Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

SUSKUNLUK SARMALI

No description
by

Fatma Aksoy

on 10 June 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of SUSKUNLUK SARMALI


Küresel örümcek, ağlarını örmeye devam ediyor. İnsanlığı, ‘insanlığından’ vazgeçirmek amacıyla kurgulanan ‘sanal’ sistem, adeta bir ‘matriks’ gibi her gün biraz daha etrafımızı kuşatıyor. Kimliğimizden’, ‘inançlarımızdan’, ‘değerlerimizden’ uzaklaşarak, yalnızca ‘yiyip içen’, ‘eğlenen’, ‘gazete okuyan’, ‘televizyon seyreden’, tuvalete giden’ ama asla ‘düşünmeyen’,
güncel ihtiyaçları dışında asla ‘tepki’ vermeyen birer ‘tüketim’ organizmalarına dönüşüyoruz. Araştırmayan, sorgulamayan, ‘kavalcının peşinde giden’ birer fare haline geliyoruz. Hayattan en zevk aldığımız şey ‘uyumak’.
Tam ‘uyanacak’ gibi oluyoruz, işte o an ‘gaipten’ bir ses, kulağımıza şöyle fısıldıyor:
- “Büyükler ne yaparsa doğru yapar, sakın ses çıkarmayın, tepki göstermeyin.”
Ülke, adeta bir ‘tiyatro sahnesine’ dönüştü. Her gün ‘farklı’ imiş gibi görünen, ama ne hikmetse hep
‘aynı son’ ile biten yeni bir ‘cambaza bak’ oyunu sahneye konuluyor. SUSKUNLUK SARMALINA MAHKUM EDİLEN MİLLET Sessizlik (Suskunluk) Sarmalı Elisabeth Noelle-Neumann Türkiye’de Mahalle Baskısı Suskunluk Sarmalı Yaratır “Mahalle Baskısı” Hangi İletişim Kuramıyla Açıklanır? Sürüden Ayrılanı Kurt Kapar Konuşmayı ve Suskunluğu Koruma Zamanı
Her iki kavram, insanları çevreleri hakkında bilgi edinmek üzere kitle iletişim araçlarına ve kişilerarası enformasyon kaynaklarına başvurduklarını ileri sürer, ancak farklı kuramsal geleneklerden kaynaklanmaları nedeniyle enformasyon arama davranışının farklı etkileri üzerinde dururlar . SESSİZLİK (SUSKUNLUK) SARMALI NEDİR? Önemli bir kitle iletişim kuramı olan Suskunluk Sarmalı’na her an çevremizden örnekler verebiliriz. Özellikle Türkiye gibi çoğunluğun görüş iklimine göre rotasını belirleyen insanların bulunduğu bir ülkede siyasal iletişim alanında bu kuramdan faydalanılabilir. Suskunluk Sarmalı kuramı sosyal psikolog Leon Festinger’in Bilişsel Çelişki Modelinin sosyal bilimlerdeki bir yansıması olarak da lanse edilmektedir. Bu doğrultuda bu çalışmada bireylerin hangi sosyolojik ve siyasal etkilerin sebep olduğu psikolojik kaygılarla düşüncelerini rahatça ifade edememelerine yönelik bir inceleme yapılacaktır. Suskunluk Sarmalı Alman bilim kadını Elisabeth Noelle Neumann tarafından geliştirilen bir kuramdan kaynaklanmaktadır. Kuram, insanların kişisel düşüncelerini oluştururken başkalarının ne düşündüğüne dair temel sosyal psikolojik düşünceden kaynaklanır. Kişinin kendi kişisel düşüncelerini başkalarının ne düşündüğüne bağlamasıdır.

Bu model, kamuoyunun nasıl oluşturulduğuna ilişkin soruya dayanmaktadır. Bu sorunun cevabı şudur ki; kitle iletişimi, kişilerarası iletişim ve toplum içinde kişinin başkalarıyla ilgili kendi bireysel algısı arasında bir etkileşim yatmaktadır. Böylece, baskın ya da kazanan düşünce daha çok eğilim göstermektedir. Yani, kişi bu eğilimleri kazanıp görüşlerini bu doğrultuda aktardıkça; bir grup, hizip baskın olarak ortaya çıkar ve diğer aykırı düşünce düşüşe geçer. Bu nedenle, egemen düşünceye sahip kişinin konuşmasına ve diğer kişinin sessiz kalmasına yönelik; egemen düşüncenin yükselerek pekiştirildiği sarmallaşma süreci başlar. Bu kurama göre, insanlar doğal olarak toplumsal ‘yalnızlık korkusu’na sahiptir. Fikirlerinin azınlık içinde yer aldığını algılayan kişiler, toplumun çoğunluğu tarafından dışlanmak korkusuyla, açıkça davranışta bulunmaz, düşüncelerini ifade ederken çoğunluğun görüşünü, oybirliğini (consensus) kabul eder. Oybirliğine ulaşmada temel enformasyon kaynağı kitle iletişim araçları ya da belirli bir konuda hakim fikir ve düşünceleri belirleyecek güce sahip gazetecilerdir. Kuramın temelinde sosyal-psikolojik bir düşünce olan kişisel fikrin başkalarının ne düşündüğüne bağımlı olduğu görüşü yer almaktadır.
Suskunluk Sarmalı Kuramı, gündem koyma ve saptama modelinin aynadaki olumsuz yansıması olarak nitelendirilmektedir. Aslında Noelle-Neumann, gündem koyma ve saptama yaklaşımında kapalı da olsa ima edilen bir düşünceye psikolojik açıklama getirmektedir; bu düşünce, kitle iletişim araçlarınca ele alınmayan olay ve konuların kamu gündeminde yer almayacağıdır.
Suskunluk sarmalı kuramında iki kavramdan söz edilebilir.
1) Toplumsal yalnızlık korkusu
2)Yarı-istatiksel duyu Bu model; genel fikirlere uyma ve azınlık fikirleri taşımada suskun kalmayı materyal ilişkiler düzeninin yapısal gerçeğine ve bu yapının günlük çalışması biçimine bağlarsa, anlamlı bir yaklaşım olabilir. Neumann teorisi bu bağlamda (medya konusunda) diğer teorilere göre daha güç olan bir teoridir. "Sessizliğin sarmalı", olarak ifade edilen teori; medyanın güçlü etkilerinin kamu düşüncesi üzerinde olduğunu tartışır. Sessiz kalan bireyler kaynak olduğu için, oyunun önemli bir parçası olan medyaya yönelir. Medya helezona neden olan sessizliği üç yolla sonuçlandırır:
1. Sessiz kalan gruptan birinin bile aykırı davranması, halkın söyleyebileceği düşünce hakkında izlenimlere şekil verir.
2. Düşünce hakkında izlenimleri olan grup baskındır.
3. Sessiz kalan grup düşüncede artış ya da azalış olduğu hakkında izlenimlere şekil verir. Neumann bir grup bireyin kendi düşüncelerini yaydığını ifade eder ve bu düşünce kendinden emin bir şekilde halkın oluşturduğu kamuoyu tarafından yapılır. Diğer taraftan, kendi düşüncelerini kaybediyor olduğunu fark eden bireyler de bu konumda önemli bir yer tutar, çoğunluğu benimseme eğilimi görüşü insanları ayrıma sürükler. Buna göre; sessizlik içinde kalan bireyler şöyle sınıflandırılabilir;
1.Çoğunlukla kabul edilen konumu onaylayan, görüşlerini ifade etmek için gönüllü olan azınlıklar,
2. İnsanlar düşünceleri paylaşmak ve konuşmak için gönüllüdür.
3. Kendini beğenme duygusu sessiz kalmak için bir sebep olabilir.
4. Orta ve üst sınıflarda erkeklerin, genç erişkinlerin duygularını daha iyi, cesaretli bir şekilde ifade ettikleri gözlenmiştir.
5. İnsanların sayıca üstün oldukları durumda cesaretleri artar. Son yıllarda medya gündeminde sıkça tartışılan "mahalle baskısı" kavramı da aslında bir tür "uyum" meselesine karşılık gelir. İletişim biliminde "mahalle baskısı"nı açıklamada ilk akla gelen kuram, Suskunluk Sarmalı'dır. Ancak kimi başka açıklama ya da kavramlar da "uyum" konusuna odaklanır. Suskunluk Sarmalı'na göre tartışmalı bir sorun karşısında insanlar, kamuoyunun dağılımıyla ilgili izlenimlere bakar. Azınlıkta ya da çoğunlukta olup olmadıklarını anladıktan sonra, eğer azınlıktaysalar konu hakkında sessiz kalmayı tercih ederler. Kamuoyunun değişip değişmediğini de takip eden insanlar, eğer kamuoyunun kendilerinden farklı yönde değiştiğini hissederlerse yine sorun hakkında
sessiz kalırlar. Onlar daha çok sessiz kaldıkça, diğer insanlar belirli bir görüşün temsil edilmediğini daha çok hisseder ve aynı görüşteki diğer insanlar da sessiz kalarak sessiz kitleyi büyütürler. 19 Aralık 1916 yılında Berlin’de doğdu.1937 yılında Missouri Üniversitesinde gazetecilik okudu.Berlin Üniversitesine döndüğünde Ph.D. ünvanını kazandı.Elisabeth Noelle-Neumann 24 yaşında, Das Reich ‘de yazım müdürü oldu. Özel, gizli düşünceleri araştırmak için bir organizasyon düzenlendi. 1960 lı yıllarda, halkın düşüncesini genişletmek ve büyütmek için bir hipotez geliştirdi. 1971 yılında “Spiral of Silence” konusu üzerinde araştırmalara başladı.Noelle-Neumann Avrupa’da, kütle iletişiminin seçkin isimleri arasında yer almaya başladı.1984 yılında “The Spiral Of Silence Theory” sosyal düşünce açısında en önemli iletişim kuramlarından biri olduğu kabul edildi. Suskunluk Sarmalı yaklaşımı Mahalle Baskısı, Omerta Kuralı gibi çeşitli ifadelerle basında da dolaylı olarak ima edilmektedir. Çoğunluğun azınlık üzerinde baskı kurabileceği çoğu kez dile getirilmiştir. Laiklik yaklaşımı da bir nevi azınlığın çoğunlukla aynı haklara sahip olabilmesi, çoğunluğun azınlık üzerinde baskı yaratmaması, azınlığında düşüncelerini rahatça ifade ederek
suskunluk sarmalına girmemesidir. Eşitlik anlayışına göre atılan adımlar kimi zaman kişileri kimliksizleşmeye doğru götürmektedir. Bu noktada ayrıca "çevre" mi daha etkilidir, yoksa "medya" mı diye sorulursa; kesin bir genellemeye gitmenin doğru olamayacağını belirtmekle birlikte, yüz yüze iletişiminin kitle iletişiminden daha etkili olduğu söylenebilir. Seçim kampanyaları açısından da seçmeni ikna etmede yüz yüze iletişimin medya kullanımından daha etkili olduğu şüphesizdir. Medya da “Mahalle Baskısı” Yaratır "Mahalle baskısı" kavramını iki unsurla ilişkilendirmek mümkündür: Bunlardan birincisi "çevre" ve ikincisi de "medya"dır. İletişim bilimindeki birçok kuram ve kavram, çevrenin, kamuoyunun ya da toplumun şekillenmesinde medyanın farklı boyutlardaki etkilerini açıklar niteliktedir. Suskunluk Sarmalı ve Türkiye Bütün bu kuramlardan yola çıkacak olursak özellikle Türkiye gibi kendine güveni olmayan insanları yetiştiği ve sağ-sol çatışması, etnik köken, dil, din, ırk, mezhep, cinsiyetçilik gibi çeşitli faktörlerin yanı sıra, eğitimde, yaşam standartlarında, gelir dağılımında uçurumların bulunduğu ülkemizde yaratılan fırsat eşitsizlikleri insanları çeşitli aidiyet gruplarına yöneltmiştir. Yalnız kalmamak, soyutlanmamak, güçlü ve popüler görünme dürtülerinin yanı sıra daha iyi bir işe, daha iyi yaşam koşullarına kavuşma ya da mevcut sosyal dengesini korumak adına kişiler hakim düşünce ikliminin içine girmektedirler. Tutum ve davranışları dengede olan kesim ise suskunluk sarmalına hapsolmaktadır. Günümüzde aykırı düşüncede olmanın soyutlanma, dışlanma, majinalleştirilme gibi manevi yaptırımlarının olmasının yanı sıra, Silivri’de tutuklu bulunan gazetecilerin yazdıkları yazılardan ötürü antidemokratik bir şekilde özgürlüklerinin kısıtlanması gibi maddi yaptırımları da vardır. ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK NEDİR? Öğrenilmiş çaresizlik, geçmişteki acı deneyimlerden çıkarılan negatif şartlanmaların bugünkü davranışları belirlemesidir. SAHTE ÇARESİZLİK VE GERÇEK ÇARESİZLİK Kişi ne yaparsa yapsın sonucun değişmediğini, engelleri hiçbir şekilde aşamadığını, istediği sonucu almanın kendi ellerinde olmadığını düşündüğünde, çaresiz olduğunu öğrenir ve herhangi bir şey yapmamayı (atalet) seçer. Öğrenilmiş çaresizlik üç şeyi zayıflatır:

Akıl, istekler ve duygular! Öğrenilmiş çaresizlik insanlarda üç önemli yetersizliğe (veya bozukluğa) neden olur: Motivasyonel (motivational) zayıflama, entelektüel (cognitive) zayıflama ve duygusal (emotional) zayıflama Suskunluk Sarmalı’na her an çevremizden örnekler vermek mümkündür. Düşüncesinin insanlara saçma gelebileceğini ya da anlaşılamayabileceğini düşünen biri özellikle kalabalık bir ortamda bunu açıklamaktan çekinebilir. Çocuklardan yetişkinlere kadar bu durum söz konusudur. Kişi düşüncesi karşısında sert bir tepki almaktan, dışlanmaktan, alay edilmekten korkup sessiz kalabilir; fakat kendi görüşüne yakın bir görüş başka biri tarafından dile getirildiğinde kişi bundan cesaret alıp kendi görüşünü ifade edebilir. Çoğunluk olmak güçlü olmak, meşru olmak ve doğru tarafta olmak gibi
algılanabilmektedir. Ülkemizde eşcinseller hala kimliklerini rahatça açıklayamamaktadırlar. Tabii kişinin kendi görüşü karşısında yer alan görüşe sahip olan taraf çoğunluk olabileceği gibi sahip olduğu statü de kişinin karşıt görüşünü açıklamasında etken olabilir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk diyor ki: “Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephede baş gösteren suskunluktur.”
Full transcript