematografik anlatım araçları üzerinden oluşturulan eleştirel yaklaşım, daha önce çalışmanın “Üçüncü Sinema” başlığı altında Battal Odabaş’ın aktardığı “Sinematografik Anlatım Araçlarının Birinci, İkinci ve Üçüncü Sinemadaki İşlevleri”ne ilişkin tabloda yer alan zıtlıklar ile ortaya çıkarılmıştır.
Örnek Film İncelemeleri
Berf’te yer alan diyaloglar da filmin eleştirel yapısını ortaya koyar nitelikte ve yoğunluktadır. Diyalogların filmde kullanılma amacı, izleyiciyi filmde yaşanan olayların gerçek olduğuna inandırmak ve bu sayede görüntüsel anlatıma katkı sağlamak biçimindedir. Bordwell ve Thompson’un, “Sesli Sinemanın Zamansal İlişkileri” adını verdikleri yukarıdaki tabloda yer alan unsurları, Berf için uygulamak açıklayıcı olacaktır.
Sesli Sinemanın Zamansal İlişkileri



Gösteren: Genel ve orta genel planların çoğunluklu kullanımı, sabit kamera ve uzun çekim, doğal aydınlatma ve soğuk renk, paralel kurgu, sıradan oyuncu kullanımı.

Gösterilen: Filmin bütününe bakıldığında genel ve orta genel planların tercih edildiği görülmektedir. Toplamda 61 planın bulunduğu filmde kullanılan planların dağılımı şu şekildedir:

Özgül Kodlar:
Filmin dikkat çeken özelliklerinden birisi, sabit kamera ve uzun çekimlerdir. Yirmi dakikalık filmde yer alan çekimlerin ortalama uzunlukları 19 saniyedir. Diğer yandan filmin genel yapısı ve işlediği eleştirel konusu itibariyle filmde yer alan olayların aktarılmasında statik kamera kullanımı söz konusudur.
Berf'te Aydınlatma Tekniği
Berf’deki aydınlatma tekniği, Odabaş’ın Üçüncü Sinema’da aydınlatma özelliğinde belirttiği gibi daha az aydınlatma kuralına bağlı olarak doğal aydınlatma biçiminde düzenlenmiştir.
Berf Filminin Kurgusal Evreni
Filmin kurgusal evreni incelendiğinde Ana Gözel’in büyük oğlu Ahmet’in Ağrı Dağı’na kar getirmek için yola çıkmasına kadar olan kısmın çizgisel (lineer), sonrasında ise paralel (koşut) kurgu kullanıldığı görülür.
Oyunculuk
Berf’in eleştirel ve gerçekçi yapısını ortaya koyan özgül kodlarından birisi de oyuncularıdır. Odabaş’ın sinematografik anlatım araçlarının Birinci, İkinci ve Üçüncü Sinema’daki farklılıklarına ilişkin tespitlerinden birisi de oyunculuktur. Odabaş, daha önceden de bahsedildiği gibi “gerçek hayat rollerinde oyuncu yoktur” derken, gerçekçi filmlerde yer alan sıradan oyuncuları kasetmektedir.
2- Fonetik Ses (Diyalog):
Kimi yönetmenler, başlı başına bir anlam oluşturmak için diyalog kullanır. Ancak yine de unutulmaması gereken noktalardan birisi, sinemayı tiyatroya yakınlaştıracak yoğunlukta diyaloglardan kaçınmaktır. Berf’de de diyalog kullanımına ilişkin ciddi bir tasarrufun olduğu görülür. Toplamda 61 planın içinde sadece 11 planda diyalog bulunmaktadır.
Filmin diyalog kuşağının en önemli özelliği ise filmin eleştirel yapısını ve söylemini ortaya koyan içeriğidir. Filmin altıncı planında köylüler ile Ana Gözel’in askerler tarafından öldürülen küçük oğlunun cenazesini teslim almaya giden Ahmet arasında geçen diyaloglar, filmin eleştirel kimliğini ortaya koyan ilk izlenimleri taşır:
Ahmet: Selamun Aleyküm.
Köylüler: Aleyküm Selam. Ahmet cenazeyi ne yaptın?
Ahmet: Almayı denedim ama vermediler. Bu yüzden geri döndüm.
Köylüler: Hoşgeldin.

Ana Gözel’e taziye vermek ve
gelin getirip düğün yapmak için müsade isteyen komşusu ile
Ana Gözel arasındaki diyaloglar da çeşitli anlamların göstergeleridir:
Komşu: Selamun Aleyküm

Gözel Ana: Aleyküm Selam

Komşu: Allah razı olsun Ana Gözel! Alah sabır versin! Takdir-i ilahi Allah Affetsin. Allah mekanını cennet etsin.

Ana Gözel: Allah razı olsun

Komşu: Ana Gözel, elimizden bir şey gelmez. Allah’ın kullarıyız. Allah sabır versin. Şimdi bunun zamanı değil ama buna mecburuz. Bu bizim Ahmet. Allah razı olsun, cenaze yüzünden bekledi. Yakında kar geliyor, kış geliyor. Dün akşam bizim eve geldi ve dedi: “Amca, benimle gel Ana Gözel’in yanına gidelim müsaadesini isteyelim.” Eğer sen de müsaade edersen...

Ana Gözel: Başım gözüm üstüne. Sağ Salim gelininizi getirin. Ölümlü dünya, yas da kalmaz şenlik de. Mecburen kar kış gelmeden gelininizi getireceksiniz.

Komşu: Allah razı olsun. Allah insanlığını eksik etmesin.

Filmin en önemli eleştirisi, devlet terörüne ilişkindir. Yukarıdaki diyaloglarda da devlete bağlı silahlı kuvvetler tarafından terörist zannedilerek öldürülen bir gencin cenazesinin, ailesine teslim edilmemesi konu edilmiştir. Ana Gözel ve torunu Zine’nin evde oturdukları sırada helikopterin geçişi sırasında oluşan sarsıntıyla bir anda kendiliğinden çalışmaya başlayan radyo, filmde önemli bir ideolojik aygıt olarak sunulmuştur.
3- Müzikal Ses (Müzik):
Berf’in müzik kuşağı, tıpkı diyaloğun tasarrufflu kullanımı gibi bir kısıtlılıkla izleyicinin karşısındadır. Ancak müziğin bu kısıtlı kullanımı, filmde bir yoksunluk olarak değerlendirilmemektedir. Aksine, filmin sonlarına kadar müziğin yer almaması, bir yandan sessizliğin dramatik kullanımına zemin hazırlarken diğer yandan da filmin 19’ 30’’ ile 20’ 20’’ süreleri arasında kendini iyiden iyiye hissettiren ve konuyu destekleyen nitelikteki kullanımına duyulan ihtiyacı açığa çıkarır.
4- Grafik Malzeme:
Berf’de yegane grafik malzeme, yazıya dayalı olarak
başlıca iki unsurla ön plana çıkar. Birincisi, filmin
isminin belirdiği ve aşağıda da belirtilen çerçevedir:
Berf, adını filmde de önemli bir yeri olan ‘kar’dan almaktadır. Yönetmeni Kürt olan ve bir Kürt
coğrafyasında yaşayan toplumun sorunlarını
anlatan filmin, isminin de Kürtçe olması filmin
bütünlüğü açısından anlamlı bir kullanımdır.
Öte yandan, “Berf” ifadesinde kullanılan yazı
karakterinin kalın olması, filmin adının ve filme
kattığı anlamın daha güçlü bir biçimde
algılanmasını sağlamaktadır.
Filmde yer alan grafik malzemeye ilişkin ikinci unsur ise filmin jeneriğidir. Filmin jeneriğinde yer alan tüm yazınsal ifadeler, tıpkı filmin isminde ve dilinde de kullanıldığı gibi Kürtçe’dir.
5- Gürültü (Efekt):
- Kuş sesi
- İnek sesi
- Eşek sesi
- Rüzgar sesi
- Çekirge sesi
- Sinek sesi
- Köpek sesi
- Gök gürültüsü
- Horoz sesi
- Bomba sesi
- Helikopter sesi
- At nalı sesi
- Uğultu sesi
- Tüfek sesi

Filmde yer alan kültürel kodlar,
sahip oldukları anlamların ötesinde filmin kurgusal evrenine yaptığı gerçeklik katkısı nedeniyle de önemlidir. Daha önce de değinildiği gibi eleştirel filmlerin en önemli özelliklerinden birisi, gerçekliğe yaptıkları vurgudur.


Gösteren: Plan-sekans kullanımı, sabit kamera ve uzun çekim, genel plan, siyah beyaz renk kullanımı.

Özgül Kodlar:
Gösterilen: “Buhar” filmi, yönetmeni Abdurrahman Öner tarafından da ifade edildiği gibi bir biçim filmidir. Film, içeriğinde işlediği eleştirel konuyu destekler nitelikte, sinemanın alışılmış anlatım yollarını farklı biçimsel denemelerle sunar izleyiciye. Filmde biçimsel olarak, eleştirel yapıya hizmet eden en önemli kullanımlardan birisi plan-sekans’dır.
Buhar’daki sabit kamera kullanımı, genel plan çekimini kaçınılmaz kılmaktadır. Aşağıda yer alan görsel, filmdeki genel plan kullanımına örnek olarak sunulmaktadır.
Filmin anlatım biçimi dikkate alındığında anaakım sinemada yer alan kullanımların ters yüz edildiği görülebilir. Bu özelliğinden dolayı film, bir yandan eleştirel diğer yandan bağımsız olarak nitelendirilebilir. Holm’un Jill Sprecher ile yaptığı söyleşide Sprecher’ın bağımsız sinemanın bu özelliğini nereden aldığına ilişkin aktardığı bilgi, aynı zamanda Buhar’ın eleştirel ve bağımsız olma özelliğinin dayanaklarını da açıklamaktadır:
“Bir zamanlar, bağımsız kelimesi bir filmin finansının kurulu stüdyo sisteminin dışındaki kaynaklardan gelmesi anlamındaydı. Sonra stüdyolar düşük bütçeli riskli filmler yapmak amacıyla özel bölümler açtılar. Bu küçük filmler stüdyo filmlerinin daha ucuz versiyonlarını andırır gibiydi. Bence, fark yalnızca finansal değil, daha çok biçim ve içerikle ilgilidir. Bir film bazı kuralları yıkıyor ya da ana fikre net görünmeyebilecek bir şekilde odaklanıyor veya uçlardaki karakterleri –anaakım olarak bilinenin karşısında duran herhangi bir şey- seslendiriyorsa, bağımsızlığın ayırıcı özelliği işte budur.”
Buhar’ın eleştirel yapısına katkıda bulunan diğer
bir önemli özgül kod ise filmdeki renk kullanımı
ya da diğer bir deyişle siyah beyaz renk
kullanımıdır.
Genel olarak Buhar filminde yer alan özgül kodlar incelendiğinde, günümüzde artık ticari sinemanın denemeye cesaret edemeyeceği anlatımları –plan-sekans, siyah beyaz renk kullanımı vb.- etkili bir şekilde ve sinematografik anlatım araçlarının eleştirel yapya hizmet eder nitelikte kullanıldığı görülür. Filmin eleştirel olarak nitelendirilmesinde öne çıkan unsurların başında, biçimsel farklılığı gelmektedir. Bu biçimsel farklılıklar, ataerkil bir toplumda kadına yönelik bakışın ortaya konulduğu filmin eleştirel içeriğini destekleyen yapıdadır.

Plan sekans olarak çekilen Buhar’ın anlatımında diyalogların büyük bir önemi vardır. Görsel anlatımı destekleyen yapıdaki diyaloglar, simultane -sesin, o anda izleyiciye gösterilen öyküyle aynı zamana ait olması- niteliğindedir. Filmin diyalog evrenini iki unsur oluşturmaktadır. Birincisi, kadın ve adamın arasında, diğeri ise televizyonda yayınlanan evlilik programında geçen diyaloglardır. Her iki diyalog unsuru da filmsel anlatımı destekler niteliktedir. Yemek masasında kadın ve adam arasında geçen diyaloglar şu şekildedir:

2- Fonetik Ses (Diyalog):
Filmsel anlatıma katkı sağlayan diğer bir diyalog
unsuru ise, filmin başından itibaren açık olan
televizyonda yayınlanan evlilik programındaki
diyaloglardır. Fonda kesintisiz bir biçimde duyulan diyalogların önemli bir kısmı aşağıda sunulmaktadır:
Buhar’da yer alan her iki diyalog evreni de filmin eleştirel yapısını destekler niteliğe sahiptir. Kadına yönelik şiddetin ülke gündeminden hiç düşmediği bir ataerkil toplumda, kadın bakış açısıyla ortaya konulan film, içerdiği diyaloglarla, anaakım sinemanın ilgi alanına girmeyen kadına şiddet konusunun, eleştirel bir yaklaşımla ele alınmasına yardımcı olmaktadır.
Filmde öne çıkan unsurlardan birisi de kadının sessizliğidir. Zeynep Altan’ın aşağıdaki ifadeleri, erkek egemen toplumun söylemlerini içeren filmde kadının sessizliğini açıklar niteliktedir:
“Sessizlik, kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi dönüştüren bir metafordur; Öyle ki erkek ve kadın tarafından paylaşılan iletişim ortamını daima kendini aşan bir olguya referans vererek dönüştürür. Kimi zaman yokluğun, boşluğun kimi zaman da birşeyin eksikliğinin ve konuşmanın yerine geçer. Sessizlik, dolaylı bir ifade biçimidir ve bu nedenle de çoğunlukla kadının kendini ifade etme yolu olarak karşımıza çıkar. Kadın, varoluşsal değerleri yoluyla kendini ifade edemez; Erkeğin başat figür olduğu bir kültürü içselleştirmenin sonucu olarak, sessizliği tercih eder. Sessizlik, kadının egemen kültürel kodlarla çelişen ve yurtsuz kalan değerleri için ona bir alan sunar. Bu bağlamda kadının sessizliği; şiddete karşı bir savunma mekanizması olduğu kadar yaratıcıdır da.”

Filmsel anlatımda müziğe yer verilmemektedir.

3- Müzikal Ses (Müzik):

Filmsel anlatımda grafik malzeme unsuruna yer verilmemektedir.

4- Grafik Malzeme:


- Trafik uğultusu
- Kapı çalma sesi
- Tespih çekme sesi
- Sırtından bıçaklanan adamın çıkardığı ses
- Suyun kaynama sesi

5- Gürültü (Efekt):
Buhar’ı eleştirel yapıya oturtan nedenlerden birisi de daha önce de ifade edildiği üzere biçimsel unsurlarıdır. Battal Odabaş’ın aktardığı “Sinematografik Anlatım Araçlarının Birinci, İkinci ve Üçüncü Sinema’daki İşlevleri” tablosunda yer alan ifadeler dikkate alındığında, Buhar’ın anlatımında ticari sinemanın gelenekselleşmiş kullanımlarının yer almadığı görülür. Filmin yönetmeni Abdurrahman Öner’in aşağıda yer alan ifadesi de bu tespiti güçlendirmektedir:
“Genel bir kadın sorununu ele alan toplumsal içerikli bir film yapma isteğinden çok, filmde biçimi destekleyecek kadar yoğunlukta olan hikayeyi anlatmak istedim. Büyük laflar eden içerik asıllı bir film yerine, biçim üzerine kurgulanmış, içerik destekli bir film yapmak istedim.”
Buhar, biçimsel unsurların dışında işlediği konusu itibariyle de eleştirel bir tabana oturmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi filmin işlediği kadının ataerkil toplumdaki yerine ilişkin sorunlar, toplumsal bir düzlemde sunulmaktadır. Kadına ve kadının yaşadığı sorunlara odaklanan film, bu özelliği itibariyle Gianetti’nin bir filmin eleştirel ve ideolojik boyutunu ortaya koymak için geliştirdiği anahtar karşıtlıklardan “Dışardakiler – İçerdekiler” ve “Çevre – Kalıtım Karşıtlığı”na ilişkin içerikleri barındırmaktadır.
Gianetti, toplumun bir kenara ittiği insanları konu edinen filmlerin, eleştirel yapıda olduğunu belirtir. Ayrıca Gianetti, yoksul insanları, toplumun ötekileştirdiği “Dışardakiler” olarak nitelemekte ve bu insanların sorunlarına odaklanan filmleri de yine eleştirel olarak kabul etmektedir. Bu özelliğiyle de Buhar, “Dışardakiler – İçerdekiler” grubuna girmektedir. Buhar aynı zamanda “Çevre – Kalıtım Karşıtlığı” grubuna ilişkin örnekleri de barındırır. Gianetti, bahsi geçen anahtar karşıtlığı açıklarken, eleştirel filmlerin “soy” ve “soyun devamı” kavramlarına negatif tutum sergilediklerini belirtmektedir. Güçlü ve baskın erkek imajını eleştiren Buhar, soyun devamının önünde engel olarak gösterilen kadını merkeze aldığı için, Gianetti’nin ortaya koyduğu “Çevre – Kalıtım Karşıtlığı”na iyi bir örnektir.
Sonuç
Genel olarak kitle iletişim araçları ve bu genel başlık altında yer alan sinemanın, çoğunlukla büyük sermaye sahiplerine hizmet eden yapısı, izleyicinin eleştirme ve sorgulama kabiliyetlerini açığa çıkaran içeriklerin bertaraf edilmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla izleyiciyi düşünmeye ve sorgulamaya teşvik edecek toplumsal ve sosyal meseleler, sistematik bir biçimde anaakım medya ve sinemanın ilgi alanının dışına itilmiştir. Anaakım sinemanın yegane amacı, halkı, üzerinde düşünecekleri ciddi konulardan uzak tutarak, yaklaşık doksan dakikalık film süresince eğlendirmek ve bu sayede gişe geliri elde etmek olmuştur.
Çalışma kapsamında çözümlenen 11 kısa filmde toplam 91 tane çeşitli anlamlara sahip, kültürel kod kullanılmıştır. Bu kodların hepsinin filmsel anlatım alanına bilinçli bir biçimde yerleştirildiği varsayılmaktadır. Aşağıda yer alan tablolarda da görüldüğü gibi çalışma kapsamında çözümlenen tüm kısa filmlerde kültürel kod kullanımı mevcuttur. Filmlerde yer alan kültürel kodlar, bir toplum içinde doğup büyüyen bireylerin, kültürel hafızalarında şekillenen imgelerden oluşmaktadır. Bu imgeler, film içeriklerinin eleştirel olup olmadıklarına ilişkin ciddi ipuçları barındırmaktadır.
Filmlerde yer alan kodlar, Klaus Merten’in içerik analizi yönteminde bahsettiği iki farklı kodlayıcıya göre kodlanarak, güvenilirlik oranları ortalama %93.73 olarak hesaplanmıştır. Filmlerde yer alan kültürel kodlar ve güvenilirlik oranları, aşağıdaki iki farklı tabloda gösterilmiştir.
Çözümlenen filmlerin neredeyse hepsinde; genel ve orta genel planların çoğunluklu kullanımı, sabit kamera ve uzun çekim, alt açı ve göz hizası kamera açıları, doğal aydınlatma, kesme (cut) ile geçiş, sıradan oyuncu kullanımı gibi özgül kodlar yer almakta ve bu kodlar, filmlerde yer alma biçimleri itibariyle, kullanıldığı filmi Üçüncü Sinema sularına taşımaktadır. Dolayısıyla bu özgül kodlara sahip filmlerin içerik olarak da toplumsal ya da sosyal bir meseleye eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşması, incelemelerde saptanan önemli bir durumdur.
Çalışma kapsamında incelenen tüm kısa filmlerde bilinçli bir biçimde ve düzende kullanıldığı düşünülen özgül kodlar, aşağıdaki tabloda nitelikleri ve sayılarıyla gösterilmiş, iki farklı kodlayıcı tarafından kodlanarak güvenilirlik oranları %97.87 olarak saptanmıştır.
Çalışma kapsamında çözümlenen 11 kurmaca kısa filmdeki işitsel öğeler, Metz’in ses şeridi üzerindeki üç kanal olarak bahsettiği fonetik ses, çevre sesi ve müzik olmak üzere üç başlık altında incelenmiştir. İncelenen filmlerde anlatıcı sesine rastlanmamıştır. Filmlerde oyuncu sesinin yer alması %81.81 oranındadır. Filmlerde yer alan diyaloglar büyük ölçüde, sesin filmsel anlatımla aynı zamana ait olduğu anlamına gelen simultane niteliktedir. Filmlerde yer alan diyaloglar, filmlere birçok farklı açıdan hizmet etmektedir: Oyuncuların dünya görüşlerinin aktarımı, filmin eleştirel içeriğinin anlatımı gibi.
Çalışma kapsamında analiz edilen tüm kısa filmlerde çevre sesi, yoğun bir biçimde kullanılmaktadır. Filmlerde yer alan çevre seslerinin tümü, kaynağını göstermeye gerek olmayan, “tanımlanabilen ses efekti” grubuna girer. Ayrıca filmlerde kullanılan ses efektleri, kaynağı öykü evreninde yer alan (diegetik) ve kaynağı öykü evreninde yer almayan (diegetik olmayan) türde örneklere sahiptir. Filmlerde yer alan efektler ve çevre sesleri, büyük ölçüde filmsel anlatımda gerçekçi atmosfer yaratmak için kullanılmıştır.
Filmlerde Müzik Kullanımı
Filmlerde Grafik Malzeme Kullanımı
Filmlerde Eleştirel İçeriği Ortaya Koyan Anahtar Karşıtlıklar
Çalışmanın başında belirlenen alt soru cümleleri bağlamında;

1.
Çalışma evreni içerisinde incelenen kısa filmlerde; toplumsal adaletsizlik, sosyal eşitsizlik, kimlik sorunu, anadilde eğitim sorunu, kadına şiddet, cinsel özgürlük, militarizm gibi temalar ön plandadır.

2.
İncelenen kısa filmler, biçim ve içerik açısından ticari sinema gelenekleriyle karşıtlık ilişkisi içindedir. Biçim olarak ticari sinemada çokça tercih edilmeyen sinematografik anlatım araçları-siyah beyaz renk, flu çekim, uzun planlar, sıradan oyuncu kullanımı vb.- kısa filmde eleştirel yapıya hizmet eden önemli özgürleştirici unsurlardır.
3.
İncelenen kısa filmler, biçim ve içerik açısından geliştirdikleri söylemler dikkate alındığında eleştirel söylemle aynı düzlemde yer aldığı görülür. İncelenen filmlerin egemen sistemin işleyişine karşı duran ve alternatif söylemler üreten yapıları, egemen sistemin işleyişine karşı durabilecek düşünce yapılarını aktif hale getirmede etkindir. İncelenen kısa filmlerin amacı katharsis oluşturmak değil, Metz’in ortaya koyduğu beş değişken üzerinden gerçekçi bir yapı kurmaktır.
Çalışmanın başında belirtilen hipotezler bağlamında kısa filmin;

1.
Anaakım sinemada temsil olanağı olmayan her tür konu ve içeriği işleyebilen eleştirel bir söylem alanı olduğu,
2.
Sosyal eşitsizlik, sosyal adalet, kimlik sorunu ve sosyal gerçekliğe vurgu gibi konuları işleyebileyen alternatif bir medya olduğu,
3.
Eleştirel yapısını sadece içeriğiyle değil biçimsel unsurlarıyla da ortaya koyduğu,
söylenebilir.

Bundan sonraki çalışmalarda, kısa film izleyicisi üzerine etki araştırmaları yapılarak, kısa filmin özünde var olan eleştirel yapının izleyiciye olan yansıması irdelenebilir.
Teşekkür ederim...
Full transcript