Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Petrol Yiyen Bakteriler

No description
by

Musa Göztok

on 30 November 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Petrol Yiyen Bakteriler

KARA İNCİ
Petrol Yiyen Bakteriler
Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 3. Sınıf
43606337484
designed by Péter Puklus for Prezi
PETROL (Petroleum)
Petrol halk arasında, yalnız belirli bir yakıt (benzin, gazyagı, dizel - motorin, motor yagı, fuel oil) olarak bilinmesine ragmen, aslında petrol kelimesi, dogal halde yeraltında poroz ve poroz olmayan kayalar altında bulunan islenmemisş ham petrol anlamına gelmektedir.

Petrol bulunan yerlere traps (hazne tasları) adı verilir.
Denizde Petrol Bileşikleri
Denizde petrol bilesikleri; tanker kazaları, balast suyu bosaltma, gemi trafigi, rafineri tesislerinden (alınan tedbirlerle bu kirlilik 70 kg’dan 1984’te 1 kg’a düsürüldü), tankere petrol yükleme veya bosaltma tesisleri, denizde petrol üretimi, karasal kirlilik, endüstri, otomobil egzozundan çıkan gazların yagmur ile denize ulasması sonucu olusur.

Denize bulasan petrol, deniz suyunda çözünmüs, dagılmısş veya parçacıklara tutunmusş(absorbe /adsorbe/sorbe), sedimente, kıyıda ve kayalıklara tutunmus olarak bulunur.

Deniz Suyunda Tespit Edilen Hidrokarbonlar
Deniz suyunda (µg/l);
metan 0.025-1.25, n-alkanlar (0.3-1.5), C14-C33,
pristan 0.015-0.043, fitan, naftalen 3-8, benzen 3-13, indanes 4-13, indenes 5-13, naftene 0-25, asenaftene 4-9, fluoren 3-12, fenantren 0-15, tetraaromatik 2-7, benztiofen 0-25, dibenztiofen 0-9 bulunmustur.
Aromatik hidrokarbonlar derinlige dogru artarlar. Bunların yanında uçucu hidrokarbonlar (C4-C8) deniz suyunda tespit edilmistir.
Yüzey suyunda bulunan n-alkanların (C27-C29) kaynagı biyolojiktir.

Petrol, ilk defa 1859 yılında Edwin Drake tarafından Pennysylvania’da satıhtan 23 m derinlikte kesfedilmistir.

Petrol ürünlerinden 1860-1885’de gaz yagı, 1885-1986’da petrol yagları, sanayide yaglamada, 1900-1914 oto yakıtı olarak benzin kullanılmıstır.

1940’da Kraking ile yapay petrol dönemi baslamıstır.

Baslangıçta 23 m’de bulunan petrol üretimi için bugün 3.000 m derinlige kadar inilmistir. Petrol tasımacılıgında kullanılan tankerlerin 1886’da 2.500 t olan kapasitesi bugün 500.000 t’a yükselmistir.

Petrol denizde uzun zaman sebatlı kalır, uçucu kısmı uçar veya mikrobiyal degradasyona ugrar. Petrol alkanları sedimentte iki sene kalır. Dallı alifatik hidrokarbon bilesikleri dalsız bilesiklerden daha geç parçalanırlar.

Sedimentten petrolün eksilmesi deniz suyuna geçisş ile ve mikrobiyal parçalanma ile olur. Bu önemli bir miktardır. Aromatik bilesiklerde, parçalanma alifatik dallı derivelerden yavastır. Ayrıca farklı bir şsekilde parçalanırlar.

Sediment Nedir?

Bir sıvının bekletilmesi veya santrüfüj edilmesi sonucu dibe çöken maddeye denir.
Deniz suyunda tespit edilen petrol bilesenleri asagıda verilmistir:
Oktadekan; Heptadekan; Nonadekapenten; Heneikosahekzen; Metilhekzadekan; Pristan, Fitan, Squalens.

Petrolün suda çözünürlügü suyun içerdigi tuza baglıdır.

Tuz konsantrasyonu % Çözünürlük 105 mol/l
Ham petrol 20(0C) 0 2.5
1.5 1.8
2.9 1
3.9 0.7
Nafta 25(0C) 0 3.9
2.9 3.7
3.9 3.5
Kerosen 35(0C) 0 6.3
Diesel 200 2.9 0.8
3.9 0.5
Gaz yağı 25(0C) 0 1.8
3.9 0.1

Su yüzeyinde petrol kirliligi çok yüksektir.
Tabii organik (monomoleküler) film ile Okyanus kaplıdır. Bu bölgede C11-C22 doymus, doymamıs, esterlesmis, C12-C16 alkol, organik karbon bilesikleri ile azot, fosfor bilesikleri bulunmaktadır. Ayrıca palmitik, miristik ve uzun zincirli çok doymamısş asitler tespit edilmistir. C15 dallı asitler çok azdır ve bu az bakteri faaliyetini göstermektedir.
Güneş ısıgı UV, çifte baglı bilesiklere etki etmektedir. Bazı bilesikler polimerlesir ve dibe çöker. Ayrıca deniz atmosferinde yagğ asitleri bulunmustur.
Bu film halindeki petrol:
• Uçma ve evaporasyonu geciktirir
• Dalganın bullerine lokalize olmusş zararlı gaz degisimini (su-hava arası) önler. Ayrıca bu alglerin CO2 almasını engeller.
• Isık ile degisir.
Satıhta Pb, Fe, Ni, Cu, Zn, Cd konsantrasyonu (organik ve partiküle baglı olarak) artar.

Su-Atmosfer Yüzey Arası Petrol Kirliligi
Güney Baltık Denizi’nde 2-130 µg/l (1983);
ingiltere sahili 0.7 µg/l sahil dısında açıkta, 12 µg/l sahilde (1990-1991), 9.3-48 µg/l (1993);
Atlantik’te Rhode Island Moonstone’da Nort Cope kazasında 2700 ton dökülen petrolden sonra bulunan PAH miktarı 4-132 gün sonra 384-115 µg/l (1986);
Meksika Körfezi 0.4-66.8 µg/l (1982); Kuzey Atlantik Okyanusu 17-147 µg/l;
Akdeniz Türkiye sahili >400 ng/l (1987); Batı Akdeniz 1-123 µg/l(1979);
Girit 0.145 µg/l (1998); Createn Sea, Yunanistan 0.092-0.317 µg/l (1997); Augusta Körfezi, italya 0.1-0.4 µg/l (1984); Adriyatik Denizi kıyı 1.40-10.98 mg/l;
Cortiou (Fransa) 104 µg/l (1988); Lyons Körfezi 23 µg/l (1983), 18-23 µg/l (1988);
Kuzeybatı Arap Körfezi 500 µg/l (1986); Batı Hint sahili 120-2440 µg/l (1979);
Arap Körfezi 3.25-25.33 µg/l; Katar 1.2-428 µg/l (1986);
Kızıl Deniz 6-1685 µg/l; Tayland 1.9-72 µg/l (1991);
Sevastopol 540 µg/l (1990); Yalta 180 µg/l (1991);
Novorossisk, Gelendzhik 130 µg/l (1992);
Hazar Denizi 0.06-0.23 mg/l (1981-1993 arası), 230 µg/l (1997)
Denizlerde Tespit Edilen Petrol Miktarları
1980-1989 yılları arasında Karadeniz’e giren petrol miktarı 80000 ton’dur.
Hazar Denizi’ne atılan petrol kirliligi miktarı 1986-1992, 44.5-157.6 bin ton petrol (367-1390 ton fenoldür).
Karadeniz’de büyük gemi trafigi, istanbul Bogazı-Odesa-Yalta-Batum arasındadır. Bu bölgede 1985-1989 arası petrol kirliligi 1-3.5 mg/l’dir.Petrol filmi kalınlıgı 0.038 mm (1 km2 deniz suyu 40 kg petrol içerir) hesaplandı. Buna göre Karadeniz’de 58-300 ton petrol yüzmektedir.

Bu sonuçlar gösteriyor ki denizde petrol kirliligi çok degisik dagılım göstermektedir.
Dünya geçitlerinde durum;
Manş Denizi 3.4-9 µg/l (1981), 9 ng/l 81993-1994);
Florida Bogazı 47 µg/l; Yucatan Bogazı 12 µg/l;
Sao Sebastio Bogazı (Brezilya) 49.6 µg/l (1995);
Johor Bogazı (Malezya) 2.795 µg/l (1995).
Türkiye Denizlerinde ve Bogazlarında (mak.) Petrol Kirliligi (µg/l)
Karadeniz İistanbul Bogazı Haliç Marmara Denizi Çanakkale Bogazı
Girisş Çıkısş Girisş Çıkısş
1997 44.6 43.1 66.8 64 112 106
1998 16.1 9.5 45.3 40.3 45.9 35
1999 126.9 13.4 25.2 15.8 11.8 106.4
2000 64.8 19.2 77.7 44.5 41.4 19.6 31.7
2001 97.7 148 607.6 87.2 148 87.2 87.2
2002 209.2 45.5 1100 752 36 44.3 592.7
2003 47.8 255 650.9 110 4.9 102 490.3
2004 277.1 130 249.6 1220 23.5 27.1 324.3

Suda Petrol Kirliligi Tayini
Belli miktar (800 ml, 3 l) deniz suyu alınır ayırma hunisine konur ve organik solventler ile ekstre edilir.
Solvent olarak hekzan, diklorometan (DCM), metilenklorid nadiren karbon tetraklorür kullanılır.
DCM ile ekstraksiyonu UNESCO (1984) tavsiye eder. Bunun sebebi DCM’nin kaynama derecesinin düsük olması (35oC) olması ve böylece uçucu petrol hidrokarbonlarının distilasyon esnasında kaybının önlenmisş olmasıdır.
Solventin distilasyonu için vakum uygulaması da literatürde kayıtlıdır. Fakat bu HK kaybına sebep olabilir. Bu sebepten uygun degildir.
Adi distilasyon uygulamasında distilasyon balonu ile sogutucu arasına deve boynu yerine koruyucu özel baslık (Dimroth baslıgı) konur. Böylece uçucu HK kaybı en aza indirilir.
Su örneginin analizinin 7 gün içinde yapılması istenir. Bekletilen örnege koruyucu olarak DCM ilave edilir.
Örnek alınan kabı dikromat-sülfürik asit, çesme suyu, aseton ve son olarak 5 defa DCM ile yıkanır.
Petrol Kirliliginin Deniz Ekosistemine Zararlı Etkileri

Bütün denizlerdeki petrol sızıntıları, gemilerden sızan petrol kalıntıları, gemilerin kaza sonrası denize dökülen petrol deniz ekosistemi için zararlı etki yapar.
Ancak bu etki petrolün miktarına, dagılan alanın yapısına baglı olarak degisir. Örnegin, petrol kirliliginin balıkçılıga etkisi en çok üreme ve göç dönemlerinde ve istanbul bogazı gibi dar bogazlarda olur.
Ekolojik veya biyolojik bir koridor görevi yapan bu tür bogazlarda görülebilecek petrol yayılmaları örnegin Akdeniz ve Karadeniz arasında olan basta balık göçleri zamanından olursa göçler etkilenirler. Ayrıca, yayılan petrolün balık avlama takımlarına verdigi zararlar da vardır. Bütün bu nedenlerle, balıkçılıga verilen zararlar hesaplanırken bütün bu etkiler dikkatlice incelenmeli ve geçmise ve gelecege dönük av degerleri tahminleri yapılmalıdır.
Petrol yayılması balıkları üç şsekilde etkiler. Bunların basında balıkların letal dozun üzerine çıkan ölümler gelir.
Örnegin, bentik balıklardan dil, kalkan, pisi ve diger balıkların ölümü buna örnektir.
1994’te olan Nassia kazası sırasında kaya balıkları ile birlikte genç kalkan yavruları da petrolden etkilenmislerdir.

Su canlılarının yumurta ve larvalarının petrol kirliligine daha fazla duyarlı oldugu bilinmektedir. Birçok balık, kabuklu ve eklembacaklı ilk evrelerini yüzeyde yüzerek geçirir ve bu durumda petrolden fazlasıyla etkilenirler. Petrol kirliligi eger genisş bir alana yayılmıssa, yumurtlama dönemine denk gelmisse ve belli türlerin özel olarak yumurtlama alanları olarak seçtikleri yerlere yayılmıssa su ürünleri stokları risk altındadır.

Diger yandan, petrol kirliliginde su ürünlerindeki lezzet degisimi ve petrol kokusu üreticileri zor durumda bırakır. Özellikle agkafeslerde yetistirilen balıklar ile midye ve istiridye gibi türlerin kaçma şsansı olmadıklarından petrol kokusu bu ürünlere sinebilir ve tüketime mani olur, bu ise üreticiler için bazen büyük zararlara neden olabilir. Bu türlerin tüketimi için güvenilir laboratuarlarda analiz edildikten sonra yenilmesi tavsiye edilir.
Bu durum özellikle geleneksel yöntemlerle balık avlayan balıkçılar için uzun dönemli zararlara neden olabilirler.
Petrol kirliliginin denizdeki besin zincirine verdigi etki de önemlidir. Özellikle üreme ve yumurta alanları, verimli kıyılar ile fitoplanktondan baslayıp en üst beslenme seviyesine kadar giden besin zincirindeki etkilenme bilimsel olarak izlenmelidir. Ancak burada verilen zararın maddi olarak karsılıgı için gelistirilmisş ve kabul edilmisş bir yöntem yoktur. Bu nedenle her kaza ayrı bir inceleme konusudur ve deniz ekosistemine verecegi zararı arastırmak önemli olmakla birlikte asıl olan kirlenmenin önlenmesi için çaba göstermektedir. Bu ise uygun stratejik planlar yapma, uygun malzemeyi kullanmasını bilen uzmanlar yetistirme, tanzim için bütün verileri toplama yanında dünyadaki gelismeleri takip eden uzman ve devlet organları ile isbirligi yaparak saglanabilir.

Petrol kazaları meydana gelmeden önce kıyılarda yapılacak petrol kirliligi acil eylem hazırlık ve önleme planları için hassas alanların haritalanması önemli bir süreçtir. Bu süreçte degisik kıyısal kaynakların durumu haritaya islenerek kirlenmenin önlenmesinde önceliklerin sıralanması yapılır.
Bu öncelikler örnegin GIS yoluyla bir veri bankasına veya harita üzerine islenebilir.
Hassas alanların haritalanmasında temizlenme stratejilerinin bulusması veya birbirini tamamlaması gerekir. Hassas alanların haritalanması yapılmadan yapılan temizlik islemleri eksiktir. Bu nedenle, ilgili kurumlara ve arastırmacılara yardımcı olacak bu haritalama, basit, pratik, kolay anlasılabilir olmalıdır.
Bu amaçla, haritalanılacak alanın kıyı tipi, habitat tipleri, (Deniz çayırları, mercan resifleri, yosunluk alanlar v.s) koruma altındaki alanlar, balıkçılık etkinlikleri, balık yetistirme alanları, tarihi alanlar ve sosyo-ekonomik veriler basta olmak üzere haritalara geçirilir. Kıyı tiplerinin haritaya geçirilmesinde genellikle çevresel hassasiyet indeksi kullanılır (Ipieca-IMO, 1996).
Diger yandan, su kusları petrol yayılmasından en fazla etkilenen canlılardan biridir. Bu kusların basta kanatları olmak üzere petrolden arındırılması için özel yöntemler bulunmaktadır. Uzman olmayanların yapacakları müdahale çogu kez canlılara fayda yerine zarar verir. Bu nedenle uzmanlasmısş kurumlardan teknik destek istenmelidir.
Türkiye ve Dünyadaki Petrol Kirliligi Yaratan Bazı Deniz Kazaları
Yüksek trafik yogunlugu, tehlikeli yük tasımacılıgı, artan gemi boyları, karmasık trafik yapısı, deniz, akıntı ve iklim sartları,hassas çevre kosulları,mahalli tehlikeler, gemi trafigini etkileyen diger denizcilik faaliyetleri, artıs gösteren deniz kazaları, gemilerin ilerlemesini kısıtlayan dar su geçitleri gibi sebeplerden dolayı istanbul Bogazı dünyanın diger bogazlarına kıyı ve iç sularına göre kaza riski en yüksek su yoludur. Bu sebepler ve gemilerin hatalarından dolayı geçmiste önemli deniz kazaları meydana gelmis, bu kazalarda can-mal kaybının yanı sıra ciddi çevresel tahribatlar olmustur. Bir geminin geçmek için 12 kez rota degistirmesi gereken bogazda son 50 yılda 500 kaza meydana gelmis olup, bogazda halen 19 gemi enkazı bulunmaktadır.
INDEPENDENTA FACIASI 15 KASIM 1979-istanbul
SVYATOV PANTELEYMON 11 KASIM 2003-
ISTANBUL
dökülen petrol 423 ton
oturma sonucunda kırıldı
TORREY CANYON-18 mart 1967 Ingiltere
Atlantic Empress- 19 temmuz 1979-Tobago
Dökülen petrol 280.000 ton çarpısarak yandı ve battı. Can kaybı ise 26 olarak belirlendi.
DEEPWATER HORIZON-20 Nisan 2010
Meksika Körfezi
can kaybı:28 dökülen petrol 627.000 ton
petrol platformunda patlama
Istanbul Bogazı'nda Haydarpasa Limanı'nın 800 metre açıgında 15 Kasım 1979 günü Türkiye saatiyle sabah saat 05:30'da kaza gerçeklesti.

1979; 93.000 ton petrol tasıyan Independenta ile kuru yük gemisi Evrialy İistanbul Bogazı’nın tam güneyinde çarpıstılar. Independenta atesş aldı ve atesş Evrialy’e sıçradı.

Independenta’nın mürettebatından 43 kisi öldü ve gemi yanmaya devam ederek sahile sürüklendi. Gemi büyük ekolojik zarara sebep vererek haftalarca yanmaya devam etti.

En sonunda yangın kendiliginden bitti. Bir yasındaki Indepententa’nın sigortalı degeri 40 milyon doların üzerindeydi ve Evrialy ise 2.5 milyon Euro degerindeydi.
94.000 ton petrolün 30.000 tonu yanarken kalanı denize yayıldı ve 5.5 km’lik bir alan yogun kirlenme etkisine girdi. Birçok deniz canlısı öldü, midye ve istiridye alanları petrolle kaplandı.

Deniz dibinde yasayan canlıların ölüm oranının %96 oldugu tahmin edilmektedir. Agır petrol kirliligi nedeniyle de deniz yüzeyinde siyah bir tabaka olusmustur.
2010 BP Deepwater Horizon, ABD tarihindeki en büyük petrol sızıntısıdır.
Petrol Meksika Körfezi’ne yayıldı ve ekolojik olarak büyük zarar meydana geldi.
Kazadan Missisippi Nehri deltası da etkilendi.

Petrolün Zararları ve Temizleme Yöntemleri
Petrol denizlerde ilk olarak yüzeyi kapladıkları için ısıgın ve havanın suyun alt katmanlarına geçisini engeller. Oksijenin azlıgında oksijen solunumu yapan canlılar yasayamazlar özellikle sahile yakın bölgelerde toplu ölümlere neden olur, ısıgın alt katmanlara ulasamaması sonucunda su bitkileri fotosentez yapamaz ve ötrofikasyona neden olabilir.
Petrol deniz kuslarının kanatlarına yapısarak uçamamasına,
balıkların solungaçlarına yapısarak solunumunu engellemesine
ve canlıların bünyesine girmesiyle onları zehirleyici etkilere
neden olur, hatta bu canlıları avladıgımızda petrol ve türevleri bizlere kadar ulasabilir.
Denizlere yayılan petrolün temizlenmesi için bir takım islemler uygulanabilir. Bunlar;
*yakma
*çöktürme metodu
*bariyerle çevirme *su köpügü kullanma
*kimyasal madde kullanma *mekanik temizleme
*sorbant kullanma *emülsiyon haline getirme

*Mikroorganizmalar Yardımıyla Temizleme
121.000 ton ham petrol tasıma kapasitesi ile döneminde dünyanın en büyük süpertankerlerinden bir tanesi olan Torrey Canyon, navigasyon hatası nedeniyle Sicilya Adaları ve ingiltere’de karaya oturmus ve çok büyük bir deniz kirliligine yol açmıstır. Gemiden 30.000 ton petrol denize dökülmüs, petrol tabakası ingiltere ve Fransa arasında denize yayılmıstır.
15.000 deniz kusu zayi olmus ve kirliligin etkileri yıllarca
sürmüstür.
KISACASI;
Petrol ve petrol türevleri olan
P
olisiklik
A
romatik
H
idrokarbon (PAH)’lar, petrol dökülmesi ve fosil yakıtlarının tamamen yanmaması sonucu çevreye atılan, yaygın organik kirleticilerdir.
Sebep oldukları çevre kirliligi ile olumsuz ekiledikleri biyolojik dengeyi düzenlemek adına, PAH’ların mikroorganizmalar tarafından yıkılımları, biyokimyasal ve genetik açılardan incelenmistir. Bu kimyasal yolların bazılarının genleri, çogunlukla kromozom dısı elementlerde bulunmaktadır. PAH’ları parçalayan mikroorganizmaların belirlenmesi, izolasyonu ve karakterizasyonu, çevrenin daha kısa bir sürede temizlenmesi açısından büyük önem tasımaktadır.

PAH kirliliklerinin yok edilmesinde primer mekanizma olan biyolojik olarak parçalanma, PAH bulasmısş ortamlara dogal mikroorganizmalar ekilerek hızlandırılır.
Ancak, bu isi farklı mikroorganizmalar yaptıgından, ekilecek mikroorganizmalar çesitli olmalıdır.
Ayrıca, dökülen PAH’ların ekilen mikroorganizmalarla birkaç gün temasta kalmaları saglanmalıdır.
PAH’ların parçalanması gibi bazı metabolik fonksiyonlar plazmidlerde kodlanan genler tarafından gerçeklestirilir. Katabolik plazmidler, bir organizmanın büyümesi ve hayatını devam ettirmesi gibi görevler üstlenen zorunlu genetik elementler olmamasına ragmen, hücrelere, kendilerinde mevcut olmayan metabolik çok yönlülük katarlar.
PAH’ların mikrobiyal parçalanmaları degisik biyolojik faktörlerin yanısıra, çesitli çevresel parametrelerden de etkilenir
Hidrokarbonların Yıkılımlarını Etkileyen Biyotik Faktörler
Çevreye bulasmısş PAH’lar primer olarak bakteri ve funguslar tarafından parçalanırlar.Mikroorganizmalar, hidrokarbonları yalnız baslarına, sadece sınırlı oranlarda metabolize ederler.
Bu nedenle toprak, su ve deniz ortamlarında kompleks hidrokarbonları parçalayabilmek için genisş enzimatik kapasitelerinden dolayı karısık kültürlere ihtiyaç duyulur. Su ana kadar yapılan çalısmalarda, Floodgate, denizde 25 hidrokarbon-parçalayan bakteri ve 27 fungus cinsini listelemistir. Yapılan benzer bir derlemede de toprak izolatlarının 22’sinin bakteriyal, 31’inin fungal cinslere dahi oldugu belirlenmistir.Yayınlanmıs çalısmalardan hareketle, hem toprak hem de deniz ortamlarında en önemli hidrokarbon-parçalayan bakterilerin
Achromobacter,
Acinetobacter
, Alcaligenes, Arthrobacter,Bacillus, Flavobacterium, Nocardia, Pseudomonas ve korineformlar oldukları tespit edilmistir.
DESTROIL
Destroil nedir?
Petrol kirliligini yok eden bakteriyolojik bir ürün olarak bilinmektedir.
Rusya Federasyonu bilim adamları tarafından uzun arastırmalar sonucu bulunmus "
Acinetobacter
" bazlı bakteriyolojik bir üründür.

Yapısında sadece petrol ile beslenen bir bakteri türü vardır. Petrol yiyen bakteriler, petrolün tükenmesi ile birlikte planktonlar halinde suda çökerler ve balıklar için de yem olmus olurlar. Bu planktonların balıklar için zararlı ve toxic olmadıgı yapılan arastırmalarla ispatlanmıstır.

Yapısında %10 aktif biyolojik madde ihtiva eden Destroil'in bakiye yapısını; mısır extresi, sakkaroz, tuz, su gibi günlük hayatta sürekli kullandıgımız organik ve inorganik maddeler olusturmaktadır.

Destroil'in Özellikleri
Acinetobacter esaslı bir biyo üründür.
Petrolle beslenen bir bakteri türüdür.
Kimyasal bir madde degildir.
Toksik özellige sahip degildir.
Çevreyi kirletmez ve dogaya zarar vermez.
Insan ve hayvanlara zararlı degildir.


Arastırma ve Raporlar
Mustafa Kemal Üniversitesi'nin yaptıgı uzun arastırmalar ve çalısmalar sonucunda Destroil'in petrolü yok ettigi ve balıklara zarar vermedigi raporlarla tespit ve teyit edilmistir.

Arastırmayı yapan bölümler:
Fen Edebiyat Fakülteleri Dekanlıgı Biyoloji ve Kimya Bölümleri
Kimyasal Teknolojiler Ana Bilim Dalı Çevre Teknolojileri Bölümü
Rusya Federasyonu Devlet Saglık ve Epidemioloji Denetim Merkezi

Yapılan bu arastırmalar sonucunda petrolü yok etmesinin yanında, suda çözülen ve canlılar için çok önemli olan serbest oksijene zarar vermedigi, tam tersine Oksijen artısını sagladıgı tespit edilmistir.

Nasıl Uygulanır?
2. KARADA ve KUMSALDA UYGULAMA
Destroil çözeltisi uygulanıgı deniz uygulamasına benzemektedir.
Burada ton basına kullanılacak Destroil miktarı kirlenmeye göre 5-15 kg. arasında olmalıdır. Hazırlanan çözelti 1 hektar (10.000 m²) alana püskürtülür.
Hazırlanan çözelti arazi üzerine püskürtülür. Buradaki püskürtme pülverizatör ile sis seklinde degil, tazdikli su seklinde olmalıdır.
ilk tatbikatın akabinde arazi tırmıklanarak havalandırılmalıdır. Zira bakteriler oksijenli ortamda ürerler, havasız ortamda üremeleri durur.
iyi netice almak için genelde ilk tatbikattan sonra ikinci bir tatbikatın yapılması uygun olur.
Plajdaki tatbikatlar daha çok Nisan-Mayıs aylarında yapılmalıdır. Bu aylardaki hava sıcaklıkları bakteri üreme ortamı için uygundur. Uygulamaların çok sıcak ve günesli ortamlarda yapılmamasına özen gösterilmelidir.

3. GÖLLERDEKI UYGULAMA
Uygulama aynen denizlerdeki gibidir. Göl suları genelde durgun olduklarından dolayı uygulama için elverisli ortam sayılmazlar. Bu islemler esnasında genelde suyun hareketli olması tercih edilir. Bu gibi durumlarda uygulamadan hemen sonra göl içerisine muhtelif yerlere agaç atılarak bakteri faaliyetleri hızlandırılmalıdır. Yapılan bu islem o esnada o kısma oksijen saglar. Bu durumda bakteriler orada açılan temiz suyun hemen kıyısında ve agacın kenarından petrolü kemirmeye ve tüketmeye baslarlar.

Sonuç olarak;
Ugruna yıllarca savasların yapıldıgı “kara inci” (petrol) ve türevlerinin çevreye dökülmeleri,çevre kirliligi olusturmaları yönünden de bunları dünya gündeminde birinci sıraya yükseltmistir.
Endüstriyel gelisme ve düzensiz ve kontrolsüz kullanım sonucu dogaya bulasan polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) çok büyük tehlikeler ve olumsuzluklar meydana getirirler.
Polisiklik aromatik hidtrokarbon ile kirlenmis ortamlardan izole edilecek PAH parçalayan bakterilerin, hidrokarbon bulasmıs ortamlara ekilmeleri, ekosistem dengelerinin yeniden kurulmasına büyük katkılar saglayacaktır. Ayrıca, polisiklik aromatik hidrokarbon parçalayan plazmid veya gen fragmentlerinin, PAH parçalama özelligi olmayan bakterilere transferi,çevrenin daha kısa sürede temizlenmesi için, çevreci fenotipik karakterlere sahip yeni susların
ortaya çıkmasına katkıda bulunacaktır.
Rekombinant DNA teknolojisinin büyük nimetleri olarak “petrol yiyen bakteri”lerin gelistirilmeleri, uygulamalı çevre bilimleri ve çevrenin hidrokarbonlardan temizlenmesi yönünden de oldukça önemlidir.
KAYNAKLAR


http://lenoil.my1.ru/index/0-5
http://bio.gensa.com.tr/destroil.htm
http://tr.wikipedia.org/wiki/Acinetobacter
http://journals.tubitak.gov.tr/biology/issues/biy-99-23-3/biy-23-3-5-98024.pdf
http://www.nobel.gen.tr/Makaleler/Derleme-Issue%201-63-2012.pdf
http://www.tudav.org/index.php?option=com_content&view=article&id=236&Itemid=142&lang=tr
http://www.cygm.gov.tr/CYGM/Libraries/GuncekBelgeler/Türkiye_ve_Dünyadaki_Önemli_Petrol_Kazaları.sflb.ashx
http://news.discovery.com/earth/exxon-valdez-110324.htm

Mikrobiyal Kommünitenin Genetik Kompozisyonunun Degismesiyle Adaptasyon
Mikrobiyal kommünitelerin kimyasal kontaminantlara adaptasyonu enzim baskılanması veya
uyarılması, genetik degisiklik ve seçici zenginlestirme seklinde olmaktadır. Bu mekanizmalarından
sadece üçüncüsü ayrıntılı sekilde incelenmistir.
Mikrobiyal kommünitenin adaptasyonu için asıl genetik mekanizma, seçici zenginlestirme ve gen transferi ve mutasyon yöntemleriyle kimyasal kontaminantların metabolizmasını kodlayan genlerin çogaltılmasıdır. Son yıllarda, bu islemin direkt takip edilmesinde hidrokarbon-katalitik yolları kodlayan genler için özel DNA probları gelistirilmistir.
Sayler ve arkadasları hibridizasyon teknigini kullanarak, petrol-bulasmıs sedimetlerdeki PAH mineralizasyon oranlarının arttırılmasına yönelik çesitli çalısmalar yapmıslardır. Çevresel örneklerden izole edilen ve sonra prob haline getirilen DNA örneklerinde dot blot hibridizasyonu yöntemi, organizmanın kültürü ve izolasyonuna ihtiyaç duymaksızın özel DNA sıralarının tanınmasında kullanılmıstır. Polimeraz zincir reaksiyon (PCR) teknigi dot blot hibridizasyon metodunun hassasiyetini arttırmayı basarmıstır.

Musa GÖZTOK
Uygulama Alanları
Petrolle beslenen bir bakteri türü oldugu için denizlerin ve karaların petrolle kirlenmis kısımlarının temizlenmesinde kullanılır.
Deniz kenarlarında karaya bulasan petrol kirlenmesini yok etmek için kullanılır.
Turistik bölgelerde kumsala bulasıp plajları kirleten petrol atıklarının temizlenmesinde kullanılır.
Göllerdeki petrol kirliligini yok etmek için kullanılır.


1.DENIZ UYGULAMASI
Destroil'in etkili olabilmesi için yüzeydeki petrol tabakasının kalınlıgı 10mm 'yi ve derinlemesine kirlenmis deniz suyunun kalınlıgının da 150mm 'yi geçmemis olması gerekmektedir.
Agır deniz kirlenmesinde öncelikle petrolün döküldügü yüzey bariyerlerle çevrilerek petrolün daha genis alana yayılması önlenir.
Karıstırıcılı bir tanker içerisinde deniz suyu doldurulur. Denizin kirliligine göre 1 ton deniz suyuna 2-5 kg. civarında Destroil maddesi ilave edilir.
Tatbik edilmeden önce Destroil çözeltisinin aktive edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle çözeltiye ton basına 300 gr. (NH4)3PO4 (Amonyum Fosfat) ilave edilir.
Çözelti içerisine 4-6 saat süreyle balık akvaryumunda oldugu gibi azar azar hava verilir. Bu arada ortam sıcaklığının 23-28 °C arasında tutulması uygun olur.
Hazırlanan bu çözelti, kap degistirilmeden dogrudan dogruya pülverizatör ile sis halinde petrol tabakasına püskürtülür. Hazırlanmıs 1 tonluk çözelti, yaklasık 1 hektar (10.000 m²) alan için yeterlidir.
Uygulama Sıcaklıgı:
Uygulama esnasında ortam sıcaklıgı 10 °C 'nin altına düsmemeli ve 28 °C 'nin üstüne çıkmamalıdır. Bu ısı aralıgının dısına çıkıldıgında Destroil maddesinin aktivitesi düser. Bilindiği gibi bakteriler belli sıcaklıklarda ürerler. Çok soguk ve çok sıcak ortamlarda üremeleri azalır veya tamamen durur. Bu noktada en uygun sıcaklık 24 °C ve Ph:6.0-8.0 'dır.
Etki Süresi:
Tatbikattan sonra bakteriler yaklasık 1-2 hafta içerisinde petrolü kemirerek tüketirler. Petrolün rengi bu esnada yavas yavas degisir ve parçalanarak Planktonlara dönüsürler. Böylece balıklar için de mükemmel bir yem olma özelligi açıga çıkar. Ortamın sartlarına göre etki süresi kısalır veya uzayabilir.





Depolanması & Muhafaza Edilmesi
• Destroil maddesi, -40 °C ile +20 °C arasında 1 yıl süreyle muhafaza edilebilir.
• 5 kg. 'lik çift katlı polietilen torbalar, 2 veya 4 katlı kraft torbalar içerisinde ambalajlanmaktadır.

Sekil
: Petrolle kirlenmis topragı temizlemek için kullanılan biyolojik ürünler
Acinetobacter
Acinetobacter cinsi gram-negatif, hareketsiz ve fermantasyon yapmayan, Moraxellaceae familyasına ait bir bakteri cinsidir.

Önemli toprak organizmaları olup, örnegin, aromatik bilesenleri metabolize ederler. Acinetobacter türleri hastanelerde hem kuru hem nemli olmak üzere çesitli yüzeylerde canlı kalarak hastane enfeksiyonlarının önemli bir kaynagını olustururlar. Bu bakteriler dogal olarak pek çok antibiyotik sınıfına karsı dirençlidirler. Acinetobacterler ayrıca biyoteknolojik amaçlar için kullanıma çok elverislidirler.
TESEKKÜRLER...

Ötrofikasyon, göl gibi herhangi bir büyük su ekosisteminde, basta karalardan gelenler olmak üzere, çesitli nedenlerle besin maddelerinin büyük oranda çogalması sonucu bitki varlıgının asırı sekilde artması. Bu durum sudaki çözülmüs oksijen miktarını azaltarak uzun vadede su ekosisteminin ölümüne neden olabilir.
Full transcript